37. bölüm / 49
ATEŞ TANRILARI: SLAVYAN CANAVARLARI36 BÖLÜM
Bölümler 49Şu an: 36 BÖLÜM
- 1 GİRİŞ819 kelime
- 2 1 BÖLÜM936 kelime
- 3 2 BÖLÜM971 kelime
- 4 3 BÖLÜM1.256 kelime
- 5 4 BÖLÜM890 kelime
- 6 5 BÖLÜM897 kelime
- 7 6 BÖLÜM1.107 kelime
- 8 7 BÖLÜM961 kelime
- 9 8 BÖLÜM1.035 kelime
- 10 9 BÖLÜM995 kelime
- 11 10 BÖLÜM1.123 kelime
- 12 11 BÖLÜM957 kelime
- 13 12 BÖLÜM1.182 kelime
- 14 13 BÖLÜM774 kelime
- 15 14 BÖLÜM1.190 kelime
- 16 15 BÖLÜM821 kelime
- 17 16 BÖLÜM901 kelime
- 18 17 BÖLÜM916 kelime
- 19 18 BÖLÜM1.016 kelime
- 20 19 BÖLÜM1.044 kelime
- 21 20 BÖLÜM1.205 kelime
- 22 21 BÖLÜM1.171 kelime
- 23 22 BÖLÜM1.305 kelime
- 24 23 BÖLÜM1.020 kelime
- 25 24 BÖLÜM926 kelime
- 26 25 BÖLÜM924 kelime
- 27 26 BÖLÜM1.035 kelime
- 28 27 BÖLÜM782 kelime
- 29 28 BÖLÜM930 kelime
- 30 29 BÖLÜM1.001 kelime
- 31 30 BÖLÜM903 kelime
- 32 31 BÖLÜM1.052 kelime
- 33 32 BÖLÜM906 kelime
- 34 33 BÖLÜM978 kelime
- 35 34 BÖLÜM1.065 kelime
- 36 35 BÖLÜM1.220 kelime
- 37 36 BÖLÜM762 kelime · Okuduğun bölüm
- 38 37 BÖLÜM805 kelime
- 39 38 BÖLÜM1.059 kelime
- 40 39 BÖLÜM900 kelime
- 41 40 BÖLÜM737 kelime
- 42 41 BÖLÜM997 kelime
- 43 42 BÖLÜM956 kelime
- 44 43 BÖLÜM797 kelime
- 45 44 BÖLÜM969 kelime
- 46 45 BÖLÜM737 kelime
- 47 46 BÖLÜM830 kelime
- 48 47 BÖLÜM903 kelime
- 49 48 BÖLÜM719 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mavka’nın ölümünün ardından ormanın üzerindeki o boğucu ve zehirli hava biraz olsun dağılmıştı. Cafer, Dilara, Ratibor, Dobrogost ve Vsevolod; o karanlık patikayı geride bırakıp, göklerin efendisi Perun’un hapsedildiği ve rüzgârların bile dondurucu bir öfkeyle estiği o sarp dağ eteklerine doğru yürüyüşlerini sürdürmeye koyuldular. Adımları kararlı, zihinleri ise yaklaşacak o büyük fırtınaya karşı tamamen odaklanmış durumdaydı.
Yürürken çevredeki atmosferin aniden değiştiğini, havadaki statik elektriğin tüyleri diken diken eden kokusunu hepsi fark etti. Dilara, gökyüzüne doğru bakarak kaşlarını çattı ve endişeli bir ses tonuyla babasına seslendi:
— Baba... Gökyüzü bir anda karardı, üstelik bulutlar dönmeye başladı. Havada garip bir yanık kokusu var, hissediyor musun?
Cafer, elindeki baltanın sapını daha sıkı kavrayarak gözlerini tepelerdeki dev kayalıklara dikti ve ciddiyetle yanıtladı:
— Hissediyorum, Dilara... Perun bizi bekliyor demektir. Sadece beklemekle kalmıyor, tahtından bize ilk mesajını gönderiyor. Hazırlıklı ol!
Daha Cafer’in sözleri bitmemişti ki, dağların zirvesinden ve gökyüzünün ortasından gelen devasa, kulakları sağır edici bir patlama sesi ormanda yankılandı. Gökyüzündeki bulutların arasından kopan tonlarca ağırlığındaki devasa kayalar, mermi gibi hızla ormanın içine doğru yuvarlanmaya ve uçarak düşmeye başladı. Perun, dağın zirvesinden attığı yıldırımlarla dev kayaları parçalamış, on binlerce tonluk kayalık kütlesini doğrudan beşlinin üzerine bir çığ gibi salmıştı.
— Yukarıdan taşlar yağıyor, dikkat edin! diye kükredi Ratibor.
Zaman kaybetmeye lisan yoktu. Dev Bogatyrlar, kendi devasa boylarının ve dağları delen güçlerinin verdiği cesaretle hemen öne atıldılar. Ratibor, Dobrogost ve Vsevolod, üzerlerine doğru tonlarca ağırlıkla düşen o devasa kaya kütlelerini karşılamak için kollarını ve gürzlerini siper ettiler.
