43. bölüm / 55
Yıldız Paketi43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun
Bölümler 55Şu an: 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime · Okuduğun bölüm
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
En kusursuz cinayet, birinin yaşama sevincini öldürmektir.
-Paulo Coelho
Ofisin merdivenlerinden inerken bedenim sıcak havada buz gibi titriyordu, ne yapmıştım ben?
Benden nasıl katil olurdu?
Kanlı ellerimi gördükçe kalbim her seferinde daha farklı atıyordu ve midem sarsılıyordu. Yürüyecek hâlimin kalmayacağını anladığımda kaldırımda durup ellerimle ağzımı kapattım. Kendimi o kadar berbat ve ölmüş hissediyordum ki, sanki duygularımı bile hissetmiyordum.
Cam gibi buğulanan gözlerimle dudaklarım titreyerek sayıkladı. “Ne yaptım ben, ben ne yaptım?” Mirza'nın bakışlarını yüzümde hissederken sayıklamayı durduramıyordum. “Mirza ben çok kötü bir şey yaptım, ne yaptım ben, ben ne yaptım?” Mirza ellerimi tutmak için kavrayacağı sırada kanları yine gördüm.
“Katil olamam ben, hayır ben katil olamam.. Birini nasıl öldürürüm? Bunu nasıl yaparım, ne yaptım ben?” Ellerim Mirza'nın elinin içindeyken önüme geçti ama ben kendimde değildim, kafamı olumsuzca sallayıp duruyor, dudaklarım kontrolsüzce titremekten durmuyordu..
“Mirza, ben katil olamam.. Birine zarar verebilirim ama öldüremem. Bunu nasıl yaptım, ne yaptım ben Allah beni kahretsin..” Genzimden bir hıçkırık koptuğunda gözyaşlarımı büyük bir acıyla akıttım.
Bunu nasıl yaptım?
Mirza çok kötü olduğumu görünce önümde diz çöktü ve ellerimi daha sıkı kavradı. “Sen hak edene hak ettiğini verdin Işıltım, kasten öldürmek istemediğini biliyorum.. Hem katil değilsin sen! Önce bunu bir bil olur mu?” Ağlamam daha çok kuvvetlendiğinde Mirza diz çöktüğü yerde elini yanağıma götürdü. “Harap etme güzelim kendini, katil değilsin Gülsima. Hem artık orada da çalışmıyorsun sana kendi markanı kuruyoruz.” İşimden de oldum, hayatımdan da..
O bankadaki parayı kullanmayacaktım..
Buğulu gözlerimi kırpıştırıp ağlamam durduğunda Mirza'nın bakışlarına kaşlarımı çatarak baktım.
Ani duygu değişimine gel abiciğim.
“Hangi parayla kuruyoruz? Hayatımdan olmuşum burada, sence iş önemli mi Allah'ını seversen?” Çatallı çıkan sesimi öksürükle düzelttiğimde Mirza ayağa kalktı ve çenemden tutarak bakışlarını gözüme sabitledi.
Koca bir soru işareti?
“Benim hayatım senin olduğuna göre hayatın daha yeni başlıyor, ayrıca para işine gelirse..” Cümlesini yarıda bırakıp bakışları arkama kaydığında kaşlarını çatıp çene kasını sıktı.
Ay ne gördün bee adam?
Kafamı arkama çeviriyordum ki, Mirza iki elini de yanağımdan tutarak yüzüne bakmamı sağladı.
Pardon?
“Mirza ne oluyor?” Biraz tereddüt ederek sorduğum soruya Eliz'in kulağıma ilişen tuhaf ses tonu eşlik etti.
Ölmemiş varoş!
Bu demek oluyor ki, hayatım daha çok bok yoluna gidiyor..
“O bakışlarını üzerimden çekip al, yoksa gözlerini yuvalarından söker o çok sevdiğin sevgilinin münasip yerine… Anladın sen!” Mirza'ya ithaf söylediği sözle ağzım açıldı ve göz kapağım seyirme gösterdi.
Sakin Gülsima!
