39. bölüm / 55
Yıldız Paketi39 - Hatırlanmak
Bölümler 55Şu an: 39 - Hatırlanmak
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime · Okuduğun bölüm
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Korkunç derecede güçlü bir hafızaya sahip olmak, insana verilmiş en büyük cezaydı..
Rüyanızı ayrıntısı ayrıntısına hatırlayabilir misiniz? Veya hayatınızda hiçbir önemi olmayan ya da olan düşünceleri, sözleri, davranışları taze bir şekilde hatırlayabilir misiniz?
Bazılarınız için hemen unutulan olaylar, biz güçlü hafızalılar için sıkıntısı büyük bir durumdu.
Tabii çok güzel yanları da var bunu inkâr edemem, ama benim gibi hem ona hem de anksiyete ve panikatağınız varsa, işte o zaman en büyük ceza oluyordu.
Etkisi büyük rüyamda olan olaylar yol boyunca kafamda dönüp dururken geldiğimiz çay bahçesi sanki rüyamda geldiğimiz yerdi.
O kadar çok aynısı gibiydi ki..
Birkaç saniye olan rüya, travma yaşamama nasıl sebep olabiliyordu?
Bu sefer ortada abartılacak bir şey yoktu..
Yoktu!
Mimiklerimi sakin tutmaya çalışırken, Mirza'nın bakışlarına tutulduğumun yeni farkındayım.
Ay selam canım!
Düşüncelerimi kafamın içindeki konteynere attığımda tatlı tebessümle kehribar gözlerine baktım.
“İyi misin Işıltım?”
Işıltını yesinler.
Saçımı kulağımın arkasına alarak, “İyiyim sen nasılsın?” dedim.
Böyle bir ortamda doğurduğumu anlatsam nasıl bir tepki verirdi acaba?
Rüyamı anlatmalıydım sanırım..
Ela gözlerim oturduğumuz mekânda gezerken, nezih ve sakin bir yerdeydik.
Ne panik yaptın haa sen de!
Mirza bakışlarını gözbebeklerimden ayırmadan masanın üzerindeki elimi tutup konuştu. “Ben iyi olmasam da seni görünce nedensizce gayet iyi hissediyorum.”
Şeydendir o yaa.. Psikolojik!
Boğazımı temizledikten sonra, Mirza'nın sanki aklını kurcalayan bir şeyler varmış gibi kaşları çatılmıştı.
“Bir şey sormak istiyorum, yanlış anlamazsan kimsesiz olduğundan bahsetmiştin. Annen ve baban olduğunu neden söylemedin bana?” Ses tonunda ne kızgınlık ne de sinir vardı. Aksine merak ve sakin bir şekilde konuşuyordu.
Sor bakayım bana, ben biliyor muydum bu yaşıma kadar?
Gayet rahat ve sakin konuşmak istiyordum ama psikolojik olduğundan şüphelendiğim karın ağrım kendini göstermek istiyor gibiydi.
Arkadaşlar rüya gerçek olamaz, karnım şiş değil?
“Annem ve babam olduğundan benim de haberim yoktu, yani annem beni terk etmişti sadece onun hakkında o bilgiye sahibim. Yoksa hayatımda, bu yaşıma kadar kimse bana annelik ve babalık yapmadı. Bu demek oluyor ki, kimsem yok Mirza.” Rüyamı yaşıyormuşum gibi göğsüme bir atak yerleşmişti sanki.
Ay ne abarttın, bir de bayıl istersen Feriha!
“Gerçekten bayılırsam görürsün dalga geçmeyi!”
Mirza arkasına yaslandığında masaya büyük bir semaver ve bir büyük kutu toz şeker gelmişti.
Şapşal!
Mirza garsona teşekkür ederken gözleri beni bulduğu an, resmen parladı. “Sınırsız çay hizmetinizde güzelim buyurunuz.” Çay bardağının ince belli olmasına dikkat kesilirken daldığımı hiç fark etmemiştim.
