22. bölüm / 55
Yıldız Paketi22 - Yanmak
Bölümler 55Şu an: 22 - Yanmak
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mum olmak kolay değildir. Işık saçmak için önce yanmak gerekir.
-Hz. Mevlânâ
Yarım saati geçik hayatı sorgulama evresini tamamladıktan sonra hiçbir sonuca varamadan cami’nin avlusundan ayrılma kararı aldım.
Yanmak gerekiyorsa risk almak gerekiyordu.
Çantamı omzuma geçirip kaldırımda etrafı incelerken arkamdan adımın seslenilmesiyle saniyelik afalladım.
“Gülsima?” Mirza çevresini kontrol ederek gözlerini gözlerime sabitledi. “Kalabalıkta çok durmayalım, bir şey sorup gideceğim zaten.”
Mimiklerim ağzımdan önce konuştuğu için kaşlarım kendini yine çatmıştı. “Ne sormak istiyorsun ki?” Kalabalıktan uzlaşmış kenar bir ağacın altında durmuştuk.
“Eve bırakayım seni diye sormak istiyorum,” dediğinde bir evim olduğundan bile bihaberdim.
Evim mi vardı benim?
Kovulduğumu söylesem vereceği tepkiyi kestiremediğim için cümlelerim benden bağımsız konuşmaya başladı. “Şey, eve değil de sen beni ofise bıraksan?” Dudağımı hafiften titrediğini anladığım an gözleri dudağıma kaydı.
Bu kadar dikkatli olmak zorunda mısın?
“Arabaya geçelim, eve bırakayım seni.” Neden bu kadar ev konusunda ısrarcısın oğlum?
“İstenmediğim, kovulduğum bir ortamda barınmak istemediğim için ben kendi başımın çaresine bakarım!” dediğim gibi gidecekken Mirza nazikçe kolumu kavradı.
Bir süre konuşmadan gözlerimin içine baktı. Bir amaç arar gibi kaşlarını çatıp, kolumu bıraktı.
“Özel değilse eniştenin mi altından çıktı bu kovulma?” Böyle sormasını asla beklemez şekilde dumura uğradım.
“Olan oldu tasalamaya gerek yok,” İçli bir nefes alıp verdiğimde gözlerim kendinden emin bir şekilde gözüne baktı.
“Eğer sorun hâlâ geçerliyse beni ofise bırakabilir misin? Ben orada bir yol bulurum.” Çekingen tavırla yüz ifadesini incelerken acı bir tebessümle önden geçmem için kolunu uzattı.
“Emredersin!” Sert bir tonda söylememiş olması nedense tuhaf hissettirmişti.
Kimse bana böyle hissettirmemişti.
Vücudumda değişik şeylerin döneceğini anladığım an hemen kötü şeyler düşünmeye koyuldum.
Yapma bunu kendine Gülsima.
Ruhunu iyileştir.
Arabasının kapısını açarken koşar adımlarla kendi kapısını açıp arabayı çalıştırdı.
Emredersin mi?
Neden bir emir olarak algılamış olarak düşünürken yine salağa yattığımı fark edip düşüncemi durdurdum.
İkimiz arasında sessizlik hâkimken caddeden geçtiğimizi fark etmemle kıyafet mağazasını gözüme kestirdim. “Burada durabilir miyiz? Çok kısa bir işim var,” Arabayı aniden durdurunca nefes nefese kaldığımı fark ettim.
Anksiyete kes zırvalamayı!
Kafasını mağazaya doğru çevirip, “Burada mı?” diye sordu. Bakışları ‘neden’ dercesine bakarken arabadan inmeden hızla cevapladım. “Ofiste davet olacak, üzerimdeki kıyafetle katılmam doğru olmaz!” Yanıtımı sindirmiş fakat hâlâ aklında soru işaretleri var gibi kolumu tuttu. “Geçinebileceğin kadar var mı yanında?” O sormasa aptal gibi parama bakmadan mağazaya gidecektim. Sorusunu yanıtsız bırakıp cüzdanımı açıp baktım.
