20. bölüm / 55
Yıldız Paketi20 - Alınan Ah
Bölümler 55Şu an: 20 - Alınan Ah
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bu hayatta asla ödenmeyecek şeyler var; yenen hak, girilen günah, kırılan heves, alınan ah gibi…
Hepsini yaşayan ben, şu an ne yapacağımı kestiremiyordum.
Lacivert gözler öfke ve hırs karışımıyla beni dikkatli izlerken öfkeme mukayyet olmak çok zordu.
“Bakın, ben öyle bir talepte bulunmadım. Aranızda ne oluyorsa sizin aranızda, ben Alihan’la bile konuşmuyorum kaç senedir ayrıca.” Elimi alnıma dayayıp Simay’ın hangi şekilde saçmalamasını bekliyordum.
İftira atılıyor kurye bey şu an bana!
Ay ne kuryesi - hatlar karıştı anasını yaa - memur bey diyecektim.
Simay saçlarını savurup ellerini sallayarak ayağa kalktı ve hiçte sessiz sayılacak bir sesle konuşmuyordu.
“Neyine güveniyorsun lan sen, kimin altına yatıyorsun da benim gibi bir şahsa yalan söyleyebiliyorsun?” Gözlerimle ağzım aynı anda açılırken Simay'ın eli kahvesine gitti. “Sen kimsin de benim olan adamımla olmamı engelliyorsun zilli? Senin adını, geçmişini, mesleğini, her bir haltını ezer geçerim. Ezdiririm de!” Elinde tuttuğu kahveyi üzerime doğru hızla savururken öne eğdiği saç tutamını elimle kavradım. Pantolonlu takım elbisemi mahvettiği gibi bakalım elimden kurtulabilecek miydi?
Saçını daha çok yere doğru çekerken, “Bırak lan paçoz, pis varlık! Çek o soysuz ellerini narin saçımdan!” diye bağırırken hoş bir kahkaha patlattım. Masanın yanından geçip yanına daha rahat ulaşıp iki elimle saçını kavradım. İki tarafa oyuncak gibi savururken hemen arkasında bulunan koltuğa doğru ittim.
Uykum vardı ama sayende zihnim açıldı.
Koltuğa sert düştüğü gibi elleriyle kafasını kontrol ederken ben, kollarımı sıvamak ile meşguldüm.
Soysuz ellerim ve narin saçlarım öyle mi?
Sıvadığım kollarımı belime koyup Simay'ın yüzüne doğru eğilip samimiyetsiz gülüşümü sergiledim.
“Hayatın boyunca iyi günlerini yâd edip duracaksın Gülsima, bundan sonra musallatın olarak kâbusları yaşatacağım sana!” Az daha zorlasam gözlerinden yaşlar akacaktı.
Deneyelim bakalım!
“Yaa öyle mi yapacaksın, peki bunları sağ salim yapacağından emin misin?” Bir bacağımı koltuğa atarak koltuğa yayılmış olan Simay’ın yakasına yapıştım. Tüm gücümle üstüne çıktığımda soğuk soğuk terler döküyordu. “Ecel terleri mi bunlar yoksa altını mı ıslattın hayatım?” Alay ederken yakasını çekiştirmeye devam ediyordum. Yüzü kızarırken ellerimi çekmeye çalışıyordu.
Yetti ama bana yapılan haksızlıklar!
“Bı.. Bırak beni, sal beni bir.. Konuşalım.” Dişlerinin arasından fısıldarken avucuma tükürüp sol yanağına tokadımı indirdim. Üzerinden kalkarken olduğu yerden öksürüyordu. Tam saçının arkasına yapışacağım sırada yüzüme yalvarır gibi baktı. “Dur lütfen, Alihan’la zaten ben evleneceğim ama bana yardım etmen gerekiyor!” Yüzümü buruşturup kafamı sağ sola salladım. “Sikerler, iki yüzlü karı gibi önce iftirayla üzerime yürü sonra yardım et, yürü git lan it evine!” Kafasına dokunur gibi vurduktan sonra çantamı aldım. Odamdan çıkmak için adım atmıştım ki, koluma yapıştı.
La havle vela kuvvete.
“Ne var mal ne var?” Sabırsızca yüzüne bakarken burnunu çekip gözyaşı döktü.
“Bildiğin veya tanıdığın kürtaj yeri var mı?” Olabildiğince kısık sesle söylerken gözleri sürekli çevreyi kontrol ediyordu.
Tövbe bismillah..
Hamile birini dövmüş olamam değil mi?...
