Yıldız Paketi kitap kapağı

27. bölüm / 55

Yıldız Paketi

27 - Dilekçe Kâğıdı

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 55Şu an: 27 - Dilekçe Kâğıdı
  1. 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
  2. 2 2 - Anksiyete466 kelime
  3. 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
  4. 4 4 - Toz Madde742 kelime
  5. 5 5 - Göz Teması620 kelime
  6. 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
  7. 7 7 - Şiddet792 kelime
  8. 8 8 - Sil Baştan559 kelime
  9. 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
  10. 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
  11. 11 11 - Af dilemek577 kelime
  12. 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
  13. 13 13 - Yeni İş763 kelime
  14. 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
  15. 15 15 - Boğulma774 kelime
  16. 16 16 - İade1.020 kelime
  17. 17 17 - Toplu İğne971 kelime
  18. 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
  19. 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
  20. 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
  21. 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
  22. 22 22 - Yanmak1.121 kelime
  23. 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
  24. 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
  25. 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
  26. 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
  27. 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime · Okuduğun bölüm
  28. 28 28 - Isırma803 kelime
  29. 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
  30. 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
  31. 31 31 - Açlık942 kelime
  32. 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
  33. 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
  34. 34 34 - Semaver1.049 kelime
  35. 35 35 - İtiraf1.500 kelime
  36. 36 36 - Mail634 kelime
  37. 37 37 - Tehdit876 kelime
  38. 38 38 - Mermi1.353 kelime
  39. 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
  40. 40 40 - Kurallar1.288 kelime
  41. 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
  42. 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
  43. 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
  44. 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
  45. 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
  46. 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
  47. 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
  48. 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
  49. 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
  50. 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
  51. 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
  52. 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
  53. 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
  54. 54 54 - Final2.025 kelime
  55. 55 Teşekkür Bölüm204 kelime

Ben en zor zamanımda yalnız bırakıldım.
Bu artık oturulup konuşulacak bir mevzu değil.

O geceden sonra hayatımdaki her şey düzelecek demiştim; önce zorluklarla başlayacağını nasıl da unuturdum?
Hazırlıksız yakalanmıştım ama her şekilde kazanan ben olacaktım.
Buna en başta yürekten inanarak başlıyordum.
Elimin üzerindeki kelebek serumun tiz acısıyla yüzümü buruşturduğumda göz kapaklarım yorgunlukla açılmıştı.
Çatık kaşlarımın altından yorgun bakışlarımı etrafımda gezdirirken Eliz Hanım'ı koltukta oturur şekilde gördüm.
Kâbustayım sadece.
Evet bu bir kâbus!
Mavi irislerinde sevecen bir bakış vardı. “Uyandın mı hayatım?” Her zamanki gibi samimiyetsiz gülüşünü sergilerken gözlerimi hızlıca yumdum.
Henüz uyanmadım, uyanmayı bekliyorum.
Bu değildi miydi bana sövüp, saygısızlık yapan?
Kapalı göz kapaklarımda hareket eden ela gözlerimi karşımdaki kadına göstermek hiç istemiyordum.
Doktor, görmek istemiyorum şu kadını.
Veririm bak istifamı!
“Uyandığını biliyorum, hiç boşuna beni kandırmayı deneme!” Ayağa kalkar gibi olduğunda elimi tuttu.
Dayak yiyeceğim az sonra…
Hayra alamet değil bakın bu..
Ses tonunu alçaltarak, “Sen, neden daha önce düşmeye bağlı kafa travması geçirdiğini söylemedin bana?” dediği an, anında gözlerimi büyüterek açtım.
“Bu hâle gelmeden önce sarf ettiğiniz cümlelerden sonra gerçekten beni düşünmeye mi başladınız?” İnanmıyor gibi yüzüne bakarken yutkunup yatağımın kenarına oturdu.
“Ben kendi çıkarımın peşindeyim! Aptallaştırmış seni ayrıca bu travma,” Yüzüne bomboş bakmayı sürdürken alaycı mimiklerimi fark edip çantasına uzandı.
Hangi travmalar tam olarak?
Milyonlarcasını yaşadım da..

