17. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler16.bolum
Bölümler 63Şu an: 16.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm — Gölge Tacı
Bir yıl geçmişti.
Geçen zaman, bazı yaraları iyileştirmemişti belki ama Kyra'ya onlarla yaşamayı öğretmişti. Bir zamanlar her sabah uyandığında geçmişin ağırlığını omuzlarında hisseden genç adam, artık güne aynı korkuyla başlamıyordu; acı hâlâ içindeydi, Riven'in yokluğu hâlâ kalbinin derinliklerinde kapanmayan bir yara olarak duruyordu ve Dean'in hayatından ansızın çekilip gitmesi hâlâ cevapsız sorularla doluydu, fakat Kyra artık bütün hayatını geçmişin gölgesinde geçirmek istemiyordu.
Velhurst Akademisi'nde geçirdiği yılların ardından sonunda mezuniyet günü gelmişti.
Tören alanı kalabalıktı.
Etrafında mezuniyet kıyafetleri içindeki öğrenciler, aileleri, öğretmenleri ve yıllardır tanıdığı insanlar vardı; herkes geleceğe dair planlarından söz ediyor, fotoğraflar çekiyor, birbirlerine sarılıyor ve yılların sonunda ulaştıkları bu anı kutluyordu.
Kyra ise kalabalığın arasında bir süre sessizce durdu.
Üzerindeki mezuniyet kıyafetinin ağırlığını hissederken, gözleri okulun görkemli binasına kaydı.
Bir zamanlar o binanın kapısından içeri girdiğinde kendisini küçücük hissetmişti.
Buraya ait olmadığını düşünmüştü.
İnsanların ona nasıl baktığını, fısıldaşmalarını, alaylarını ve yalnızlığını hatırlıyordu.
Fakat şimdi aynı binaya baktığında hissettiği şey farklıydı.
Artık o ilk günkü Kyra değildi.
Çok şey kaybetmişti.
Çok şey öğrenmişti.
Ve bütün bunlara rağmen ayakta kalmayı başarmıştı.
Kazandığı bölüm Psikoloji idi.
İnsanların düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını anlamak istiyordu.
Belki de bunun bir nedeni, yıllardır kendi içinde cevapsız kalan sorulara cevap aramasıydı.
Belki insanların neden acı çektiğini, neden korktuğunu, neden sevdikleri insanlardan uzaklaştığını anlamaya çalışırken aslında kendi geçmişini de anlamlandırabileceğini düşünüyordu.
Belki de başkalarının yaralarına dokunmayı öğrenirken kendi yaralarının da bir gün kapanabileceğine inanıyordu.
Kyra elindeki diplomaya baktı.
Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Ama o gülümsemenin içinde bir eksiklik vardı.
Çünkü mezuniyet gününde yanında olmasını beklediği kişi yoktu.
Dean.
Bir yıl boyunca Dean'den hiçbir haber alamamıştı.
Ne bir mesaj.
Ne bir telefon.
Ne de tesadüfi bir karşılaşma.
Dean sanki Kyra'nın hayatından tamamen silinmişti.
Fakat bazı insanlar hayatından çıksalar bile bıraktıkları boşluk hemen kaybolmazdı.
Dean de öyleydi.
Kyra bazen kalabalığın içinde onun sesini duyduğunu sanıyor, bir anlığına başını çeviriyor ve sonra karşısında başka birini gördüğünde içindeki o kısa umut yeniden sessizliğe gömülüyordu.
Tören bittikten sonra kalabalık yavaş yavaş dağılmaya başladığında Kyra birkaç adım geride kaldı.
Rüzgâr saçlarını hafifçe savuruyordu.
Gözleri uzaklara daldı.
Sanki kalabalığın arasında görünmeyen bir yüzü arıyordu.
Sonra gözlerini kapattı ve içinden sessizce konuştu.
“Dean… neredesin?”
