40. bölüm / 55
Yıldız Paketi40 - Kurallar
Bölümler 55Şu an: 40 - Kurallar
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime · Okuduğun bölüm
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
En çok bağıranın yanına koşarız hep; En sessiz duranın daha çok canı yanar bilmeyiz.
-La Edri
Mide sorunları beni bir gün gerçekten öldürecekti.
Ne oldu da yine boğazıma çıkmak istiyorsun manyak mide?
Mideme de sinirlenmedim demem artık..
‘Asilzade Ofisi’ yazısı gözüme çarpan güneş ışığıyla birleştiğinde avuç içimi mideme kuvvetlice bastırdım. Boğazıma kadar çıktığını anladığımda hemen elimle ağzımı kapattım. Gelen öğürmeyle boşta kalan elimle Mirza'nın koluna durmasını söylemek için vurup duruyordum.
Midem fena hastaydı..
Nihayet durumumun kötü olduğunu fark ettiğinde arabayı durdurdu. Bekleyecek hâlim olmadığı için kenardaki ağaçlık alana güçlü bir öğürmeyle midemdekileri çıkarmak zorunda kaldım.
Neyim var bee benim?
Hissiz düşen bedenimle kaldırımda otururken alnımda biriken ter damlalarını elimin tersiyle siliyordum.
Mirza endişeyle elinde su şişesi ve peçeteyle yanıma gelip tam önümde diz çöktü. “Üşüttün mü Işıltım sen?”
Kafayı üşüttüğüm kesin de..
Uzattığı suyu bir iki yudum içerek, “Bilmiyorum sanırım..” diye cevapladım.
Peçeteyle alnımı silmeye başladığında gözlerindeki bana bir şey olacak duygusunu anlayabiliyordum.
“Hastaneye gidelim istersen?” Ettiği teklifi kafamla reddedip ayaklandım. Suyu elime döküp alnımdan boynuma kadar ıslattıktan sonra biraz daha iyi hissediyordum.
“Çalışabilecek durumda değilsen çorba falan yapabilirim, miden daha iyi mi güzelim ha?” Bakışlarıma aydınlık getiren sözüyle boğazımı temizledim.
Çorba mı?
“Midem daha iyi teşekkür ederim, çalışabilecek durumdayım ama elinden bir çorbaya hayır demem şapşal.” Dudağım yana kıvrılırken kafasını utanarak yere eğip bıyık altından tebessüm etti.
Gerçek şapşal şey seni.
Len sen bana çorba mı yapacaksın?
“Gün içinde getiririm ofise,” Kafamı onaylarcasına sallayıp içimden gelen tuhaf davranışı sergilerken buldum kendimi.
Bir elimi Mirza'nın yanağına yaslayıp boşta kalan yanağına da hafif bir buse kondurdum.
“Çok güzel seviyorsun bunu aklına kazı, öfkeme yenilmesem ben de aynı şeklim.” Elimi çektiğimde başparmağımla kendimi gösterdim. “Bu hırçın deli kız senden çok hoşnut şapşal beyefendi.” Dumura uğradığını fark ettiğimde son kez gülümseyip ofise doğru koşar adımlarla yürüdüm.
Çok geç kaldım yine..
Mirza bana karşı en ufak bir yanlışın olmasın olur mu?
Sinan Bey kapıda beni suratsız bir şekilde karşıladıktan sonra karşılık olarak gözlerimi devirdim ve ofise girdim.
Aceleci yürümemle adımlarımı Eliz'in kapısının önünde frenledim. Kapıyı bir kez tıkladıktan sonra bakışlarımı hemen saate çevirdim.
Tam bir saat oluyordu..
Ben hiçbir zaman dakik bir insan olmamıştım.
Eliz'in sesini duymamla kapıyı yavaşça açarak önce kafamı uzattım. “Eliz Hanım, kusura bakmayın lütfen. Tam zamanında gelmeye çalıştım.”
Odaya hızlıca girip arkamdan kapıyı kapattıktan sonra Eliz oturduğu dönen sandalyeden derin bir nefes alarak kalktı ve tam karşımda durdu.
Bismillah!
“Evet tam zamanında geldin Gülsima, peki bugünden itibaren sana özel çıkarttığım çalışma programından haberin var mı?” Masanın üzerindeki kâğıdı bana doğru uzattığında bir kâğıt daha uzattı. “Bu da ofis içindeki uyman gereken kurallar. Başta sadece görevini yapan kuryeyle, paket alımından başka hiçbir muhatabın olmayacak!” Net bir şekilde emrini verdikten kuralların yazdığı kâğıdı göz ucuyla incelemeye koyuldum.
