Yıldız Paketi kitap kapağı

23. bölüm / 55

Yıldız Paketi

23 - Suçluluk

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 55Şu an: 23 - Suçluluk
  1. 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
  2. 2 2 - Anksiyete466 kelime
  3. 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
  4. 4 4 - Toz Madde742 kelime
  5. 5 5 - Göz Teması620 kelime
  6. 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
  7. 7 7 - Şiddet792 kelime
  8. 8 8 - Sil Baştan559 kelime
  9. 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
  10. 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
  11. 11 11 - Af dilemek577 kelime
  12. 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
  13. 13 13 - Yeni İş763 kelime
  14. 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
  15. 15 15 - Boğulma774 kelime
  16. 16 16 - İade1.020 kelime
  17. 17 17 - Toplu İğne971 kelime
  18. 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
  19. 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
  20. 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
  21. 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
  22. 22 22 - Yanmak1.121 kelime
  23. 23 23 - Suçluluk1.128 kelime · Okuduğun bölüm
  24. 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
  25. 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
  26. 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
  27. 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
  28. 28 28 - Isırma803 kelime
  29. 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
  30. 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
  31. 31 31 - Açlık942 kelime
  32. 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
  33. 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
  34. 34 34 - Semaver1.049 kelime
  35. 35 35 - İtiraf1.500 kelime
  36. 36 36 - Mail634 kelime
  37. 37 37 - Tehdit876 kelime
  38. 38 38 - Mermi1.353 kelime
  39. 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
  40. 40 40 - Kurallar1.288 kelime
  41. 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
  42. 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
  43. 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
  44. 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
  45. 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
  46. 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
  47. 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
  48. 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
  49. 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
  50. 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
  51. 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
  52. 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
  53. 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
  54. 54 54 - Final2.025 kelime
  55. 55 Teşekkür Bölüm204 kelime

Özellikle susmak, susturulmaktan daha tehlikeli. Sesinden vazgeçenin içine bakmayı içiniz kaldırabilir mi?
-Küçük İskender

Mirza Kanoğlu

Gülsima mağazaya adımını atar atmaz midemdeki ağrı daha çok sancılanmıştı. Arabayı çalıştırmamdan beri mide ülserindeki belirtiler yavaştan kendini göstermeye başlamıştı.
Gülsima’nın hayat hikâyesini ne kadar merak etsem de hiçbir şey soramıyor oluşum canımı biraz daha acıtıyordu. Mağazadan çıkmasını izlerken alnımda oluşan soğuk ter damlalarıyla midem spazm geçiriyor gibi kasıldı. Boğazımdan ağzıma gelen bozuk metal tatla yüzümü buruşturup elimi ağzıma götürdüm.
Kan.
Midemden kan gelmişti ve bu ilk değildi..
Şakaklarıma yayılan yoğun baskıcı ağrıyla kafamı direksiyona gömme ihtiyacı duydum.
Gülsima beni bu hâlde görmesin lütfen.
Mahvolur.. Benim yüzümden travma yaşasın istemiyorum..
Kafamı kaldırıp önümdeki yola baktım. “Bayılma oğlum, bayılma.. Kızı bırak ondan sonra ne halt olacaksan ol.” Gözlerim kendini salmaya meraklı gibi kapanıp açılırken genizden bir öksürükle ağzıma tekrar aynı tat geldi.
İyiden iyiye hissizleşmeye meyilli gibi kollarım kendini aşağıya salmıştı. Kafamı direksiyona tekrar gömdüğümde tek hissettiğim bilincimin kendini kapatmış olduğu idi.
***

Gözyaşlarım bir kez olsun nemini kaybetmemişti. Mirza’nın odaya alındığı haberi geldiğinde acilde oturan ben, kırmızı gözlerimle bomboş duvarı izliyordum.
Bu travmayı kim tedavi edebilirdi ki?
Kafamı yere eğip kollarımı alnıma dayadım ve dudaklarımı titreye titreye oynattım. “Ölecek, ağzından kan geldi.. Ben sebep oldum, benim yüzümden..” Oturduğum yerden sallanmaya başladığımda frenlemeyen gözyaşlarım akmaya başladı. “Benim yüzümden..” Sayıklamaya devam edeceğim sırada hemşire kadın önüme diz çöküp kollarımdan tuttu. “Hiçbir şey senin yüzünden olmadı önce bunu bir sindirmeyi dene olur mu?” Acıyla tebessüm ederken gözlerime bakmaya devam etti. “Kendini suçlamayı bırak güzelim, ölmedi.. Senin yüzünden değil tamam mı?” Teselli etmeye çalışıyordu ama benim nasıl bir psikolojiye girdiğimi bilmiyordu.
Zorla yutkundum.
“Anlamıyorsunuz galiba, adamı gördüğümde resmen kanı çekilmiş, ağzı full kan dolu ve nabzı çok düşüktü. Bu tesellilerin işe yaradı diyelim, yaşadığım o travmayı nasıl tedavi edeceksiniz?” Boynumda ve alnımda belirginleşen damarlarımı fark eden hemşire yutkunarak hiçbir şey demeden kafamı göğsüne yasladı.
“Hastamız uyandı, şu an kendinde konuşmak istersin diye düşünüyorum?” Yüzüne yerleştiği pozitif gülümsemeye sadece kafamla onaylayarak cevapladım.

