25. bölüm / 55
Yıldız Paketi25 - Yaralı İki Kalp
Bölümler 55Şu an: 25 - Yaralı İki Kalp
- 1 1 - Gülsima Asil300 kelime
- 2 2 - Anksiyete466 kelime
- 3 3 - Sürpriz Enişte637 kelime
- 4 4 - Toz Madde742 kelime
- 5 5 - Göz Teması620 kelime
- 6 6 - Vicdan Azabı665 kelime
- 7 7 - Şiddet792 kelime
- 8 8 - Sil Baştan559 kelime
- 9 9 - Kedi Fobisi656 kelime
- 10 10 - Hayatını Kurtardım866 kelime
- 11 11 - Af dilemek577 kelime
- 12 12 - Yeni Anlaşma916 kelime
- 13 13 - Yeni İş763 kelime
- 14 14 - Sarsıcı Geçmiş748 kelime
- 15 15 - Boğulma774 kelime
- 16 16 - İade1.020 kelime
- 17 17 - Toplu İğne971 kelime
- 18 18 - Aşk Sarhoşu541 kelime
- 19 19 - Ofis Kaosu1.016 kelime
- 20 20 - Alınan Ah1.316 kelime
- 21 21 - Yarım Ruhlar1.130 kelime
- 22 22 - Yanmak1.121 kelime
- 23 23 - Suçluluk1.128 kelime
- 24 24 - Hiçliğin İçindeki Boşluk1.417 kelime
- 25 25 - Yaralı İki Kalp1.020 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 26 - Acımasız Cümleler964 kelime
- 27 27 - Dilekçe Kâğıdı1.188 kelime
- 28 28 - Isırma803 kelime
- 29 29 - İntikam İsteyen Oyun1.110 kelime
- 30 30 - Belalı Yönetici894 kelime
- 31 31 - Açlık942 kelime
- 32 32 - Açık Sözlülük1.357 kelime
- 33 33 - Acı Hayat1.432 kelime
- 34 34 - Semaver1.049 kelime
- 35 35 - İtiraf1.500 kelime
- 36 36 - Mail634 kelime
- 37 37 - Tehdit876 kelime
- 38 38 - Mermi1.353 kelime
- 39 39 - Hatırlanmak1.164 kelime
- 40 40 - Kurallar1.288 kelime
- 41 41 - Açığa Çıkan Geçmiş1.169 kelime
- 42 42 - Eliz Asilzade1.005 kelime
- 43 43 - Birden Fazla İftira Ve Oyun1.558 kelime
- 44 44 - Şoke Eden Hamle1.046 kelime
- 45 45 - Özel Tasarım1.836 kelime
- 46 46 - Gece Mavisi Ve Bordo1.144 kelime
- 47 47 - Samsun Yolculuğu1.415 kelime
- 48 48 - Anne Sevgisi1.031 kelime
- 49 49 - Gizli Kaçma1.008 kelime
- 50 50 - Kan Kaybı1.216 kelime
- 51 51 - Hayata Dönüş1.234 kelime
- 52 52 - Hayati Hastalık785 kelime
- 53 53 - Kalp Yarısı Ölüm Sessizliği924 kelime
- 54 54 - Final2.025 kelime
- 55 Teşekkür Bölüm204 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Belki de her şeyi kabullenip hayatı akışına bırakmak lazım. Zorlamak bazen çözüm değildir.
-Tolstoy
Az önce kendini kesmeye yeltenen birinin düşünce akışını nasıl da tesadüfen görmediğim ama her olayım da yanımda olan biri durdurabildi?
Yendin aptal herif..
Yendin beni..
Elbise olayını dile getirdiğinde içim farklı bir hissiyata kapılsa da belli etmedim. Elinde tuttuğu cam parçasına gözüm kaydığında tüm sistemim arıza vermiş gibi donuklaşmıştı. Göz kapaklarımı ağır ağır kapatıp açtığımda karşımda bir çift kehribar göz; endişe, kaybetme korkusu, panikle gözlerimin içine bakıyordu.
Buz tutan ellerimi saçıma götürdüğümde akmaktan yorulmayan gözyaşlarım yanaklarımı tekrar ıslatmaya başladı. Yanımda diz çöken Mirza'nın şu an ne yaptığıyla ilgilenmiyordum, ama o ayağa kalkıp ellerimi kavrayıp kendisine bakmamı sağladı.