Beni bu ne olarak görüyor gerçekten?
Beş çocuk anası gibi mi görünüyorum anasını satayım?
Kaşlarımı anlamsızca havaya kaldırıp kapıyı kapattım elimi belime koydum. “Mahalledeki dedikoducu kadınlardan mı sanıyorsun sen beni? Nereden bileyim kızım ben, yürü kendi işini kendin hallet!” Gözlerimi devirerek kapının kulpunu kavradığımda tekrar içli bir nefes çekti.
“Ben sandım ki, Alihan bana yaptığını sana da yaptı sandım. Anladığım kadarıyla yapmamış, yüzünü yamultmuşsun.”
Alihan sana ne yapmıştı da bana yapacak? Hah!
Kafamı ciddiyetsiz bir şekilde sallayıp tek gözümü kırptım. “Sana ne yapmış da bana aynısını yapmaya cüret etsin canım? Ayrıca evet keşke sakat kalsaydı diyorum..”
Elini karnına götürüp kaşlarını büzerek dudağını büzdü.
Siktir, anladım sanırım..
Hamile birini dövmüştüm.. Ama isteyerek olmadığının farkındaydım..
Ya bebeğin canı acıdıysa?
Simay'ı baştan sona süzdükten sonra hiçbir yerinde leke veya başka bir şey olmadığını fark ettiğimde derin bir nefes aldım.
“Benimle ortak olup Alihan’ı bitirmeye ne dersin?” Bomboş gözlerine bakıp derin bir nefes aldığımda gözlerim ofisin koridoruna kaydı.
Alihan?
Çüş..
Alihan görünmediği sanarak bizim olduğumuz yeri kayıt aldığına alıyordu. Fark ettiğimi hâlâ anlamadıysa biz hallederiz.
Oyundu her şey..
Yüzüme tebessüm yerleştirdiğimde hafif bir öksürükten sonra Simay, “Hadi cevap versene!” dediğinde ona doğru bakmadan odadan hızla çıkıp Alihan'nın olduğu yere koşarak gittim.
Koşup bilerek Alihan'a çarpıp biraz ileride durdum ve arkama baktım.
Kayda aldığı telefon paramparça olmuştu.
Yerden telefonu, “Siktir!” diyerek aldığına şahit olduktan sonra kahkaha attım. “Ne oldu aşk kuşları, siz o küçücük beyin kafesinizde beni mi kandıracaktınız?” Çantamla Alihan'nın omzuna vurup, Simay'ı da ona doğru ittikten sonra ofisten çıktım.
Züppelere bak!
Asıl siz kimsiniz oğlum?
Arabadan uykudan bayılmak üzere indikten sonra nihayet evime giriş yapıyordum.
“Ama ne gündü arkadaş, şimdi kendimi yatağa salarsam değmeyin keyfime!” Merdivenleri yorgunlukla çıktığımda kapıyı açıp arkamdan kapatıp kilidini çevirdiğimde duyduğum ses mıh gibi çaktı beni. “Gülsima sen misin güzelim?” Kafamda yine aynı ağrıyı hissettiğimde çarpan kalbimle sesin geldiği yere baktım.
Hay anasını yaa…
Piç enişte kılıklısı kanlı canlı evde karşımda duruyordu.
Olduğum yere diz çöküp ağıtlar yakmayı kafamdan hızlıca kaybettikten sonra yutkundum. “İğrenç ağzına yakışmayacak hitaplarla seslenme bana,” Kollarını açıp sarılma niyetinde olduğunu fark ettiğimde, “Amına koyacağım şimdi ben senin!” dedim ve bacak arasına tekmemi geçirdim.
“Özlemişsindir benim dövmelerimi, ne de olsa benden başka kimse sana elini kaldırmıyor değil mi piç kurusu?” Eniştem yerde iki büklüm kıvrılırken halam elinde kırmızı defterle yanımıza geldi.
Ne defteri o?
Düşündüğüm şey ise bayılma sırası ben de!
“Evlilik cüzdanım nasıl canım yeğenim?” Kırmızı defteri bana uzattığında hâlâ zar zor konuşuyordu.
Tepkisiz kalmaya devam ederken defterin içini açıp inceledim.
İbrahim Teflon ve Zübeyde Asil’in evlilik cüzdanıydı gerçekten.
Teflon ne anasını satayım?
“İyi bok yemişsiniz,” deyip defteri halama doğru savurdum.
Anca bok yiyin rica ediyorum.
