34. bölüm / 55
Yıldız Paketi34 - Semaver
Bölümler 55Şu an: 34 - Semaver
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir kelebeğin canını yaktığında, ertesi gün özür dileyemezsin.
-Pablo Neruda
Karşımdaki sima bana büyük bir ilgi ve umut dolu bakarken, ben öfkemi dengede tutmaya çalışırken içimde volkanlar patlıyordu.
Senin burada ne işin var?
Değiştir, çok klişe.
Bu pezevenk benim karşıma hangi sıfatla çıkıyor ula?
Yanından sıyrılıp geçmek istediğimde bir bacağını öne atarak önümü kesti.
Aha şimdi başlıyor eğlencem!
“Bana bak Alihan, senin ismindeki tüm harfleri alır, çarpar, toplar, böler, daha sonra da münasip bir yerinden çıkarırım!” Öfke saçan bakışlarıma sadece sinir bozucu kahkahasını atarken yakasına yapışmamam için dişlerimi birbirine kenetliyordum.
Eliz Hanım nerede?
“Annen beni buraya çağırdı, yine formundasın gülüm.” Yapmacık sırıtışıyla yanağımdan anlamadığım bir anda makas alır gibi yaptığında bana uzandığı bileğini tutarak boşta kalan elimle de boğazına sarıldım.
Piç seni!
Tüm öfkeli gücümle uyguladığım kuvvetle geriye sekip sırtını sert bir şekilde duvara çarptı.
Orospu evladı.
Elim hâlâ boğazına yapışık hâldeyken boşta kalan dirseğimi tam burnunun üzerine geçirdim. Çöpe atar gibi elimden bıraktığımda kulağımı kanatan tiz sesle yüzümü buruşturdum.
“Gülsima! Kendine gel!”
Kendime mi geleyim?
Anlamsız bakışlarımı sesin geldiği yöne çevirdiğimde annemin koşar adımlarla sümük gibi yere yapışan Alihan’nın yanına gittiğini gördüm.
Şaka mı?
“Niye şaşırdın ki, sana mı koşacaktı?”
Alihan'nın yüzüne tükürmek istedim ama Eliz'in Hanım'ın çıkış saati yaklaşıyordu, gidip ne zaman çıkacağımı sormak zorundaydım.
İkisine de gözlerimi hiddetle devirdiğimde en son gördüğüm görüntü, Alihan'nın durmak bilmeden kanayan burnuydu.
Ha ha ha!
Eliz'in kapısının açık olduğunu gördüğümde, ilk başta tereddüt ettim ama daha sonra içeriye girmeden kapısını tıklattım. Kadrajına girdiğimde gelmem için kafasıyla işaret yaptı.
“Eliz Hanım ben bugün ne zaman çıkabilirim diye soracaktım?” Ses tonumu oldukça alçak tutarken ondan beklemediğim bir tepki aldım.
“Ne zaman doğru düzgün çalıştın da, çıkış saatlerini düşünür oldun Gülsimacığım?” Saçlarını savurup çantasını omzuna asıp odadan ayrılırken bana son kez döndü. “Akşam dokuzda ayrılabilirsin ofisten, daha erken olmaz!”
Akşam dokuz?
Kaşlarım normal bir şekilde havada asılı kalırken haklı olduğu için tek kelime edememem sinirimi bozuyordu.
Lanet olsun ki, haklıydı.
“Doğru düzgün çalışmamıştım henüz.”
Telefonumdan saate baktığımda ofiste geçireceğim dört saatinin olduğu gerçeğiyle karşılaştım.
Çay planı iptal oldu gibi sanki..
***
Odamda kâğıt üzerine çizdiğim kıyafetin, mankenin üzerinde dikimine başlayacağım için derin bir nefes aldım.
Sakin olmalıydım, üniversitesi zamanında çok dikim yaptım.
“Ama bu ofiste ilk defa yapacağım!” Gözlerimi nefes alsın diye havaya kaldırırken saçlarımı bileğimdeki tokayla toplamaya geçmiştim ki, saçımın sadece iki tutamı tokaya geçmişti. Geriye kalan saçlarım omzuma zor değiyordu.
Sövmek yok görüyorsunuz ki..
“Sıçtın içine her şeyin Gülsima!”
“Sen sussana bee zırvalık bozuntusu!” Kendi kendime fazla konuştuğumu fark eder etmez dikim malzemelerini masaya çıkardım.
İlk iş olarak mezurayı boynuma geçirip, daha önceden kesilmiş kumaşı mankene giydirdim. Kıyafetin uzunluğunu ayarlamak için mezurayı boynumdan asılarak almak istedim ama, neredeyse ufak çaplı boğulma tehlikesi geçirir gibi oldum..
Bunu da yaşamadım demezsin artık.
Ter içinde ölçüyü aldığımda buz gibi zemine resmen yığılıp kalmıştım.
Günün yorgunluğunu çıkarmak istesem..
Olmaz değil mi?
“Saçmaladım iyice,” Dikim işlemine geçeceğim sırada kapım tıklatıldı.
Eğer Alihan geldiyse bu iğneyi ona saplamaktan asla gocunmazdım.
Etrafı toplama ihtiyacı duymadan kapım tekrar tıklatıldı.
“Ses etsene kızım mal mal bakıyorsun!”
Alnımda biriken ufak ter damlalarını elimin tersiyle silerken, “Buyurun?” diye seslenmeyi ihmal etmedim.
Kapıyı yavaşça açarken daha önce hayatımda hiç görmediğim orta yaşlarında olan bir adam odaya girdi.