Mirza'nın yüzümdeki kollarını asılarak çektiğimde arkamı bir hışımla döndüğümde Mirza'nın çoktan Eliz'in yanına ulaştığını fark ettim. Boğazımı temizleyip saçlarımı ellerimle dağıttıktan Mirza'nın tişörtünden tutup yanıma doğru çektiğimde Eliz'in tam karşısına çektim.
Gayet kibar ve nazik konuşacağım.
Eliz'in kandan dolayı gerçek rengini yitirmiş sarı saçları artık kana boyalı görünüyordu, net ve öfkeyle bakan buz mavisi gözlerinde herhangi bir sağlık sıkıntısı yoktu. Alnı ve şakakları kanlıydı ama hangi ara taktıklarını bilmediğim sargı bezine sarılıydı.
Pimi çekilmiş bomba gibisin, seni ne çok severim canım. (!)
“Gücünü gösterdin, tebrik falan hiç bekleme! Fikrim hâlâ capcanlı, hiçbir değişiklik yok Gülsima! Ayrıca bakım ve saçlarımın maddiyatını bilhassa sen karşılayacaksın, hem de gün içinde!” Avazı çıktığı gibi sokak ortasında rencide ettikten sonra titremesi geçmeyen ellerim ve gözlerim zorluk çıkaracak gibiydi.
Al banka hesabımı!
“Hak yemeyi ve hak yenmesine göz yummayı sevmediğimden hak karşılığı verdim, yani ne kadar ediyor senin maddiyat canım?” Ağzını açıp bağırmak istediği sırada bakışları Mirza'ya kaydı.
Mirza, mafya adamı gibi öldürecek şekilde bakmasana oğlum.
Aaa ne ayıp ama değil mi?
“İki milyon Türk lirası ediyor, var mı veya çıkar mı o kadar paracık hah?” Alaylı ses tonuyla konuşurken yüzümü aynı alayla büzüp çantamdan banka kartımı çıkarıp gözüne kadar soktum.
Babam olacak şahsın verdiği parayı al, güzellikle harca!
Gözlerindeki şaşkınlığa diyecek bir kelime bulamazken telefonunu çıkardı. “Var yani o kadarın?”
Omzumu silkip, “Ayy ayıp ediyorsun vallahi Elizciğim, buradaki ilk zamanlarda kendimi sana tanıtmıştım oysaki..” dediğimde para aktarma işlemine geçmiştik.
Gururumu ezdiremezdim.
İkinci banka kartıma neyseki kazandığım paraları aktarmıştım da, onlar gümbürtüye gitmedi şükür.
Param hâlâ var ama kendi markamı kuracak kadar henüz yok maalesef..
Eliz'in kartına nihayet başarılı bir şekilde aktarılan kullanmayacağım para geçmişti. Biri roman havası açsa göbek bile atabilirdim..
Ben eve canım.
“İyi günlerde veya kötü günlerde kullanın!” Dalga geçer gibi tek gözümü kırptım. Mirza'ya gidelim işareti yaptığımda bu sefer kolumdan tutarak beni durdurdu.
“Ofiste hem moda tasarımcı işini hem de benim yardımcım olmayı gerçekten bırakıyor musun, yoksa annenin dediği doğru mu?” Sorgularcasına gözünü kırptığında Mirza'yla aynı anda tek kaşımızı kaldırmıştık.
Annemin dediği doğru mu derken?
Ne demiş ulan yine?
“Evet bıraktım, ofiste yokum artık. Aramazsanız sevinirim, annemin ne dediği hakkında bir bilgim yok?” Kaşlarım çatılırken kaşlarıma kadar değen kirpiklerimin altından bakış atarken, Eliz içten ama samimi olmayan bir kahkaha attı.
Bak gerim gerim kasılıyorum kardeşim!
“Alihan istemez tabii nişanlanacak kadının çalışmasını..” Anında gözlerimiz Mirza'yla birleşince birbirimize gözlerimizle Eliz'in dediğine küfrediyorduk.
Mirza boynunu çıtlatarak ofise öfke dolu koşar adımlarla girerken sanki bu sefer katil olacağım diyordu.
