9. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler9.bolum
Bölümler 63Şu an: 9.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
9. Bölüm — Sessizliğin Bedeli
Dean sınıfta sessizce oturuyordu.
Kalemi parmaklarının arasındaydı ama yazdığı tek bir kelime bile yoktu. Defterinin açık sayfasında birkaç anlamsız çizgi vardı; kalemin ucunu kâğıda değdiriyor, sonra tekrar kaldırıyordu.
Parmakları hafifçe titriyordu.
Gözleri önündeki deftere sabitlenmişti.
Ama zihni sınıfta değildi.
Kyra'nın birkaç dakika önce söylediği o tek kelime hâlâ kulaklarında yankılanıyordu.
"Dean..."
O kadar kısık söylemişti ki sınıftaki hiç kimsenin duymamış olması mümkündü.
Ama Dean duymuştu.
Ve o ses, günlerdir kendisini zorla uzak tuttuğu bütün düşünceleri yeniden ortaya çıkarmıştı.
Kyra'nın yüzündeki ifade...
Gözlerindeki soru...
Ve kendisine bakarken taşıdığı o kırgınlık...
Dean başını kaldırmak istedi.
Fakat yapamadı.
Çünkü zihninde babasının sesi yeniden yankılanmaya başlamıştı.
Birkaç Gün Önce
Tyven Corporation'ın kırk sekizinci katındaki ofis yine her zamanki gibi sessizdi.
Dean, babasının masasının karşısında duruyordu.
Babası ise pencerenin önünde durmuş, aşağıdaki şehre bakıyordu.
Dean'in yüzünde öfke vardı.
Ama babasının yüzünde hiçbir duygu yoktu.
"Onunla görüşmeyi bırak."
Dean birkaç saniye boyunca cevap vermedi.
"Kyra'dan mı bahsediyorsun?"
Babası yavaşça ona döndü.
"Başka kimden bahsettiğimi düşünüyorsun?"
Dean'in çenesi gerildi.
"O benim arkadaşım."
Babası soğuk bir gülümsemeyle karşılık verdi.
"Senin arkadaşın olabilecek biri değil."
Dean yumruklarını sıktı.
"Bu kararı sen veremezsin."
Odadaki hava bir anda ağırlaştı.
Babası birkaç saniye boyunca oğluna baktı.
Sonra sesini yükseltmeden, neredeyse sıradan bir şey söylüyormuş gibi konuştu.
"Eğer bu çocukla görüşmeye devam edersen, kaybedeceğin şeyin ne olduğunu biliyor musun?"
Dean cevap vermedi.
Babası bir adım yaklaştı.
"Senin arkadaşın..."
Kısa bir sessizlik oldu.
"...ölmüş bir arkadaş olacak."
Dean'in yüzündeki ifade dondu.
Bir an boyunca hiçbir şey söyleyemedi.
Bu bir tehditten daha ağırdı.
Çünkü babasının sözlerinin arkasında yalnızca öfke değil, gücü ve bağlantıları da vardı.
Dean bunu biliyordu.
Babası istediği zaman insanların hayatlarını değiştirebilecek güce sahipti.
Ve Dean'in en büyük korkusu artık kendisi değildi.
Kyra'ydı.
Dean başını eğdi.
Dudaklarından yalnızca bir cümle çıktı.
"O benim arkadaşım, baba."
Babası soğuk bir şekilde güldü.
"İşte sorun da bu."
Dean başını kaldırdı.
Babası devam etti.
"Bazen birini korumanın tek yolu ondan uzak durmaktır."
Dean'in gözleri dolacak gibi oldu ama bunu belli etmedi.
Çünkü o an babasına karşı çıkmanın Kyra'yı daha büyük bir tehlikeye atabileceğini düşünüyordu.
Bu yüzden sustu.
Ve o sessizlik...
Şimdi sınıfta otururken hâlâ boğazını sıkıyordu.
Kalemin elinden kayıp masanın üzerine düştü.
Tak.
Dean irkildi.
Gerçeğe döndü.
Başını kaldırmadı.
Ama Kyra'nın hâlâ ona baktığını hissediyordu.
İçinde korkunç bir pişmanlık büyüyordu.
Onu korumak istediğini düşünmüştü.
Fakat şimdi kendisine sormadan edemiyordu:
Ya onu korumaya çalışırken gerçekten kaybedersem?
Dean'in parmakları masanın kenarına sıkıca kapandı.
Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı.
Koridorlardaki öğrenciler sınıfa girmeye başlamıştı.
Zil çalmıştı.
Sınıf kısa sürede doldu.
Sandalyeler hareket ediyor, kitaplar açılıyor, öğrenciler birbirleriyle konuşuyordu.
Fakat Dean için bütün sesler uzaktan geliyormuş gibiydi.
Sonra kapı bir kez daha açıldı.
Bu kez içeri giren kişiyle birlikte sınıftaki hava değişti.
Kane.
Kane'in bakışları sınıfa girer girmez Kyra'yı buldu.
Dudaklarının kenarında küçümseyici bir gülümseme oluştu.
Kyra onu görünce istemsizce gerildi.
Dean bunu fark etti.
Pencere kenarındaki arka sırada oturuyordu.
Her şeyi görebiliyordu.