Âdemelması yavaşça aşağı indiğinde, “Beraber iyileşelim mi?” Soru üzerine kaşlarımı çatıp saçlarımı arkaya savurdum. Ellerimi boynuma götürüp sıvazladıktan sonra göz temasını hiç bozmadan sürdürdüm. “Gözlerinde kaybetme korkusu var Mirza, en çokta bana bir şey olduğunda ortaya çıkıyor. Sormak haddim değil biliyorum ama, “ İçli bir nefes soluduğumda devam etme gereksinimi duydum. “Hiç, sana iyi misin diye soruldu mu, anladığım kadarıyla sen de kolay şeyler yaşamadın değil mi?” Çene kası kuvvetlice kasıldığında tekrar önüme çömeldi.
“Öncelikle benim hakkımda merak ettiğin her bir bilgi senin haddine, hayata tutunduğum kişiyi gözümün önünde kaybettim. Belki ondan gözüme yansıyordur bilmiyorum ama ben iyileşmeyi ve iyi olmayı çok denedim Gülsima..” Göz temasını ilk o bozmasına rağmen, ben bozmadan anksiyete atağım tutmasına rağmen devam ettirdim. Ağzımdan zar zor çıkan cümlemi söyledim. “Başın sağ olsun,”
Benim hakkımda merak ettiğin her bir bilgi senin haddine..
Bu dediklerinde sahiciydi..
Elini elimle birleştirdiğinde derimde hissettiğim sıvıya bile bakmadan gözlerindeki hisleri incelemek istiyordum.
“Hayatına tutunup kaybetmekten korktuğum kişi olacağını bilmiyordum, ta ki olaylar bizi bulmasaydı.” Elimi kaplayacak kadar sıvıyı hissettiğimde buruk bir gülümseme yerleşti yüzüme.
Beni kaybetmekten korkuyordu..
Benimle hayata tutunmak istiyordu..
“İznin olursa her anlamda beraber iyileşelim mi? Ben sana tüm hayatımı vermeye hazırım.” Keskin bir bıçak gibi yüreğimin ortasına yerleşen cümleleri beyin fonksiyonlarımı da en aza indiriyordu sanki.
Beraber iyileşmek.
“İntihar eşiğinden beni nasıl cümlelerinle etkileyip kendi hayatını benim için öne sürebildin?” Kalp ritmim düzenli atmazken, “Beni nasıl sevebildin Mirza?” dedim, göz pınarlarım ıslanırken.
Bir insan neden bir hiçliği sevsindi ki?
Mirza'nın gözlerindeki buğulanmayı görürken gözyaşı dökmemek için kendini sıkıyordu.
“Gözlerindeki ışıltıyı sana benim gözümden bak desem, inanır mısın? Sen de intihar edecek ve kolayca psikolojisine yenilebilecek kişilik yok Gülsima, seni iyileştirip içindeki o zorba iç sese haddini bildireceğimi temenni ederim.”
Ben niye haddimi biliyorum?
İç sesim lan ben!
Ellerimi serbest bırakıp Mirza'nın boynuma doladım kollarımı. Zor biriydim evet ama yaşamayı yeni bir kişiyle denemek isteyebilirdim.
Kalp ritmim anında hız değiştirdi.
Panikle ellerimi havaya kaldırıp hemen kollarımı geri çektim. “Bu kan nereden geldi?” Avucumda kan lekesi vardı ama canım yanmıyordu.
Canımın yandığını hissetmeyecek kadar mı köreldim ben?
“Benim kanım,” Mirza'nın kısık sesle söylediği söze tiz bir ‘ne’ nidası kopardım.
“Nasıl, sen mi kestin kendini Mirza?” Afallayarak avucuna bakmak isterken ‘sorun yok’ dercesine elini kaldırdı.
“Cam parçasını elimde tutuyordum ya sen kendini kesme diye, avucumda dururken ufak bir sıyırma olmuş.” Kendi başına avucuyla ilgilenirken ufak göz teması kurup, “Ciddi bir şey yok, lütfen kendini suçlama.” dedi, mahcup ifadeyle.
Sen niye mahcup oluyorsun?
Kollarımı masaya koyarak dudağımla oynamaya başladım ama kendimi tutamadım. “Yaa hem elbisem yüzünden hastanelik oldun, hem de yine benim sodam yüzünden yaralandın.. Benim yüzümden hep kan akıyor senden Mirza, ister istemez suçlu konumundayım.” Dudağımı büzüp suçluluk duygusuna yine kapıldım. Mirza kafasını sağ sola sallayarak yanıma yaklaşıp yüzümü avucunun arasına alarak yumuşak tonda konuştu. “Sen benim gözümde hiçbir zaman suçlu konumunda olmadın, olmayacaksın da! At şunu lütfen kafandan Gülsima. Sen olsan olsan benim hayatımın en pahalı parçası olursun..” Gözlerimi büyütürken algı sistemim durma noktasındaydı.
