Yıldız Paketi kitap kapağı

35. bölüm / 55

Yıldız Paketi

35 - İtiraf

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 55Şu an: 35 - İtiraf
  1. 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
  2. 2 2 - Anksiyete466 kelime
  3. 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
  4. 4 4 - Toz Madde742 kelime
  5. 5 5 - Göz Teması620 kelime
  6. 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
  7. 7 7 - Şiddet792 kelime
  8. 8 8 - Sil Baştan559 kelime
  9. 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
  10. 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
  11. 11 11 - Af dilemek577 kelime
  12. 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
  13. 13 13 - Yeni İş763 kelime
  14. 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
  15. 15 15 - Boğulma774 kelime
  16. 16 16 - İade1.020 kelime
  17. 17 17 - Toplu İğne971 kelime
  18. 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
  19. 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
  20. 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
  21. 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
  22. 22 22 - Yanmak1.121 kelime
  23. 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
  24. 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
  25. 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
  26. 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
  27. 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
  28. 28 28 - Isırma803 kelime
  29. 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
  30. 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
  31. 31 31 - Açlık942 kelime
  32. 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
  33. 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
  34. 34 34 - Semaver1.049 kelime
  35. 35 35 - İtiraf1.500 kelime · Okuduğun bölüm
  36. 36 36 - Mail634 kelime
  37. 37 37 - Tehdit876 kelime
  38. 38 38 - Mermi1.353 kelime
  39. 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
  40. 40 40 - Kurallar1.288 kelime
  41. 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
  42. 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
  43. 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
  44. 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
  45. 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
  46. 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
  47. 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
  48. 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
  49. 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
  50. 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
  51. 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
  52. 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
  53. 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
  54. 54 54 - Final2.025 kelime
  55. 55 Teşekkür Bölüm204 kelime

Her insanın yaşadığı en az iki hayatı vardır;
Biri bildiğimiz vitrinlik, diğeri bilmediğimiz derinlik..
-Oğuz Atay

