33. bölüm / 55
Yıldız Paketi33 - Acı Hayat
Bölümler 55Şu an: 33 - Acı Hayat
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İçimde her şeyi gözleri dolu dolu kabullenen bir kız çocuğu var.
Dışımda ise buz gibi bir kadın..
Dört yaşında bir kız çocuğunu kombin için terk eden bir anneye sahip olmak, tüm hayatımı ele geçireceği anlamına mı geliyordu?
Tamam, dört yaşında birçok şeye aklımın ermemesi gayet olağan bir durum ama kendi kararlarımı verip istediğin kombini nasıl oluşturabilirdim, anne?
Bana bu yaşımda bunu yaşatmaya devam etme hakkına sahip değilsin anne hanım!
Beynimde annemin sesi kısık kısık yankılanırken gözlerimin önüne gelen küçüklüğümü yok etmeye çalışıyordum.
Mesleğini eline almış bir kadınım, kombinim hakkında yorum yapma sakın anne!
Üstelik kıyafet tasarım ile ilgiliyken mesleğim!
“Gülsimacığım, rica etsem ofise uğrayıp işine mi odaklansan?”
Öfkenlendiğimi Mirza'ya belli etmemeye çalışırken, “Eliz Hanım mı doldurdu seni?” diye sordum, dişlerimi sıkarken.
“Hayır ne münasebet canım, yüz yüze konuşmak istediğim bir durum var da seninle.” Hafif öksürükten sonra cümlesine devam etti. “Üzerinde hangi renk kıyafetler mevcut?”
Kan kırmızısı, yakışır ama değil mi?
Mirza'ya ‘gidelim’ işareti yaptığımda ondan önce ayağa kalkıp çıkışa doğru ilerledim.
“Kapatmam lazım, ofise geliyorum.” Telefonu kulağımdan uzaklaştırınca elimin titremesiyle karşılaştım.
Mirza alelacele yanıma geldiğinde yüzünde panik duygusu hâkimdi.
“Bir şey mi oldu Gülsima?”
Sence, bir şey mi olmuş sadece?
“Öyle aceleyle kalktık ama, ofise gidip çalışmam gerekiyor. Kusura bakma seninle ilgili bir durum yok.” Neden açıklama yapıyordum şu an?
Ben kimseye hesap vermem ki..
“Telefonda konuştuğun kişi Eliz Hanım mıydı?” Arabaya doğru yürürken hızlı adımlarıma zor yetişir gibiydi.
“Hayır, annemdi. Neden sordun ki?”
Duraklayıp yanıma baktım ama yoktu, arkamdan esen rüzgâra karşı döndüğümde Mirza'nın daha yeni bana yetiştiğini gördüm.
“Sen bayıldığında o aramıştı o yüzden sordum, ayrıca ne bu hız Gülsima?” Derin bir nefes alarak arabaya yerleşip onun da bindiğini görünce cevapladım.
“Ben her konuda seriyimdir, geri arayım o hâlde.” Telefonu cebimden çıkarıp Mirza'nın bakışlarının üzerimde olduğunu fark edince kaşlarımın altından keskin bakışlarımı ona doğru yönelttim. “Buyur, bir açığımı mı gördünüz beyefendi?” Resmiyetle konuştuğumu duyunca dudağını büzdü.
“Estağfurullah hanımefendi ne açığı, maşallahınız var.” Yüzümü buruşturup gözlerimi devirdim.
“Cıvıtma ulan, ofise bırakabilir misin beni zahmet olmazsa?” Yalnız ruh değişikliğim iyiden iyiye hat safhaya gidiyordu.
Ufak kahkahasına sırıtmak mecburiyetinde kalmıştım.
“Emredersin, yolumun üzeri.”
Histerik soğuk bir gülüşle Eliz'in karın ağrısı neymiş onu öğrenmek için numarasını tıkladım.
***
İnanılır gibi değildi ama ofis yerine halamın ziyaretine gelmek istemiştim, ani bir kararla.. Mirza beni vazgeçirmek için çok fazla dil dökmüştü ama ofise gitmeden şuna laf sokmazsam içim rahat etmezdi.
Koç Burcu sorunsalı bebeğim.
Görüşme alanında halamın gelmesini beklerken sandalyede bacak bacak üstüne atmış oflayıp duruyordum. Mirza'yı arabadan inmemesi için tembihlemiştim, acil bir durum olursa yanımda biteceğini söylemişti.
Bana halam ne yapabilirdi ki?
Kapıdan halam, kolundan tutan bir görevli kadınla bana doğru gelirken baştan sona süzmeye başladım.
Ellerinde kelepçe olmamasına kaşlarımı çatarak tepki verirken, ruhu çekilmiş gibi bakan esmer teni gayet iyi durumdaydı.
Moraran göz altları kendisini daha korkutucu hâle getirmişti ama bu tamamen onun marifetiydi.
Karşımdaki sandalyeye oturup yüzüme bakmadan kafasını eğdi.
