32. bölüm / 55
Yıldız Paketi32 - Açık Sözlülük
Bölümler 55Şu an: 32 - Açık Sözlülük
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime · Okuduğun bölüm
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kitap okurken bir cümlede takılı kalırsın ya hani,
işte sen o cümlesin..
-Cemal Süreya
Yemek teklifi mi edilmişti bana, yoksa benim kafam hâlâ yerinde değil miydi?
Bir kolum Mirza'nın koluyla beraberken söylediği cümlenin hangi imaya geldiğini hastaneden çıkarken daha yeni yeni anlıyordum.
Yemek yemeye götürülüyordum..
Tamam, bu gayet normal insanlar için olağan bir durum. Ama ben normal insanlar kategorisinde yer almıyordum.
Bakışlarımın birden soğukluğuyla baş başa kalan Mirza, başka bir imada bulunmamıştı.
Bakışlarını azıcık sıcak tut!
“Herifi korkutuyorsun,” Sen karışma!
Kolumdan ayrılıp arabanın kapısını önümden açıp binmem için işaret yaptı. Minnettarlıkla kafamı eğip tebessüm ederek arabaya bindim.
Ben yemek yemekten hoşlanmam ki..
Kendimde konuşacak ve tartışacak gücü bulduğumda, serumlar sayesinde hayatımda daha önce bu kadar dinç hissetmiyordum.
Ölümden kaçıncı kez kurtuldum hiç bilmiyordum..
Bir dahaki eğer olursa kurtuluşum olmayabilirdi.
“Şey Mirza, sen bana yemek teklifinde mi bulundun?”
Salağa anca bu kadar yatılırdı.
Çenesini hafif yukarıya kaldırıp gözlerini yoldan ayırmadan cevapladı. “Çıkma teklifini fırsattan istifade edeyim dedim.”
Bir dakika, ne?
Bu hergele kılıklısı benim ölümden dönmemi fırsata mı çevirdi yani?
Kimse tutmasın beni!
Elimdeki çantayı kafasına geçirmem saniyemi almazken koltuğun tepesine çıkmak için ayakkabılarımı çıkardım.
Delidir ne yapsa yeridir deyin geçin.
“Lan utanmaz herif, sen benim ölümden dönmemi nasıl fırsata çevirirsin?” Çoraplarımla koltuğun tepesine çıktığımda boynumdan dolayı iki büklüm duruyordum ama bu sorun değildi, asıl sorun Mirza'nın ayaklarıma bakıp kahkaha atıyor oluşu idi.
Ne var yani, Pepee resimli çorap giydiysem?
Elimdeki çantayı omzuna geçirip saçını çekeceğim sırada kolumdan kavrayıp, “Allah aşkına dur bir, kaza mı yapalım ha? Bir de kaza yapıp bu sefer gerçekten tahtalı köyü boylayalım mı Gülsima?” dedi, gerçekten hiç duymadığım bir sinirli ses tonuyla konuşmuştu.
Ama ne yapayım yaa, bu fırsata çevrilebilecek bir durum mu?
Kavradığı kolumu hâlâ tutarken yaptığı ani frenle neye uğradığımı şaşırmıştım. Torpido gözünün olduğu yere bir ayağım geçerken bedenimi Mirza'nın kucağında buldum.
Allah kahretsin!
Sikeceğim şimdi böyle işi!
Yoğun ve sanki bekliyormuş gibi bakan gözbebeklerini oymak için sinirlerime hâkim olmaya çalışıyordum ama bu onu dövmeyeceğim anlamına gelmiyordu.
“Siktiğimin şoförü,” Kalkmaya çalışırken torpido gözünün oradaki serçeparmağımı çok kötü vurmuştum.
Sıçayım!
Öfkeli bakışlarım Mirza'nın gözüne değdiğinde çantamı yüzüne bastırıp kalkmayı başardım. “Eğer bana en ufak bir temasın olduysa senin kelleni almaktan hiç gocunmam, ister nankör de, ister küfret, piç!” Koltuğa hiçbir yerim yaralanmadan oturduğumda serçeparmağım hâlâ zonkluyordu ama ondan daha büyük acı yanımda oturuyordu.
“Gülsima, yanlışlıkla olan bir andan dolayı bu kadar öfkelenmene gerek yoktu bence, hatta bana sövmediğin an kalmadı. Farkında mısın ne yaptığının?”
Nefes nefese kalmış hâlde bedenimi ona doğru döndürdüm.
Hayır, ben ne dediğimin farkında değilim ama ne yaptığımın gayet farkındayım.
Akıl hastasısın Gülsima!
Göz pınarlarım nedensizce sızlarken kendimi suçlamaya başlamak üzereydim. “Sana temas etmedim, neden ve nereden bu kanıya vardın anlamadım ama öyle bir şey olsa zaten ben önce kendi elimi falçatalarım.”