Abi sen şaka mısın?
Çorba?
“Kuryenin işine son vermemi istemiyorsan Cevat Bey'in sözlerini dinlemeye karar ver. Kurallar kısmını dikkatli okursan anlarsın bebeğim.” Eliz'in buz mavisi gözlerine dikkatli bakınca ne kadar kesin ve net olduğunu bir kez daha anladım.
Sıçtın Gülsima!
Eliz Asilzade Ofis Kuralları
Sabah saat en geç dokuzda ofiste ol.
Ofis dışından hiç kimseyle muhatap olma.
Çalışma saatlerinde en ufak bir tartışma olmayacak.
Sipariş verdiğin ürünler kapıdaki güvenliğe teslim edilecek.
Kurye sadece Eliz Hanım'ın odasına siparişini teslim edecek.
Gülsima Asil gelen kuryeyle katiyen bir konuşma içinde bulunmayacak.
Af buyur ?
Son iki maddeyle kafamın içindeki öfke çıldırmak üzere halay çekerken öfkeli bakışlarımı Eliz'in buz maviliğine sabitledim.
“Son iki madde ne demek oluyor Eliz Hanım? Neden kuryeyle katiyen bir konuşma içinde bulunmayacağım, merak ettim de?” Elimdeki kâğıdı yırtıp atmamak için çaba gösterirken göz kapağım seyirme gösteriyordu.
“İşini yapmana engel oluyor çünkü canım, onu her gördüğünde işini gücünü bırakıyorsun.” Öyle mi dercesine bakış atıp gözlerimi büyüttüm.
“Sadece neden sizin odanıza getirecek peki, bunu da bir açıklar mısınız?” Sakin kalmaya o kadar çok uğraşıyordum ki, kontrolüm dışında seyirme gösteren öfkeme bir türlü çare bulamıyordum.
“Ofisin kurucusu olduğumdan bana getirmesinde hiçbir sıkıntı yok, istersen senin siparişlerini de benim odama bırakabilir.” Öfkemi kıskançlıkla karıştırmamaya gayret ederken Cavcav konusu aklıma takıldı.
“Kuryenin işine son vermek ile Cevat Bey'in hangi sözlerini dinlemeye karar verecekmişim?” Alaylı bir mimikle son sorumu söylediğimde Eliz kollarını göğsünde topladı.
“Ayrılma sözü hayatım, ayrıca senin ondan şikayetçi olmandan ötürü o da senden şikayetçiymiş..” Kafamdaki yerine oturmayan taşlar şu an dank edince ağzım açıldı.
Şaka gibi.
Eliz ile Cavcav başından beri ortak mıymış?
Nasıl yaa?
“Nasıl yani, benden hangi sebeple şikayetçi oldu?” Olanları algılamakta güçlük çekiyor gibiydim.
Nasıl mümkün olabilirdi?
“Kasten yaralamadan dolayı, yaptığın yaralamadan dolayı sakat kalma noktasına gelmiş canım.” Saçlarını topuz yaptıktan sonra dudaklarını birbirine bastırdı. “Vallahi ayrılmak zorunda kalabilirsin çünkü Cevat Bey ofisin yüzde yirmi hissesine sahip. Ondan dolayı hayatım, kendine gelmeye bak ve o kuralları asla çiğneme!”
Şakaklarıma saplanan ani ağrıyla anlık bir göz kararması yaşadım. Öksürükle yanımdaki koltuğa oturduğumda kafam çok zonkluyordu.
Cevat içeriye alınmadı mı?
Yakalanmadı mı?
Nasıl hisseni verebiliyorsun?
Verdiği kâğıdın altındaki yazıyla göğsüme sanki kilolarca taş oturdu.
Yüzde yirmi hissesine sahip ortağı Cevat Asil’in, Asilzade Ofisine çok yakında başına geçmesi öngörülmektedir.
Ne demek başına geçmesi yaa?
Asilzade ofisi bu, hangi hizmete amaç olabilir bu?
Kafamı kâğıttan hızla kaldırıp, “Ya nasıl oluyor bu, neden Cevat geçiyor? Tutuklanmadı abi nasıl oluyor? Sen nereye gidiyorsun bee kadın?” dedim, buğulanan gözlerime aldanmadan.