Kane'in Kyra'ya doğru ilerleyişini...
Kyra'nın bakışlarını kaçırışını...
Sınıftaki birkaç öğrencinin konuşmayı kesmesini...
Dean'in içindeki bütün içgüdüler "kalk" diye bağırıyordu.
Ama bedeni hareket etmiyordu.
Çünkü babasının sesi zihninde yeniden yankılanmıştı.
"Ona yaklaşırsan ölür."
Dean'in eli masanın kenarında sıkıştı.
Kane, Kyra'nın sırasının yanında durdu.
Bir süre ona baktı.
Sonra Kyra'nın yüzüne doğru eğildi.
"Ne oldu?"
Kyra cevap vermedi.
Kane'in yüzündeki gülümseme biraz daha belirginleşti.
"Benimle yemeğe gelmek ister misin?"
Sınıftaki konuşmalar tamamen kesildi.
Herkes onları izliyordu.
Kyra başını kaldırdı.
Yüzünde korku vardı ama sesi bu kez sakindi.
"Hayır."
Tek kelime.
Kane'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Ne dedin?"
Kyra tekrar konuşmadı.
Kane'in bakışları sertleşti.
Ve ardından sınıfta ani bir ses yankılandı.
Kyra'nın başı yana döndü.
Sınıf bir anda sessizliğe gömüldü.
Dean'in bedeni düşünmeden tepki verdi.
Sandalyenin hareket ettiğini hissediyordu.
Ayağa kalkmak için elini masaya koydu.
Kalbi hızla çarpıyordu.
Kalk.
İçindeki bir ses ona bunu söylüyordu.
Onu yalnız bırakma.
Fakat tam o anda babasının sözleri yeniden zihninde yankılandı.
"Ona yaklaşırsan ölür."
Dean'in hareketi yarıda kaldı.
Eli masanın kenarında dondu.
Dişlerini sıktı.
Ayağa kalkamadı.
Kane birkaç saniye sonra geri çekildi.
Sınıftaki öğrencilerden bazıları bakışlarını kaçırdı.
Bazıları ise olanları sessizce izlemeye devam etti.
Kyra yavaşça başını kaldırdı.
Gözleri Dean'i buldu.
Dean'in kalbi o anda daha da ağırlaştı.
Kyra'nın yüzünde öfkeden çok başka bir şey vardı.
Kırgınlık.
Sanki yaşanan olaydan daha fazla acı veren şey, Dean'in hiçbir şey yapmamasıydı.
Kyra ona bakıyordu.
Hiçbir şey söylemiyordu.
Ama gözleri sanki tek bir soru soruyordu:
"Neden?"
Dean'in boğazı düğümlendi.
Başını kaldırmak istedi.
Kyra'nın gözlerine bakmak istedi.
Ama yapamadı.
Bakışlarını kaçırdı.
Ve o anda Kyra'nın yüzündeki son umut kırıntısı da söndü.
Kyra başını çevirdi.
Tek kelime söylemedi.
Dean ise olduğu yerde kaldı.
İçinde birbirine zıt iki duygu savaşıyordu.
Bir tarafta Kyra'yı kaybetme korkusu vardı.
Diğer tarafta onu koruyabilmek için uzak durma zorunluluğu.
Ama Dean artık ikisinin aynı anda mümkün olmadığını anlamaya başlamıştı.
Çünkü susmak da bir seçimdi.
Ve bazen insan hiçbir şey yapmayarak da birini incitebilirdi.
Ders boyunca sınıfta alışılmadık bir sessizlik vardı.
Öğretmen konuşuyor, tahtaya yazılar yazıyor, öğrenciler not alıyordu.
Fakat Dean hiçbirini dinlemiyordu.
Gözleri zaman zaman Kyra'nın sırasına kayıyordu.
Kyra başını kaldırmıyordu.
Defterine bakıyor, öğretmeni dinliyormuş gibi davranıyordu.
Ama Dean onun da hiçbir şey dinlemediğini biliyordu.
Aralarında birkaç metre vardı.
Fakat o birkaç metre, Dean'e hayatındaki en uzun mesafe gibi geliyordu.
Dean kalemini yeniden eline aldı.
Bu kez parmakları daha fazla titriyordu.
Kendi kendine fısıldadı:
"Özür dilerim..."
Kyra duymadı.
Belki de böylesi daha iyiydi.
Çünkü Dean'in söylemek istediği hiçbir şey, yaptığı sessizliği geri alamazdı.
O gün ilk kez şunu anladı:
Birini korumak için kendisinden uzaklaştırmak...
Onu gerçekten korumak anlamına gelmeyebilirdi.
Bazen korumak istediğin insanı en çok yaralayan şey, tam da senin sessizliğin olurdu.
Dean gözlerini kapattı.
Ve zihninde tek bir düşünce kaldı:
"Onu kaybetmek istemiyorum."
Ama artık bunun için ne yapacağını bilmiyordu.
Çünkü önünde iki yol vardı.
Babasının çizdiği yol...
Ve Kyra'ya götüren yol.
İkisinin arasında kalmıştı.
Ve ilk kez Dean, kendi hayatında verdiği kararların gerçekten kendisine ait olup olmadığını sorgulamaya başladı.
Bölüm etkileşimi
