49. bölüm / 55
Yıldız Paketi49 - Gizli Kaçma
Bölümler 55Şu an: 49 - Gizli Kaçma
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime · Okuduğun bölüm
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gökyüzüne yıldızlar, yüreğime sen lazım.
Yıldızlara bir ay, sana da bir ben lazım.
-Cirmle
Nurten Hanım’ın - müstakbel annemin - dediklerimden dolayı bakışları düşündürücü şekle bürünmüş ve kehribar gözlerini birden gözlerimin içine odaklamıştı. Nedensizce ürperme geldiğinde yavaşça bakışlarımı Mirza'ya çevirmek istedim ama Nurten Hanım'ın sözüyle kafamı yüzüne sabitledim.
“Sultan ile bir tanışmışlığın var mı güzel kızım?” Cana yakın bir samimiyetle sormuştu ama belirsizce içimde bir titreme hissetmiştim.
Sen nereden tanıyorsun?
Aynı kişiyi mi düşünüyoruz ki acaba?
Yüzünün belli bir noktasına odaklandığım için cevap vermeyi biraz ertelemek istedim, o esnada da Mirza hemen konuya atıldı.
“Anne yol bizi çok yordu da, yemek var değil mi? İçeriye buyur etmeyecek misin bizi?” Canımın yandığını anladığında konuyu başka yere çekmesi yüzümde güller açtırmıştı.
Annesi başıyla onayladığında önümüzden eve girdi. Mirza biraz önüme geçip elini uzattığında kırptığı gözünün tam içine baktım.
Seni yiyebilir miyim?
“Annemin kusuruna bakma, o ve seni bilmiyor. Ayrıca yemekleri çok lezzetlidir.” Benim yemeklerimi yedin mi sen?
Başımı hafiften utanarak yere eğdiğimde uzattığı elini kavrayarak evin içine adım attık.
Adım attığım gibi burnuma gelen yoğun yemek kokusuyla âdeta mest olmuş gibi gözlerimi anlık kapatma ihtiyacı hissettim.
Sıcak aile evi sanırım bu oluyordu.
“Ortaya kaos çıkınca gör sen sıcak aile evini!”
Kapının tam karşısındaki oda sandığım kadarıyla yemek odasıydı, çünkü gözüme kocaman yemek masası çarpmıştı.
Mirza'nın yanından ilerlerken yemek masasının yanında durduğunda gözlerim masaya yemek servisi yapan kadında oyalanmıştı.
Hizmetçiydi sanırım.
Düşünsene bir de Mirza'nın sözlüsü falan çıkıyormuş.
Ay şapşal iç ses, gebertirim.
Kadını yeterince süzdüğümde bakışlarımı hemen masaya çevirmek istedim ama Mirza'nın gözlerinin üzerimde olduğunu bilmiyordum.
Dehşet-ül vahşet!
Aman Allah'ım ne oluyor ne oluyor?
“Işıltım, kadın evin hizmetçisi ayrıca evli ve bir çocuğu var. İçini rahat tut sen!” Kulağıma eğilip sadece benim duyabileceğim ses tonuyla konuştuğunda olduğum yerde kal gelmişti. Ney?
Sen bana açıklama mı yaptın?
Ay nereden anladın şapşal şey yaa?
Boğazımı hızla temizleyip zaten yüzümde solmamış gülümsememi sabit tuttum. “Sadece ikimizin olduğu yerde seni ısıracağım bunu unutma hayatım,” Yüzünü imayla büzerken dudağımı büzüp omzuna hafifçe dokundum.
Yüzüme doğru eğildiğinde başka birinin masaya yaklaşmasıyla neredeyse tutunduğum sandalye ile birlikte yere serilecektim.
Senin belanı..
Nurten Hanım'ın emriyle masada yerlerimizi aldıktan sonra Mirza'nın tam karşısında oturuyor olmaktan gayet memnundum canım.
Bugs Bunny sesiyle,
“Canım!”
Yanımda oturan Ela kafasını telefondan kaldırmıyor ve hafif hafif kıkırdıyordu.
Öğretmenim, yalnız arkadaş ses çıkarıyor.
Herkes yemeğini yemeye başladığında masanın başında oturan ellili yaşlarda olduğunu varsaydığım kır saçlı, zayıf adamın bakışları Mirza'ya takılı kaldığında kim olduğunu anladım.
Babasıydı..
Ve sanırım aile kavgasına şahit olacaktım.
Adamın gözleri bir kısılıp bir büyürken içtiğim çorbadan yudum yudum içmeye çalışıyordum.
Ben korksam mı, yoksa Mirza'yı mı savunsam?
Yalnız Ela, baban kavga çıkaracak sen hâlâ ekrana bakıp bakıp gülüyorsun..
Yakışmadı.
Ela gözlerim Mirza'ya kaydığında usulca kimseyle ilgilenmeden önündeki yemeği bitirmeye çalışıyordu.
Nasıl da açıkmış şapşal.
Elleme lan sevgilimi, yesin yemeğini!
Sesin çıkarsa, sesim çıkar diyormuşum.. Tamam şakaydı bu, aile konularına burnumu sokmam.
Çorbadan bir kaşık aldığım sırada babası ölüm sessizliğini bozmuş bulundu.
Başlıyor mesai.
