17. bölüm / 55
Yıldız Paketi17 - Toplu İğne
Bölümler 55Şu an: 17 - Toplu İğne
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Geçmişimden kaçmaya çalışıyorsam, bilinçaltımdaki psikolojik travmayı nasıl yok edip hayatımdaki başarılarıma odaklanacaktım?
Kimsenin; kalbindeki kırık parçaları görmeden, üzerine daha çok seni bilinçli veya bilinçsiz sarsmasını önleyemezsin belki, ama hayallerin ve uğraşların onları susturabilir..
Aynadaki dağılmış yüzüme bakmakla meşguldüm. En nihayetinde sabahın sekizinde uyanmış ve kendime gelememiştim.
Defalarca soğuk suyu yüzüme çarparken işittiğim telefon sesini duymazdan gelirken holde yürüme sesi duydum. Banyonun kapısını bir hışımla açar açmaz telefonum yine çaldı.
Kimsin anasını satayım sabahın sekizinde?
“İşe başladın Gülsima unuttun mu?” İç sesimin aydınlatmasıyla beynime jeton düştü.
“Bu kadar dağılmış olamazsın, abarttın Gülsima!” Söylenirken çalan telefonu sonunda susturdum. “Efendim Eliz Hanım?” Odama geçip hemen hazırlanmaya başladım.
“Sen hiç konuşma Gülsima, neredesin sen iki gündür?” Sesi fazlasıyla pürüzlü gelirken derin bir nefes alarak konuşmak istediğim zaman elime geçirdiğim cüzdanımın içi bomboştu.
Kendime ayırdığım param nerede lan?
Ağzım açık kulağımın biri Eliz’i dinlerken diğeri ise evde olan sesleri dinlemekle meşguldü.
“Eliz Hanım,” Cümleyi toparlayamadan yutkundum. “Ben sizden bugün için de izin alabilir miyim? Hayati bir konu var da hayatımda. Çok özür dilerim, gelemediğim günlerin telafisini fazla mesaiyle kapatacağım.” Net bir ses tonum karşı tarafa ulaştığında Eliz Hanım’ın neşeli mırıltısını duydum. “Yarın üç saat mesain bekliyor, ne de olsa tasarım modelleri odana iletildi.”
Sinsice sırıttığına o kadar eminim ki..
Yılan!
“Anlaşıldı Eliz Hanım,” Telefonun kapanma sesiyle koşar adımlarla odamdan çıktım.
Adımlarımı biraz yavaşlatıp sipariş verdiğim dikiş iğnesinin durumunu kontrol ettim.
O kadar kumaşı çarşaf olarak kullanmayacaktım sonuçta.
Evde halamdan başka iğne olmadığı için mecbur aynı kuryeye kaldık..
“Dağıtıma hangi ara çıktın lan sen?” derken üstten dağıtım mesajıyla bir süre holün ortasında kalakalmıştım.
Kafamı sağ sola çevirip halama odaklanmak yerine mutfak gözüme çarptı ve kendimi mutfağa kapattım.
Şimdi bu hamarat eller sana ne yedirecek!
Dolabın üst katındaki üzüm yapraklarından dört tane çıkarıp hızlıca haşlamaya geçtim. “Senden başka evde duran cüzdanımı kurcalayacak biri olmadığından,” Halama ithaf söylenirken yapacağım yaprak sarmasının iç harcını hazırlamaya geçtim.
Dört tane yaprak sarmasını sana lezzetli ellerimle yedireceğim.
Ufak bir kapa hazırladığım iç harcı haşladığım dört tane üzüm yaprağına doldururken perdeye sabitlemek için taktığım toplu iğnenin birini aldım.
Üç tane pürüzsüz hazırladığım yaprak sarmasını kenara ayırırken dördüncü yaprağı hazırlamaya geçtim. Güzelce açtığım yaprağa tatlı kaşığıyla pirincini ekleyip pirincin içine de toplu iğneyi sıkıştırdım ve yaprağı dikkatlice sardım. “İğne gibi karısın küçücük iğne seni öldürecek değil ya,” Toplu iğneli sarmayı pişirmeye geçtiğimde kalan üç taneyi de sonradan pişirmek için ortadan kaldırdım.
Bir tanesi bile bu kadar güzel kokarken halamın ağzının tadını şenlendirecekti.
Otuz iki diş sırıtmaya başladığımda bir an gerçek anlamda şizofreniye bağladığımı düşündüm.
Sen bu musun Gülsima?
Senin kalbin taş mı?
İnsanların canını bile isteye acıtırken eline ne geçiyor?
“Kes lan sesini, insanmış hah! Onlar benim canımı her anlamda acıtıp kanatırken niye iç sesliğini yapmıyorsun o zaman?” Kendi kendimi bu kadar da sinirlendirmiş olamazdım yaa…
Pişen tek sarmayı tabağa alıp muhteşem sunumu sergilemeye koyuldum. Aslında şu an yatağımda mışıl mışıl uyuyor olmalıydım ama bu sabah bazılarına haddini bildirme sabahıymış. Çay tabağındaki harika sarmanın yanına çatalı koyup musluk suyundan doldurduğum kahve yanı su bardağıyla sunumu tamamladım.