“Gözlerime bakmak seni korkutuyor mu hala?”
Biliyorum, ben de az değildim ama hayat beni buna hazırlamıştı.
Kışkırtıcı konuşmama elini karnına koyup cevapladı.
“Doğmamış yeğeninin çok büyük ahını alıyorsun haberin vardır umarım?”
Hangi yeğen?
Leğen olan yeğen mi, yoksa beni kandırmaya çalıştığın oyun mu?
“Söylesene hangi yeğenden bahsediyorsun?” Alayla tek gözümü kırparken paniğe kapılmış gözlerini fark ettim, ama o bunu sonuna kadar inkâr edecekti.
“Karnımdaki,” Kısık ses tonuyla konuştuğunu anladığımda oturduğum yerden biraz daha öne eğildim.
“Sen kimsin de beni kandırmaya çalışıyorsun, her yaptığın haltı biliyorum. Dikkat et, o üzerinde kurduğun kumpasa sen düşmeyesin.”
Kalkmaya çalıştığımda kolumdan tutarak beni durdurdu.
“Abimin buraya gelmesi çok yakın, senin tüm bilgilerini abime ilettim bile. Bakalım o zaman kumpasa kim düşüyor Gülsima Hanım?” Sözleri bıçak gibi beynime işlerken donup kalmıştım sanki.
Önümden kalkıp yerine giderken ben düşüncelerimle tek kalmıştım.
Nasıl iletti?
Babam nasıl geliyor?
Babamın olduğundan haberim bile yoktu benim.
Nasıl biri olduğunu bilmiyorum, hiç tanımadığım biri karşıma çıkıp ‘ben senin babanım” nasıl derdi?
Nasıl güvenip inanırım?
Kafamın dönmesiyle hızlı ve öfkeli adımlarla Mirza'nın yanına ulaştım.
Aracın kapısını o kadar sert açıp kapattım ki, Mirza âdeta olduğu yerde korkudan titredi.
Çantamdan sinirli hareketlerimle telefonuma ulaşınca yola bakarak, “Ofise!” dedim, ses tonumu hiç umursamadan annemin numarasını tuşladım.
Mirza'nın eli ayağına dolandığını fark ettim ama sesim çıkmadı, gaza basarken sinirden ellerim titremeye başlıyordu.
Babalık görevini yapmayan biri benim karşıma ‘babanım ben senin” diyerek çıkamaz anasını satayım!
Telefonu açtığı gibi dediklerime kulaklarım sağır olmuştu.
“Senin ben var ya, şimdi ofise geliyorum ve bana adam gibi hesap veriyorsun!”
Onun tek kelimesini bile işitecek kadar öfke doluydum.
“Babam var mıydı lan benim? Cevap ver bana, var mıydı yok muydu? Siz hâlâ birlikte miydiniz?”
Elimi çarpıntı yapan kalbime götürdüğümde ağlak tonda çıkan sesi beynimde çınladı.
“Baban vardı tabii ki, dört yaşındayken seni terk ettiğimde halana baban emanet etmiş. Halan da seni iğrenç varoş kıyafetlerle giydirmeye..” Cümlesini yarıda kesip resmen kriz geçirmek üzereydim. “Sıçarım lan senin şimdi kıyafetine de moda anlayışına da, terk etmene de. Babam olacak o herif nasıl biri?”
Sesi cızırtılı geldiğinde çene kasımı sıkarak gözyaşlarımı yok etmeye çalışıyordum.
“Baban inan ki, leş gibi herifin tekiydi. Sürekli saçma işlere bile beni seçim yapmaya zorlayan bozuntunun biriydi.”
Hayatımdaki sizin gibi kötü insanlardan iyidir en azından.
Seçim benim işim, kimse burnunu sokamaz.
“Anladık,” Buğulu gözlerimle camdan baktığımda arabanın hareket etmediğini fark ettiğimde yine sesim yüksek çıktı.
“Neden durduk lan biz?” Kan çanağına dönmüş gözlerimi Mirza'ya döndürdüğümde oturduğu yerde sanki davranışlarımla küçülüyordu.
Korkma aslan korkma!
“Geldik ofise..” Ses tonunu alçaltarak konuştuğunda gözlerim, gözlerimi alan ofisin ismiyle çakıştı.
“Öyle desene o zaman oğlum,” Çantamı koluma asarak arabadan inip kapıyı kapatırken eğilerek Mirza'ya baktım.
“Bir sıkıntım var ama hallederim, beni habersiz bırakırsan seni harcarım. Eyvallah bu arada!” Elimi havaya kaldırdığımda bıyık altından gülüşünü sergileyip ofise adım atmadan beni bekledi.
Bazen ona kötü davrandığım için üzülüyorum.
“Ama konu hiçbir zaman onun hataları olmuyor.”
Topuklu ayakkabı giymediğimden spor ayakkabılarım sessiz adımlarıyla bile öfkemin ateşi geçtiğim her koridoru yakıp kavuruyordu.