Odama doğru giderken birden durup kaşlarımı çattım. “Evinize ne zaman geçiyorsunuz? Ne de olsa ikiniz bir kalmanız gerekiyor bir evde..” Eniştem yüzünü düzeltip bıyık altından gülmeye başladı.
Senin de yüzünü ben yamultacağım.
Eliz versiyonla.
“İstenmeyen evde kalan sensin zaten Gülsima!”
İstenmeyen evde?
İstenmeyen…
“Nasıl yani ben mi kovuluyorum?” Titrek bir sesle konuşmaya kendimi zorlarken halam neşeyle onayladı. “Evet sen kovuluyorsun, fazlalık istemiyoruz!” dediğinde eniştem, “Siktir git evden nereye gidiyorsan, madem herkesi dövmeye gücün yetiyor. Git sokaktakileri döv!” dedi.
‘Ben mi’ dercesine bakış attığımda yüzümle onayladım ve hemen odama geçip hazırlanmaya geçtim.
“İstenmeyen yerde en ufak eşyamı bile bırakmam!” Sesimi duysunlar diye yüksek tutarak valizimi elime geçirdiğim gibi tüm kıyafetlerimi fırlatır gibi yerleştirdim.
Bu ev kimindi sahiden?
Gerçekten sadaka diye mi bu eve bırakılmıştım?
Yirmi dakika dolmadan bir valizim, iki büyük boy sırt çantamdan odamı son kez incelemeye başladım.
Yıldızlı duvarımı ve yıldız köşemi, bir zamanlar dirsek çürüttüğüm çalışma masamı, hayallerim için var gücümle uğraştığım her bir köşesini çok özleyecektim..
“Annen belki çöpten falan bulur seni,” Eniştemin alaycı sesine karşılık; annem, babam, bir ailem yok benim diyemedim.
Kimsesizler yurduna gitmeyi düşünüyordum şahsen.
“Bir ailem yok benim..” dediğimde ikisininde şen şakrak sesleri benim kırık ruhumla kaynadı resmen.
“Biz ikimiz aile olduk ya, ama işte istenmeyen yerde durmam diyen sensin Gülsimacık.” Dış kapıyı çarpıp dışarıya kendimi attığımda serin rüzgâr gözlerimi buğulandırdı.
Bunun karması çok pis size dönecek.
Buğulu gözlerimi evin camına çevirdim. “Her anlamda herkese muhtaç olacaksınız, ama o gün geldiğinde sevdiğim kişiler bile size acımayacak.” Gözlerimi yola çevirdiğimde, “O zaman da siz acı çekerken gözünüzün içine bakarak kahkaha atacağım.” dedim ve bir süre ruhumu dinlendirmek için kaldırıma oturdum.
Göz pınarlarımdaki ıslaklıkları silerken telefonumun titreşimli çalmasıyla kulağıma götürdüm.
Boğazımı temizlerken Eliz’in sesi beynimi alarma geçirdi resmen.
“Kusura bakma Gülsima rahatsız etmedim umarım?” Niye bir halt işlemişim gibi keskin sesle konuşuyordu bu?
“Önemli değil Eliz Hanım, buyurun?” Dudağımla oynarken hemen konuya geçti.
“Önemli bir davet olacak yarın, neredeyse tüm ofis kurucuları ve yardımcıları o davette bulunacak. Sen de benimle beraber katılacaksın! Haberin olsun, sonra kem küm etme.” Beynimin arka kısmı ve şakaklarım o kadar kuvvetli ağrıyordu ki, göz kapaklarımı kapatıp sıkmak zorunda kaldım.
Sıçayım ama.
Gerçekten mi?
Cevap veremediğimi anladığında, “Duydun beni değil mi canım? Geliyorsun, yarın sabah onda ofiste ol! Buradan gideceğiz, ha bu arada dolabındaki en şık ve gösterişli kıyafeti giyeceksin!” diye bağırdı.
Oldu paşam..
Başka bir arzunuz falan var mıydı?
Ofisine de sana da davetine de şimdi…
Olduğunca sakin bir ses tonumla, “Tamamdır Eliz Hanım, gelirim.” diyerek hemen aramayı sonlandırdım.
Yanımda bir valiz, iki sırt çantası ve kişisel çantamla kaldırımda ne yapacağımı bilmez hâlde oturuyordum.
Saat akşam 22:00, nereye gidecektim sahi?
Başım her şekilde beladan kurtulmuyordu sonuçta, alt tarafı boku yerdik yanii…
“Sarışın kızlara da ölürüm bee!”
Bölüm etkileşimi