Ben ise Eliz'e bakarak hafif yapmacık sırıtmayla sol omzuma değen saçımı bir hamleyle arkaya savurdum ve elimi belime koydum.
“Alihan'nın nişanlanacak kadını ben miymiş demek istiyorsun?” Sinirden kahkaha atarken alt dudağımı dişleyip duruyordum.
Hangi bok kafalı bu iftirayı attı ortaya?
“Annen dedi vallahi, akıllanman için ufak bir merasimle nişan yapacakmış. Hem de Mirza'yı daha kolay unutabilirsin..” Yüz ifademi öyle mi dercesine uzun tutarken dilimi damağımda gezdiriyordum.
“Sikerim şimdi nişanını da, Alihan’ı da, ayrılma konusunu da! Kafan sargılı diye kendimi çok zor tutuyorum sakın kendini kaşındırtma bana!” İşaretparmağımı yüzüne karşı sallarken bileğimi o kadar sert kavradı ki, gözbebeklerim büyüdü.
“Alihan ile nişan yapacaksın işte, Mirza boşta kalmayacak merak etme onu da ayartırım kendime!” Pis varoşça güldüğünde tiz bir ‘ne’ nidası kopardıktan sonra kafamı tüm gücümle kafasına geçirdim.
Orospu!
“Salın amına koyayım bizi bir yaa! Ne kudurdunuz abiciğim?” Eliz sendelediği yerden hâlâ söyleniyordu. “Dilara ile birlikte Mirza'yı elinden bir bakmışsın kapmışız ruhun nereden duyacak?” Ensesinin kökünü tırnaklarımla sıkıca tutup gözünün içine doğru el hareketi çektim. “Deneyebilirsen, cesaretin varsa.. Daha doğrusu götün yerse hadi bir hamle yap bakalım! Ben seni elime almasam Mirza seni çoktan sakat bırakacak, ama ben sana el kaldırmasın diye çaba sarf ediyorum burada ahmâk! Sen hâlâ Mirza'yı düşünüyorsun..”
Eliz'in bakışları minnet duygusuyla bakmaya başladığında elimi ensesinden çekip kendi eliyle tuttuğum yeri sıvazladı.
Mirza ne yapıyorsun içeride, adamı mı parçalara ayırıyorsun?
Eliz bir süre hamlesiz ve diyecek kelimesiz dururken oflayarak Mirza'ya bakmak için hızlı adımlarla ofise girdim. Yüksek sesleri işittiğimde anladığım kadarıyla hâlâ adamı dövüyordu.
Şaka gibi.
Mafya değiliz lütfen, yanlış anlamayın.
Kötü adam dövmek nerede mafyalık olacak ki?
Koridorda biraz daha ilerledikten sonra iki adam görüş alanıma giriş yapmıştı. Alihan ve Mirza..
Mirza, Alihan'ı sandalyeye bağlamış yerdeki kanı da Alihan'nın yüzüne sürmüştü.
Siktir!
Oha.
Şaşkınlığım mimiklerimde gezerken odanın kapısı fazla tanıdık geliyordu, moda tasarımcı odası.
“Lan benim odamda mı işkence yapıyorsun?” Kirpiklerimi kırpıştırarak Mirza'nın öfkeden terleyen yüzüne baktığımda boğazını temizledi.
“Artık senin odan değil Işıltım, birazdan geliyorum.” Doğruluğunu onaylarken odadan çıkacaktım ki, Alihan'nın pis bakışlarına yakalandım.
Allah senin cezanı versin!
Annem olacak o kadına gideceğim daha..
Koridorda bekleme yerlerine oturduğumda Eliz'in odasından uzun zamandır kayıplara karışan Dilara’nın çıktığını gördüm.
Midemi bulandırıyor.
Hiçbir zaman ısınamadım şuna.
Turuncu saçlarını kalçasına kadar uzatmış biçimli kemikli yüzü önceki hâlinden daha belirgin duruyordu.
Estetik ve botoks var sanırım değil mi?