Babam kişisi ofisten ayrıldıktan sonra odama kapanıp dikim işlemine kaldığım yerden devam edecektim ama, kafamın uyuşması beni çok zorluyordu.
Sen kimsin de bana bu şekilde bir teklifte bulunabilirsin?
Para yardımında bulunacaksın buna tamam, ama kuru kuru olmayacak da neyin sapı oluyor?
Karşılığında benden ne isteyebilirsin ki?
“Ay aklım gerçekten hiçbir haltı düz mantıkla algılamıyor sanırım..” Kumaşı eşitlediğimde elime aldığım iğneyi batıracağım sırada yine kapı tıklatılmasıyla dalgın olan beynim yüzünden iğneyi panikle nereye batıracağımı şaşırdım.
Parmağımdan oldum hay böyle işin içine..
Kanamaya başlayan parmağıma bakarken, “Kimsin lan, ne var ne istiyorsun?” diye söyledim.
Sandalyeme hızlıca oturup çekmeceden yara bandı ararken, kapı aralığından kehribar gözleri gördüm.
Şu çeneni bir tut bee kızım..
“Gelebilir miyim?” Kısık bir tınıyla konuştuğunda acı içinde kafamla onayladım.
Parmağım kanıyor anne.
Çekmecede nihayet bulduğum yara bandını aceleyle açmaya çalışırken Mirza'nın bakışları üzerimde geziyordu.
Semaveri gerçekten yanında getirmişti..
Kanayan parmağımın olduğu elim kontrolüm dışında titremeye başlamıştı ki, Mirza hemen yanıma gelip yara bandını elimden kaptığı gibi parmağıma sıkıca ve dikkatle yapıştırdı. Paniğe kapıldığını anladığım gibi yerimde huzursuzca kıpırdandım.
Niye paniğe kapılıyorsun?
Nemli gözlerimi yüzüne çevirdiğimde bir süre parmağımda olan yüzünü inceledim.
Kendine gel.
Elimi elinden uzaklaştırdığımda içimdeki dürtü, konuyu değiştirmem gerektiğini söylüyordu. Hayır, neden bunu yapıyoruz ki?
“Teşekkür ederim, semaveri getireceğini zannetmiyordum.” Samimiyetle tebessüm ettiğimi düşünüyordum ama iç sesim yine başlıyordu.
Bu ne soğukluk?
Sanki hayatını karalamış gibi davranmasana çocuğa!
“Tabii ya, senin tipin kaymıştı değil mi?”
“Parmağın nasıl o kadar kanadı?” Az önce dediğim sözlere kulak asmayıp bana soru mu sordu o?
“İğne battı ciddi bir durum yok.” Yüzünü yüzüme sabitleyip alnımdan ufak bir öpücük kondurmasını asla beklemiyordum.
Bu adam sürekli alnımdan öpüyor ya da saçlarımdan..
Paranoyak falan olabilir mi acaba?
“Sen şizofrensin o kesin de!” Aynen kanka.
“Sen işine devam ederken, ben de çayları katayım.” Semaverin yanına gittiğinde bakışlarımı mankene çevirdim.
Aptal manken!
“Hemen aptal Gülsima’ya çevir o lafı!”
Sarılı parmağımda gerçekten ciddi hiçbir sorun yoktu, neden bu kadar paniklediğini anlamıyordum.
Sanırım şu dikim işini bir an önce bitirmeliydim yoksa bundan daha büyük sorunlar ortaya çıkabilirdi.
İğneyi dikkatlice elime aldığım gibi ufak yerinin dikişini bitirip mankenin üzerindeki kıyafeti çıkararak dikiş makinasının önüne koydum.
Bu sırada Mirza elinde iki çay bardağı tutarak bana bakıyordu.
Ne bakıyorsun çay var kıyafet var?
Bana uzattığı çay bardağını alarak sandalyeme oturup çaydan bir yudum aldığım gibi geri püskürtme ihtiyacı duydum.
“Ne oldu?” Ne olduğunu anlamaya çalışan Mirza, kendi çayından bir yudum almıştı. “Beğenmedin mi cidden?”
Şekersiz bu çay!
Zift gibi demli çayı şekersiz nasıl içeyim?
Şekersiz içenlere yuh yani..
Bozulan ağzımın tadını yerine getirmek için önce yüzümü buruşturdum. Dudağımı ıslatıp bardağı masaya koydum. “Şeker var mı?”
Poşetin içine baktığında olumsuzca kafasını salladı.
“Şekersiz içtiğimden unutmuşum kusura bakma,”
