12. bölüm / 55
Yıldız Paketi12 - Yeni Anlaşma
Bölümler 55Şu an: 12 - Yeni Anlaşma
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tüm gece boyunca ön hazırlığımı tamamlamış, ambulans sesini aratmayan alarmımla yorgunluktan bitap düşmüş gözlerimi hızla araladım.
Saat dokuza yirmi vardı.
“Allah beni ne yapmasın, en son kurduğum alarm saatine mi uyandım gerçekten?”
Güne sövmek yerine derin bir nefes alarak başlamak hiçte zor olmamalıydı.
Kendimi hangi hızla banyoya attığımı bilmeden yüzümü yıkarken buldum.
O haspama iddialı iddialı çıkacaktım bir de!
“İnadına sıç anca sen Gülsima!” Kendimi yolmamak için zor tutarken giyinmeye çalışıyordum.
Yaz ayında olduğumuz için terletmeyen çiçek baskılı diz boyu elbisemi üzerime geçirdiğim gibi makyaj masamın önüne oturmamla gözümün saate takılması bir oldu.
“Hay ben sorumluluk görevime tüküreyim,” Parmaklarımla saçlarımı tarar gibi yaptıktan sonra çantamı aldığım gibi kendimi kapı dışarı attım.
Sitenin otoparkında yosunlaşmaya yüz tutmuş -henüz bir sorunu olmayan- eski model Porsche aracıma bindim.
Annemin ben doğduğumda aldığı, gördüğüm tek hediyesiydi.
Aracı otoparktan hızlı reflekslerimle çıkarırken annemi düşünmeye başladım.
Hakkında, görünüş ve kıyafet takıntısı yüzünden beni dört yaşlarımda terk ettiğini biliyordum.
‘Sen benim istediğim gibi giyinmiyorsun, elalemin içine bu elbiseyle çıkılır mı? Orospu kızı gibi giyinmeyi ne zaman bırakacaksın?’
Bilinçaltıma işlenmiş cümleler beynimde kısa süreliğine yankı yaptığında direksiyonu pür dikkat çevirmeye çalışıyordum.
“Dört, beş yaşlarındaydım anne. O yaştaki biri üzerine ne giymesi gerektiğini neden kombinlesin ki?” Boğazımdaki damarların belirginleştiğini fark ettiğimde kendimi yeterince kasmakla uğraşıyordum.
Odağım geçmiş değil, haspam olacak Asilzade ofisi!
Beynim bilinçaltının suyunu öne çıkarırken arabamı ofisin önüne öyle bir park ettim ki, asfaltın cilasını yapmıştım sanki.
Bu kadarda rezil etme kendini Gülsima!
Bağırıyorsun resmen buradayım diye!
Arabadan çıkmadan yüzümü ovuşturarak saçlarımı aynadan düzeltip, çantama her ihtimale karşı attığım maskara ve ruju sürdüm.
Makyaj şarttı.
Çantamı koluma asıp araçtan öyle bir indim ki,, ofisin sahibi havasındaydım sanki.
Abart!
Elim kafama gittiğinde güneş gözlüğümü yokladım fakat, yoktu.
Şimdi eksiksin işte!
“Neyse, bizim asaletimiz yeter.” Kendimi teselli ederken bir yandan da ofisin dışını inceliyordum.
Bu kadar küçük bir şehirde, bu kadar göz alıcı ofisi inşa etmek kimin fikriydi?
Asilzade ofisi yazısı lime lime altın rengi işlenmiş, ofisin camları filmle kaplanmıştı dış rengi ise gümüş kaplama mı?
Yoksa benim gözüm mü güneş ışığından öyle görüyordu?
Gölge tarafa geçip tekrar baktığımda bir kez daha şaşkınlık geçirdim, çünkü gerçek anlamda gümüş kaplamaydı.
Gerçek gümüş olmayacağına göre ne bu şaşkınlık Gülsima?
Ofisin kapısına doğru yürürken dalyan gibi adamın önümü kestiğini görünce şok oldum.
Güvenlik görevlisi bu kadar dalyan gibi mi olurdu?
“Kimsiniz, kimliğinizi alabilir miyim?” Sesi kafamdaki sesleri korkutup yok etmişti sanki.
Neyle besleniyorsun oğlum sen?
Optimus Prime?
Gözlerim korkudan dolamazdı hayır, terslemek var abiciğim benim huyumda ne cevap vereyim şimdi sana?
Bu adamı terslersem yüksek ihtimalle televizyon programında sürünürdüm.
Adamdan nasıl sıyrılacağımı düşünürken ofisten çıkan aynı benim gibi sapsarı saçlarıyla ışıltılı buz mavisi gözleriyle, ihtişamla bana doğru gelen kadında takılı kaldım.
“Gülsima Asil sen misin?” Eliyle beni işaret ederken dumura uğradım.