Çantasından çıkardığı kâğıt parçasını kucağıma atar gibi bırakıp kaşlarını havaya kaldırdı. “Bu kâğıdı önce sen gör istedim, gücümün farkına ilk sen var ki dediklerimi ve yapacaklarımı gözden geçir!” Ela harelerim onun mavi irislerinde oyalandıktan sonra ‘gerçekten mi?’ sorusunu yüzümde alaylı bir şekilde belirttikten sonra kâğıdı elime alarak incelemeye koyuldum.
Ölümden döndüm farkında mıydı bu kadın?
Hâlâ bana kendi gücünü mü kanıtlamaya çalışıyor, nesin sen?
Kağıt bir dilekçe kâğıdıydı. “Kuryenin adını soyadını bilmediğim için o kısım boş kaldı, söylersen tamamlamak ve bugün içinde ulaştırmak isterim.” Eli tekrar çantasına uzandığında öfkem sanki çok yatışmış gibi tepeme çıktı.
Kuryeyi işinden atmak istiyordu. Kâğıdı emin olmak için tekrar dikkatlice inceledikten sonra Eliz'in gözlerinin içine baktım.
Görevini gayet iyi ve pratik yapan kuryeyi işinden etmek için dilekçe kâğıdı yazmıştı ve benden de tamamlamamı istiyordu.
Kurye ne yaptı?
“Beynini sikeriz bu Eliz'in!” Bu sefer iç sesime hak vermiştim.
Resmen anlamsız bir neden için adamı mesleğinden men edecekti. Hem de o kişi benim için neler yapmışken?
Doğrulduğum yerden saçlarımı kulaklarımın arkasına aldım ve elimdeki kâğıdı Eliz'in gözünün içine bakarak ikiye ayırdım. Eliz tiz bir çığlık attıktan sonra kâğıdı parçalara ayırmaya devam ettim.
Yatakta olmamı fırsat bilip elini yüzüme karşı kaldırdığında dizlerimin üzerine çıkıp elini sıkıca kavrayıp ensesindeki saçını kavradım. “Sen bunu yapacak kadar vicdansız mısın bee kadın?” Zorla yutkunup istem dışı dolmaya başlayan göz pınarlarım sızladı. “Ofisimde böyle bir şeyin tekrarlanmaması için yapacağım elbette! Siz samimi bir şekilde karşılıklı sohbet edemezsiniz!” Öfke nöbeti geçirmem için damarıma basılıyordu cidden şu an.
Ne zırvalıyordu bu piç?
Ensesindeki saçı tırnaklarımla daha çok bastırıp yere doğru eğmeye çalışırken kurtulmak için kollarımı çiziyordu. “Olay senin bildiğin gibi değil diyorum, dinlesene lan beni bir kere! İntihar edecekken o kurtardı beni manyak karı, o yüzden orada sohbet etmeye çalışıyordu benimle!” Dizlerimin üzerindeyken saçına bir daha asılarak yataktan sırtına atladım.
Yaptım vallahi yaptım!
Saçından kurtulmak için tüm gücüyle beni ittiğinde düşmeden kolunu kavrayıp bana bakmasını sağladım. Gözlerim yine buğulanmış, yanağımı ıslatırken onun yüzü ise öfkeden kıpkırmızı kesilmişti. Ama daha farklı bir duygu daha vardı yüzünde.
Kıskançlık duygusu, tahmin etmek zor değildi.
“Onu işinden atamazsın Eliz Hanım, bunu ona yapamazsın! Bakın bu onu savunduğum anlamına gelmiyor ama saçma olaydan ötürü birini mesleğinden edemezsiniz!” Ses tonum inler gibi çıktığında eliyle omzumdan itip, “Onu savunuyorsun ve bu apaçık ortada. Benim kararım, sen onun neyi olarak burnunu sokuyorsun?” dedi, tiksindirici yüz ifadesiyle.
Kurtarıcım o benim!
“Uğruna yenmek istediği ve hayatını benim önüme süren birisiyim onun gözünde, önünde ben gibi bir engel varken..” Yatağın üzerindeki kâğıt parçalarını alıp yüzüne savurdum. “Hiçbir bok yapamazsın, sikmişim gücünü de, yapacaklarını da!” Hiç beklemediğim anda yakamı kavrayıp tek eliyle boğazımı tuttu.
Hadi şimdi de son versene işime.
“Sen kiminle dans ettiğini bilmiyorsun, sana ben kendimi eksik tanıtmışım sanırım hayatım. Ben istediğim her şeyi yapar, elde ederim. Sen gibi derken sen kimsin ki, engel olma kapasitesinde bile yer almıyorsun!” Boğazımdaki elini boşluğuna geldiği anda çekip kurtardım. İşaretparmağımı gözünün içine kadar salladım. “Hodri meydan demeyi unuttun galiba, hayatında benim gibi bir şahıs varken kendini çokta tanıtmana lüzum yok zaten aşkım, ayrıca kıskançlık sen de hafiften bir kilo mu yapmış ne?” Yanağını alayla sıktığımda yüzümü büzerek kapıya doğru yürüdüm.