Şey benim panikatağım tuttu galiba, ama bu güzel günü mahvetmek istemiyordum.
Mirza'nın hoş sesi kulağıma gelirken kafamı ona doğru sabitledim. “Kaç kaşık şeker katıyorsun?” Şeker kutusunu elime almak istedim ama Mirza bana uzatmadı. “Benim ikramım, sen yorulma söyle kaç kaşık?”
Gülümserken cidden fazla dalgın olduğumu fark ettim.
“Bir buçuk kaşık, teşekkür ederim.” Şekeri kattığında çay bardağını önüme koyup sohbet konusu başlattı.
“Şu senin Cavcav diye hitap ettiğin kişi hakkında anlatacakların neydi Işıltım?” Karnıma gerçekten psikolojik olarak kramp giriyor gibi hissettiğimde kendimi hızlıca toparlayıp konuştum.
“Onun bana birkaç gündür tacizlerde bulunduğunu sen nereden biliyorsun da polise öyle söyledin?” Anlatmamıştım ki nereden çıkarmıştı gerçekten yaptığını?
Bakışlarının sorduğum soruyla değiştiğini fark edince sorgular gibi kaşlarının altından baktı.
“Seni savunmak için öyle söyledim orada, gerçekten yaptı mı öyle bir şey?” Şakağındaki bir damar seyirme gösterdiğinde buz gibi kalan elimi çay bardağına sardım.
Vay anasını..
“Dün bana mail atmıştı senin hakkında konuşmak istediğini falan söylemişti, kendi markamı kurmak için verdiği para karşılığında senden ayrılmam gerektiğini tehdit ve şantajla dile getirdi, piç kurusu!” Kehribar bakışları öfke ama bir o kadar da boş bakmayı sürdürürken devam ettim.
“Ben de o an öfkeyle ne yaptığımı düşünmeden bağırdım çağırdım doğal olarak, sonra çok çirkin ithaflarda bulununca ayriyeten bir de göstermelik sandığım silahı karnıma doğru hedef alınca hakkını verdim.” Üstümden yük kalkmış gibi derin nefes aldığımda çayımdan bir yudum aldım. Mirza kaşlarını büzüp ağzımdan çıkan her bir kelimeyi sabırla dinledikten sonra âdemelması aşağı indi.
“Sana zarar verip, senin bir kılına dokundu mu? Ayrıca o boğazında gördüğüm morlukları o piç mi yapmıştı?” Son sorusuyla dumura uğradım.
Unutmamıştı..
O zaman bu tüm rezilliklerimi hâlâ o beyninde depoluyor.
Senin de hafızan güçlü mü bee adam?
“Hiçbir zarar verip, dokunmadı aksine ben onu haşat ettim.” Elimi masanın altından karnıma götürdüm. “Sen hâlâ hatırlıyor musun o morlukları?”
“Tabii ki, unutulmayacak kadar korkunç bir görüntüydü. O mu yaptı?”
Kafamı olumsuzca salladığımda midemden kalbime giden bir aradan çok korkunç bir ağrı saplandı.
“Onu halam yaptı, o zamanlar Cavcav'ı tanımıyordum.” Sırtımı dikleştirerek arkamı yasladığımda çay bardağını elime aldım. Bacak bacak üstüne atarken Mirza'nın bakışları hâlâ aynıydı.
“Neyse ki şikayetçi olduk, umarım polisin eline geçmiştir o piç. Nasıl haşat ettin anlatsana biraz?” Neşesinin yerine geldiğini yüzüne yakışan gülümsemesinden anladığımda ben de aynı şekilde karşılık verdim.
Bir bacağım bacağımın üstündeyken botumu bileğimden döndürdüm. “Bu botların topuklarını görüyorsun değil mi?” Anlamsız bakışlarıyla kafasını aşağı yukarı salladı.
“İşte bu topukları, bir tekmeyle bacak arasına geçirdim Mirza.” Hâlimden memnun bir şekilde gülerken kaşlarını havaya kaldırıp şaşırdı.
Ee tanımıyor musun beni canım?
