29. bölüm / 55
Yıldız Paketi29 - İntikam İsteyen Oyun
Bölümler 55Şu an: 29 - İntikam İsteyen Oyun
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İnsan insana iyi gelmeli.
Gelmeyecekse hiç gelmemeli.
-Nazım Hikmet Ran
Düşüncelerim asla susmuyor, beynim her bir yaşadığım sahneyi film şeridi gibi gözlerimin önünde canlandırıyordu.
Yutkunma ihtiyacını karşıladıktan sonra elimi alnıma yaslayıp kafamdaki görüntüleri yok etmek istedim.
Isırma konusunda bir hayli ciddi olduğumu kanıtlamıştım.
Aferin sana Gülsima!
Peki, onun bana yaşattığı o anksiyete krizini nasıl unutacağım?
Resmen, bildiğim türküyü sözlerini bana uygun olarak değiştirip gözümün içine baka baka söyledi.
“Aman Allah'ım..” Etkilenmemem mümkün değildi, çünkü ses tonu o kadar uyumluydu ki türküye..
Abartıyorsun Gülsima..
O kadar da etkileyici değildi.
Bu kadar basit biri olamazsın.
Adam benimle iyileşmek istiyor ve ben kimsesiz olmama rağmen bu noktaya kadar kabul etmeyip, bir de adamın kolunu mu ısırıyorum?
Ay aptallık daniskası..
Ya da ben şizofren falan mıyım?
Ciddi ciddi sevgisini her anlamda, her cümlesinde dile getiren kişiyi sanki kalbim doluymuş gibi elimin tersiyle itiyordum.
Ama bu son yaptığı bambaşka bir olaydı..
“Adama sarıldın Gülsima!”
“Aptal herif beni nasıl etkilediyse, sözde katı bir insanım yani..” İçten konuşmadığımı fark edince hafiften kaşlarımı çattım.
Ayıp olmasın daha fazla diye sarıldım yani, çokta şey değildi..
“Hangi aptal herif?” Yanımdan gelen sesle nerede olduğuma dair anlık bir unutkanlık göstermiştim.
Aynı herifin arabasında beni götüreceği yere gidiyorduk.
Benim cidden kafam fena hâldeydi.
Boğazımı temizlerken gözyaşlarımı hızlıca yok ettim. “Ne?” Kaşlarımı çatarak yüzüne baktığımda dudağını kenara kıvırdı.
Bu adam her konuştuğunda veya karşıma çıktığında nedense öfke sorunlarımda ortaya çıkıyordu.
“Kendi kendine mi dertleşmek iyi yoksa bir canlıyla mı?”
Anında kehribar gözleri yüzüme değdiğinde anksiyetem hemen kendini belli etti.
“Ben canlı değil miyim, ne demek istiyorsun bee sen?” Histerik bir kahkaha attıktan sonra, “Ne demek istediğimi anladın bence..” dediğinde arabayı park etti.
Trip yiyoruz bir de heriften herhâlde.
Mal mıdır nedir?
“Kafanı da mı ısırsaydım acaba, böylece bu imalarından kurtulurduk.” İçimden söylenirken durduğumuz bina şaka mıydı?
“Gerçekten buraya mı getirdin?” Sıkıntılı bir nefes aldığımda arabadan indim.
Kovulduğum eve getirmişti!
“Adam kendi evine mi götürsün Gülsima?” O da doğru.
Gözüm binada gezinirken karşımda durup, “Evde kimse yok sonuçta, tek olacaksın. En azından uyumak için falan girersin Gülsima eve, içim rahat eder.” dedi, nazik bir sesle.
İçim rahat eder?
Tek takıldığım cümlesi bu olmuştu.
Kafamı hafifçe eğip teşekkür mahiyetinde tebessüm ettim. “Teşekkür ederim, bu süreçte yardımların ve ilgilerin için.” Benimle her göz temasında gözlerinin içinin parladığını fark ediyordum.
“Kendine dikkat et!” Kaşlarını havaya kaldırıp indirdi ve arabasına doğru yürüdü. “İşe geçmem lazım, önemli bir şey olduğunda ara. Tek bir bildiriminde yanında olurum.” Bana haber vermesi içimi nedensiz bir şekilde buruk hissettirirken kafamla onayladım.
Kaldırımda arabasının son sürat gidişini izledikten sonra vücuduma yüklenen duygusallıkla binanın girişine doğru yürüdüm.
Tek bir bildiriminde yanında olurum..
Senden başka kim bana iyi davrandı ki zaten?
Hayatımda bir kere bile beni zorbalayıp, aşağılamadan kendi isteği ve yüreğinden iyi davranan biriyle tanışmıştım.
Ben bunları hak ediyor muydum peki?
Mutlu olup iyileşmeyi hak ediyor muydum yoksa bu hayata sadece sürgün edilmek için mi gelmiştim?
“Annem bana bu şekilde davranış sergiliyorsa neden doğurmuştu ki beni?” Aklıma en çok takılan sorunun cevabını öğrenmeden içim rahat etmeyecekti.
Beni niye doğurdun anne?
Benim babam nasıl yoktu ortada?
Eve adım attığım gibi yoğun bir bağımlılık yapan madde kokusu alıyordum.
Hassiktir!
İçeriye girerek kapıyı arkamdan kapatıp ilk uğradığım yer odam oldu. Bir tane bile eşyasına dokunmamış olmalarına sevinsem mi yoksa bu evde ne halt ettiklerine mi sinirlensem bilemedim.
Gerçi ev benim bile değildi.
Odamın camını sonuna kadar açıp salona doğru geçtiğimde kokunun nereden geldiğini tahmin etmek zor değildi.
