Yıldız Paketi kitap kapağı

44. bölüm / 55

Yıldız Paketi

44 - Şoke Eden Hamle

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 55Şu an: 44 - Şoke Eden Hamle
  1. 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
  2. 2 2 - Anksiyete466 kelime
  3. 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
  4. 4 4 - Toz Madde742 kelime
  5. 5 5 - Göz Teması620 kelime
  6. 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
  7. 7 7 - Şiddet792 kelime
  8. 8 8 - Sil Baştan559 kelime
  9. 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
  10. 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
  11. 11 11 - Af dilemek577 kelime
  12. 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
  13. 13 13 - Yeni İş763 kelime
  14. 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
  15. 15 15 - Boğulma774 kelime
  16. 16 16 - İade1.020 kelime
  17. 17 17 - Toplu İğne971 kelime
  18. 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
  19. 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
  20. 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
  21. 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
  22. 22 22 - Yanmak1.121 kelime
  23. 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
  24. 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
  25. 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
  26. 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
  27. 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
  28. 28 28 - Isırma803 kelime
  29. 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
  30. 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
  31. 31 31 - Açlık942 kelime
  32. 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
  33. 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
  34. 34 34 - Semaver1.049 kelime
  35. 35 35 - İtiraf1.500 kelime
  36. 36 36 - Mail634 kelime
  37. 37 37 - Tehdit876 kelime
  38. 38 38 - Mermi1.353 kelime
  39. 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
  40. 40 40 - Kurallar1.288 kelime
  41. 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
  42. 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
  43. 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
  44. 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime · Okuduğun bölüm
  45. 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
  46. 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
  47. 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
  48. 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
  49. 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
  50. 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
  51. 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
  52. 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
  53. 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
  54. 54 54 - Final2.025 kelime
  55. 55 Teşekkür Bölüm204 kelime

Sen ciğerlerimdeki nefes, gözlerimdeki ışık, kalbimdeki çarpıntı ve beynimdeki düşünce gibisin.
-Nazım Hikmet Ran

Yanında güvende hissettiğin, ruhlarının birbirine çekildiği birine rastlamak hayattaki en güzel ve en tarifi olmayan bir histi..
Evet kabul ediyorum, Mirza'yla tanışmamız hiç iyi başlamadı.. Ona karşı davranışlarım fazla kaba ve sertti ama o zamanlar da iyi davranmam beklenilmezdi yani.
Pişman değildim, Mirza'yla yine tanışacak olsak yine aynı şekilde davranırdım yüksek ihtimalle, çünkü huyumun bu yönde olduğunu düşünüyorum..
Psikolojik tedaviyi en yakın zamanda almayı listeme eklemeliyim.
Ama şimdiki yaşadıklarımıza baktığımda eski davranışlarımı iyi ki o şekilde yapmışım diyorum, eğer yapmasaydım böyle olamazdık.
Sanırım bağlanmaya başlıyordum.
Ve eğer bağlanmaya başlarsam, ölümüne bağlanırdım.
Peki ya, Mirza benim gibi düşünür müydü?
Araç büyük göl kenarında durduğunda dalgınlığımı bir kenara atıp uyuşan alnıma biraz masaj yaptım.
Ben masaj yaparken Mirza sohbete başladı. “Gölhisar Gölü’ne daha önce hiç gelmiş miydin?”
Bakışlarımı yavaşça yüzüne çevirirken kafamı olumsuzca salladım.
Huzur ve sen mi?
“Güzel, hiç unutamayacağımız bir gün geçirmeye ne dersin?” Kulağıma doğru eğilip ses tonuna has yakışan tatlılığıyla konuştuğunda kafamı omzuma doğru eğip tebessüm ettim.
Şapşal!
Mutlu olmaya bizim de hakkımız yok muydu yani?
“Deneyelim derim,” Arabadan indiğimizde bedenimi göle çevirdim ve yüzüme karşı esen serin rüzgâr gözlerimi kısmama neden oldu.
Nasıl bir gün geçirmeyi düşünüyoruz?
Mirza elini tutmam için gülümseyerek kolunu uzattığında uçuşan saçlarını düzeltmeyle cebelleşiyordum.
Bir dakika durur musun şapşal?
Saçlarımı şimdi koparıp atacağım!
Kim dedi sana bu kadar kısa kes diye saçını?
Aptal Gülsima.
“Uzun zamandır demiyorduk iyi geldi,”
Saçlarım kulaklarımın arkasından yüzümü kaplayacak şekilde dağılırken çığlık atacaktım ki, Mirza elini tutmadığımı fark edip önümde durarak nazik ve yumuşak şekilde saçlarımı arkaya doğru düzeltti.
Yalnız ben de aynısını yapıyordum aptal.
Çok mu havalı oldun şimdi?
Aklın sıra beni etkileyecek haspam..
Hah!
Ceketinin cebinden çıkardığı yıldızlı baskı tokayı saçımın arkasına taktığında dumura uğramış gözlerim gözlerini takip ediyordu.
Yuh, ne yaptı bee o?
Toka kimin beyefendi?
Hah, kimindi o toka?
“Rahat mısın şimdi Işıltım?” Sorusuna kaşlarımı çattım.
Hayır, gereksiz kıskançlık yapmıyordum.
Kıskançlık benim huyumda yok bir kere.
“Ha ha ha, aynen canım aynen!”
“Tokayı nereden buldun onu söylersen daha rahat olacağım?” Gözlerimi kıskançlık duygusu ele geçirmişti ama gözlerimi kırpmadan karşımda bana anlamsız gözlerle bakan gözler vardı.
“Arabada bulmuştum, aceleyle sen ofise bırakmamı söylediğin zaman düşürmüşsün.” Benim tokam mıymış?
Hah, okey o zaman.
Yüz ifadem düzeldiğinde kafamı hafif eğerek gülümsedim. “Kimin olacaktı ki zaten?” Kıkırdamaya başladığımda Mirza tekrar elini uzattı.
Hoş bir tebessümle elini kavradığımda gölün kıyısına doğru yürümeye başladık.
Saçma bir şekilde ruh hastasısın Gülsima.

