Yıldız Paketi kitap kapağı

21. bölüm / 55

Yıldız Paketi

21 - Yarım Ruhlar

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 55Şu an: 21 - Yarım Ruhlar
  1. 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
  2. 2 2 - Anksiyete466 kelime
  3. 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
  4. 4 4 - Toz Madde742 kelime
  5. 5 5 - Göz Teması620 kelime
  6. 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
  7. 7 7 - Şiddet792 kelime
  8. 8 8 - Sil Baştan559 kelime
  9. 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
  10. 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
  11. 11 11 - Af dilemek577 kelime
  12. 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
  13. 13 13 - Yeni İş763 kelime
  14. 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
  15. 15 15 - Boğulma774 kelime
  16. 16 16 - İade1.020 kelime
  17. 17 17 - Toplu İğne971 kelime
  18. 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
  19. 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
  20. 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
  21. 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime · Okuduğun bölüm
  22. 22 22 - Yanmak1.121 kelime
  23. 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
  24. 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
  25. 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
  26. 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
  27. 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
  28. 28 28 - Isırma803 kelime
  29. 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
  30. 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
  31. 31 31 - Açlık942 kelime
  32. 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
  33. 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
  34. 34 34 - Semaver1.049 kelime
  35. 35 35 - İtiraf1.500 kelime
  36. 36 36 - Mail634 kelime
  37. 37 37 - Tehdit876 kelime
  38. 38 38 - Mermi1.353 kelime
  39. 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
  40. 40 40 - Kurallar1.288 kelime
  41. 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
  42. 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
  43. 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
  44. 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
  45. 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
  46. 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
  47. 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
  48. 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
  49. 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
  50. 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
  51. 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
  52. 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
  53. 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
  54. 54 54 - Final2.025 kelime
  55. 55 Teşekkür Bölüm204 kelime

Her yara görünmez…

Dayı ne anlatıyorsun bee?
Yaşlı gözlerimi sesin geldiği yöne doğru çevirdiğimde erko bireyi diye hitaplandırdığım şahıs yayık ağzıyla, baygın gözleriyle beni izliyordu.
Siktiğimin bireyi!
“Gel gel sarışınım gel!” Adımlarını sarsak bir şekilde oturduğum yere atarken çantamın içinden çıkardığım maket bıçağımı açtım ve adama doğru fırlattım.
Ov, tam isabet miydi o?
“Siktir git ula şuradan!” diye seslendim fakat attığım maket bıçağı kafasını sıyırmıştı.
Bela geldi, gene başladı, gene başladı..
Sarsak adımlarıyla birkaç adım ötemde dururken boynumu kütlerek ayaklanıp pençelerimi öne çıkardım.
“Senin organlarını söker, hayvanlara yemek ziyafeti yaptırırım siktiğimin herifi!” Neyime güveniyordum bilmiyordum ama elim yay gibi gerilmiş hâlde herifin üzerine yürüyordum.
Adam pis pis sırıtırken sağ kolu saçıma doğru havaya kalktığı gibi kolunu kavrayıp bir karış tırnaklarımı derisine batırarak ters çevirdim. Dişlerini sıkıp hâlâ bana yanaşmaya çalışırken, “Orospu!” dediğini işittim.
“Bırak lan piç kızı!” Tanıdık gelen sesle dumura uğradım ama bana saldırmaya çalışan adamla dumura uğrayamazdım.
Sesin sahibi gelmeden adamın yüzüne tiksinerek dirseğimi geçirdim. Olay yerini arkamı dönüp bakmadan çarpan kalbim ve buğulanan gözlerimle koşarak kaçtım.

Önüme çıkan ilk parkın bankına oturup dizlerimi karnıma çekerek oturup sadece ağlamaya başladım.
Ne yapacaktım sahiden ben?
Kime, nereye giderdim, kim benim gibi birini kabul ederdi ki?
Ben bir hiç değil miydim?
Olay yerinden kişisel eşyalarım olduğu çantamı yanıma almıştım sadece; valizim ve sırt çantalarımı orada bırakmak zorunda kalmıştım.
Ki umrumda bile değildi..
Sığınacak bir evin yoksa, eşyaların ne önemi var ki?
Sol gözümdeki yaşı içimde tuttuğum hıçkırıkla sildiğimde yenisi düştü yanağıma.
Bildirimlerimi kontrol etmek istediğimde saatin çoktan 23:00’yi geçtiğini fark ettim.
Gece yarısı oluyor Gülsima, ne yapacaksın?
Çantamı boynumdan geçirip parkın çıkışına doğru yavaş adımlarla yürürken temiz havayı biraz olsun içime çekmeyi denedim. Kafamı sağa yatırıp kısa süre gökyüzündeki maviliğe baktığımda bir yıldız kaydı.
İşaret olabilir miydi?
Yıldızın kaydığı son noktaya gözlerimi çevirdiğimde cami minaresi gözüme ilişti.
Yüzüme tebessüm yerleşirken hemen gözyaşlarımı yok ettim.
Cami de kalsam kim ne diyebilirdi ki bana?

