43 BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 49Şu an: 43 BÖLÜM

Mağaranın loş ve soğuk atmosferi, çıtırdayan küçük ateşin yaydığı dans eden sarı alevlerle biraz olsun ısınmıştı. Dışarıda dağın karanlık ve merhametsiz ayazı hüküm sürerken, içeride taşların arasına kurulmuş o mütevazı ocak Dilara için adeta sığınılacak son güvenli limandı. Kesip hazırladığı taze ceylan etini, ateşin üzerine yerleştirdiği düz ve temiz bir taşın üzerine dikkatle bıraktı.

Saniyeler ilerledikçe etin sıcak taşla temasından çıkan cızırtı sesleri mağaranın duvarlarında yankılanmaya başladı. Ateşin dili eti yavaş yavaş yalamaya, etin o yoğun ve iştah kabartan kokusu mağaranın nemli havasına karışarak her köşesini doldurmaya başladı. Ceylan eti ateşte kızardıkça dış kabuğu altın sarısı ve kahverengi tonlarında çıtır bir doku kazanıyor, içindeki sıcak yağlar hafifçe köpürerek taşın üzerine damlıyordu. Dilara, eline aldığı ince bir dal parçasıyla eti dikkatle çeviriyor, her iki yüzünün de eşit şekilde pişmesini sağlıyordu. Günlerdir mide kramplarıyla ve sadece hayatta kalma adrenaliniyle ayakta duran bedeni, yayılan bu taze yemek kokusuyla adeta uyanmaya başladı.

Nihayet et iyice kızarıp tamamen piştiğinde, Dilara taşı ateşten dikkatlice uzaklaştırdı. Bir süre etin biraz soğumasını bekledikten sonra elleriyle kopardığı sıcak et parçalarını ağzına götürdü. Yorgunluktan ve açlıktan sızlayan kasları, ilk lokmayla birlikte taze bir enerjiyle dolarken, çiğnediği her parça ona bu cehennemde hala nefes aldığını, hala mücadele edebileceğini hatırlatıyordu.

Ancak boğazından geçen her lokma, ruhundaki o ağır yükü hafifletmeye yetmiyordu. Karnı doysa da içindeki o keskin sızı ve babasını bulma umudu bir an olsun dinmiyordu. Ateşin alevleri yüzünü aydınlatırken, zihni istem dışı olarak o felaket gününe, her şeyin paramparça olduğu o ana geri döndü.

Gözünün önüne, devasa ve zırhları demirden dağlar gibi parlayan Bogatyr savaşçılarının o görkemli yürüyüşü geldi. O dev adamlarla omuz omuza, dağın zirvesine doğru ilerlerken her şey ne kadar da güçlü ve inançlı hissettiriyordu. Savaşçıların attığı her adım toprağı inletiyor, duaları rüzgârı bile dindiriyor gibiydi.

Fakat o huzur dolu ve kararlı yürüyüş, gökyüzünün bir anda katran karası bulutlarla kapanmasıyla dehşet verici bir kâbusa dönüşmüştü. Perun’un gazabı, doğrudan gökyüzünün en yüksek katından, gözleri kör eden devasa ve öfkeli yıldırımlar halinde üzerlerine yağmıştı. O çakan yıldırımların sesi gök kubbeyi yarıp geçmekle kalmamış, dağın kayalıklarını sabun gibi eritmişti.

Patlamanın şiddetiyle ortalık toz dumana boğulmuş, devasa Bogatyr savaşçıları savrulan yapraklar gibi dört bir yana dağılmıştı. O anın yarattığı kör edici beyazlık ve kulak zarlarını patlatan uğultu içinde babası Cafer ile elleri birbirine uzanmış, ancak aralarındaki o şiddetli basınç dalgası onları acımasızca koparmıştı. Bogatyrlar dağın bambaşka bir yönüne, karanlık vadilerin derinliklerine savrulmuş; kendisi ise bu sarp kayalıkların ve canavarların ortasında, babasından tamamen ayrı düşmüştü.