Bir yıl boyunca seni aradım.
Bir yıl boyunca senden bir haber bekledim.
Bazen geri döneceğini düşündüm.
Bazen kapının çalacağını ve hiçbir şey olmamış gibi karşıma çıkacağını hayal ettim.
Ama artık bekleyemem.
Artık kendi yolumu çizmem gerekiyor.
Kyra derin bir nefes aldı.
“Hem sen… hem Riven…”
İkisinin de yüzü zihninde kısa bir anlığına belirdi.
Biri çocukluğundan kalan en büyük yara, diğeri hayatının en karmaşık döneminde karşısına çıkan ve hiçbir zaman unutamadığı bir insandı.
“İkinizle yaşadıklarım artık geçmişte kaldı.”
Gözlerini açtı.
“Şimdi yeni bir başlangıç zamanı.”
Bunu söylerken sesi kararlıydı.
Fakat kalbinin en derin yerinde, Dean'in adını hâlâ tamamen susturamadığını kendisi de biliyordu.
Aynı Anda — Karanlığın İçinde
Aynı saatlerde şehrin başka bir köşesinde, Kyra'nın dünyasından kilometrelerce uzakta, Dean bambaşka bir hayatın içinde sıkışıp kalmıştı.
Silas'ın gizli karargâhlarından birinde, loş ışıklarla aydınlatılmış odanın içinde sessizce oturuyordu.
Bir zamanlar Velhurst Akademisi'nin koridorlarında sakin ve kendinden emin yürüyen Dean'in yerinde şimdi daha sert, daha mesafeli ve daha yorgun görünen bir genç adam vardı.
Zaman onu değiştirmişti.
Yüzündeki gençlik hâlâ kaybolmamıştı, fakat bakışlarında eskiden olmayan bir ağırlık vardı.
Masasının üzerinde birkaç belge, eski bir telefon ve Silas'ın ona verdiği bazı dosyalar duruyordu.
Dean'in bakışları boşluğa dalmıştı.
Tam o sırada telefon çaldı.
Ekranda tek bir isim belirdi.
Babası.
Dean birkaç saniye boyunca telefona baktı.
Uzun zamandır babasından haber alamıyordu.
Belki de bu çağrı, sonunda konuşabilecekleri anlamına geliyordu.
Dean elini telefona uzattı.
Fakat tam telefonu alacağı sırada Silas'ın eli uzandı.
Silas hiçbir şey söylemeden aramayı sonlandırdı.
Dean'in çenesi gerildi.
“Ne yaptın?”
Silas telefonu masanın üzerine bıraktı.
“O artık sana ulaşamaz.”
Dean'in bakışları sertleşti.
Silas sakin bir şekilde devam etti.
“Babandan gelen her çağrı, rüzgârda kaybolur, Dean.”
Dean'in içinde öfke yükseldi.
“O beni bulmalı.”
Sesi kısıktı ama kararlıydı.
“Konuşmalıyız.”
Silas ona doğru yürüdü.
Dean'in yanında durduğunda ışık arkasında kaldı ve gölgesi Dean'in üzerine düştü.
“Baban geçmişin bir parçası.”
Dean sustu.
Silas devam etti.
“O seni kendi zincirleriyle bağladı.”
Bir süre Dean'in yüzünü izledi.
“Ama burada, bu dünyada artık o değil…”
Silas'ın sesi daha da alçaldı.
“Ben varım.”
Dean'in içi sızladı.
Bir anlığına Kyra'nın yüzü zihninde belirdi.
Ardından çocukluğundan kalan anılar…
Annesinin sesi…
Eski mahalle…
Ve yıllar önce verdiği sözler…
Hepsi zihninde birbirine karıştı.
Dean gözlerini kapattı.
“Ama Kyra…”
Sesi neredeyse duyulmuyordu.
“Ve geçmişim…”
Silas'ın dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi.
“Geçmiş seni öldürdü, Dean.”