Tam göl kıyısında durduğumuzda ayaklarımızın altında şarıl şarıl akan berrak gölün tam üstündeydik.
Mirza taşın üzerine oturmayı teklif etse de o kadar risk alıp göz boyamaya gerek yoktu. Çimenin üstüne oturup bağdaş kurduğumda dirseğimi bacağıma yasladım ve elimi yanağıma koydum.
Hemen yanıma bağdaş kuran Mirza'ya gözüm kaydığında bedeninin bana doğru dönük olduğunu görünce ufak bir kahkaha çıktı ağzımdan.
Fazla şapşal demiş olabilirim ama harbiden öyle yaa..
Sessizliğe dayanamayıp kafamı Mirza'ya doğru çevirdim ama bakışları o kadar tarifsiz bakıyordu ki, ela harelerimi kaçırmak durumunda kaldım.
“Mirza önce bakışlarını düzelt, konuşmak istediğin bir şey varsa da söyle.” Kararlılıkla söylediğim cümleyle boğazını temizledi ve kehribar gözlerini ela gözlerimin içine sabitlediğinde, sanki o an gözümün içine doğru serin rüzgâr esip geçmişti.
“İkimiz için bir kıyafet tasarlayabilir misin?” Ne alaka oğlum?
Gözlerim sorgularcasına kısılırken, “Neden böyle bir istedin ki?” dedim, anlamsızca.
Soruma cevap vermekten kaçınıp az önce söylediğine ekleme yaptı. “Hatta tasarlarken ben de izlemek istiyorum, yeteneğine daha izlemeden hayranlık duyuyorum..”
Soruma cevap ver Mirza!
Salakça gülerken kafamı olumsuzca salladım. “Sen bence bana hayranlık duyduğun için, bana ait olan her şeye hayranlık duyuyorsun şapşal.” Gözleri âdeta bir yıldız gibi parladığında utandığını fark ettim.
Belli etmedi ama anlaşılırdı.
“Hemen hislerimi anlaman sadece kalbimi hızlandırıyor.” Dudaklarımı birbirine bastırıp önüme düşen küçük saçımı kulağımın arkasına geçirdim.
Peki senin varlığının benim kalbimi ne hâle getirdiğinden haberin var mı?
“Anksiyete bozukluğundan oluyor o salak!”
“Peki, neden böyle bir şey istediğini sorabilir miyim?”
Yumuşak tonda tuttuğum sesimi karizmatik sesiyle bastırdı.
“Şimdi ben soylu aileden geldiğim için, önemsiz bir olay yüzünden evlatlıktan reddedildim. Daha doğrusu babam reddetti üstünkörü de olsa.” Kafasını eğip hafifçe salladıktan yanına doğru biraz ilerledim. “Bende düşündüm ki; ikimize bir kıyafet tasarla göstereyim onlara seni, baksınlar bakalım reddettikleri çocuğunun hayatına.”
Şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemedim, gerçekten kal gelmişti o an bana.
Beni hava atmak için mi gösterecekti?
Ben kıyafet parçası mıydım, yoksa ben mi bu çıkarımlarda bulunmuştum?
Ben mi yanlış algılıyordum yoksa o gerçek miydi?