“Yalnız cidden çok iyi hamle, helal kuvvetine Işıltım.” Gamzemi ufak bir utanma duygusuyla gösterdiğimde kaçıncı çayımı içtiğimi bilmiyordum.
Çantamdan titreşimli çalan telefonumu aldığımda arayan kişiyle çenemi sıktım.
Eliz Hanım arıyor..
Alt dudağımı dişleyip ayağa kalktım ve kapıya doğru kulağımda telefonla biraz ilerledim.
“Gülsima sen burayı kreş falan mı zannediyorsun? Ara ara yoklayıp gitmeler bir daha gelmemeler falan, ne oluyoruz Allah aşkına?” O kadar çok bağırıyordu ki, yüzümü buruşturdum.
Haklısın lanet olsun ki..
“Kusura bakmayın Eliz Hanım, kolay şeyler yaşamadım o yüzden ofise uğrayamadım ama bir saat içinde işimin başında olabilirim.” Mahcup bir sesle konuştuğumu fark ettiğinde bir kez daha yüksek sesle konuştu.
“Olabilirmiş, olmak zorundasın zaten. Bir saat olmadan odama bekliyorum.” Aramayı yüzüme karşı sonlandırdığında elimi boynumda dolandırıp Mirza'nın yanına döndüm.
“Kusura bakma Mirza, Eliz aradı da. Haklı olarak rencide falan etti, bir saat olmadan ofise gitmem gerekiyor..” Masanın üzerinden çantamı almaya çalışırken, Mirza sanki bu fırsatı kaçırmak istemiyormuş gibi yanağıma hafif bir buse kondurdu.
Çantamı şimdi kafama geçirirdim de neyse başka senaryolar karışmasın araya.
Şu rüya meselesi kapansın çıkalım şuradan bir.
Cevap arar gibi gözlerimin içine bakmayı sürdürdüğünde yüzüne karşı sadece derin bir nefes alıp verdim.
Ne yani, ne bekliyorsunuz ben de mi öpeyim aynı şekilde?
Mirza garsona hesabı ödedikten sonra önden hızlı adımlarla mekândan çıktığımda yüzüme karşı esen rüzgâr saçlarımı savurdu.
“Seni bırakayım, oradan işe geçerim daha sonra seni alırım. Olur mu?”
Gözlerim bir anlığına botumdaki çözülmeye yüz tutmuş bağcıklara takıldı.
Şapşal şey ayakkabımı bile giydirdi..
Bağcıklarımdan sonra gözlerim Mirza'yla buluştu. “Hı, hı, olur..”
Mirza arabaya doğru yürürken arkasından utanarak seslendim. “Mirza?”
Utanma duygusuna, Mirza'yla tanışmadan önce sahip değildim.
Neden utanma duygusuna kapılıyordum ki, öyle biri değildim?
Arkasını aniden dönüp, “Efendim?” dediğinde soracağım soruyu bambaşka bir şekle çevirmeye çalıştım.
“Eğer bana bir şey olsa, eğilemesem mesela sen ayakkabımı giydirir miydin?” Nasıl gözüktüğümü bilmediğim için yanaklarımın yandığını hissettim.
Ay yok daha neler!
Dudağını kenara kıvırıp yanıma doğru yaklaştı ve alnımdan öptü. “Giydiririm, Allah korusun sana bir şey olmasın. Eğer ki oldu diyelim aklında hiçbir soru işareti bırakmamak için elimden geleni yaparım.”
Ya sen beni nasıl bu kadar düşünüp sevebilirsin ya, bak çıldıracağım şu an.
“Teşekkür ederim.”
Gerçekten yaparmış..
Rüyamdaki tek gerçek Mirza'ydı..
Gülümsemesinin sesini duyduğumda arabaya bindim.
Ofise doğru yol aldığımızda midem bana zorluk çıkarmak ister gibi nüksedip duruyordu.
Mide rahat dur, tabii bugün mutlu oldum yaa hemen olay çıkar.
Bölüm etkileşimi