İki günlük param vardı ama birkaç dakika sonra ne zamanlık kalırdı muamma..
Gururumu ezdirmeyecektim elbette!
“Var yeteri kadar, fazlası bile var.” Yüzüme değilde cüzdanıma baktığını görmemle cüzdanımı kapattım. “Ne bakıyorsun bee?” Dudaklarını kenara kıvırıp bir elini direksiyona attı ve dışarıya izlemeye başladı.
Meraklı Melahat!
Bir hışımla arabadan inip kapıyı hiçte yavaş olmayan kuvvette kapattığımda ‘yuh kırsaydın’ bakışı attığını gördüm.
Kalmadık sana da, arabana da!
Hızlı adımlarla mağazaya adım attığımda zenginlerin kullandığı mağaza olduğunu anlamam çok kısa sürdü.
Şaka mıydı bu?
Adımlarım geri geri gitmeyi düşünürken duyduğum ses tebessüm etmeme neden oldu. “Hoş geldiniz, buyurun nasıl yardımcı olabilirim?”
Hiç almasam canım ben?
“Kaçışın yok Gülsima, nasibin burasıymış.”
Derin bir nefes alıp konuşmamı sakin bir tonda tuttum. “Hoş buldum, ben bir ofis davetine katılacağım da ona uygun bir kıyafet bakmak istiyorum.” Kadın olumlu şekilde kafasını eğdiğinde, “Yalnız en düşük fiyatta olan modelleri gösterirseniz,” dedim. Bulunduğum ricayı anlayışlı karşıladıktan sonra mini elbiselerin olduğu bölüme gelmiştik.
Mini elbise?
Kadının ilk gösterdiği elbise modeli; Gece mavisi renginde iki büyük altın sarısı yıldız desenliydi. Kumaşı da fena sayılmayacak kadar üste yapışacak modeldi.
Yıldızlı olması direkt olarak içime sinmişti.
Diğer modelleri çıkarmaya çalışırken, “Bunu almak istiyorum da fiyatı nedir?” diye sordum.
On bin? Yirmi bin?
“Fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirası hanımefendi.” Dediğinde cüzdanımda sadece beş liram kalıyordu.
Kamera şakası değil mi bu cici kız?
“İndirim yapma şansınız yok mu peki?” Çaresiz çıkan sesime karşılık olarak dudaklarını bastırdı. “Maalesef, son çıkan modellerimizde indirim olmuyor.”
İndirimli hâli bu diyordu yani..
Alırsam parasız ne halt edeceğimi kara kara düşünürken, almazsam da üstümdeki bol paça pantolon ve geniş yıldızlı tişörtümle davete nasıl, hangi yüzle katılacağımı düşünüyordum.
Ama alırsam ofiste kısa süreliğine kalabilirdim, sonrasında otel tutacak param bile yoktu.
Düşüncelerim arasında, “Alıyor musunuz?” diye ses duyduğumda elim cüzdanıma gitti. “Evet alıyorum,” dedim net bir sesle.
Banka kartım vardı nasıl aklıma gelmedi?
Kadın elbiseyi poşete koyarken, “Ödeme peşin mi kartla mı olacak?” diye sorduğunda kartımı çıkarıp cihaza okuttum.
Yetersiz bakiye?
Okumadı ya lan! İnanamıyorum gerçekten şu an..
“Nakit varsa yanınızda öyle yapsak veya başka kartınız varsa deneyebilirsiniz.”
Sinirimi cidden şu an kuryede çıkarma dürtüsü geliyordu.
“Onun ne suçu var?” diyen iç sesime şimdi..
“Alın nakit,” Tüm paramı sinirden buğulanan gözlerimle uzattığımda paraları sayan kadını artan anksiyetemle bekliyordum.
“Tamamdır, güle güle kullanın.” Poşeti teşekkür mahiyetinde gülümseyerek aldığımda neredeyse ağlayacak ruh hâlimle dışarıya çıktım.