Önceden yoktu.
Acaba onları yaptırmak için mi ortadan kayboldu?
Dudağı ve burnu tam profil gibi gözükürken su yeşili gözleri beni buldu.
Off yakalandım.
Kusursuz vücudu ve benden uzun boyuyla benim odama doğru ilerlerken gözlerim sadece Dilara’yı takip ediyordu.
Arka cebinde telsiz vardı!
Beni dakika, ne?
Polis?
Hayır, saçmalama!
Ajan?
Yok daha neler..
Odaya bodoslama daldığında ayaklanıp kapının yanında durdum ve konuşmaları dinledim.
“Que fais-tu dans la chambre de cette fille alors que tu es avec moi, Mirza?” Af buyur?
Fransızca konuştuğunu ve cümlesinde sadece Mirza ismini anladığımda olay yerine intikal etmemek için çok zor durdum.
Ölüm sessizliğini Mirza'nın sesine yansıyan şaşkınlık bozdu. “Ne anlatıyorsun bacım sen? Mirza benim ha, konu nedir?”
Alihan'nın pis pis kahkahasını işitirken Dilara’nın dediğini gülerek tercüme etti.
“Mirza, sen benimleyken o kızın odasında ne yapıyorsun? diye soruyor.” Kafamı ağzım açık olay yerine doğru çevirdiğimde tüm gözler beni bulmuştu ama, ben olayı sakince çözmek istiyordum.
Mirza yuh ebesinin gibi yüz ifadesi yaptığında yanıma gelip kollarının arasına almak istedi.
Bakışları Dilara'yla kaydı. “Başka uğraş bul, başka oyun oynayacak kişi bul kendine.” Dilara bu sözüyle Mirza'ya yaklaşmak istedi fakat ben tam önünü kestim.
Mirza'nın böyle bir şey yapması olağan değildi çünkü, Dilara ortaya tüm olayların olduğu gün çıktı ve ilk hedefi Mirza oldu.
Bu olaylar üst üste gelmeden önce neredeydin?
Ve neden ilk hedefin Mirza?
Konu zaten ikimizin ayrılması olunca ateşi neden ve hangi amaçla harlıyorsun Dilara?
“Bonjour Dilara Julia!” Otuz iki diş sırıtarak Dilara’yla kurduğum göz temasını o kaçırmakla meşgulken, Mirza'ya gülümserken Dilara'nın koluna girip odadan çıkarmak istedim ama öyle bir güç kullandı ki, dumura uğradım.
“Üvey kız kardeşin olduğumu ve bana attığın mesajı inkâr mı edeceksin?” Türkçe konuşabiliyorsan ne diye hava atıyorsun başta?
Üvey kız kardeşi mi?
Hassiktir iftiranın daniskası.
Abi siz bizimle maytap mı geçiyorsunuz?
Yeter vallahi!
Sıkıntıyla ve inanmayarak gözlerimi devirip Mirza'nın elini sıkıca kavradım ve Dilara'nın omzundan hafifçe itip ofisten çıktık.
“Hadi Mirza, şunların bombok iftiralarını daha fazla dinleyip beynimi çürütmek istemiyorum.” Arabaya nihayet bindiğimizde şakaklarıma yine giren ağrıyla oturduğum koltuktan kafamı öne doğru eğip kollarımın arasına almak zorunda kaldım.
Nefes almak istiyorum.
Eve gitmek istiyorum.
Benim tek gerçek evim; Mirza idi.
Ama o bunu bilmiyordu.
“Işıltım seni çok güzel bir yere götüreceğim,” Benim ev bildiğim sığınağım sensin.
Yüzüne karşı gülümserken dudağımı ıslatıp, “Benim sığınağım ve hayattaki tek gerçeğim; senin varoluşun serserim..” dedim, kafamı omzuna koyarken.
Lütfen birbirimizden şüpheleneceğimiz iftira atmasınlar.
Bunu yapan kişiye kendi elleriyle mezarını kazdırırdım.
Benim asıl o zaman, hayatım olmazdı..
Bölüm etkileşimi
