10. bölüm / 55
Yıldız Paketi10 - Hayatını Kurtardım
Bölümler 55Şu an: 10 - Hayatını Kurtardım
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sen bir hiçsin Gülsima..
Hiçliğin içinde kaybolmuş kocaman bir boşlukta yaşıyorsun.
Kafanı yarıp bir de iç kanama geçir sonra da kurye kılıklısı diye zorbaladığın herif seni bakım altına alsın.. Aynen bacım aynen!
Az önce kurduğum şeyin gerçek olmadığını gözümü aralarken keskin ışıklardan anladım.
Bembeyaz ışıklar içindesin Gülsima, güno hayatım!
Yeni hayatımın fragmanını yaşayıp, gözlerimi yeni sezona mı açmıştım ben hayır ola?
“Gözlerini açtı hemşire hanım,” Konuşmaları kesik kesik duymaya başladığım esnada göz kapaklarım bir hışımla açıldı ve karşımda ilk gördüğüm suret, kurye idi.
Allah seninde belanı vermesin!
Her yerde de karşıma çıkıyorsun bee!
Ela gözlerim çatık kaşlarım altında kuryeyi incelerken tek düşündüğüm bana ne olduğu sorusuydu.
Aynı bakışımı kuryenin üzerinden çekmeden, “Ne oldu ulan bana?” diye sordum.
Bakışlarımı nasıl görüyorsa artık hemşireyi çağırma eyleminde bulunmuştu.
Hemşire yerine doktor hanım odaya girdiğinde benimle muhatap oldu. “Nasılsınız Gülsima Hanım?”
Kuryeyi görmezsem daha mesut olacağım..
“Kendimi iyi hissediyorum şahsen, kafama ne uçtu benim?” Son sorduğum soruya kuryenin hâli değişip gülmeye başlamıştı. Fırlatacak bir şey bulamadığımdan tersleme gereksiniminde bulundum.
“Ne gülüyorsun be hergele?” Sinir seviyem yerle bir olurken uzandığım yataktan hızla doğrulup kemiği olmayan dilimle saydırmaya başladım. “Senin o telefon görüşmen yüzünden bu hâle geldim amına koyayım ben, o arabaya o camın en çakmasını taktırmışsın sıçtığımın herifi. O kadar seslendim puşt, beni o adamdan koruyacağına duysaydın ula sesimi, bu duruma düşmezdim..” Kendimi durduramazken kuryenin gözleri şaşkınlık içinde kalmış yanıma yaklaşmaya çalışıyordu fakat ondan önce hemşire geri uzanmam için uyarılarda bulunuyordu. “Gülsimacığım, şu an gerçekten kızmanın zamanı değil. Düşmeye bağlı kafa travması geçirdin ve bir süre sinirlenmemen gerekiyor, her an ölme riskin var..” Hemşireye öyle bir bakış attım ki, kafam yeniden uyuştu. “Ne, ne geçirdim ben?” Yataktan kalkmak istediğim zaman hemşireyle kurye aynı anda beni engellemeye çalıştıklarında öfkeli bakışlarım kuryede oyalandı.
Ters bir hamle yapmamam için hemşire kolumdan sıkıca tutarken içimdeki öfkeyi kuryenin yüzüne kustum. “Senin de Allah belanı versin şerefsiz! Bir de kafa travması geçirtti bana, öldürseydin bir de piç az gelmiştir bu sana!” Ağzımı yine açacağım sırada koluma keskin acıda iğne yediğim an sersemledim. Hemşirenin yardımıyla geri uzanmaya geçtiğimde telefon sesim tüm odada yankılandı.
Kurye çantamı almaya yeltendiğinde, “O çantaya bir dokun senin kemiklerini kırarım!” diye çıkıştığımda ellerini korkarak geri çekti ve hemşire sakince çantamı bana uzattı.
Kafamdaki uyuşukluk sayesinde gram öfkeli hissetmiyordum, ama bu kuryeyle göz teması kurana denkti.
Telefonumu elime aldığım gibi kulağıma götürdüm. “Gülsima Asil ile mi görüşüyorum? Ofisimize moda tasarımcılık için başvurmuştunuz öyle değil mi?”
Aldığım nefesi bir an geri veremeden olduğum yerde doğruldum.
Yanlış mı duydu benim kulaklarım, yoksa bu kaosun içinde bir Lotus çiçeği mi açıyordu?
Şaşkınlığımı kurye okumuş olacak ki, sadece uzaktan izliyordu.
Hemşire izin isteyip odadan ayrıldığında konuştum. “Evet Gülsima Asil benim, ben başvurmuştum.” Sesim karşı tarafa ulaşır ulaşmaz yanıt gecikmedi.