Kuryeye bakış attığımda kafasını direksiyona gömmüş duruyordu. Kapıyı açıp koltuğa oturduğumda hâlâ benim gelmiş olmamı fark etmemiş olamazdı?
“Gidebiliriz geldim ben,” dediğimde bedenimi ona doğru döndürdüm.
Uyumuş muydu?
Daha kötü ihtimali düşüncelerimde yer vermek istemiyordum.
Benim yüzümden başına bir şey gelmiş olabilir miydi?
Çekinerek kolunu dürtme eyleminde bulundum ama hâlâ bir çıt çıkarmadı.
Allah'ım ne oluyor?
Yüzünün tamamı direksiyona gömülmüş iki kolu da yere sarkıyordu.
“Mirza uyudun mu?” Bedenimi dikleştirip ne yapacağımı bilemez hâlde arafta kaldım.
Koluna vurarak söylendim. “Ne oldu, Mirza bak şaka falan yapmıyorsun değil mi?” Sesim neredeyse ağlamaklı çıkacaktı, benim yüzümden birisinin başına bir şey gelmesi en korktuğum şeydi.
Kalbim göğüs kafesimde en hızlı ritimde çırpınırken iki elimle Mirza’nın kafasını dikkatlice tutup kaldırdım. Kaşlarım çatık şekilde yüzünü incelerken ağzının kenarından çenesine kadar kan akmıştı. Gördüğüm görüntüyle soğukkanlı davranmaya çalışırken dudaklarını aralamayı denedim.
Buğulanan gözlerimin arasından dudaklarını serbest bırakıp kafamı sağ sola salladım.
Hayır, hayır, hayır…
Sıktığım dişlerimle ne tepki vereceğimi hesaplamaya çalışırken nasıl bu hâle geldiğini anlamaya çalışıyordum.
“Mirza… Benim yüzümden, benim yüzümden..” Ellerimi kafama götürüp çaresiz ve suçluluk duygusuyla kafamı sağ sola çevirdim.
Aklıma geldiği gibi nabzını kontrol ettiğimde kısa bir süre.. Çok kısa bir süre kalbimin durduğunu hisseder gibi şoke girdim.
“Hayır, Mirza..”
Nabzı çok düşük atıyordu..
Kontrol ettiğim yerdeki elim hissizce aşağıya doğru kayarken gözyaşlarım şelale gibi akmaya başladı. Elim ayağım birbirine girmiş hâlde telefonumu hızla alıp 112’yi tuşladım.
Ellerim buz tutmuş gibi donduğunda bir elimi ağzıma götürüp sayıkladım. “Benim yüzümden, benim yüzümden ölecek.. Suçluluk duygusu eksikmiş gibi hayatımda..”
Ambulansa derdimi anlattıktan sonra kollarımı kafamın arasına alıp şoke girmiş hâlde olduğum yerde sallanıp durdum. “Benim yüzümden.. Benim bu aptallığım yüzümden biri ölecek, bana yardım etmek isteyen biri ölecek.. Aptal Gülsima!”
Hayatın boyunca vicdan azabı çekeceksin.
Birinin vebaline girdin.
Aptal Gülsima!
Ambulans ışıklarını bile gözüm görmezken yanıma gelen sağlık çalışanı tarafından ikinci kez hâlim hatrım soruldu.
Beni de hastaneye götürmek üzere ambulansa bindirdiklerinde sayıklamam devam ediyordu.
Aynı bozuk plak gibi..
“Benim yüzümden.. Benim yüzümden oldu hepsi.. Ölecek benim yüzümden..” Bakışlarımdaki boşluğu fark eden sağlık çalışanı koluma iğne yapmakta buldu çözümü.
Bir iğneyle suçluluk duygusu gider miydi?
“Ölmeyecek rahatlat içini, ciddi bir hasarı yok..” Yanımdaki kadın teselli etmeye çalışıyordu ama benim içimdeki yangını kimse fark etmiyordu.
Yanmak gerekiyorsa bu şekilde yanmaktan bahsetmek istememiştim..
Bölüm etkileşimi