Sakinim bir kere ben.
Bir çaya bakıp bir de Mirza'nın üzgün suratına baktığımda samimiyetle gülümsedim.
“Sorun değil Mirza, üzgün hissetme hem tadı o kadar da berbat değil.”
Kaşlarını büzüp bardağını bana doğru kaldırdı.
“İçmeyecek misin?” Net bir sesle soruya kaşlarımı havaya kaldırdım.
“Benimle inatlaşma, iddiaya da girme tüm semaveri bitiririm.”
Yapmayacağım bir şey değildi, konu inat olduğunda.
“Ortada inatlaşacak ne var aptal Gülsima?”
Ağzı ‘O’ şeklini aldığında bu sefer o kaşlarını havaya kaldırdı. “Şekersiz? İçersin? Sen?” Alayla kahkaha attığında gözlerimi büyüttüm.
Tüm öfkeli inadımı şimdi gör sen Mirza Bey!
Normalde böyle saçma bir iddiaya kafa tutamazdım, tutmadım da.. Ama o zorbalayıcı ses tonunu sana gösteririm.
“Evet ben, sen benim inadımla hiç tanışmadın sanırım?” Dudağını kenara kıvırırken hâli oldukça benimle eğleniyor gibiydi.
Gözünün içine bakarak masamdaki çay bardağını tek yudumla sümürdüm. Semaverdeki çayın hepsini içmek için masanın kenarından geçerken semaverin önünde durup bardağımı doldurmaya başladığımda ağzıma bozuk metal tadı geliyordu, ama bunu belli etmemeyi de çok iyi biliyordum.
Psikolojim bozuk sanırım..
Mirza'nın şaşkın bakışlarını gözlerimde hissederken ona bakarak ikinci bardağı da içtim. Dişlerimi sıkarak ağzımdaki bozuk tadı azaltmaya çalışıyordum ama mideme vurmaya başlıyordu.
Üçüncü bardağı da gülerek içtiğimde zorla yutkundum.
“Gerçekten onun hepsini içeceğim deme bana?” İmkânsız gibi konuştuğunda omzumu silktim.
“Onu benimle inatlaşmadan önce söyleyecektin kurye kılıklısı!” Dördüncü bardağı da içtiğimde altı bardağa tamamlamayı düşünüyordum.
Kusarsam da kusayım, inadım kafama binmişti bir kere.
Dört ve beşinci bardağı da içtiğimde, çayın tüm demi ve şekersizliği mideme oturup kalmıştı.
Zift gibi acı tat midemi fena bozmuştu.
Altıncı bardağı elimde tutarken Mirza'nın bakışlarının değiştiğini fark ettiğimde, “Yüzünün rengi değişti sanki Gülsima, iyi olduğuna emin misin?” diye sorunca ağzımdaki metalimsi tat yine ortaya çıkmıştı.
Mirza ciddiyetle elimdeki bardağa el koymak istediğinde bardağı ona vermedim. “Gülsima içme, bak şekersiz içiyorsun bir de full demli çay içiyorsun. Şekerli içmeye alıştığın için bu kadar içtiğin çay mideni ne hâle getirir, haberin var mı senin?” Bardağı elimden tekrar almaya çalıştığında inadımdan beni vazgeçiremeyecekti.
Zorla da olsa elimdeki çayı da diktiğimde bardağı hızla masaya koyup kendimi koltuğa attım.
Yüzümü onun önünde büzmek istemiyordum ama beynim sanki dönüyor gibi hissediyordum. Elim mideme baskı yaparken kusmak üzereydim sanırım…
İnadımın başıma işler açacağını biliyordum.
Mirza'nın çaresiz bakışlarına kaşlarımı çattım.
“Neden öyle bakıyorsun, inadımla başa çıkabileceğini mi zannettin yoksa?”
“Pes artık gerçekten Gülsima, ben doğru düzgün inatlaşmadım bile seninle..” Bana bir şey olmasından korkar gibi üzerime titremeye çalışıyordu.
“Altı bardak çay içtim, ama hayatımda daha önce çay içerken bu kadar zorlanmamıştım.”
En çokta inatlaşma huyumdan nefret ediyordum çünkü bazen aşırı sinir bozucu olabiliyordum..
Kendini tanıman ne kadar da hoş.
Midemin ağrısı biraz geçer gibi olduğunda banka hesabımdan gelen mesaj bildirimiyle tüm dikkatimi bildirime verdim.
Bu adam benim banka hesabımı nereden bulup para attı?
Cevat Asil miymiş babam?