Hemşire kolumu kavrayıp yavaş adımlarla Mirza'nın olduğu odaya götürürken kafamda binbir çeşit düşünce vardı.
Anksiyete ve karamsarlık..
Suçluluk duygusunu çok yoğun hissediyorum imdat.
“Odaya girebilirsin,” Kapının önünde durduğumuzda hemşireye zoraki tebessüm ederek kapının kulpunu tuttum ve odaya girdim.
Derin nefes al.
Nefes al!
Nefes ver!
Yatakta uzanan Mirza’ya baktıkça kendimi daha çok suçlamaya sürüklüyordum.
Boğazımı temizleyip gözlerimi havaya kaldırıp indirdim.
“Benim yüzümden ölecektin.. Ben eğer mağazaya girmeseydim beni beklemek zorunda kalmayacaktın.. Aptallığım yüzünden ölecektin..” Titrek bir hıçkırıkla nefes almayı denemeye çalıştığımda yanındaki koltuğun koluna oturdum. Mirza'nın kehribar gözleri endişeyle bana döndüğünde gayet net bir ses tonuyla konuştu. “Kendini suçlama Gülsima, senin ne suçun var burada?” Kafamı olumsuzca sallayıp nefes almadan konuştum. “Anlamıyorsun, benim yüzümden.. Ağzın full kanla doluydun lan senin, yüzünün rengi atmış, nabzının bir an durduğunu hisseder gibi oldum.” Soluklanmadan anlattığımda Mirza aniden yattığı yerden doğrulmuş yüzümü dikkatlice inceliyordu. “Sen kendini suçlama, sen travma yaşama diye yol boyunca ben kendimi nasıl sıktım asıl ondan haberin yok senin Gülsima, mide ülseri var ben de! İlk defa başıma gelen bir şey değil bu, ama senin yanında yaşadığım için özür dilerim..” dedikleriyle gözlerim adeta fal taşı gibi açılmış sindirmeye çalışıyordum.
Mide ülseri?
Kendini mi sıkmıştı?
Donuk bir hâlde yüzüne bakarken tek bir noktaya odaklanmıştım.
Kehribar gözleri buğuluydu..
Yattığı yerden midesini tutarak yanıma geldiğinde gözlerim gözünü takip etti. “Yeter kendini suçladığın Gülsima, bir suçlu varsa da o benim. Hasta olarak, tamam mı?” Kafamı yere eğdiğimde çene kasımı öyle bir sıktım ki, dişlerim sızladı.
Soluğum biraz olsun yerine gelirken yanağımdan süzülen yaşları hızlıca yok edip karşımda pişmanlıkla dikilen adamın beline dolandı kollarım.
“Bu travmayı nasıl tedavi edeceksin sorabilir miyim?” Kulağım kalbinin üstündeyken kalp hastası olduğunu düşünmeye başladım.
Nabzı bu seferde çok hızlıydı..
Eli tereddütle saçıma gidecek gibi olduğunda, “Tedavisi ben de değil, sen de aslında. Ruhunu nasıl veya kiminle iyileştirmek istiyorsan hayatındaki tüm yaşadıklarını bir nebzede olsa unutabilirsin.” dedi, saçıma dokunmadan. Aklıma gelen şeyi anında zihnimden sildim.
Kurye? Kurye kılıklısı? Mirza?
Saçmalama Gülsima.
“Düşünürüm,” dedim, kapıya doğru giderken. Hızla önümü kesip, “Ofise bırakayım seni.” dedi.
Hızla reddettim.
“Hayır yine aynı şey olmasın, hem miden daha çok sarsılır. Ben gide..” Cümlemi bitirmeme izin vermeden, “Teklifimi yarım bırakmaktan hiç hoşlanmam Gülsima.” dedi. Sözlerimi bıçak gibi kesip kafasıyla ‘gel’ deyip önden çıkışa doğru yürüdü.
Şaka gibi ama etkileyici aurası olan biri..
Sus iç ses.
***

