28. bölüm / 55
Yıldız Paketi28 - Isırma
Bölümler 55Şu an: 28 - Isırma
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çünkü,
sevilmeye değer ne varsa sende toplanmış gibi..
Mirza Kanoğlu
Hastane kapısından çıktığımda aramayı sonlandırmıştı. Kehribar gözlerime çarpan sarı saçları güneşin yansımasıyla yıldız gibi parlıyordu.
Gün geçtikçe gözüme daha çok parlıyordu.
Umarım farkındadır bunun..
Deli ruh hâli var gibiydi, ısırma konusunda gerçek olamazdı değil mi?
‘Etrafına bak’ dediğimde hiçbir şey demeden yüzüme kapatmıştı. Şimdi de kafasını çantasına gömmüş uyuyor gibi görünüyordu.
İyileştireceğim seni.
Günlük hastane kontrollerimi yaptırmak için gelmiştim ama Gülsima'nın burada ne işi vardı? Her ne kadar hayatına dair merak ettiğim konular varken vereceği tepkiyi kestiremediğim için hiçbir halt soramıyordum.
Ve bu, beni ondan daha çok deli ediyordu.
Gözlerinden ve bakışlarından bile ruh yorgunluğu belli olurken nasıl davranacağımı bile şaşırmaya başlıyordum.
Olduğum yerde dururken numarasını tuşlayıp vereceği tepkiyi izlemeye koyuldum.
Gerçekten kolumu ısıracak mısın?
Sanırım onunla uğraşmak hoşuma gitmeye başlamıştı; tabii kendimi soğutmak kenarda dursun, onunla iyileşmeyi yürekten istiyordum.
Yenildin gibi sanki sen bana ha?
Kafasını bir hışımla kaldırıp çalan telefonu kulağına götürdüğü gibi ses tonunu çıplak bir şekilde bile duyuyordum. “Yine aynı yenilgi konusunu açarsan ilk gördüğüm yerde kolunu ısırırım!”
O potansiyel vardı sanırım..
Yüzüme neşeyi getiren bu kadına nasıl laf söyleyebilirdim ki?
Keyifle sırıtırken gözlerimi ayırmadan elimi kaldırıp, “Hastane kapısına baksana bir dakika,” dedim. Kafasını hemen çevirip kafamı sağa yatırdım ve tebessüm etmeye başladım. “Aç kolunu lan!” Öyle hızda kalktı ki oturduğu yerden, neredeyse çardaktan atlayacaktı..
Gerçekten atladı.
Telefonu çantasına fırlatır gibi attı. Saçları esen hafif rüzgârda savrulurken hızlı adımlarla yanıma doğru yaklaşıyordu.
Tam karşımda durduğunda hızlanan kalbimle âdemelmasım yavaşça aşağı kaydı. Ela hareleri yüzüme değmeden kolumu kavradığı anında ısırık acısı vücuduma yayılmıştı.
Bu kadının şakası yok, dediği her şeyi ciddi anlamda yapıyor.
Sinek ısırığı gibi acısını yok sayarak kafamı yüzünün hizasına doğru yatırıp içimden gelen türküyü sözlerini değiştirerek söyleyiverdim.
“Gel aman aman yanıma,
Kıyma bu yazık canıma.
Bir ela gözün bir sarı saçın,
Değer dünya malına.”
Dişlerini dumura uğramış gibi serbest bıraktığında ela gözlerini gözüme sabitledi. Şaşkınlığa uğradığı bakışlarına çok çabuk yansımış, ela çehresi yüzümün her karışında cirit atıyordu. İrileşen gözleri, beklemediği hareket karşısında ne yapacağını bilemez gibi bakıyordu.
Hoşuna gittiğini belli etmemeye çalışması çok tatlıydı.
Sanırım ben de deliriyordum.
Dudağım kenara kıvrıldığında gözlerimi gözünden çekip, koluma bakmak istiyordum ama öyle derin ve anlamlı bakıyordu ki, ayırmam mümkün değildi.
Gözbebeklerinin koyulaştığını fark ettiğimde eli kalbine gitti ve hafif hafif öksürmeye başladı.
Göz temasını zorunlu olarak çektiğinde, “Bir şey söylemek istemiyor musun?” diye sordum, üzerine gitmeden.
Boğazını temizleyip ağzını açacağı sırada tanıdık gelen sesle ikimiz de aynı noktaya baktık.