Adımlarımı Eliz'in odasının önünde frenleyip kapısını tıklattım.
“Buyur?”
Kapının kulpunu aşağıya çekip kapıyı açtım. “Ben geldim, odama geçip işime başlıyorum.” Kafamı geri çıkarıp kapıyı kapatacağım sırada Eliz'in, “Önce misafir odasına uğra, seni bekleyen var.” diyen sesine hızlıca kafamı sallayıp sesli bir şekilde ofladım.
Diğer odalara nazaran sıcacık olan misafir odasına girdiğimde karşımda annemi görmeyi az buçuk tahmin ediyordum.
Koltuğa kendimi atıp bacak bacak üstüne atıp saçlarımı savurdum. “Ne?” Sabırsızca konuşmasını beklerken aklımda çok güzel modellerin dikimi geliyordu.
Biraz hızlı konuş bee!
“Ben aslında, tekrar o minik kız çocuğum olmanı istiyorum Gülsima. Şimdi evet çok güzel kadın oldun farkındayım ama, baştan iki moda tasarımcı anne kız olabiliriz. Ha ne dersin?”
Hadi ula oradan!
Kendini masum çıkarmaya çalışır gibi bakışlarını üzerimde tutarken yapay ağlamaklı bir ses tonuyla konuştum.
“Baştan demiştin değil mi, Sultan Hanım? O zaman zamanı eğer geriye alabiliyorsan, al yirmi sene öncesine o tarihten başla bakalım..” Oturduğum yerden kalkıp cevabını almış gibi bakışlarını benden kaçırıp duruyordu.
Küfrederdim ama biraz daha zorlarsan ederim.
“Üstündeki yıldızlı kot pantolon bok gibi duruyor, beline kadar uzanan güzelim saçlarına sence o pantolon gitmiş mi?”
Abi ne alaka ne alaka?
Kıyasladığı şeye bak amına koyayım!
Sabır dilercesine bakışlarımla kapının önünden bana dediği laflara ezilecek değildim.
“Çürük elma gibi buruşmuş yüzüne, tel tel kumral saçından çıkmış gri saçlara, kırışmış tenine laf söylemiyorsam oturup sadece başarılarıma bakacaksın!”
Ki, onda o göz yoktu.
Kendi odama geçip masamın başına oturduğumda çekmecemden makas çıkardım.
O saçlarıma uzun ve güzel mi demişti?
Madem hayatıma temiz bir sayfa açıyoruz, o vakit biz de bu sözle işleme başlayalım.
Boy aynamın karşısına geçip belime kadar uzanan istediğim şekle sokabildiğim sarı saçlarıma kıyacaktım.
Kim ne diyebilirdi ki?
Yine buğulanmış gözlerime aldanmadan makası saçlarıma değdirdim.
Ben tahmini ne zaman gülüp, eğlenecektim?
Gençliğim heba oluyordu ve ben burada saçımı kesmekle bulmuştum çözümü.
Omzumun hizasında ne kadar eşit olduğunu bilmediğim şekilde saçlarımı kesmeye başlamıştım, yanaklarımı ıslatan gözyaşlarım ve titreyen ellerim işime engel değildi.
Burnumu çekip sızlayan göz kapaklarımla makası saçıma geçirdim. Ayağımın dibine düşen sarı saçlarıma dalmışken telefonuma gelen bildirimle kendimle göz teması kurdum.
Bak bunlar senin acıların, yerdeki saçlar senin tükenen ruhunun sinyali.
Kendime bakarken gözlerimi kısıp kısa saçın bana yakışıp yakışmadığını anlamaya çalışıyordum.
Yakıştı, hem de çok tatlı oldu.
“Bok gibi oldu.” Kes sesini.
“Sanki kesince hayatındaki sorunlar gitti mal mısın Gülsima?”
İç sesin zorbalığı kes sesini.
Aynadaki görüntüme hafiften tebessüm ettiğimde, ilk defa kendimi gülümserken görüyormuşum gibiydi.
Güzelim, hemde çok.
“Mirza ayrılacak senden, tipe bak amına koyayım,”
“Kes lan sesini, sana da sıçayım zorbalayıcı piç ses!” Şakaklarıma masaj yaparken ayağımın altındaki saçlara basmadan gelen bildirime baktığımda kalbim sanki aniden yumuşacık oldu.
‘Dağıtımdayım, işten çıktığında ara çay içmeye gidelim.’
Sevimli bir şekilde yüzümü büzüp aptal gibi sırıttığımı anlamam uzun sürmedi.
‘Tamam ararım.’
Benimle çay içmek istiyordu, bir oturuşta altı bardak çay içtiğimi bilmiyordu.
Sen zararlı çıkarsın Mirza!
Çıkış saatimi Eliz'e sormak için odamdan çıktığımda gördüğüm simayla başımdan aşağı kaynar su döküldü.
Senin ofise girmen yasak değil miydi?
Bölüm etkileşimi
