21. bölüm / 49
ATEŞ TANRILARI: SLAVYAN CANAVARLARI20 BÖLÜM
Bölümler 49Şu an: 20 BÖLÜM
- 1 GİRİŞ819 kelime
- 2 1 BÖLÜM936 kelime
- 3 2 BÖLÜM971 kelime
- 4 3 BÖLÜM1.256 kelime
- 5 4 BÖLÜM890 kelime
- 6 5 BÖLÜM897 kelime
- 7 6 BÖLÜM1.107 kelime
- 8 7 BÖLÜM961 kelime
- 9 8 BÖLÜM1.035 kelime
- 10 9 BÖLÜM995 kelime
- 11 10 BÖLÜM1.123 kelime
- 12 11 BÖLÜM957 kelime
- 13 12 BÖLÜM1.182 kelime
- 14 13 BÖLÜM774 kelime
- 15 14 BÖLÜM1.190 kelime
- 16 15 BÖLÜM821 kelime
- 17 16 BÖLÜM901 kelime
- 18 17 BÖLÜM916 kelime
- 19 18 BÖLÜM1.016 kelime
- 20 19 BÖLÜM1.044 kelime
- 21 20 BÖLÜM1.205 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 21 BÖLÜM1.171 kelime
- 23 22 BÖLÜM1.305 kelime
- 24 23 BÖLÜM1.020 kelime
- 25 24 BÖLÜM926 kelime
- 26 25 BÖLÜM924 kelime
- 27 26 BÖLÜM1.035 kelime
- 28 27 BÖLÜM782 kelime
- 29 28 BÖLÜM930 kelime
- 30 29 BÖLÜM1.001 kelime
- 31 30 BÖLÜM903 kelime
- 32 31 BÖLÜM1.052 kelime
- 33 32 BÖLÜM906 kelime
- 34 33 BÖLÜM978 kelime
- 35 34 BÖLÜM1.065 kelime
- 36 35 BÖLÜM1.220 kelime
- 37 36 BÖLÜM762 kelime
- 38 37 BÖLÜM805 kelime
- 39 38 BÖLÜM1.059 kelime
- 40 39 BÖLÜM900 kelime
- 41 40 BÖLÜM737 kelime
- 42 41 BÖLÜM997 kelime
- 43 42 BÖLÜM956 kelime
- 44 43 BÖLÜM797 kelime
- 45 44 BÖLÜM969 kelime
- 46 45 BÖLÜM737 kelime
- 47 46 BÖLÜM830 kelime
- 48 47 BÖLÜM903 kelime
- 49 48 BÖLÜM719 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeraltının o boğucu, küf ve barut kokulu dehlizlerinde ilerleyen Cafer, sırtında taşıdığı Temir’in dengesini korumak için her adımını titiz bir hesapla atıyordu. Tünelin tavanındaki sarkan kökler ve nemli kayalar, üzerlerine adeta karanlık birer kâbus gibi çökmüştü. Ayaklarının altındaki çamurlu ve pürüzlü zemin, attıkları her adımda ağır bir hışırtı çıkarıyordu.
Temir, sırtına sıkıca tutunduğu yoldaşının kulağına doğru eğilerek, sesindeki o yorgun ama sarsılmaz kararlılıkla sessizliği bozdu:
— Yolun sonuna yaklaşıyoruz Cafer... Hissedebiliyorum, o cadının laneti ve bu dehlizlerin yaydığı o zehirli hava giderek yoğunlaşıyor. Dilara ve diğerleri bu cehennemin tam merkezinde olmalı.
Cafer, elindeki iki ucu mızraklı ağır savaş baltasının sapını daha da sıkı kavrayarak karanlık tünelin ilerisindeki dönemece dikti gözlerini. Sesindeki o sert ve tavizsiz tonla karşılık verdi:
— Biliyorum Temir... Az kaldı. O cadı o kızlara zarar vermeden önce oraya varacağız. Kimin kime cehennem yaşatacağını o zaman görecekler.
Yürümeye devam ederken, tünelin taş duvarlarından yankılanan nalların o tok ve çınlayan sesi birdenbire kulakları sağır edercesine yükseldi. Havadaki sıcaklık bir anda buz gibi bir rüzgârla yer değiştirdi. Karşılarındaki karanlık koridorun derinliklerinden süzülen kör edici, hayaletimsi beyaz bir ışık ortalığı aydınlattı. Baba Yaga’nın Üç Atlısı’ndan biri olan ve üzerindeki bembeyaz zırhı odayı fildişi gibi parlatan **Beyaz Atlı**, devasa beyaz atının üzerinde dörtnala üzerlerine doğru saldırdı.
Beyaz Atlı, elindeki uzun ve buz tutmuş gibi parlayan keskin kılıcını havaya kaldırarak kükredi:
— İhanetin ve bu kutsal topraklara izinsiz girmenin bedelini canınızla ödeyeceksiniz, ölümlüler!