Kaşlarım büzülürken ona çok yüklendiğimi anladım.
“Kaç gündür miden boşmuş Gülsima, nasıl ve neden yaptın bunu kendine bilmiyorum. Beraber iyileşmek istiyorsak önce birbirimize iyi davranmalıyız.”
Sen o görevi fazlasıyla yapıp, hissettiriyorsun ama ben yapamıyorum.
Ben iyi davranamıyorum..
“Davranmayı dene!”
Yutkunup boğazımı temizledikten sonra göz pınarlarıma serçeparmağımı bastırdım.
“Ben.. Özür dilerim Mirza, bana karşı yaptığın tüm iyilikleri unutmadım, ben sana iyi davranmayı çok istiyorum ama öfke sorunlarım öne çıkıyor. Bazen elimde olmayan nedenlerden ötürü nankörlük yapmış olabilirim, onlar için de özür dilerim.”
Sen özür dilemeyi bilir miydin Gülsima?
İlk defa hayatında birinden özür diliyorsun..
Ve o kişiyi hayatın yapmak senin elinde.
“Özür diledim diye hayatım niye yapıyorum?”
Kafasını sorun değil dercesine sallayıp kehribar gözlerindeki ışıltıyı gözlerimde gördüm. Çenesindeki gamzeye gözüm kaydığında, “Ben senin her hâlini fazlasıyla benimseyip, sevmeyi seviyorum.” dedi, elini direksiyona atarak.
Seni sevmeyi seviyorum..
Biri beni her hâlimle benimsiyor.
Yüzüme tatlı bir tebessüm kondururken gözleri yine çorabıma kaydı.
Ayakkabımı giymeyi unuttum.
Ayakkabımı almak için eğilirken yandan bakış attım. “Ne var çorabımda, niye yargılayıcı bakışlar atıp duruyorsun?” Trip ses tonuma geçtiğimde onun sahiplenici ses tonu ayakkabımı giyerken kulağımda çınladı.
“Senin çocuklaşmanı da seviyorum, çocuk reyonundan mı aldın onu?”
Çocuklaşma huyumu daha yanında çıkarmadım bile.
Ayrıca ne var yani?
“Çocuklaşma huyumu daha bilmiyorsun, bilmeden sevemezsin. Ayrıca çoraplarıma laf edip durma!”
Eğildiğim için dağılan saçlarımı düzeltirken çoktan park ettiğimizi daha yeni fark ettim.
“Senin ruhunu iyileştireceksem her hâlin bana kâfi Gülsima, çorapların senden daha çok gözüme çarptı nedense.” Beni sinir etmeye bayılan bir şahıs olduğundan zorbalayıcı kıkırdamasına göz devirdim.
Her hâlim nah kâfi sana!
“Ben senin zorbalayacağın son kişi olurum anca Mirza, beni daha fazla sinir etmeye devam edersen katır inadımla seni si..” Edeceğim küfrü yutup, “Seni silerim!” diye düzelttim.
Memnun olmuş gibi gülerken arabadan inip benim de inmem için kapımı açtı. “Yeni temiz sayfamızı açmış bulunuyoruz Gülsima,”
Hayırlısı.
Arabadan indiğimde koluma girmek istediğinde öyle bir baktım ki, anlamsızca belimden tutup yürümeye başladık.
“Gülsima senin yaşın kaç gülüm?” Cam gibi kesilen ela gözlerimi gözüne sabitleyip, “Ne yapacaksın benim yaşımı bee sen?” dedim, ses tonumu ayarlayamadığımı fark ettiğimde elimle ağzımı kapattım. Paniğe kapılan gözbebeklerim titrerken adım attığım lokantadaki insanları izledim bir süre.
Mirza ne âlemde bakmak istemiyorum.
Benim acilen tedavi olmam gerek.
“Bunu anlamak için geç kalmadın mı sence?” Sus iç sesin iç sesi!
Takım elbiseli, yeni traş olmuş, yaşıtım sayılan adam bana doğru gelerek, “Sıkıntı mı var hanımefendi?” diye sordu.
Kes bee ucube herif ne sıkıntısı?
Sakin ol Gülsima!
Elimi ağzımdan çekip kafamı sağ sola salladığımda izâh edeceğim sırada, beklemediğim anda elimi eliyle birleştirip yanımızda duran adama açıklama yaptı.
“Hiçbir sıkıntı yok kardeşim, sevgilimin huyu öyledir.” Adam ikna olmamış olacak ki, gözleri doğru mu dercesine bana döndü.
Samimiyetle, “Evet öyleyim birden yüksek çıktı sesim, yoksa ben bu adama bağırabilir miyim sizce?” dediğimde Mirza'nın yanağını sıkarken buldum kendimi.
Bakırköy’e ne zaman yatarız tahmini?
