31 BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 49Şu an: 31 BÖLÜM

Perun’un o yıkıcı yıldırımlarından ve ölümcül öfkesinden son anda kurtulup ormanın derinliklerine doğru yollarını sürdüren Cafer ve Dilara, sık ağaçların arasından sessizce ilerliyorlardı. Üzerlerindeki toz, kan ve yorgunluk atıkları adımlarını ağırlaştırırken, zihinlerindeki o korkunç fırtına hapsoldukları çaresizliği, akıllarından bir an olsun çıkarmıyordu.

Yürürken arkalarına takılan gölgeleri kontrol eden Dilara, içindeki o bitmek bilmeyen endişeyi dışa vurarak yorgun ve titrek bir sesle sordu:
— Baba... Söyle bana, o tanrı... Perun yine karşımıza çıkacak mi? Bizi takip etmeye devam edecek mi?

Cafer, iki ucu mızraklı ağır baltasını sırtında dengede tutarken, gözlerini önlerindeki karanlık patikadan ayırmadan ağır ve tavizsiz bir tonla yanıtladı:
— Evet... Yine karşımıza çıkacak.

Dilara, aldığı bu net ve acı gerçekle birlikte adımlarını biraz daha yavaşlattı; gözlerindeki çaresizlik hissi derinleşirken fısıldadı:
— Peki baba... Bu kaçış, bu kovalamaca ne kadar sürecek? Ne zaman huzur bulacağız?

Cafer, kararlı adımlarla yürümeye devam ederken başını hafifçe yana çevirdi ve sarsılmaz bir inançla karşılık verdi:
— Biz ölene kadar... Bu tanrılar pes edene ya da biz son nefesimizi verene kadar bu savaş bitmeyecek.

Sözleri ormanın sessizliğinde yankılanırken, ayaklarının altındaki toprak ve ormanın zemini birdenbire şiddetle sarsılmaya başladı. Ağaçlar uğultuyla sallanıyor, devasa gövdeler birbirine sürtünerek gıcırdıyordu. Deprem misali hissedilen bu şiddetli sarsıntıyla birlikte patikanın önünü kapatan devasa bir kaya kütlesi gürültüyle devrildi.

Toz bulutunun içinden, dağlar kadar yüksekte duran, sırtında kalın ayı postu, kafasında tunç boynuzlu miğferi ve elinde elektrik akımlarıyla parlayan devasa demir gürzü olan, sağlanan dev gibi devasa boyutta bir **Bogatyr** belirdi. Efsanevi savaşçı, öfkeli ve dağları yerinden oynatacak kadar gür bir nidayla doğrudan üzerlerine saldırdı.

Dilara, karşılaştığı bu devasa dağ adamı karşısında kollarını kaldırıp geriye doğru sıçrayarak haykırdı:
— Tanrım... Yine mi?! Ne bitmez belaymış bu!

Cafer, tek bir saniye bile tereddüt etmeden sırtındaki iki ucu mızraklı ağır savaş baltasını şakırtıyla çekti; gözlerini dev Bogatyr’ın devasa gövdesine dikerek kükredi:
— Arkamda dur, Dilara!

Bogatyr, elindeki o devasa gürzü havaya kaldırıp kulakları sağır eden bir çığlıkla yere indirdi. Gürzün toprağa çarpmasıyla oluşan şok dalgası etraftaki ağaçları kökünden söküp savurdu. Dev savaşçı, inanılmaz bir güçle peş peşe savurduğu yumruklar ve gürz darbeleriyle Cafer’i ezmeye çalışıyordu; ancak Cafer, çevik manevralarla bu ölümcül dağ gibi yumruklardan ve demir balyozlardan son anda sıyrılıyor, devin devasa boyutu yüzünden yavaşlayan hamlelerini boşa çıkarıyordu.

— Hızını ve ağırlığını kendi aleyhine çevir! diye bağırdı Dilara, ellerindeki bıçaklarla devin bacak arkasındaki zırh boşluklarını kollayarak.

Cafer, dev Bogatyr’ın savurduğu devasa gürzün sapını baltasının gövdesiyle ustaca bloke edip yönünü değiştirdi. Devin dengesinin sarsıldığı o kritik salisede, var gücüyle havaya sıçrayarak ağır baltasının mızrak ucunu Bogatyr’ın zırhlı omuz başına ve diz kapağının arkasındaki yumuşak dokuya şiddetle geçirdi. Çıkan metal çatırtısı ve etrafa saçılan kıvılcımlarla birlikte dev savaşçı dizlerinin üzerine çökdü.

Ardından Cafer, baltanın arkasındaki ağır demir topuzla Bogatyr’ın miğferine acımasız bir darbe indirdi. Devasa güce ve ilahi iradeye sahip olan Bogatyr, aldığı bu yıkımlı darbenin ardından gözleri kararıp ağır bir gürültüyle yüzüstü toprağa kapaklandı ve derin bir baygınlığa gömüldü.

Nefes nefese kalan Dilara, elindeki kanlı bıçakları sıkıca tutarak yerde hareketsiz yatan devasa savaşçıya baktı ve nefes nefese konuştu:
— Baba... Çok tehlikeli biri, kalkmadan ve kendine gelmeden hemen burada onu öldürelim! Yoksa başımıza daha büyük bela açacak.