At, korkunç bir hızla doğrudan sırtında Temir’i taşıyan Cafer’in üzerine doğru atıldı. Beyaz Atlı, atının yönünü aniden değiştirerek ayakları olmayan Temir’in savunmasız bedenini ezmek için altındaki dev hayvanı doğrudan onun üzerine doğru sürdü.
— Cafer! diye bağırdı Temir, refleksle kollarını sıkılaştırarak.
Lakin Cafer bir saniye bile tereddüt etmedi. Sırtındaki Temir’in zarar görmemesi için adeta bir kalkan gibi öne atıldı; iki ucu mızraklı ağır savaş baltasını iki eliyle kavrayıp atın göğsüne doğru diklemesine savurdu. Metalik bir çatırtı ve çıkan kıvılcımlar tüneli aydınlattı. At, mızrağın ucundan aldığı darbeyle şahlanarak kişnedi; bu sarsıntıyı fırsat bilen Cafer, Temir’i güvenli bir kenara doğru dikkatlice kaydırarak sırtından indirdi.
Savaş artık kaçınılmaz ve ölümcüldü. Beyaz Atlı, atının üzerinde hızla dönerek kılıcını doğrudan Cafer’in boynuna doğru savurdu. Cafer gövdesini ustalıkla geriye çekip kılıç darbesinden sıyrıldı; hemen ardından baltasının sapıyla atın bacaklarına sert bir darbe indirerek dengesini bozdu.
At gürültülü bir şekilde yere kapaklanırken, Beyaz Atlı da havada takla atarak taş zemine düştü. Süvari, yerinden bir ok gibi fırlayıp elindeki buz kesen kılıçla Cafer’e peş peşe hamleler yapmaya başladı. Kılıçlar her çarpıştığında etrafa kör edici kıvılcımlar saçılıyor, tünel bu demir sesleriyle inliyordu.
Cafer, adamın savurduğu vahşi kılıç darbelerini baltasıyla ustalıkla bloklarken, gözlerindeki o öfke katlanarak arttı. Beyaz Atlı son bir hamleyle kılıcını yukarıdan aşağıya doğru savurduğu an, Cafer gövdesini yana bükerek bu ağır darbeden kaçtı ve serbest kalan eliyle adamın bileğini kavrayıp bükerek kılıcı elinden düşürdü.
Savunmasız kalan süvarinin boğazına anında çullanan Cafer, yerde yatan adamın kendi elinden düşen o buz kesen keskin kılıcı hızla kavradı. Beyaz Atlı son bir nefesle nefret dolu gözlerle bakarken, Cafer hiç tereddüt etmeden kılıcı savurdu ve adamın boğazını kendi silahıyla kesti. Koyu renkli kan taş zemine fışkırırken, süvari anında hareketsiz kaldı.
Cafer, elindeki kanlı kılıcı tiksintiyle bir kenara, karanlık tünelin köşesine fırlattı. Derin soluklar alarak baltasını yeniden omuzladı; Temir’in yanına dönüp yola devam etmek için elini uzattı.
Beyaz Atlı’nın cansız bedeni geride kalırken, Cafer ve Temir vakit kaybetmeden yeraltının derinliklerindeki yolculuklarına kaldıkları yerden devam ettiler. Önlerine çıkan, altından dipsiz ve koyu bir sis tabakasının aktığı antik taş köprüye doğru adımladılar. Köprünün üzerine bastıkları anda, ayak sesleri eski ve çatlamış taşların üzerinde yankılanmaya başladı.
Temir, sırtından sıkıca tutunduğu Cafer’in kulağına doğru eğilerek, gergin ama kararlı bir ses tonuyla fısıldadı:
— Burası... Burası o cadının en karanlık koridorlarına açılan son eşik. Hissedebiliyorum Cafer, bu köprünün arkasında bizi çok daha büyük bir felaket bekliyor. Dikkatli ol.
Cafer, iki ucu mızraklı ağır savaş baltasını elinde sıkıca tutarken, gözlerini karşıdaki sisli karanlığa dikti ve kendinden emin bir sesle yanıtladı:
— Korkma Temir, hangi cehennemden geçersek geçelim o kızları o cadının pençesinden almadan durmayacağım. Sıkı tutun, bu köprüyü geçiyoruz.
Adımlarını hızlandırarak köprünün sonuna ulaştıkları ve yeraltının loş toprak zeminine yeniden ayak bastıkları an, yer adeta dehşetle sarsıldı. Cafer’in tam arkasındaki gölgelerden uzanan kalın, paslı ve dikensiz demir bir zincir, yılan gibi kıvrılarak bir anda Cafer’in sağ ayak bileğine dolandı.
— Ne oluyor?! diye bağırdı Cafer, dengesini kaybederken.