Adam ikna olmuş şekilde yanımızdan ayrılırken elimi yanağından çekip gözlerimi büyüttüm.
Aptal olmak için ne kadar uğraşmış olabilirdim?
Mirza aptal aptal bıyık altından gülerken lokantaya nihayet girebilmiştik.
Rezil olduk baba!
Dağ manzaralı masanın yanına bir hışımla oturduğumda, Mirza hâlâ karşımda gülmeye devam ediyordu.
“Gülme yeter, karşımda daha fazla homurdanmaya devam edeceksen yemek yemeden kalkar giderim!” Anında kehribar gözleri gözlerimi bulup gülmesini kestiğinde garsona iki Adana kebap siparişi verdi.
Et yemiyorum dersem bu adam beni ete boğar mıydı?
“Yeni tehdidin bu mu cidden?”
Ayrıca o bana gülüm diye hitap etmişti, bu niye benim aklıma şimdi düştü?
Dudağımı büzerek yanıtladım.
“Anksiyetem orada yeterince artmıştı, bunu daha çok bana yansıtmanı istemediğim için öyle dedim.” Yüzünde öyle bir anlayış vardı ki, duygulanmak haddim olmamasına rağmen etkilenecektim.
“Psikiyatriye daha önce gittin mi?” Böyle bir şey beklemediğim için kafamı olumsuzca salladım.
Yatış verecek, nereye gidiyorum?
“Randevu alalım o hâlde,” Emin bir şekilde konuşurken ben istemiyordum.
Garson yemekleri masaya getirirken kalbime mecburen yenilip, katır inadım yüzünden kendime bile inkâr ettiğim düşüncelerimi bilinçli bir şekilde dile getirdim.
“Ben doktorun verdiği ilaçlarla iyileşmek yerine, birbirini yürekten sevmeyi çabalayan, iki kişinin birbirine benimsediği sevgiyle iyileşmek istiyorum Mirza.” Önündeki kebaptan bir çatal alacakken bakışlarındaki yoğun ve derin hisle tekrardan konuşmaya başladım.
“Beraber ruhumuzu yenileyip, iyileşebiliriz. Çünkü ikimizin de ruhu farklı yerlerden yaralı ve iyileşmeye ihtiyacı var..” Gözbebeklerinin büyüdüğünü fark ettiğimde elinde tuttuğu çatal yeri boyladı.
Kehribar gözlerindeki sevgi dolu bakışları kalbimde bile hissederken, masanın üzerindeki elime dokundu. “Söylediklerinde sahici misin, yoksa oyun mu oynuyorsun?” Ses tonuna bile yansıyan şaşkınlık yüzümde tebessüme sebep oldu.
Adamın sesi titriyordu.
“Hayatımdaki tüm insanlar oyundan ibaret ama ben sahicinin taa kendisiyim Mirza,” Âdemelması aşağı inerken kafasını sağa yatırdı.
“O zaman sahici hayatına dâhil edildim mi oluyor söylemlerin?”
‘Bilmem’ gibi yüz ifadesiyle önümdeki kebaba döndüğümde Mirza'nın yüzündeki tatlı şaşkınlığa kıkırdadım.
“Şapşallığı bırak Mirza, deli hayatıma bir göz at bakalım hoşuna gidecek mi?” Temiz sayfamızı açmış bulunduk sanırım.
Açık sözlülüğüme bir alkış alabilir miyim?
“Sen gibi bir şaheser varken hayatımda hoşuma gitmeyen sadece sana yamuk yapanlar olur!” Etkileyici olduğunu inkâr ederdim sonuna kadar, ama gözlerim ve mimiklerim benden önce konuştuğu için tek bir kelime çıkmadı ağzımdan.
Gözlerimi sonuna kadar açmış, titreyen gözbebeklerime bir çözüm bulamıyordum.
Af buyur?
Nasıl bir cümleydi o?
Ağzıma attığım et boğazıma takıldığı için arka arkaya öksürük krizine girmiştim.
Ben galiba eleniyordum..
Katır inadıma eleniyordum yani.
Mirza paniğe kapılmış hâlde su içmem için ısrar ederken uzattığı suyu zorlamadan içtiğimde hayatımda ilk defa mideme et intikal etmişti.
Sanırım Mirza yüzünden daha hangi yapmadığım şeyleri yapacaktım.
Ah, aptal Gülsima lafını unutmayalım.
Mirza cevabını almış gibi yemeğine dönerken çalan telefonum ortamın ikonikliğini bozmuş bulundu.
Bilinmeyen numara arıyor..
Sorgulamadan kulağıma götürdüğümde tanıdık ses, bilinçaltıma ufak ufak travma sinyali gönderiyordu.
Bozma işte, azıcık mutlu olayım dedim şurada..
Bölüm etkileşimi