Kır saçları gözle görülür şekilde seyrelmişti, tonton bir amcaya benzediğini inkâr edemezdim. Işıl Işıl bakan ela gözlerinde öyle yoğun bir duygu vardı ki, ama bu masum bakışlarında her haltta çıkabilirdi.
Boyu genel erkek boylarının yanında bir tık kısa kalıyordu, zayıf diyemeyeceğim bir yapıya sahipti.
Giydiği takım elbisesinin ceketini bana bakarak iliklediğinde yüzüne değişik bir gülümseme kondurdu.
Amca sen kimsin anasını satayım?
O nasıl bir gülüş oğlum?
Hani, korku filmlerinde olur ya kötü adamların sinsi gülüşleri aynı ona benzetmiştim.
Şu an mimiklerim benden önce konuştuğu için kafamı sağ sola yatırıp derin bir nefes aldım. “Buyurun beyefendi?”
“Ben bu ofiste çalışan Gülsima Asil’e bakmıştım?” Ee taa kendisiyle konuşuyorsun dayı..
“Gülsima Asil benim, ne için bakmıştınız?” Anında bakışları ve mimikleri sanki istediğini bulmuş gibi yoğunlaşıp büyüdüğünde olduğum yerde nedense üşüme gelmişti.
Büyücü falan mısın?
Yanıma birer adım yaklaşmaya başlarken titreyen sağ elimi gizlemeye çalışıyordum.
“Güzel kızım benim, Zübeyde nasıl da iyi bakmış sana..” Yavaş bir sesle konuştuğunda beyin akışım durmuş gibi sarsıldım.
Sikeyim!
Güzel kızım mı?
Kızım mı?
“Yürü git lan evine!”
Gözbebeklerim fal taşı gibi açılırken kafamı olumsuzca sallamaya başlamıştım. Hayır, hayır!
Bu zamanda gelmemeliydin.
Sarılmak için tam önümde durduğunda paniğe kapılmış hâlde kendimi geri çekerek çantamı alarak kapıya doğru ilerledim. Adamın bakışları buz kestiğinde kolumdan tutup gitmemi engelledi. Kalbim beni çok fazla zorlarken beynimin içi uyuşuyordu.
“Sana bir teklifim var kızım,” Hemen kafamla reddedip kolumu kurtarmaya çalıştım ama kolumu biraz daha sıkı kavradı. “Teklifimi dinlemeden gidemezsin!” Sesini yükselterek konuştuğunda yüz ifadesi çok hızlı değişiyordu.
İnsan mısın lan sen?
Öfkem beni daha çok basarken elini ısırarak kolumu kurtardım. “Sen hangi sıfatla bana dokunup, hangi ucube teklifini sunacaksın?”
“Sen babanla bu şekilde mi konuşuyorsun?”
“Yemişim ulan babaymış, yirmi senedir hangi boku yiyordun da bu yaştan sonra baba oluyorsun?”
Hem nereden bileceğim ben senin babam kılıklısı olduğunu?
Hızlı cevap vermeme şaşırmış bir hâlde koltuğa yayılarak oturup kaşlarının altından yüzüme baktı.
“Kendi markanı kuracak kadar para miktarına sahip misin?” Bir kolunu masaya dayamış olmayan sakalıyla oynuyordu.
Kendi markamı mı?
Duraklayıp alnıma masaj yaptım.
“Bu nereden çıktı şimdi? Kendi markamı kuracak kadar para bende ne gezer bee adam?” Tatmin olmuş şekilde tebessümle kafasını salladı.
Kendi markamı kurmayı teklif ediyorsun yoksa?
“Kendi markanı kurmak istiyorsan para yardımında bulunacağım ama öyle kuru kuru olmayacak,”
Ben kimseden para alacak değilim.
“Düşünürüm bu konuyu.” Uzatmak istemediğim için geçiştirmeye çalışırken çalan telefonuma bakmak için odamdan ayrıldım.
Kollarımı göğsümde toplayıp telefonu kulağıma götürdüğümde cam kenardan adamın beni izlediğini fark ettim. Ona doğru arkamı döndüğümde Mirza'nın sesi kalbimin ritmini tekrardan bozdu.
“Alayım mı seni, çay içmeye götüreyim?”
Düşünceli şey seni.
“Akşam dokuza kadar ofisten ayrılamam Eliz Hanım tembihledi. Kusura bakma ama sanırım davetine icabet edemeyeceğim.”
Hiçbir sıkıntı yokmuş gibi ettiği teklife gözlerimi büyüttüm.
“Odana semaver getirsem kim ne diyebilir?” Ciddiyetle sorduğu soruyla buz kestim.
Ananı.. Şaka mısın sen?
Yaratıcılığını yesinler.
Utangaç biri değildim ama nedense bu sözüne utanarak burnumu kaşımıştım. “Zahmet olmazsa neden olmasın?”
“Seninle beraberken ne zahmeti Gülsima, yapma Allah aşkına.”
Gülümsememe engel olamazken odadan çıkan babam olacak lavukla göz göze gelmeyi ummuyordum.
Dik duruşta dururken, “Misafirim gelecek, size çıkışa kadar eşlik etmemi ister misiniz?” diye sordum, samimiyetsizce.
Ağzından çıkan ‘cık’ sesiyle gözlerini benden ayırmadan çıkışa kadar gitti.
Var bunda bir olaylar ama, ne?
Lütfen bana patlama abi.
Bölüm etkileşimi