Dobrogost, tam üzerine düşmek üzere olan bir ev büyüklüğündeki kaya parçasını devasa yumruğuyla karşıladı; kaya, dev savaşçının çelikten sert kaslarına çarptığı anda büyük bir gürültüyle binlerce parçaya ayrılıp etrafa dağıldı. Yan tarafında duran Vsevolod ise sırtına çarpan bir başka dev kayayı omuzlarıyla iterek ormanın zeminine devirdi ve gür bir sesle haykırdı:
— Bunlar bizi durdurmaya yetmez Perun! Getirabildiğin kadar kaya getir!
Ratibor, elleriyle önüne düşen dev bir kaya bloğunu sanki kağıttan bir oyuncak gibi tutup fırlatırken, arkalarında duran Cafer ve Dilara’yı korumak için gövdesini siper etti.
Cafer, yukarıdan yağan kaya parçalarının ve devrilen ağaçların arasında kızının elini sıkıca kavrayarak onu korumak için eğildi; kılıcını ve baltasını havaya kaldırarak üzerlerine düşebilecek küçük kaya parçalarını havada ikiye böldü.
— Sıkı tutun bana, Dilara! Diye bağırdı Cafer, gürültünün ve patlamaların arasında sesini duyurabilmek için. — Bu sadece başlangıç, o tanrı bizi henüz ezemedi!
Dev Bogatyrlar, o devasa bedenleri ve inanılmaz güçleriyle üzerlerine gelen kayalıkları adeta ezip geçerek yolu açmaya devam ederlerken, gökyüzündeki o şimşekler ve yaklaşan fırtına, asıl büyük hesaplaşmanın artık an meselesi olduğunu acı bir şekilde yüzlerine vuruyordu.
Bogatyrların devasa bedenleriyle devirdikleri kaya parçalarının gürültüsü yavaş yavaş dindi. Ormanın içi, az önce yaşanan o koca çığın ardından adeta derin ve tekinsiz bir sessizliğe büründü. Havadaki o ağır barut ve yanık toprak kokusu yerini buz gibi, soluk kesen bir sükûnete bırakmıştı. Yapraklar bile kıpırdamıyor, rüzgâr adeta nefesini tutmuş gibi bekliyordu.
Ancak bu huzur, fırtınanın kopmasından önceki o aldatıcı sessizlikten başka bir şey deðildi.
Birkaç saniye içinde gökyüzündeki bulutlar katran karasına büründü. O karanlığın merkezinden, yerin ve göğün temellerini sarsan kör edici bir mavi ışık patladı. Fırtına kendini tüm vahşetiyle gösterdi; şimşekler birbirini kovalarlandan devasa enerji dalgaları ormanın üzerindeki ağaçları kökünden sökerek havaya savurmaya başladı. Bulutların aralanmasıyla birlikte, devasa, zırhlı ve parlayan gözleriyle göklerin efendisi **Perun** tepelerindeki sarp kayalığın üzerinde belirdi. O muazzam boyu ve etrafında dans eden yıldırımlarla adeta bir dehşet abidesi gibi duruyordu.
Perun, aşağıda duran Cafer, Dilara ve üç dev Bogatyr’a yukarıdan aşağıya doğru küçümser ve öfkeli bir nazarla baktı. Başını yavaşça iki yana salladı; yüzündeki o kibirli ve buz gibi ifadeyle, kulakları çınlatan o tok sesiyle sadece şu tek cümleyi sarf etti:
— Sizin gibi ölümlü haşaratlardan bıktım...
Daha kelimeler ağzından çıktığı anda, gökyüzü adeta yere indi. Perun, ellerini ileriye doğru uzatarak avuçlarından gökyüzüne doğru devasa bir enerji sütunu fırlattı. Göğün katmanları yırtıldı ve ardı arkası kesilmeyen, dağları delip geçebilecek güçte yüzlerce dev yıldırım doğrudan beşlinin üzerine uyarısız bir şekilde boşaldı.
Mağarayı ve tüm ormanı sallayan patlamalar birbirini izledi. Yeryüzü yarılıyor, havada uçuşan taşlar ve toprak kütleleri devasa enerji dalgalarıyla parfe parfe oluyordu. Patlamanın yarattığı o muazzam basınç dalgası, grubun ortasına bir balyoz gibi çarptı.
— Dikkat edin! diye kükremeye çalıştı Ratibor, ancak sesi patlamaların gürültüsünde kayboldu.
Şiddetli darbenin etkisiyle grup ikiye bölündü. Dev Bogatyrlar Ratibor, Dobrogost ve Vsevolod, üzerlerine gelen yıldırımın itme kuvvetiyle havaya savrularak ormanın daha da derinlerindeki karanlık bir uçuruma doğru fırlatıldılar. Cafer ve Dilara ise devasa bir enerji dalgasının çarpışmasıyla zıt yön savrularak, uçurumun diğer ucundaki sarp kayalıkların ve sık ağaçların bulunduğu bölgeye sert bir şekilde çakıldılar.
Her yer toz bulutu ve dumanla kaplanırken, fırtınanın ortasında yükselen Perun’un zafer dolu kahkahası gök gürültülerine karışarak ormanda yankılanmaya devam ediyordu.
Bölüm etkileşimi
