15 BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 48Şu an: 15 BÖLÜM

Yerin altındaki o boğucu ve nemli koridorlarda yankılanan ağır ayak sesleri, Vurdalak’ın arkalarından adeta bir ölüm fırtınası gibi geldiğini haber veriyordu. Can havliyle koşan Dilara, Mila, Svetlana, Oksana ve Zlata, önlerine çıkan ilk ağır meşe kapıyı açarak kendilerini loş bir odaya attılar ve kapıyı arkalarından hızla sürgülediler.

Dilara nefes nefese içeriye girerken gözlerini odada gezdirdi. Duvarlardaki raflarda duran silahları, demir kalkanları ve kesici aletleri fark ettiğinde gözleri parladı. Burası Baba Yaga’nın malikanesindeki gizli bir cephanelik ya da silah odasıydı.

Dilara hemen köşeye yöneldi; o ormanda yakalandığında elinden alınan kendi özel okunu, yayını ve işlemeli bıçaklarını duvara asılı halde buldu. Titreyen ama kararlı elleriyle onları kavrayıp sırtına ve beline taktı; içindeki o tanrısal öfke yeniden kabardı.

Oksana, odanın diğer köşesindeki silah yığınına doğru çevik bir hareketle atıldı. Eski bir hırsız olarak ağır ve hantal silahlardan nefret ederdi. Rafın arasından hafif, dengeli ve kınından kolayca çekilen kısa, keskin bir kılıç seçti. Kılıcı elinde tartıp savurduğunda yüzünde memnun bir tebessüm belirdi:
— İşte bu... Tam bana göre. Sokaklarda işimi görürdü, burada da o koca domuzun işini bitirir.

Svetlana ise köşede duran uzun, iki uçlu bir mızrağı kavradı. Mızrağı ellerinde ustaca çevirirken, uzak kuzeydeki o köy günleri, toprağın kokusu ve babasının ona öğrettiği o eski dersler bir an gözünün önüne geldi. Derin bir nefes alarak konuştu:
— Babam yıllar önce o buzlu topraklarda ölmüştü... Ama bana bu mızrağı nasıl kullanacağımı, korkusuzca nasıl dik duracağımı öğretmişti. Bu silah benim için sadece bir demir parçası değil.

Grubun diğer iki üyesi Mila ve Zlata ise elleri boş, dehşetle etrafa bakınıyorlardı. Ne yapacaklarını bilmez bir halde oldukları yerde kalakalmışlardı.

Dilara, eline aldığı yayını kontrol ederken arkasını döndü ve sert bir sesle uyardı:
— Hadi kızlar, öylece durmayın! Siz de bir şeyler alın, o yaratık birazdan o kapıyı kırıp içeri girecek!

Mila dehşet içinde başını sallayarak geri çekildi, gözleri kocaman açılmıştı:
— Sen ciddî misin Dilara? O kocaman, hilkat garibesi şeyle nasıl savaşacağız? Vurdalak bizi tek bir hamlede parçalar, bu silahlar o canavara vız gelir!

Oksana kısa kılıcını kınından yarıya kadar çekip güven veren bir sesle araya girdi:
— Korkmayı bırak Mila! Eğer birleşirsek, o koca göbekli hilkat garibesi bizi asla parçalayamaz. Tek başına bir hiçtir o, ama biz bir takımız!

Svetlana elindeki iki uçlu mızrağı yere vura vura öne çıktı, gözlerindeki o kuzeyli ateşle gruptakilere cesaret verdi:
— Oksana haklı. Güç birlikten gelir. O yaratığın derisi kalın olabilir ama bizim de ölmeye niyetimiz yok!

Mila ve Zlata bu kararlılıktan güç alarak daha fazla tereddüt etmediler. Zlata duvardan ağır ama dengeli, keskin demirli bir savaş baltasını kavrayıp kaldırdı; Mila ise rafların arasından parıldayan sağlam, uzun bir av bıçağını seçerek beline sıkıştırdı.