“İstanbul'a gitmeyi düşünüyorum, sevdiklerim orada. Tutuklanmadı delil yetersizliğinden maalesef ki,” Çığlık atmak istiyordum şu an.
Delil yetersizliği…
Asla Eliz'e yalvaracağım aklıma gelmezdi ama Cavcav'ın onun yerine geçmesini istemiyordum. “Söz bak her gün mesaiye kalırım, gelmemezlik asla yapmam ama sen kal benim başımda. Gelmesin başıma o Cavcav olmaz mı?”
Kafasını olumsuzca sallayıp saçlarıyla oynamaya başladı. “Anlıyorum canım, ama sen o dediklerini zaten yapmak zorundasın. Birkaç gün buradayım, sen tam ofis düzenini oluşturduğunda bir bakmışsın ben yokum..”
Ha bilerek yapıyorsun yani?
Pis varoş seni!
“Ayıramayacaksınız bizi, buna başta ben engel olacağım!”
Ayrılmam için resmen ikisi ortak olmuştu..
Eliz'in küçümseyici gülmesine karşı elimdeki kâğıdı gözünün içine bakarak buruşturup ayağımın altına aldım.
Olayı idrak edemeden cam ekrandan Mirza'nın geldiğini fark ettiğimde koşar adımlarla odadan ayrılıp Mirza'nın yanına ulaştım.
“Hoş geldin Mirza.” Elinde küçük kapta çorba tutarken koridorun ortasında durduğumuzu yeni anlamıştım.
“Hoş buldum Işıltım, nefes nefese kalmışsın bir sorun mu var?” Yok canım ne sorunu ha ha ha..
Dudağımı büzüp cevapladım.
“Önemli bir şey yok yaa, çorbayı gerçekten getirmişsin..” Elindeki çorbayı elime alarak odama doğru yürürken Eliz'in deccal sesini işittim.
O sesinde boğarım seni!
“Kurye değil misin sen, girmen yasaktı ofise. Teslimat paketin de yok elinde?” Mirza'nın yanına ulaştığını görür görmez beyninde bir damarın nüksettiğini fark ettim.
“Sevgilime yemek getirmekte mi suç Eliz Hanım?” Eliz'in duyduğu sesle anında bakışları sinirden dönerken dilimi dişlerimde gezdirdim.
“Siz.. Sevgili.. Siz sevgili misiniz?” Konuşma hitabı bile bozulmuştu.
Bak görüyor musun hitabını bile bozmuşuz aga be..
İstekli bir şekilde kafamı sallayarak yanıtladım. “Evet evet Eliz Hanım, hani Cavcav ile bizi ayırmak için ikinizin ortak olduğu sevgililer biziz.” Mirza'nın elini sıkıca kavrayıp havaya kaldırdım. “Ve afedersiniz ama ofisin başına kim geçerse geçsin, bizim başımıza geçemez!” Eliz'in intikam ve hırs dolu bakışlarının altında kalan Mirza, gitmek için hamle yaptığında kolundan yakaladım ama diğer kolunu da Eliz kavramıştı.
Sikerim seni!
“Her şey için teşekkür ederim serserim, işin yoksa kahve ısmarlamak isterim.”
“Şubeye gitmem lazımmış bebeğim, yolda müdür aradı da.” Anlayışla tebessüm ettiğimde Eliz'in koşar adımlarla odasına gidip aynı şekilde yine yanımıza geldiğini fark ettim.
Ne dönüyor burada?
Eliz elindeki kâğıdı Mirza'ya uzattı. “Al oku bakalım, müdürünü de göster belki bir şey der?” Mirza sorgular gibi bir kâğıda bir de Eliz'in gözlerine bakarken, “Dilekçe kâğıdı ne alaka bana?” dedi ve ben o an anladım ne olduğunu.
Mirza'yı işinden etmek için yeniden yazmıştı.
“Saçmalıyor işte Mirza ne bakıyorsun sen ona, zaten bizi ayırmak için neler yapıyor..” Mirza'nın elindeki kâğıdı alıp tekrar yırttım.
“Bizi ayırmak için derken? Onun ne haddineymiş?” Kaşlarını çatarak Eliz'in yüzünü incelerken çene kasının seyirdiğini gördüm. Alnındaki damarlar da belirginleşmeye başladığında sakinleşmesi için elini kavradım.
Sen sakin ol, ben hallederim şapşalım.
Ofisin çevresinden yankılanan siren sesleriyle üçümüz de bakışlarımızı kapıya doğru çevirdik.
Bölüm etkileşimi