Adımlarımı hızlandırıp cami’nin bahçesine adım attığım gibi ruhum yeniliyor gibi hissediyordum.
Bu geceden sonra her şey istediğim şekilde olacak.
Kimsesiz olmak istemiyorum artık..
Ayakkabılarımı çıkarıp dolaba koyduğumda kendimi içerdeki atmosferin huzur bulgusuna bıraktım. Büyük bir cami olmadığından içerisi çok kalabalık değildi, kafama bulduğum yazmayı geçirip gözüme kestirdiğim kenar köşeye oturdum ve ellerimi semâya açtım.
Allah'ım ne olur karşıma beni gerçek anlamda sevip, sayacak, koruyup kenara köşeye atmayacak birini çıkar.
Allah'ım ne olur hayatımda, mesleğimde çok güzel yerlere geleyim.
Lütfen bana güç kuvvet ver. Bana yardım et.
Gözyaşım sessizce gözümden süzülürken burnumu çekerek ellerimi yüzüme götürdüm.
“Âmin!” Buğulu gözlerim cami'nin ihtişamlı yapısını incelerken kalbimin ferahladığını hissediyordum.
Peki ben insanların içinde nasıl uyuyacaktım?
Kadınlar kısmına gidip uyuyabilirdim.

Oturduğum yerden kalkıp aklıma gelen kadınlar kısmına gittim, iki üç kişiden fazla kişi olmamasına dudağımı büzdüm. Cam kenarındaki pervaz geniş olduğu için cenin pozisyonunda kıvrılıp uykuya dalabilirdim.
Burnumu çekerek dizlerimi karnıma çekip sırtımı yaslayarak pervaza oturdum ve bakışlarımı cama çevirdim.
Ben hiç değildim..
Ben hayatta başarılı olmaya çalışan biriydim.
Canımı acıtanlara haddini bildirmeyi seven, ama hiçbir zaman içine bir şeyleri sindiremeyen biriydim..
Kariyerim elimdeydi lakin aşk hayatımdaki adam nerelerde geziyordu?
“Sen sadece kendi kendine konuşan psikolojik vakasın Gülsima,” Kafamı cama yaslayıp yakaladığım huzurda gözlerimi yumdum.
Ama bu son değildi; yeni hayat, yeni başlangıçtı.
Her şerrin altında bir hayır vardı en nihayetinde.
***

Sabah ezanıyla göz kapaklarım birden açıldı. Nerede olduğumu idrak edemediğimi sandığım sırada gözlerim semâya kaydı.
Kafan bu kadar dolu olamaz Gülsima..
Temiz hava almak için cami’nin avlusuna gidip herhangi bir çardağa oturup elimi yanağıma yasladım.
“Ben kötü biri değildim, değilim de.. Kötüler bu dünyada krallığı yaşarken, iyi niyetliler sadece kötülerin ağzından çıkan tek bir kelimeye bakıyor..” Cüzdanımın içine bakıp tekrar düşündüm. “Ama her iki dünyada da iyiler kazanıyor, iyiler kazanmak zorunda!”
Kötü kişilere haddini bildirdiğim için kötü bir şahıs olarak anılamazdım.
İki günlük param vardı, çantamı karıştırırken telefonumu alıp alışveriş sitelerinde gezmeye başladım. O anda beynime jeton gibi düşen aydınlanma ile kısık sesle küfrettim.
Eliz’in daveti vardı..
Bahane bulmalıydım çünkü yanımda hiçbir kıyafetim yoktu..
Sanki o da hissetmiş gibi saat daha sekiz bile olmadan arıyordu. Bir elim kalbimin üzerindeyken aramayı yanıtladım. “Gülsimacığım kusura bakma lütfen, yaa ben daveti bugün sanmışım canım, meğersem yarınmış. Boşuna gelme diye aradım, cuma günü zaten bugün biliyorsun izin günün. Yarın dediğim saate gelirsin ofise!” Söylediği cümleleri tek tek sindirirken iyi ki o evden kovulmama neden olunmuş diye düşündüm.
Allah'ım, çok şükür.
Duygusuz olmama rağmen tam şu anda ağlayabilirdim.. “Sorun değil Eliz Hanım, tamamdır!” Aramayı sonlandırıp telefonu masaya koydum ve ellerimle yüzümü kapattım.
Defalarca teşekkür ederim.. Defalarca şükürler olsun..
Dudaklarımdan titrek bir nefes alıp mayışmış gibi hissettiğimi anladığım an, kollarımla masaya kapanıp kafamı kollarımın arasına aldım ve gözlerim kendini uykuya bıraktı.