Cafer, elindeki kanlı baltayı indirip derin bir soluk aldı; etrafı dikkatle taradıktan sonra başını iki yana sallayarak Dilara’yı kolundan tutup çekti:
— Hayır... Öldürmek yok. Başımız zaten bu tanrılar ve yeryüzünün yaratıkları yüzünden yeterince belada; gereksiz yere bu toprakların koruyucularının da kanına girip kendimize yeni düşmanlar yaratmayacağız. Hadi, buradan hemen uzaklaşmalıyız!

İkili, arkalarında bıraktıkları devasa Bogatyr’ın baygın bedenini ve sarsılan ormanı geride bırakarak kararlı adımlarla hızla uzaklaştılar.

Efsanevi dev Bogatyr'ı arkalarında bırakıp ormanın daha da derinlerine doğru koşan Cafer ve Dilara, nihayet ayak basılmamış, etrafı devasa sisli ağaçlarla çevrili kuytu bir açıklıkta durdular. Soluk soluğa kalan ikili, yorgunluktan titreyen bacaklarını dinlendirmek için yere çömeldi; ancak bu huzur tablosu ne yazık ki uzun sürmedi.

Çevredeki yaprakların ve dalların arasından yayılan dondurucu bir rüzgâr, havayı bir anda ölümcül bir soğukla sarstı. Yerin altından ve ağaç kabuklarından sızan ağır bir çürüme kokusu ile tatlı, baygın bir yabani çiçek kokusu birbirine karıştı.

Tam o sırada, önlerindeki sis perdesinin arkasından, sağlanan görseldeki gibi sırtı dönük ama dehşet verici bir zarafetle duran orman ruhu **Mavka** belirdi. Görünüşü büyüleyici olduğu kadar ürkütücüydü; sırtındaki teni tamamen sıyrılmış, ortada apapaçık duran omurgası ve kaburgaları ürpertici bir iskelet gibi dışarıdan görünüyordu. Saçları ve giysisi yeşil yosunlarla ve yabani çiçeklerle örtülü olan bu kadim ruh, başını hafifçe omzunun üzerinden onlara doğru çevirdi.

Dilara, gördüğü bu korkunç ve esrarengiz varlık karşısında nefesini tutarak fısıldadı:
— Baba... Bu orman ruhu da nereden çıktı? Bizi buradan sağ çıkaracaklar mı hiç?

Cafer, iki ucu mızraklı ağır baltasını sıkıca kavrayıp ayağa kalktı ve sert bir sesle yanıtladı:
— Bilmiyorum... Ama iyi niyetli olmadığına eminim. Arkamda kal, dikkatli ol!

Mavka, dudaklarından dökülen fısıltı benzeri, rüzgârla karışık garip bir melodi mırıldandı. Bu ilahi ve lanetli sesin ardından, çevredeki karanlık çalılıkların ve toprağın altından aralarında Mavka'nın sadık savaşçıları olan ucubeler belirdi. Bu yaratıkların vücutlarının bir yarısı tamamen çürümüş, solmuş yosunlar ve bataklık çamuruyla kaplıyken; diğer yarısı ise kan kırmızısı ve zehirli sarı yabani çiçeklerle donatılmıştı. Gözlerinde canice bir parıltıyla Cafer ve Dilara'nın üzerine doğru hücuma geçtiler.

— Saldırıyorlar! diye bağırdı Dilara, pelerininin altındaki keskin av bıçaklarını çekip en öndeki çürümüş savaşçının üzerine atılarak.

Savaş bir anda kanlı ve vahşi bir boğuşmaya döndü. Çiçeklerle kaplı gövdeye sahip yaratıklardan biri, sivri pençeleriyle doğrudan Dilara’yı hedef aldı. Genç kız, son anda eğilerek yaratığın darbesinden sıyrıldı ve elindeki bıçağı yaratığın çürümüş omurgasına sapladı. Yaratığın bedeninden fışkıran yeşil ve siyah sular etrafa saçılırken, Dilara hızla dönüp ikinci bir savaşçının boğazını bıçağıyla kesti.

Cafer ise mızraklı ağır baltasını bir değirmen taşı gibi döndürerek üzerine gelen kalabalık yaratık dalgasını yardı. Baltanın çelik ucu, çürümüş yosunlarla kaplı gövdeleri paramparça ediyor, her savruluşta havada çiçek yaprakları ve zehirli kan damlaları uçuşuyordu. Savaşçıların çıkardığı hırıltılar ve kemiklerin çatırtı sesleri ormanda yankılanıyordu.

Tüm bu vahşi çatışmayı uzaktan, ağaçların gölgesinden soğuk ve tepkisiz bakışlarla izleyen Mavka, savaşçıların birer birer yok edildiğini görünce ellerini yavaşça iki yana açtı. Son kez derin ve büyü dolu bir nefes alarak ormanın zeminine doğru geriye doğru süzüldü. Ayaklarının bastığı çamurlu toprak ve bataklık suyu bir anda hareketlenerek anafor oluşturdu; Mavka, arkasında tatlı bir çiçek kokusu ve rüzgâr uğultusu bırakarak bataklığın derin sularının içine tamamen gömülüp gözden kayboldu.

Ortalık sessizliğe bürünürken, nefes nefese kalan Cafer ve Dilara kan revan içinde kalan elleriyle birbirlerine baktılar; bu lanetli ormanın ve ruhların ellerinden de bir kez daha kıl payı kurtulmuşlardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.