Sırtımı dikleştirerek kafamı sağ sola yatırdım. “Eğer beni, red yediğin ailene göstereceksen herhangi bir tasarım yapmama gerek yok Mirza, hayatını elinden tutup götürerek de gösterebilirsin?” Kaşlarımı imayla kaldırdığımda gözlerimden ayırmıyordu bakışlarını.
“Haklısın Işıltım, ben seni tasarım yaparken hiç görmediğimden; ikimize tasarlasan nasıl yaparsın ve buna ailem ne der diye düşündüm ama yanlışım varsa kusura bakma.”
“Yani bunu direkt bu şekilde de söyleyebilirdin, az önce dediğinde sanki beni hava atmak için gösterecekmişsin gibi oldu.” Gözlerini aniden korkuyla büyüttüğünde kaşlarımı çattım.
“Ben o şekilde demedim, o manada anladıysan çok özür dilerim. Ben senin yeteneğin ve sana duyduğum hayranlık..” Cümlesini tamamlamasına müsaade etmeden elimi yanağında gezdirdim. “Biliyorum onu, sorun değil ayrıca.” Kafamı sağa yatırıp gözlerimi kırpıştırarak gözlerine baktım. “Var mı kafanda istediğin herhangi bir model?” Gözbebeklerime bakarak düşüncelere daldığında yanağının üstündeki elimi tutup yanağından çekti ama elimi sıkıca kavradı.
“Sana renk olarak bordo, kendime de sen ne uygun görürsen Işıltım.” Bordo mu ?
Yakışır mıydı bana bordo?
Nedense renk konusunda hemen güvenemiyordum.
“Sana cırtlak pembe nasıl, uygun mudur beyefendi?” Alaylı mimikle söylediğimde gördüğüm yüz ifadesiyle kahkaha attım.
Donuk bir ifadeyle bakışını devam ettirirken gülmemi zar zor durdururken, “Şakaydı bee, eve gidince hallederim ben. Ne zamana kadar vaktim var?” dedim, son soruyu büyük bir ciddiyetle sormuştum.
“Sen ne zaman hazırlarsan o zaman.” Şu an seni yerim.
Utandığımı hisseder gibi olduğumda oturduğum yerden kalktım. Üstümü başımı ellerimle çırparken Mirza’da benden sonra ayaklanmıştı.
“Bir gün buraya piknik yapmaya da gelelim, unutulmaz bir vakit geçirdik sahi.” Ellerimi önümde birleştirdiğimde Mirza tam ayağımın dibinde duruyordu.
Şey, az öteye mi gitsen?
“Sen ne zaman istersen geliriz, bu unutulmaz güne herhangi bir borcun yok merak etme.” Gülerek söylediği sözden hiçbir anlam çıkaramamış olmam benim mallığım mıydı?
Borcum var mı diye soran olmadı, hey!
“Teşekkür ederim ama ben borcum var mı diye sormadım?” Mirza o an öyle bir şey yaptı ki, kafam bir milyonluk çalkandı.
İki eliyle çenemden güç kullanmadan tutup yüzümü kendi yüzüne doğru çekti ve dudağıma doğru eğildiğinde uyguladığı baskıdan ötürü gözbebeklerim titreyerek büyüdü.
Lanet olmasın.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.