Eliz Asilzade?
Elinde tuttuğu telefonu sanki video çekmiş gibi yanımıza getirdiğinde küçümseyici bakışlarını Gülsima'nın üzerinde tutuyordu.
“Gerçekten bu yasak ilişki senin hayatını biraz tehlikeye atmıyor mu hayatım?” Mavi gözleri Gülsima'nın her yerinde gezerken kollarımı arkama bağlayıp ikisini izleme gereksinimi duydum.
Yasak ilişki mi?
Benimle mi?
Gülsima boynunu iki yana kıtlatıp, “O çenenin yayını bana siktirme oldu mu? Ne demeye çalıştığının farkındasındır umarım?” dedi, şu ana kadar gördüğüm en ürkütücü ses tonuyla.
“Annen davette çocuğunu görmek istedi ve sen burada bir başkasıyla kol kolasın..” dediğini idrak edemeden kaşlarımı çatarak doğruluk payını Gülsima'nın vereceği tepkiden öğrenmek istiyordum.
Gülsima’nın annesi mi vardı?
Ve çocuk olayı da ne?
Kimsesiz ulan bu kız!
Gülsima göz temasını Eliz’le daha yakından kurup, Eliz'in tişörtünü döndürerek yakasından çekiştirdi. “Ahlarımın bittiği yerde nahlarım başlar. Ve nahlarımın başladığı yerle hiç tanışmak istemezsiniz Eliz Hanım!”
Ağzım 'O' şeklini aldığında kafamı yere doğru eğdiğimde ‘çıt’ sesi duyduğum gibi saniyede olan görüntüye ciddi anlamda inanmak istemedim.
Eliz yerde yüzünü tutarak kıvrılırken Gülsima hâlâ başında parmak sallıyordu. “Hastane bahçesinde benim gibi birinin yaptırdığına bak yaa, ah etmeyeceğim bundan sonra nahlarımla sahnedeyim.” Koskoca zengin iş kadının saçının üzerinden geçip çıkışa doğru yürümeye başladı.
Kalbim, Gülsima’yı yalnız bir başına bırakmak istemiyordu. Peşinden hızına yetişip kolundan kavradığımda bağıracak gibi oldu, gözleri gözlerimle çakışınca çatılan kaşları gevşedi. “Benimle iyileşmek hâlâ istemiyor musun?” Kafasını bıkkınlıkla yana yatırıp derin bir nefes aldı. “Bak..” Söyleyeceği cümleden vazgeçer gibi olduğunda sıkıntıyla kaldırıma oturdu.
“Eniştemle halamı hapse atacağını denerim dediğinde gerçekten de yapmışsın. Sözünde durdun yani..” Kafasını bana çevirip minnettar bakışına nasıl yutkunacağımı şaşırdım.
Kafamı olumla salladığımda tatlı bir şekilde gamzesini gösterip ayağa kalktı.
“Kolunu ısırdığım için hiç pişman değilim, uğruna yendin galiba beni..” Kehribar gözlerim ışıltısı karşısında daha çok parladığında gözbebeklerim titredi.
Ürkek bir şekilde gülerken birden bakışlarında buz kesti.
Bakışları nasıl bu kadar hızlı değişebilirdi?
“Bu, sevgili olacağız beraber vakit geçireceğiz anlamına gelmiyor. Sadece uğruna yendin ve ruhumun iyileşmesi lazım o kadar..” Bakışlarındaki ani soğukluk yerini sabit tutarken sarılma içgüdüsü içimi gıdıklıyordu.
Ruhunu benimle iyileştireceksin, ruhumuz birbirine ait.
Ruhunun ölmemesi için çabalayacağım, benimki ölse bile toprağını sen at Gülsima.
Sarılma güdüsüne engel olmayı başardığımda, “Ruh sağlığının iyileşmesi için elimden geleni yapacağım.” dedim, tüm samimiyetimle.
Yanıma bir adım atıp kollarını iki yana açarak belimden sarıldı ve dudaklarından içime dokunan cümle döküldü. “Tek benim değil, senin de yaşadıkların ağır gibi. Beraber iyileşmeye varım ben!”
Eliz'in söylemlerine kulak asmak istemediğim için şu an bu konuyu kapatma ihtiyacı duymuştum.
Gülsima’dan şüphelenmediğim sürece sorun yoktu.
Yanılmayacağıma inanıyordum.
Bölüm etkileşimi