Ne dedi la o?
Zorla yutkunup kirpiklerimi kırpıştırırken dudağı kenara kıvrıldı ve alnımdan öptü.
Hayatı akışına bıraktım şu andan itibaren..
“Sen gerçekten benim kurtarıcımsın,” diye bir cümle döküldü dudaklarımdan.
Ne diyordum bee ben?
Yüzüne tatlı bir tebessüm yerleştirip, “Aşk sarhoşu değilsindir umarım, ama bana oldun gibi gibi.” dedi, elini çevirirken.
Ciddiyetle bürünmek istiyordum ama sözlerinden sonra pek mümkün olmuyordu.
Çünkü aptal gibi her sözünde kal geliyordu beynime.
“Bu şekilde sözler sarf etmeye devam edeceksen, kalp var ben de.” Gözlerimi devirdiğimi fark ettiği gibi karşımdaki koltuğa oturup yüzüme doğru biraz eğildi.
Kalp falan yok ben de, ne oluyordu cidden?
“Ben de de aynı kalp var ve o kalp, ışıltılı ela gözleri uğruna yenmek istiyor.” Çığlık atmamak için dişlerimi sıktım.
Yendin ulan yendin.
Sesli söylememek için gözlerine sadece bomboş bakmayı sürdürdüm.
Yutkunup kafamı yere doğru eğdim, önüme düşen sarı saçımı hızlıca ortadan kulağımın arkasına attım. “Elin biraz daha iyi mi?” Konuyu değiştirdiğimi anladığında sırıtıp kafasıyla onayladı.
“İyi,” Kehribar gözlerinde bu sefer tek bir duygu yoğundu..
Parlıyordu.
“Uğruna yenmek mi istiyorsun cidden?” İstediğini bilmiyormuşum gibi sorduğum soruya ‘sence’ ifadesi yaptığında kafamı yavaşça salladım.
“Eniştem ve halamı tekrar hapse atma şansın var mı? Benim için bu şansını deneyebilir misin?” Kaşlarımın altından rica eder gibi bakışlar attığımı fark ettiğinde dudağını ıslattı.
“Denerim, peki bunu denediğimde yenmiş olacak mıyım?”
Çoktan yendin sözünü tekrar yuttum.
Tüm samimiyetimle gülerken oturduğum yerden ayağa kalktım. “Çok mu istiyorsun yenmiş olmayı?” Üzerine doğru ilerlerken yapacağım şeyi merakla bekler gibiydi.
“Hislerimin karşılıksız olmadığını bilmek istiyorum diyelim.” Tek kaşımı kaldırıp yanındaki koltuğa oturdum.
“Kendi yaralarıma kabuk bağlamayı denerken, beraber iyileşebileceğimize gerçekten inanıyor musun?” Üzgün bir ifadeyle yüzünü incelerken yaralı elini kalbine götürdü.
“Kalbime ve senin buraya ait olduğunu hissediyorum, bence bu ruhsal duyguyu kimse elimizden alamaz. Eğer biz iyileşmeye çabalarsak.” Nasıl bu kadar mantıklı ve kalbe dokunan sözler kurabiliyordu bir türlü anlayamıyordum.
Kabul et işte şu çocukla iyileşmeyi anasını satayım.
“İyileşmek istiyorum, hem de her şeyden çok!” Ağzımdan gevelediğim cümleyi duymadığını sanarken elbisemin poşeti gözüme takıldı.
Poşetin üstündeki minik yıldız desenleri yüzümde tebessüme neden olurken Mirza'nın sesini işittim. “İşte sen de o yıldız paketi gibi gün geçtikçe daha çok parlıyorsun.” Bir anlık duraksamayla içimdeki öfke dürtüsü ayaklandı.
Öfke yoktu!
“Kime parlıyorum bee?” diye çıkıştığımda ses tonundaki imadan her şeyi anlamam gerekiyordu.
“Bilmem,” Öyle bir söylemdi ki, kendine olmamasına imkan yoktu.
Gün geçtikçe sana parlıyorum demek ki,
Bir yıldız gibi.
Gülmeye başladığımda koridordan Eliz'in geçtiğini gördüğüm gibi ayağa kalktım. Kapımı çalmadan odaya girmesine kaşlarımı havaya kaldırıp tepki gösterdim. “Canım odama iki dakika gelir misin?” Mavi gözleri bana değip Mirza’da durduğunda ona söylediğini anlamam uzun sürmedi.
Ne yapacaksın sen kurtarıcımı?
Bölüm etkileşimi