“Soyunu ve haysiyetini üç kuruşla nasıl çöpe attığınızı açıklar mısınız beyefendi? Siz kim olarak bu evin çatı altına ayak basabiliyorsunuz?” Bir elim kaşık tutarken gözlerim Mirza'nın tepkilerini izliyordu.
Yemekten kafasını kaldırıp babasıyla göz teması kurduğunda annesi babasını sakinleştirmeye çalışıyordu.
Ela Hanım hâlâ ekrana kıkırdıyor.
“Murat lütfen, o senin evladın değilse benim biricik oğlum! Kariyer ve soy hakkında üzerine varma çocuğun!” Mirza'nın çene kası seyirme gösterdiğinde şakağındaki bir damar attı.
Elimi tut diyeceğim de imkânı yok gibi bu durumda.
“Sen karışma Nurten,” Babası ayaklandığı gibi Mirza'nın yanına geldi ve hafifçe kolunu dürttü. “Size sesleniyorum Mirza Bey, hiç utanmadın değil mi? Emekli savaş pilotu babamın soyunu utandırmayayım diye hiç mi düşünmedin ulan!” Elini Mirza'nın tabağına sertçe vurduğunda ortaya çıkan görüntüye masadaki herkes çığlık attı.
Siktir!
Vurduğu tabaktaki porselen parçaları dört bir yana saçılırken Mirza'nın gözleri yüzümde bir süre durduğunda sandalyeyi ayaklanarak yere devirdiği gibi babasını çekiştirerek ortamdan uzaklaştırdı. Kafama saplanan ağrıyla gözlerimi sıkıca kapatıp açmaya zorladım. Çene kaslarımı sıkarken tek oturanın ben olduğumu fark edince ayaklandığım gibi Ela yüzüme bakarak çığlığı bastı.
Yüzümde ne var benim, ya da ben mi acı hissetmiyorum?
“Yenge yanağın..” Ela oturmam için beni sandalyeyi işaret yaptığında elim yanağıma gitti.
“Yanağına cam parçası isabet etmiş,” O Murat şahsını ağlatmazsam..
Ben niye oturduğum yerden payımı alıyorum oğlum?
Ela hızlıca ilk müdahaleyi yaptığında göz kapaklarımı bir kez kırpmadan Mirza'nın gittiği noktaya bakıyordum.
Sıçtım ağzına!
Yüzüme dokunan Ela’nın ellerini yavaş olmayan bir kuvvetle çektikten sonra Mirza'nın gittiği yere hızlı adımlarla ilerdim.
Arkamdan Ela’nın, “Ama yenge..” Cümlesinin devamını duymadan Mirza'nın sesini işittim.
“Senin oğlun yok, reddettin ya hani.. Benimle hiçbir muhatabın olamaz!” Cam kırılma sesiyle Mirza'nın yüksek desibel çıkan sesini tekrar işittim. “İçeride hayatımı verdiğim kadının canını kasten yaktığın için bu mübahtır sana!” Gürültüyle babasının sesini duyduğum gibi yanıma ulaşan Ela'yı çok sonradan fark ettim.
“Yenge, abim sana tüm davranışlarıyla hayran. Bu güzel görümceni de sevdiğine kavuşturur musun?”
Af buyur?
Kaşlarımı çatıp kısık sesle konuştum.
“Oradan bakınca evlenme programı sunucusu mu gözüküyorum canım ha?” Sıkıntıyla oflarken birden Ela'nın kolları kollarımı sardı.
Dış kapının oraya kadar ilerlerken kısık sesle konuşuyordu. “Akgün diye biri var onunla kaçmama yardım et ne olursun? Abimin haberi var ama sen bana yardım et lütfen, tasarımcı yengem?” Kirpiklerini kırpıştırırken sevimli gözüktüğünü inkâr edemezdim.
İyi de ben tanımıyorum ki sizi.
“Abinin haberi varsa niye kaçıyorsun, haber et ve git işte!” Sorgulamama sinirlenmiş olacak ki, elimden tutup bahçeye çıkardı beni.
“Kaçmam lazım, hayatımı kurtarmak istiyorum yenge. Heh bak geliyor!” Ne, nasıl geliyor bee?
Şey, bir erkeğe kaçarak hayatını kurtaramazsın, aksine hayatın altüst olur.
Ve ben sana yardımcı olamam..
Eliyle işaret ettiği kişide gözlerimle gözlem yaparken oldukça dikkatliydim. Fazla kıvırcık olmayan saçlı, açık kahverengi gözleri, uzun, zayıf azıcık da kaslı ve kumral biriydi. Yaş olarakta Ela'nın yaşıtı olması lazımdı.
Gözlerim Akgün denen şahısta fazla oyalanırken dudaklarım Ela'ya ithafen hareket etti. “Sen okuyor musun Elacığım, eğer okuyorsan kaçma fikri nereden esti?” Ela hızlıca cevabını geciktirmedi.
“Pastacılık bölümü son sınıf öğrencisiyim yenge, çok uzun ayrı kalmayacağım merak etme ve sakın ağzından kaçmam ile ilgili bir söz söyleme!”
Gözlerimin önünde el ele tutuşup gittiler.
Herhangi bir yardımım olmadı ama sen bana emanettin, Allah kahretmesin.
“Emanet olduğunu kim söyledi?”
“Peki ben Mirza'ya bu durumu nasıl açıklayacağım?”
Naneyi yine yedirdiler bana ama yaa.
Haksızlık bu!
Bölüm etkileşimi