Beş kız, ellerinde silahlarla odanın ortasında omuz omuza durduklarında, dışarıdan gelen o ahşap çatırtı ve Vurdalak’ın öfkeli homurtuları kapıyı sarsmaya başladı. Artık kaçmak yoktu; cephanelik odası ya mezarları ya da yeniden doğuş alanları olacaktı.

Ahşap cephanelik kapısının arkasından gelen o boğuk, sarsıcı gürültüler birer balyoz darbesi gibi odanın duvarlarında yankılanıyordu. Vurdalak, kapının önünde öfkeden kudurmuş bir halde tepiniyor, kalın yumruklarıyla ve elindeki kafatasları asılı asasını tahta yüzeye ardı ardına vuruyordu.

Dışarıdan gelen o gaddar ve hırıltılı kükreyiş, odadaki herkesin kanını donduracak kadar vahşiydi:
— Geberteceğim sizi! Hepinizi parçalayacağım, saklandığınız delikten çıkın dışarı!

Odanın ortasında ellerinde silahlarıyla omuz omuza duran beş kız, bu tehdit karşısında bir an bile gerilemediler. Dilara, sırtındaki yayını kavrayıp bir ok yerleştirirken, gözlerinde o kadim Umay tanrıçasının yakıcı altın ışığı yeniden belirmeye başladı. Dişlerini sıkarak kendi kendine fısıldadı:
— Gel bakalım koca bebek... Gel de Umay Ana’nın kim olduğunu, bir tanrıçanın gücünün ne anlama geldiğini sana bizzat göstereyim!

Daha cümlesi bitmeden, Vurdalak tüm gücüyle omuz atarak cephaneliğin ağır meşe kapısını gürültüyle kırıp içeriye daldı. Toz bulutları ve kırılan ahşap parçaları havada uçuşurken, yaratık elindeki budaklı asasını havaya kaldırıp odanın ortasına doğru savurdu.

Odanın köşelerinde duran Mila ve Zlata, bu devasa ve korkunç yaratığın ani baskını karşısında korkudan donakalmış, titreyen elleriyle ellerindeki silahlara sarılmışlardı. Lakin grubun diğer üçü; Dilara, Oksana ve Svetlana tecrübeli savaşçılar gibi anında sağa sola sıçrayarak yaratığın ilk hamlesinden ustalıkla kurtuldular.

Vurdalak asasını yere çarparak öne atıldığı an, Oksana kısa kılıcıyla hamle yaparak yaratığın diz kapağının arkasına derin bir çizik attı. Yaratık acıyla böğürerek arkasını döndüğünde, Svetlana elindeki iki uçlu mızrağı havada kusursuz bir daire çizerek Vurdalak’ın omzuna sapladı. Mızrağın uçları deriyi delip geçerken, yaratık daha da çıldırdı ve savurduğu devasa pençeyle Svetlana’yı savurmak istedi.

Tam o sırada Dilara parmaklarının ucunda topladığı o saf altın enerjiyi doğrudan yaratığın gözlerine doğru saldı. Gözleri ışıktan kör olan Vurdalak ne olduğunu anlayamayarak sarsıldı ve dengesini kaybetti.

Bu fırsatı kaçırmayan Zlata, korkusunu bir kenara bırakıp elindeki ağır savaş baltasıyla öne atıldı ve yaratığın bacağına var gücüyle vurarak onu diz üstü çöktürdü. Mila da geride durmayarak elindeki uzun av bıçağıyla koştu ve yaratığın sırtına doğru bıçağı sonuna kadar sapladı.

Vurdalak, beş kadının ortaklaşa yürüttüğü bu amansız ve kusursuz saldırı karşısında daha fazla tutunamadı. Devasa kütlesi sarsılarak yere yığıldı, ağzından koyu siyah bir kan akarak hareketsiz kaldı. Odanın içindeki o boğucu ölüm sessizliği, zaferin nefes nefese kalan sesleriyle yer değiştirdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.