“Nasılsınız umarım iyisinizdir, eğer iyi değilseniz bile modunuzun yükseleceği bir haber vermek için rahatsız etmiştim.”
Bakışlarım lanet gibi kuryeyi bulduğunda göz temasını kesmiyordu.
Engerek yılanı!
“Ölümden döndüm, şu an hastane odasındayım siz nasılsınız? Haberinizi çok merak ettim doğrusu,” Karşı taraftaki kadının ses tonu endişeli gelmeye başladı.
“Ciddi bir hasarınız yoktur inşallah, iyiyiz teşekkür ederiz. Ciddi bir hasarınız yoksa ofisimizde sizi aramızda görmekten mutluluk duyarız.”
Gamzelerim ortaya çıktığında kurye bana doğru yürümeye başladı, mutluluk saçan gözbebeklerim hemen yanıma gelen kuryeyle kesişince diğer kulağıma fısıldadı. “Kim seni gözbebeklerin titreyene kadar güldürdü?”
Benim bile zor duyabileceğim ses tonuyla, “Sevgilim!” diye cevaplayıp yüzümdeki tebessümü anında sildim.
Telefondaki kadına, “Ciddi bir hasarım olup olmadığını henüz bilmiyorum, haberiniz için çok teşekkür ederim. Size net bir karar aldığımda geri döneceğim.” diye yanıtladıktan sonra telefonu çantama fırlatır gibi attım.
Derin bir nefesle kısılmış gözlerimle kuryeye baktım. “Amacın neydi kulağıma fısıldarken? Anam değilsin, babam değilsin, ulan sen benim hiçbir şeyimsin. Benim hayatımdaki tek görevin sipariş ettiklerimi adresime ulaştırman!” Sersemliğimin biraz azaldığını anladığımda yataktan inip yüzüne karşı parmağımı salladım. “Onun dışında şu dakikadan itibaren benimle kuryelik görevin haricinde muhatap olup, aynı ortamda bulunursan soyunu kuruturum!”
Gözlerindeki kaybetme korkusunu anladığım an gözlerini oymak istedim.
Duygularım yok demiştim,
“Kafana cam parçaları saplanmasaydı zaten benim seninle bir işim yoktu, ben demiştim zaten artık bundan sonra sadece kuryenim diye.” diye açıklama yaptığında kafamın arkası ağrı yapmaya başladı.
Sinirlenme Gülsima, hayır sinirlenme!
“Sen o arabadan inmeseydin bana hiçbir şey olmayacaktı işte, hayır indin bir de uzaklaşıyorsun ne diye uzaklaşıp beni bilmediğim alanda, - senin arabanda - tek başıma bırakıyorsun?” Gözyaşlarımla göğsünden ittirdiğimde kalp ritmi dikkatimi çekmişti.
Bu kadar hızlı çarpması normal değildi.
Ellerimi hemen geri çekip yatağıma yatmak istediğimde bana sarılmak istediğini anladım. “Hayır, sarılma bana! Soğuk su içmek istiyorum.”
Hızla çarpan kalbini fark ettiğimi anlamış mıydı?
Karakol çıkışında kalbimi yeniden hissetmeme neden olan kalp çarpıntısı gibi çarpıyordu.
Bakışlarında ‘isteğini yerine getiriyorum ama hislerimi anla’ der gibiydi.
Kurye odadan ayrıldığında doktor gelip son kontrollerimi yapıp çıkmam için izni vermişti.
Kurye geri odaya döndüğünde doktor, tebessüm ederek odadan ayrıldı. “Çıkabilirmişim,” Soğuk suyu tek yudumda bitirip çantamı aldım. Tam çıkacağım esnada kuryenin sesiyle olduğum gibi çakıldım.
“Valizini unuttun?”
Ne valizi lan?
Arkamı döndüğümde kuryenin elindekinin benim küçük valizin olduğunu fark ettim.
O buraya nasıl geldi, yoksa?
“Nasıl geldi lan bu buraya?” Sorduğum soruya sadece dudağını kıvırdı.
“Ulaştım işte bir şekilde, hayatını kurtardım!”
Ne bekliyordu tebrik falan mı?
Oscar ödülü mü vereyim şimdi?
“Hımm öyle mi olmuş, zahmet etmişsin!” Dalgaya neden vurduğumu anlamayacaktı.
Valizimi elinden aldığımda hastaneden nihayet çıkıyorduk. Dişlerimin arasından, “Beni neden kurtarmadın diye sormuştum?” diye mırıldandım.
Bölüm etkileşimi