Davet saatine bir saat kala gözümü odamdaki koltuktan aşağı düşmüş olarak açtım. Gece saatlerinde Mirza sorunsuz bir şekilde beni ofise bırakmış üstelik üstlük bir de, ‘Ruh sağlığın bana emanet olabilir.. Tabii eğer istersen.’ demişti.
Manyak herif.
Düştüğüm yerden tavana bakarak, “Yani etkileyici olman ruh sağlığımı iyileştireceğin anlamına gelmiyor..” dedim, sesli düşünerek. Dudağımı büzüp bacağımı bacağımın üstüne atıp tekrar hayal evrenine dalacaktım ki, kapım son hızla açıldığında neye uğradığımı şaşırır gibi uzandığım yerden bağdaş kurup gelen kişiyi izledim.
Eliz Hanım?
Üstümü başımı düzeltip karşısında hemen derin bir nefes alarak durdum. Bakışlarında bile soru işareti varken dediği şeyle neredeyse tükürür gibi gülecektim ki, yapmadım.
Psikolojimin iyi olmadığını söylemiş miydim?
“Ne o, yerlerin tozunu mu almaya karar verdin canım?” diyecek bir şey düşünürken ağzıma lafı tıkadı. “Bir saat kalmış şurada, nerede hazırlanma? Ben bir hazırlanma göremiyorum hayatım?” Gözlerini büyüttüğünde gözlerim hemen üstümdeki kıyafete kaydı.
Allah beni ne yapmasın..
“Yarım saat olmadan hazırlanırım Eliz Hanım,” dediğimde, gözüm üzerinde işareti yaparak odadan ayrıldı ve ben aldığım elbiseyi nereye koyduğumu bile bilmiyordum.
Büyük bir sıçış yaşarsam saçlarımı yolarım.
Odanın her yerine bakmaya başladığımda hiçbir yerde ortaya çıkmıyordu.
Sıçayım! O kadar para verdim.
“Lan tüm paramı döktüm siktiğimin şu elbisesine, neredesin Allah belanı vermesin?” Ellerim istemsizce saçlarımı giderken çığlık atmamak için dişlerimi kuvvetlice sıktım.
Mirza'nın arabası doğru yaa!
Vakit kaybetmeden rehbere girdiğim gibi telefonu karşı duvara fırlatacaktım ki, param olmadığı aklıma geldi.
Numarası yoktu!
“Allah'ım ne halt yiyeceğim şimdi ben?” Aynada görüntüme baktığımda; bol paça pantolonlu yıldızlı bol tişörtlü, saçları elektriklenmeye yüz tutmuş aptal Gülsima vardı.
Odadaki tüm dolapları çekmeceleri yerle bir ettikten sonra o kadar para döktüğüm elbiseyi bile ellerimle resmen çöpe atmıştım.
Kendimi boğazlayacağım!
Bu kıyafetlerle gitsem ne olurdu sanki, ne yapacaklardı ki bana yani?
“Herkes anasının karnından şık ve gösterişli kıyafetlerle mi doğuyor ulan?” Omzumu silkip odadan çıkıp soluğu Eliz Hanım’ın odasında aldım.
Hazırım bebek ben!
“Eliz Hanım ben hazırım!” Saçlarımı ellerimle tararken çatık kaşlarının altından öfkeyle ve şaşkınlıkla beni izliyordu.
“Ne demek hazırsın Gülsima? Bu üzerindeki günlük kıyafetle mi katılacaksın bu davete?” Ses tonundaki baskıcı tutumu fark ettiğimde memnuniyetle onayladım.
“Sen benimle dalga mı geçiyorsun! Benim yardımcım olarak tüm ofis kurucuların karşısına bu şekilde mi çıkacaksın?” Elini masaya sertçe vurması ürpermeme neden oldu ama tekrar korkusuzca onayladım.
“Rezillik diz boyu amına koyayım! Diz! paçalarına kahverengi kumaş dikseydin de tam olsaydı, utanmaz!” Yüzüme yaklaşıp bağırmayla beni korkutabileceğini sanıyordu sanırım. Ben dudağımı ıslatırken, Eliz bileğimden tuttuğu gibi peşinden sürükledi beni.
Davete icabet etmek çokça haddimizdir canım.

Arabada Eliz Hanım'ın yanına oturtulduğumda Eliz Hanım kulağıma bir isim fısıldadı.
“Sultan Soytürk’de davette olacak!” Yüzüme bakıp anlamsız şekilde dişlerini gösterdiğinde kaşlarım jeton düşmüş gibi çatıldı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.