Dilara, elindeki son et parçasını bırakıp ellerini dizlerinin üzerine koydu. Gözlerini ateşin korlaşmış kısmına dikerken, içindeki o sarsılmaz umutla fısıldadı:
— Dağlar sizi ne kadar ayırırsa ayırsın baba... Seni bulana kadar durmayacağım.

Ateşin çıtırtısı sessizliği yeniden devralırken, Dilara mağaranın güvenliğinde sabahı ve yeni bir günü beklemek için sırtını sert duvara yasladı; gözlerinde ise hâlâ sönmeyen o kararlı ateş yanmaya devam ediyordu.

Mağaranın loş derinliklerinde çıtırdayan ateşin yaydığı cılız kızıl ışık, taş duvarların üzerinde titrek gölgeler dans ettiriyordu. Dışarıda dağın yüksek tepelerinden esen gece ayazı kayalıkları döverken, içerideki bu küçük ocak dış dünyanın tüm vahşetini ve soğukluğunu dışarıda tutmaya çalışıyordu. Ateşin üzerinde kalan son kor parçaları yavaş yavaş kararıyor, etrafa yaydığı sıcaklık azalsa da o melankolik ve huzursuz atmosfer mağaranın üzerine ağır bir battaniye gibi örtülüyordu.

Dilara dizlerini göğsüne çekmiş, ellerini birbirine kenetlemiş bir halde ateşin koruna bakıyordu. Göz bebeklerinde dans eden alevlerin yansıması, zihninde dönüp duran düşüncelerin ne kadar karanlık ve yoğun olduğunu ele veriyordu. Perun’un gökten indirdiği o devasa yıldırımların, dağları ve dev savaşçıları paramparça ettiği o korkunç an hâlâ hafızasında taptazeydi. O toz bulutunun, kulakları sağır eden patlama sesinin ve basıncın yarattığı o vahşi savrulmanın içinde her şey saniyeler içinde kopmuştu.

Kendi kendine mırıldanır gibi, iç sesinin o yorgun ama dirençli fısıltısıyla zihninde hesap yapmaya başladı:

— Bogatyrlar o devasa zırhları ve ağırlıklarıyla güneye, vadinin en dik yamacına savruldular... Onların o dev adımları ve oluşturdukları güç dalgası, Perun’un yıldırımlarını bile göğüslemeye çalıştı ama nafile. Babam... Babam ise o patlamanın tam merkezindeydi. Basıncın şiddeti ve rüzgârın yönü onu kesinlikle bu dağın batı eteklerine, ormanın sikletine doğru fırlattı. Bunu biliyorum... Kalbim bunu hissediyor. Doğuya ya da zirveye gitmiş olamaz. O, bu dağın ardındaki eski geçide, o karanlık nehrin kıyısına doğru savruldu.

Zihnindeki bu coğrafi bulmacayı ve babasının savrulduğu yönü netleştirdikçe, omuzlarındaki o ezici yük biraz olsun hafifler gibi oldu. Belirsizliğin o boğucu sisi, yerini en azından tek bir hedefe bırakmıştı: Batıya, o ormanın derinliklerine ve nehir kıyısına doğru gitmek.

Göz kapakları yorgunluktan kurşun gibi ağırlaşmaya başladı. Günlerdir uyumamanın, canavarlarla dövüşmenin, dağlara tırmanmanın ve yaralanmanın getirdiği fiziksel tükenmişlik nihayet bedenini tamamen teslim alıyordu. Başını yavaşça mağaranın sert, taş duvarına yasladı. Gözleri yavaşça kapanırken, zihnindeki o son düşünce sıcak bir mühür gibi kazındı: *Yarın sabah ilk ışıkla birlikte batıya yürüyeceğim baba... Seni bulacağım.*

Ateşin çıtırtısı yavaş yavaş sönmeye yüz tutarken, Dilara o derin, rüyasız ve yorgun uykuya teslim oldu. Mağara sessizliğe gömülürken, dağın ayazı dışarıda uğuldamaya devam etti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.