Kaşlarım normalinden daha çok çatıkken Mirza'nın merak dolu yüzünü az buçuk tahmin edebiliyordum.
Sen az bir dur koçum.

‘Cevat Asil tarafından, tarafınıza iki milyon Türk lirası para transferi gerçekleşmiştir.’

Ela harelerim bildirimin üzerinde dolaşıp dururken dudaklarımdan ‘oha’ nidası döküldü. Kendi markamı kuracaktım..
Kafamı kurcalayan tonlarca düşünce varken nasıl sağlıklı düşünecektim?
Uyuşan beynimi Mirza'nın sesi canladırdı. “Gülsima kötü bir haber mi?”
Yüzüme kontrolsüzce eklenen tebessümle kafamı olumsuzca salladım. “Hayır, babam yani.. Yirmi yıl ortada gözükmeyen babam olacak şahıs, sen gelmeden hemen önce odama gelip kendi markamı kurma teklifinde bulunmuştu, ben tabii sövmekle uğraşırken banka hesabıma para aktarmış.” Mirza'nın kehribarları emin olmak için ela harelerimde gidip gelirken tek kaşını kaldırıp tok bir sesle, “İlk defa açıklama yaptın bana..” dedi.
Konumuz bu mu?
İnanamıyor gibi bakış attığımda, “Bir daha aynı hatamı tekrarlamam Mirza.” dedim.
Hâlbuki o beni daha tanımıyordu.
İyileşmek istemiyor muyduk sonuçta?
“Hata olarak niye görüyorsun güzelim, ben seni tanımaya çalışıyorum.” Yanıma oturup saçlarımı yeni fark etmiş gibi bakışlarını yüzüme indirdi.
Güzelim senin mesleğindir.
“Bu nasıl bir tabir Gülsima?”
Evet saçlarıma yorum alayım Mirzacığım?
Hihihi!
Saçımın kısa bir tutamını kulağımın arkasına alarak kulağıma karizmatik gelen sesiyle konuştu. “Sen iyileşmek için mi saçlarını kestin yoksa acılarını tekrar tekrar yaşamak için mi?”
Senin için kestim dediğimi hayal et; sonra sen bana imayla gülüyorsun ben de sana dirseğimi geçiriyorum nasıl senaryo iyi midir?
“Git senarist ol, ama akıl hastanesinde!”
“Yeniden beyaz sayfa açtım kendimde de, yakışmamış mı?” Kalbimin ritmi yine davulla yarışırken Mirza'nın gözlerinin parıltısını gördüm.
“Tam sana uygun bir model, nasıl yakışmaz? Modacı sevdiğim benim..” İkinci kez utanma duygusuna kapıldığımda Mirza biraz eğilip dudağını yanağıma yaklaştırırken odamın kapısı hiddetle çaldı.
Gözlerimi korkuyla büyüterek Mirza'dan önce ayaklanıp kapıya doğru ilerlerken hiçbir şey demeden Cevat Bey odaya adımını attı.
Doğal olarak ikimizi yan yana görünce yüzünde şaşkınlık belirtisi oluştu.
Sana da merhaba Cavcav Bey.
“Senin görüştüğün mü var kızım?” Sesindeki soğukluğa gözlerimi devirerek cevap verdim.
“Babalık görevini yapmış baba görmüyorum ben karşımda, bu hesap sorma işi nereden çıktı?” Gözbebeklerim öfkeden büyürken Mirza'nın da ayaklandığını fark ettiğimde Mirza'yı beklemediği anda omuzlarından tutarak geri oturmasını sağladım.
Donmuş kalmış yüzünü içten bir tebessümle yatıştırdım.
“Sana kendi markanı kuracak kadar para verdim, haberin olmuştur.” Benim sandalyeme oturması küplere binmeme sebebiyet verirken Mirza'nın yanında dikilerek kollarımı göğsümde topladım.
Hayatımda tek beni seven kişiye zarar vermeye kalkamazsın.
“Evet oldu, bunun kuru kuru olmayacağından da bahsetmiştin.. Kastın nedir peki?” Yönelttiğim soruya histerik bir şekilde kahkaha atarken aynı benim gibi olan ela gözlerini dışarıya çevirdi. “Yanındaki beyefendiye sormak istiyorum, kızıma âşık mısın?”
Daha bana bile âşık olduğunu itiraf edemedi çocuk, burada nasıl cevaplasın Cavcav?
“Babanın ismi Cevat yalnız..” Hangi babamın? Ona ben öyle demek istiyorum.
Mirza'nın gözleri büyüyen gözbebeklerinde bir bana bir babama gidip gelirken âdemelması yavaşça aşağı kaydı.
Çocuğa panik duygusu enjekte ediyorsun bee adam..
Âşık mısınız bana Mirza Kanoğlu?
Oturduğu yerden biraz öne gelerek ayağa kalktı ve tam babamın karşısında dimdik durdu.
Elim dudağıma giderken Mirza'nın keskin sesi odada yankılandı. “Bu bilgiye neden öğrenmek istiyorsun?”
“Sen neden cevaplamak istemiyorsun oğul?”
Mirza'nın kafası bana döndüğünde kolumdan tutarak ellerimizi birleştirip babamın gözünün içine kadar resmen soktu. “Ben tüm hayatımı Gülsima’ya verdim, âşık olmadığım bir kadının odasında ne işim var?” Anksiyetem atak geçirecek kadar arttığında alt dudağımı dişledim. Kehribar gözlerindeki yoğun sevgi bakışlarına nasıl bakıyordum bilmiyorum ama göz kapağım seyirme gösteriyordu.
“Ben Gülsima'yı sevmeyi seviyorum,” Bakışlarını hızla babama çevirdiğinde, “O kadar çok âşığım ki, sürüklenen tükenmiş hayatımdaki yaşamı ben bir çift ela gözde buldum. Ve hayatım boyunca da kaybetmek haram bana.” dedi. Sağ gözümden bir damla gözyaşı yanağımdan süzülürken dudağım hissizce titredi.
Mirza…
Mirza elini kafamın arkasına koyup alnımdan öptüğünde kollarım Mirza'nın boynuna dolandı.
Çatla Cavcav!
Bilinçli veya bilinçsiz şekilde kendimi Mirza’ya sarılırken bulmuştum..
“Siz mutlusunuz yani öyle mi, pekâlâ!”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.