Zincirin ucundaki o devasa çekiş gücü o kadar şiddetliydi ki, Cafer bileğindeki darbeyle öne doğru savruldu. Sırtında taşınan Temir, bu ani sarsıntı ve çekiş karşısında ellerinin tutuşunu kaybederek sertçe taş zemine düştü.
— Cafer! diye haykırdı Temir, acıyla kıvranarak.
Gölgenin içinden fırlayan, üzerindeki yırtık siyah kapüşonuyla adeta gecenin karanlığından süzülen Baba Yaga’nın Üç Atlısı’ndan sonuncusu, yani **Kara Atlı**, devasa kara atını dörtnala sürerek zincirin diğer ucunu tutmuştu. Kara Atlı, atını tam gaz koşturarak Cafer’i ayak bileğinden yakaladığı gibi yeraltının pürüzlü, keskin taşlarla kaplı zemininde metrelerce arkasında sürüklemeye başladı. Cafer’in sırtı ve omuzları zemindeki kayalara çarptıkça etrafa kıvılcımlar saçılıyor, can havliyle toprakta izler bırakıyordu.
Sürüklenmenin yarattığı acıya rağmen zihnini ve reflekslerini kaybetmeyen Cafer, var gücüyle bükülüp iki eliyle tuttuğu ağır savaş baltasını havaya kaldırdı. Atlı arkasını dönüp zafer çığlığı atmaya hazırlanırken, Cafer bileğini saran o kalın demir zincire doğru baltasını bir giyotin gibi indirdi.
*Şangırrt!*
Metalik bir patlama ve çıkan kör edici kıvılcımlarla birlikte paslı zincir ortadan ikiye bölündü. Cafer anında ayağını kurtarıp ayağa fırladı, soluk soluğa kalmıştı ancak gözlerindeki öfke ateşi harlanmıştı.
Kara Atlı, zincirin koptuğunu görünce sinirle atını şaha kaldırdı ve kılıcını savurarak tekrar doğrudan Cafer’in üzerine doğru saldırdı. Cafer, düşmanının kendisini doğrudan kılıçla doğramak için hamle yaptığını gördüğü an ustalıkla yana sıçradı; tam at yanından geçerken baltasının mızraklı ucunu atın kaburgalarına saplayarak Kara Atlı’yı eyerinden aşağıya düşürdü. Süvari yere kapaklandı.
Lakin tehlike bitmemişti; taştan zeminde hızla ayağa kalkması beklenen devasa kara at, sahibi düştüğü an kaçmak yerine öfkeyle kişneyerek doğrudan Cafer’in üzerine saldırdı. Hayvan, demir nallı ön ayaklarını havaya kaldırıp Cafer’in göğsüne indirmek için hamle yaptı.
Artık ortada ikiye bir bir boğuşma vardı: Bir yanda ellerinde hala ölümcül zincir parçaları ve hançeri olan o kara kapüşonlu iblis, diğer yanda ise cadının lanetiyle delirmiş o devasa kara at.
At, ön ayaklarını savurarak Cafer’i köşeye sıkıştırmaya çalışırken, Kara Atlı yerden kalkıp arkadan hançeriyle saldırdı. Cafer ani bir refleksle gövdesini çevirip atın üzerlerine gelen tekmesine karşı baltasının sapını siper etti; ardından tüm gücünü toplayıp baltanın keskin ucunu saldıran kara atın boynuna sapladı. Hayvan acı dolu bir kişnemeyle yere yığılırken, savaş alanı bir anda kan gölüne döndü.
Artık baş başa kalmışlardı. Kara kapüşonlu iblis, yoldaşlarının ve atının öldüğünü görünce nefret dolu bir hırıltıyla üzerindeki tüm karanlık enerjiyi serbest bırakarak çılgınlar gibi Cafer’e saldırdı. Elindeki zehirli hançeri ve kalan zincir parçalarını savurarak ölümcül hamleler yapıyordu.
Cafer, adamın üzerine savurduğu vahşi yumrukları ve hançer darbelerini ustalıkla savuşturdu. Kara kapüşonlunun tam göğsüne attığı tekme ile onu sersemletti; soluğu kesilen adamın elindeki hançer yere düştü. Cafer, bir saniye bile tereddüt etmeden kopmuş olan o kalın demir zinciri yerden kaptığı gibi adamın boynuna doladı.
Kara kapüşonlu nefes almak için çırpınırken, Cafer dişlerini sıkarak zinciri iki yana doğru var gücüyle çekti. İblis gibi çırpınan adamın ayakları yerden kesildi; boğazındaki demir halka giderek daralırken gözleri yuvalarından fırlayacak gibi oldu. Birkaç saniye süren bu ölümcül boğuşmanın ardından adamın bedeni tamamen gevşedi ve kaskatı kesilerek yere yığıldı.
Cafer, derin ve yorgun soluklar alarak zinciri yere bıraktı; üzerindeki tozu ve kanı silkeleyip geride yaralı halde oturan Temir’e doğru yöneldi.
Bölüm etkileşimi