Olayın şokuyla konuşamazken sadece kafamla onaylamakla yetindiğimde cevabı, yanımdaki Optimus Prime sesli adamı eliyle itmek oldu. “Sinan çekil kızın yanından, korku salma!” dediğinde adam hemen uzaklaştı.
What dedin gülüm?
“Gel seni odamda ağırlayayım,” Önden hızlı adımlarla yürürken yapabildiğim tek şey arkasından sessizce gitmek oldu.
Odanın içerisi gerçekten de ofisin ismini hakkıyla veriyordu, oturduğum koltuğun üzerinde oturup oturmadığımı hissetmiyordum.
Nasıl bu kadar kuş gibiydi?
Acaba her çalışanın mı odası bu kadar muazzam yoksa sadece bu cicim hanımın mı?
Masanın başına geçip iki Türk kahvesi söyledikten sonra ellerini birleştirip buz mavisi gözlerini ela gözlerime sabitledi.
Buz mavisi gözleri diyordum ama buz gibi ölümü hissettiren bakışları vardı.
Kuryenin bakışlarını tercih ederdim şahsen, bu bakışlara maruz kalmaktansa.
“Ben Asilzade ofisinin kurucusu Eliz Asilzade, aynı zamanda da senin işverenin.” Elini uzattığında nedense içimi rekabet duygusu ele geçirmişti.
Uzattığı eli tüm kuvvetimle sıkarken gözlerimi bir an olsun ölümü andıran bakışlarından çekmedim. “Beni telefon görüşmesinden tanıyorsunuz zaten,” Başını yere eğip bıyık altından gülerken gözleri tekrar beni bulduğunda saniyelik duygu değişimi beni şoka uğrattı.
“Benim ofisimde, benim yönetimim altında çalışacaksan geçmişinden başlayacaksın kendini tanıtmaya!” Elini canımı acıtarak geri çektiğinde yaşadığım şoku atlatamamıştım.
Hangi birini atlatabilmiştim ki?
Kalp çarpıntım yeni yeni başlarken çalışmak istediğimden emin değildim. Türk kahvelerimiz geldiğinde kaşlarım çatık şekilde Eliz’i izliyordum.
Kahvesinden bir yudum aldıktan hemen sonra yüzüme ciddiyetle baktı. “Ee başlasana?”
Çene kasımı sıkarken ayağa kalktım. “Ben sizinle herhangi bir anlaşma yapmak istemiyorum Eliz Hanım, henüz bir şey imzalamadım o yüzden görüşmeyi kendim için uygun bulmuyorum, lütfen kusura bakmayın.” Arkamı döner dönmez Eliz’in tok sesi bacaklarımı kilitledi.
“Benim alanıma, benim ofisime, telefonda beni geleceğim işe başlamak istiyorum diye kandırdın yani öyle mi?” Üzerime doğru gelmeye başladığında ‘Yok artık ‘ der gibi bakışlar attım. “Sen zaten benimle iş için konuşup, ofisime adım atarak şahsi imzanı imzalamış oluyorsun Gülsimacığım.” Koltuğa oturmam için işaret ettiğinde, “Hiçbir şey gözünü korkutmuş değil, sen sadece kendi odanda işini yapacaksın.” deyip kulağımın dibine kadar geldi. “Sana orospuluk yap diyen olmadı Gülsima, neyden kaçıyorsun ki mis gibi ofiste sana iş teklifi ediyor..” Cümlesini tamamlamasına izin vermeden fincadaki Türk kahvesini tek yudumda içip kapıya doğru fırlattım. Bunu fark eden Eliz ise sinsice gülüp gözlerini kısıyordu. Topuklu ayakkabısını yere sertçe vurarak tekrar yanıma yaklaşıp, “Bak, işe alacağım ilk elemanım sen olacağın için bu yaptığın olayı azıcık görmezden geliyorum, bu da sana verdiğim son şanstı!” dedi.
Gözlerimi üzerinden kaçırıp dişlerimin arasından, “Sıçayım senin şansına da..” dedim ama der demez kolumdan sertçe tutup gitmemi engelledi. “Geçmişini tanıtmak seni çok mu âciz biri yapacak? Geçmişin yüzünden seni işe almaktan caymam merak etme!”
Dişlerimi sıkıyorum çünkü yapacağım herhangi bir fiziksel şiddet meslek hayatıma kökten mal olabilirdi.
Çantamı koltuğa fırlatıp saçlarımı savurdum ve tek elimi belime koydum. “Asıl sen kimsin? Hah sen kimsin? Madem tek elemanın ben olacağım ne bu üstten bakıp küçümsemeler aşko?” Tek kaşımı kaldırıp dimdik karşısında durmamı beklemiyor gibiydi ki, kapı tıklatıldı.
Ve BAM!
Bölüm etkileşimi