Dean gözlerini açtı.
Silas ona doğrudan baktı.
“Şimdi geleceğini benimle şekillendireceksin.”
Dean cevap vermedi.
Çünkü bir tarafı bu sözlere inanmak istemese de diğer tarafı artık geçmişine geri dönemeyeceğini biliyordu.
Gölgenin Doğuşu
Bir süre sonra Silas'ın gizli karargâhının başka bir bölümünde hazırlık yapılmaya başlandı.
Oda loştu.
Duvarlarda yılların bıraktığı pas izleri vardı ve havada ağır bir metal kokusu dolaşıyordu.
Odanın ortasında bir dövme masası hazırlanmıştı.
Dean sessizce oturuyordu.
Üzerindeki kıyafetlerini çıkarmış, sırtını dövmeciye vermişti.
Silas ise birkaç adım ötede duruyor ve hiçbir şey söylemeden hazırlıkları izliyordu.
Dean'in yüzünde korku yoktu.
Ama yorgunluk vardı.
Bir zamanlar kendisine ait olan hayatın giderek ellerinden kaydığını hissediyordu.
Silas ona yaklaştı.
“Burası artık senin ailen.”
Dean başını kaldırmadı.
Silas devam etti.
“Bu dövme yalnızca bir işaret değil.”
Kısa bir sessizlikten sonra sözlerini tamamladı.
“Bu, seni bu çetenin ikinci lideri yapacak.”
Dean gözlerini kapattı.
Dövme makinesinin sesi odada yankılandı.
İğne ilk kez cildine değdiğinde Dean dişlerini sıktı.
Acı hissetti.
Fakat hissettiği şey yalnızca fiziksel değildi.
Her geçen dakikada, eski hayatından biraz daha uzaklaştığını düşünüyordu.
Çocukken kurduğu hayaller…
Babasıyla yaşadığı anılar…
Annesinin sesi…
Velhurst…
Kyra…
Hepsi zihninden birer birer geçiyordu.
Saatler sonra dövme tamamlandığında Dean yavaşça ayağa kalktı.
Aynaya baktı.
Sırtında devasa bir kuzgun vardı.
Kanatları karanlığa doğru açılmış, kanatlarının arasında gizli gözler bulunuyordu.
Her şeyi gören.
Her şeyi izleyen.
Karanlığın içinde bile hiçbir şeyi kaçırmayan bir sembol gibiydi.
Altında ise Latince bir ifade yer alıyordu:
“Fiat Umbra.”
“Gölge olsun.”
Dean uzun süre aynadaki yansımasına baktı.
Fakat gördüğü kişi ona eskisi kadar tanıdık gelmiyordu.
Silas arkasından yaklaştı.
Elini Dean'in omzuna koydu.
Yüzünde memnuniyet vardı.
“Hoş geldin, ikinci lider.”
Dean cevap vermedi.
Silas devam etti.
“Artık sadece Dean değilsin.”
Dean gözlerini kapattı.
Çünkü bu cümle, son bir yılda yaşadığı her şeyin özeti gibiydi.
Artık yalnızca babasının oğlu değildi.
Artık yalnızca Velhurst Akademisi'nin öğrencisi değildi.
Artık geçmişindeki hayatın Dean'i değildi.
O gece, eski kimliği sessizce karanlığa gömüldü.
Ve onun yerinde yeni bir isim doğdu.
Gölge Tacı.
Fakat kimsenin bilmediği bir gerçek vardı.
Bu yeni kimliğin altında hâlâ aynı Dean yaşıyordu.
Kyra'yı unutamamış olan…
Ve bir gün kendi zincirlerini kırmak zorunda kalacak olan Dean.
Çünkü bazı insanlar karanlığa girerek değişir.
Bazıları ise karanlığın içinde kendi ışığını saklar.
Dean henüz hangisi olacağını bilmiyordu.
Bölüm etkileşimi