Çay tabağı, kahve yanı su bardağı ve şaheserimiz olan sarma!
Ne büyük bir kombo…
Sergilediğim görüntüye kahkaha atarken mutfaktan çıkıp halamı çağırdım.
Hem hayatı boyunca travma yaşamış hem de travma yaşatmaya hevesli Gülsima geliyor, açılın..
“Hala?” diyerek odasına girdim ve karşılaştığım manzara takdire şayandı.
“Ağzı açık horlayan züppe, uyan lan kahvaltı vakti hödük!” Yatağın dibine eğilmiş yüzüne bakarken sarı saçlarım yüzüne değiyordu. Gözlerini hortlak görmüş gibi aniden açıp bir süre yüzüme baktı. Homurdanarak öbür tarafına döndüğünde cebinden dökülenlere gözüm takıldı.
“Ohoo paralarım cebinden taşıyor Zübeyde Hanım!” Paralarımı çaldığını inkâr etmesini umduğum an dediği cümle olduğum yerde çakılmamı sağladı. “O anaokul çizimlerinle kötü adamlardan mı arakladın o kadar parayı?” Yüzünü bana doğru çevirdiğinde gözlerimiz kesişti. “Gerçekten soruyorum, orospunun kızı olmak nasıl bir duygu?” Dişlerini göstererek gülmeye başladığında yattığı yastığı kafasından çekip yüzüne doğru bastırdım. Gözlerim buğulanıyor, kafamda yıldırımlar çakıyordu, sözleri beynimde film fragmanı gibi tekrar ederken tek yapabildiğim onu boğmaktı.
Ama iyi ki o sarmayı yapmıştım ve sana afiyetle yedirecektim.
“Geber,” Dişlerimin arasından fısıldarken yastığı kenara atıp kolundan tüm gücümle kavradığım gibi mutfağa kadar sürükledim. Siyah saçları dağılmış, uykulu uykulu ayakta durmaya çalışıyor, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Hazırladığım masayı görünce kaşları havalandı ve yüzünde histerik bir gülüş belirdi.
Yedikten sonra görüşelim.
“Bana mı bu masa, ayrıca tek bir sarmayla nasıl doyarım ki?” dediğinde yemeğin yanında sandalyeye oturdu. Hemen karşısına oturup sinsice sırıttım.
“Az önce söylediklerini kutlamak için sana layık gördüm, ye lütfen bir an önce soğumasın.” Alnımı kaşıyıp halamın hareketlerini bir bir izliyordum.
Geri zekâlı!
Bir de kendiyle övünüyor haspam..
O sarmayı ağzında nasıl çevirdiğini izlemek istiyorum.
Bana ne dersin bilmiyorum ama ne dersen o olmak isterim.
Çatalını sarmaya sapladığında ayılamamış hâliyle tek lokmalık sarmayı ağzına attı. Çiğnemeye geçtiği an nefesi kesilmiş gibi hareketler yapmaya başladı fakat tam o esnada kapı çaldı.
Kalbim göğüs kafesimde çırpınırken hangi duyguyu yaşadığımı bile bilemiyordum şu an.. Kapıya doğru giderken son kez kafamı halama çevirdim, sarmayı tabağa çıkarmış ama kırmızılaşan görüntüye bakmadan kapıya kadar koştum.
Nefes nefese, sanırım biraz da ufak çaplı korkuyla kapıyı açtım.
Yavru kedi gibi mi bakıyordum?
Ayrıca korkum yalnızca anksiyete kaynaklı.
Kurye elinde küçük yıldız paketiyle yüzümü incelerken, “Gülsima Asil?” dedi ama ses tınısını çözememiştim.
Kafamla onayladıktan sonra paketimi alırken kuryenin gözleri şaşkınlıkla büyürken kaşları da çatıldı. Kafamı arkama çevirdiğimde elimdeki paket yere düşmüştü. Sağ gözümden yaş gelmeye başladığında halamın sesi beynine sapladı. “Gülsima sen katilsin! Nasıl yaparsın bunu?” Kanla dolu ağzıyla kelimeleri zar zor söylerken çenesinden aşağısı kıpkırmızıydı.
Soğuk terler yükleniyordu bana..
Boğazımı teller boğarken şakaklarıma vuran şiddetli ağrı gözlerime kadar indi. Halamı çift görmeye başladığımda sendelediğimi fark ettim. Kuryeye doğru dönmeye çalışırken kafamın arkasından beynime doğru çıkan, yay gibi yayılan sancılı ağrı görme yetimi fazlasıyla bulanıklaştırıyordu. Kuryenin gözleri bana dönüp kolunu düşmemem için belimin hizasında tuttu. Ellerim kafamdayken, “Sorun yok, biz hallederiz.” Kapıyı kapatma eylemine geçemeden tekrar olduğum yerde zelzele yaşadım ve bilincim kapanmadan duyduğum söz gözyaşımı nemlendirdi.
“Gülsima neler yaşadın ve neler yaşattılar sana da bu hâldesin?”
Bölüm etkileşimi