Ne kadar zamandır uyuduğumu çözemeden kafamı kaldırıp saate baktım.
13:05.
Çok geç olmuş yaa..
Çantamdan aynamı çıkarıp yüzüme baktığım esnada çığlık atmamak için kendimi sıktım.
Lan bu ne?
Gözlerim kan çanağına dönmüştü, göz altlarım tiner çekmiş gibi renk değiştirmişti, gözümden alnıma kadar da kolumun izi çıkmıştı..
“Allah'ım..” Hâlime ağlamamak için etrafı incelemeye başladım.
Sakin, sakin, geçecek..
Yüzümü bu sefer masanın üzerine koyduğum çantama gömdüm.
“Ben bugün ne yapacağım peki?” İçli bir ağlama sesiyle sessizce ağlamaya başladığımda yanıma birinin geldiğini hissettim.
Bismillahirrahmanirrahim..
Kafam hâlâ çantama gömülüyken hissettiğim biri karşımdaki oturağa oturdu.
Şu an gözleri beni inceliyordu.. O kadar emindim ki..
Gözyaşlarım kurur gibi olduktan sonra yavaş hareketle kafamı kaldırdım. Ellerim yüzümü ovalarken karşımdaki yüzü gördüğüm gibi kaşlarım çatıldı.
“İyi misin?” Tek bir soru kalıbı.. Peki bu tek bir soru kalıbı insanda nasıl bu kadar etkili bir hissiyat bırakabiliyordu?
İyi misin?
‘Kimsenin görmediği, içindeki acıları görüyorum iyi olup olmadığını öğrenmek istiyorum..’ demiş gibi sarsmıştı beni..
O kadar yakınım bile bana iyi olup olmadığımı sormayıp, sadece görevini yapan kuryenin sorması oldukça tuhaf gelmişti.
Ortada tuhaf bir şey yok Gülsima..
Boğazımdaki tellere rağmen yutkunup, “İyiyim desem inanmayacaksın değil mi?” diye sordum.
Ya bu da bir işaret ise?
Ağzından, ‘cık’ diye ses çıktığında kehribar gözleri gözlerime daha çok yakınlaştı. “Ciddi bir mesele olduğu ortada, ruh sağlığının kötü durumda olduğunu fark edebiliyorum Gülsima.” Burnumu çekip saçlarımı arkaya doğru düzelttim. Ben diyecek bir şey bulamazken o gözlerini çekmeden devam etti. “Bak seninle tanışmıyoruz ama sanki gözüne baktığımda tamamlamak istediğim eksik bir yanım gibi görüyorum, yaşadığın zorlukların hiçbirini bilmiyorum istersen anlatmak zorunda da değilsin, ruhun daha fazla ölmeden iyileşmeyi çabala..” Kan çanağına dönmüş gözlerimi gözlerine sabitlediğimde konuşma gücünü buldum kendimde. “Dediğin gibi tanışmıyoruz ama belki de ruhlarımız birbirini tanıdığı için bu şekilde konuşma gücünde bulunuyorsun, ayrıca benim ruhum canlı falan değil Mirza.” İlk defa ismiyle seslendiğimi anladığında dudağını kenara kıvırıp birkaç saniye boyunca yüzümü inceledi.
Bir dakikadan uzun olabilirdi..
Kafasını büküp bıyık altından tebessüm ederek ayağa kalktı.
“Cumayı kaçırmadan gideyim, sana da dua etmek istiyorum, ruhun için en azından.” Alttan gülümseyerek cami’ye girerken arkasından sadece idrak etmeyi denedim.
Bana da mı dua edecek?
Ruhun için en azından..
“Ne yani benim ruhuma dua mı okuyacaktı?” Fazlasıyla salağa yattığımı anladığım an ayaklandım.
Ruh eşini bulmuş olabilir misin Gülsima?
Adam düpedüz sana da duamda yer var dedi..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.