Omzumdan süzülen sarı saçlarımı kavrayıp sol omzumdan aşağıya doğru saldım. Gözlerimi havaya kaldırıp nemini aldıktan sonra kaşlarımı havaya kaldırıp indirdim. Düşüncelerime reset atmak için hastaneden çıkmam gerekiyordu.
Midemdeki ağrı yeniden başlayacak gibi sancı yaptığında hastane bahçesindeki çardakların birine oturup kafamı kollarımın arasına aldım.
Ne yapacaksın Gülsima?
Sıfır paran ve arabasız nereye gideceksin?
“Ne yapacağım, ne yapacağım?” Çaresizce kafamı kaldırıp gökyüzüne baktığımda telefon ekranımdaki ‘Hala’ yazısıyla sıkıntılı bir iç çektim.
Dönmeyeceğim ula!
Ayrıca bu tutuklanmadı mı?
“Ne var paçoz yine?” Sıfır düşünce ile açtığım telefonu karşı taraftan, “Ben polis memuru!” diye yanıt aldıktan sonra utançtan telefonu kapatmayı düşündüm.
“Ay çok özür dilerim ben halam sanmıştım telefondakini, aptallık ettim lütfen kusura bakmayın, çok özür dilerim.” Titrek bir nefesle dudağımın titrediğini anladım. Kalp ritmim yine çok hızlı atmaya başladığında panikle bacağımı titretiyordum.
“Ağlıyor musunuz hanımefendi?” Böyle bir soru beklemezken sanki beni görecekmiş gibi kafamı olumsuzca salladım.
“Hayır, ağlamıyorum. Siz ne için aramıştınız? Ve tekrar çok özür dilerim.” Dudağımı soymaya başladığımda karşı taraftan gelen erkek polis memurunun sesi gayet nazikti.
“Sorun değil hanımefendi, halanız ve enişteniz cezaevine götürüldü ama halanız sizden bir şey rica ettiği için sizi aramamı istedi.”
Onun ricası batsın diyeceğim şimdi.
Merakla, “Neymiş benden istediği rica?” dediğimde telefondan halamın sesi yankılandı.
Küfür yok Gülsima!
“Gülsima, dokuz ay içinde buradan çıkamazsam bebeğin günahı senin boynuna dolanacak haberin olsun.” Cızırtılı sesi beynimde şimşeklerin çakmasına neden olurken içimden, çok pis ah ettiklerim geldi aklıma.
Herkese muhtaç olacaksın derken şaka yapmıyordum, karma gerçek ve siz de daha kötülerini yaşarken ben kahkaha atacağım.
“Ziyaretine memnuniyetle gelirim!” Aramayı sırıtırken sonlandırdım.
Sinirden boyun damarlarım geriliyordu ama ben acı içinde kahkaha atıyordum.
Deli değildim, sadece travmalarımın yan etkisini yaşıyordum.
Bebeğin günahı benim boynuma neden dolanıyor?
Bana mı sordunuz bebeği?
Kahkaham içimden mırıltıya dönüştüğünde bilinmeyen numara tarafından telefonum çalıyordu.
Sırıtmam yüzümden gitmezken aramayı yanıtlayarak kulağıma götürdüğümde kalbimin hızı daha çok arttı.
“Gülsima benim Mirza, sadece senin kuryen ve uğruma yenmek istediğim tek kadın,” Midem sözleriyle sancı yaptığında telefon neredeyse dizlerimin üzerine düşecekti.
Silmemiş numaramı, silmemiş.
İade için alıp nasıl silmez numaramı?
Tutulan nutkumu derin nefes alarak yerine getirmeyi az da olsa denediğimde, “Numaramı silmemişsin, neden?” Yönelttiğim soruya kıkırdamasını duydum.
“WhatsApp sohbet ekranımda gözüme takılınca hâlâ bir şansım olduğunu düşündüm.”
Oradan bile silmemiş aptal!
Ben neredeyse engelleyecektim o günden sonra.
“Ne istiyorsun?” diye sordum, hissizce.
“Uğruna yenildim diyene kadar seninle sohbet etmek için fırsat kollamak istiyorum.” Gözlerimi kaşlarımla beraber havaya kaldırdım.
“Yetti ama uğruma yeneceğim, uğruma yeneceğim diye diye başımın etini mi kemireceksin sen böyle? Buradan yanına gelip kolunu ısırırım!” Ne diyordum ben?
Ne dedim lan az önce ben? Anksiyete atağım tuttuğu gibi heykel gibi karşımdaki ağaca boş boş bakışlar attım.
Yok ol Gülsima!

“Ne? Bak bakalım etrafına dikkatlice,” Öyle bir kahkaha atıyordu ki, resmen adama dalga malzemesi vermiştim.
Aptal Gülsima!
İnatla aramayı sonlandırıp kafamı çantamın üzerine gömdüm. Çünkü buradaydı biliyordum işte!
Ama ısırma konusunda şaka yapmamıştım!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.