Masanın üzerine tüm zararlı maddeleri bırakmışlardı. Ağızları da açık olunca mide bulandırıcı kokunun tesiri yoğun oluyordu.
Sıçayım!
Sanırım bu şekilde baskın yediniz ha? İyi, tam isabet olmuş mis gibi..
Banyodan büyük siyah çöp poşetini alıp tüm pisliklerini temizledim ve balkona çıkıp tam aşağıda olan konteynere isabet atış yaparak fırlattım.
Onun için kim inecekti aşağı?
Ellerimi birbirine çarpıp kirini üstünkörü temizledikten sonra çeşmenin altına koştum.
Üç kez sabunladıktan sonra telefonumu elime aldığım gibi arama rehberine girdim.
Annemin numarası yoktu ki ben de!
Bıkkınlıkla dudağımı büzdüğüm sırada Eliz Hanım'ın ismi arama ekranıma düştü.
Sen eksiktin prenses!
“Efendim Eliz Hanım?” İstemsizce konuştuktan sonra bağırmasını beklerken gayet sessizce konuştu.
“Şu an ofise gelmen gerekiyor canım, karşımda seninle yüz yüze konuşmak isteyen biri var.” Sessiz mırıltısını işittiğim gibi kim olduğunu tahmin etmek zordu.
Liste epey kabarık olunca..
“Çalışmam da lazım zaten, gelirim iki saate.”
“Geç kalma, eğer iki saati geçersen iki saat mesai yaparsın!” Aramayı bir şey diyecekken sonlandırdığında kısık sesle küfrettim.
Sakinleştiriciyi ben kilosuyla içeceğim.
Banyoya girip aynada kendi görüntüme baktığımda gözlerimi devirmem uzun sürmedi.
Saçlarımın hâline mi yoksa makyajsız sıfatıma mı tüküreyim ulan?
Tarak ve fön makinesini elime aldığım gibi sağ elime geçirdiğim tarağı saçlarımda güçlü bir kuvvetle taramaya başladım.
Hızlı olmazsam hiçbir yere yetişemezdim.
Avucuma gelen saçları elimde top hâline getirip kapalı çöp kutusuna atmak için eğilmiştim ki, fön makinesi nasıl olduysa ayağımın üzerine pat diye düştü.
“Of aptal makine!” Birden eğilip makineyi yerden alacaktım ki, çöp kutusundaki cisim dikkatimi çekti.
Ellerimdeki saçları çöpe atarken diğer elimle de gözüme çarpan cismi iki parmağım ile almaya çalışıyordum.
Ne haltlar yaptınız siz?
“Bu hamilelik testi değil mi?” Evet oydu, peki neden tek çizgi vardı bunda?
Sağ gözüm seyirirken halamın sözleri beynimde tekrar etti.
“Dokuz ay boyunca içeriden çıkamazsam bebeğin günahı senin boynuna dolanacak.”
“Hamileyim, yardım et bana!”
“Doktor hiçbir iş yapmayacaksın dedi..”
Gözlerimi hızlıca kapatıp açtığımda bu kadar ileriye gideceklerini düşünmek istemiyordum.
Beni oyuna getirmeye çalışıyor.
Aklın sıra beni kandıracak hah?
Bu sefer sinirden buğulanan gözlerimi tekrar testin üzerinde gezdirdikten sonra avucumun içinde sımsıkı tuttum.
Oyun istiyorsan ağır bir intikamla tamamlamak isterim.
Odama geçip testi yıldızlı anı kutumun en dibine yerleştikten sonra zil sesiyle olduğum yerde korkudan titredim.
Kim lan bu?
Yavaş adımlarla kapıya doğru yaklaştığımda zil tekrar çaldı. Kalbim yerinden çıkacak gibi çırpınırken titreyen sesimi bastırmaya çalışarak, “Kim o?” dedim. Ses tonumun titrek çıkmasına ağzımı kapatmakta bulmuştum çözümü.
“Kargo!”
Kargo mu?
İyi de ben bu adrese sipariş vermedim ki..
Boğazıma batan tellere rağmen yutkunup kapının kilidini açtığımda, titreyen gözbebeklerim kehribar gözlerle buluştu.
Tekrardan, aynı mekânda..
“Bu adrese sipariş vermemiştim ben,” Kısık ses tonuma aldanmadan sipariş verdiğim mankeni bana doğru uzattı.
“Farkındayım, seni bıraktığım yere getirecektim tabii ki. Ofisteki adresinde olmadığını biliyorum.” Yumuşak tonda konuşması nedense kalbimi daha çok hızlandırıyordu.
“Tüm müşterilerine mi böyle yapıyorsun peki?” Sorduğum soruyla bakışları daha anlamlı bakıyordu.
“Tek VIP müşterime yapıyorum, senin siparişlerin benim için bir emirdir.” Çenesindeki gamzesi gözüme çarptığında elim kalbime gitti.
Kafamı yere eğdiğimde, gitmek yerine başımın tam üstüne dudağını değdirip gitti.
O gitti ve benim ruhum onunla beraber gitti.
Fazlasıyla utanmış ve şoke girmiştim.
Mankeni kucağıma alarak kapıyı yavaşça kapattığımda kalbim ağzımdan çıkacak gibi hızlıydı.
Öldürecek adam beni.
Ama sevgisinden sanırım.
Mankenin poşetini yırtıp kenara attığımda bedenimi yatağıma bıraktım. Sol kolum yatakta sallanırken gözlerimi tavana diktim.
Senin siparişlerin benim için bir emirdir..
VIP müşterisiydim.
Kalbimi yerinden hatta derinden sarsacak kadar biriydi.
“Kalbinin merkezine koy bu kişiyi.”
Bölüm etkileşimi
