26. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler25.bolum
Bölümler 63Şu an: 25.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karanlığın İçindeki Gölge
Gece, Nova Vitae kliniğinin üzerine ağır ve sessiz bir örtü gibi çökmüştü. Gündüzleri insanların acılarını anlattığı, korkularını kelimelere döktüğü ve yıllardır içlerinde taşıdıkları yükleri bir başkasının yanında bırakmaya çalıştıkları bu küçük klinik, geceleri bambaşka bir yere dönüşüyordu; koridorlarda yalnızca hafif havalandırma sesi duyuluyor, büyük pencerelerin ardından şehrin ışıkları uzak yıldızlar gibi titreşiyor ve odaların duvarlarına vuran solgun ışıklar, içerideki sessizliği daha da derinleştiriyordu.
Kyra ise bütün bu sessizliğin ortasında hâlâ masasının başındaydı.
Önündeki dosyalar günün son danışanlarına aitti ve normalde birkaç saat önce hepsini kapatıp eve gitmiş olması gerekirdi, fakat özellikle bir dosya, diğerlerinin arasında durduğu hâlde sanki bütün odanın ağırlığını kendi üzerine çekiyormuş gibi hissettiriyordu.
Kyra bir süre dosyaya yalnızca baktı.
Sonra derin bir nefes alarak kapağını açtı.
Sayfaları yavaşça çevirmeye başladığında, ailenin yaşadığı sorunların sıradan bir tehdit meselesinden çok daha büyük olduğunu fark etti; ailenin uzun zamandır takip edildiği, bazı iş bağlantılarının şüpheli olduğu, evlerinin çevresinde bilinmeyen kişilerin görüldüğü ve özellikle babanın geçmişte yaptığı bazı anlaşmaların, şimdi ailesinin hayatını tehlikeye atabilecek sonuçlar doğurduğu yazıyordu.
Kyra'nın kaşları hafifçe çatıldı.
Bir sayfayı daha çevirdi.
Sonra gözleri bir anda birkaç kelimenin üzerinde durdu.
Çete adı: Umbra Serpentis.
Altındaki satırda ise:
Lider: Bilinmiyor.
Kod adı: Specter.
Kyra'nın parmakları sayfanın kenarında hareketsiz kaldı.
Specter.
Bu isim...
Bir yerden tanıdıktı.
Tam olarak nereden duyduğunu hatırlayamıyordu, ancak yıllar boyunca danışanlarının anlattığı olaylar, eski haber kayıtları ve özellikle bazı karanlık bağlantılar nedeniyle bu ismi daha önce birkaç kez görmüştü; fakat hiçbir zaman doğrudan bir yüzle, belirli bir kişiyle ya da doğrulanabilir bir kimlikle eşleşmemişti.
Umbra Serpentis'in adı bazı gizli güvenlik şirketleriyle, yasa dışı bağlantılarla ve şehirde görünmeden hareket eden insanlarla ilişkilendiriliyordu.
Fakat bütün bunlar söylentiden ibaretti.
En azından şimdiye kadar.
Kyra dosyanın arasından çıkarılmış küçük bir notu eline aldı.
Notun altında bir güvenlik kamerası kaydının bulunduğu belirtiliyordu.
Bir an tereddüt etti.
Sonra bilgisayarına küçük hafıza kartını taktı ve kaydı açtı.
Ekran birkaç saniye boyunca karanlık kaldı.
Ardından görüntü geldi.
Eski bir bina.
Gece.
Güvenlik kamerasının düşük çözünürlüklü görüntüsünde birkaç kişi binanın önünde hareket ediyordu. Yüzler seçilemiyordu. Kyra görüntüyü ileri sardı.
Bir adam kadraja girdi.
Uzun boylu.
Sakin.
Kararlı adımlarla ilerliyordu.
Üzerindeki koyu renk kıyafet, gecenin karanlığına neredeyse tamamen karışıyordu.
Fakat Kyra'nın dikkatini asıl çeken şey adamın sırtındaki belirgin dövmeydi.
Bir yılan.
Koyu çizgilerle işlenmiş, sırt boyunca uzanan büyük bir yılan figürü...
Kyra'nın kalbi hızlandı.
Adam birkaç saniye boyunca kameraya sırtını dönük şekilde durdu.
Sonra yavaşça başını çevirdi.
Kameraya baktı.
Ve o küçücük hareketle birlikte Kyra'nın dünyası sanki bir anda durdu.
Nefesi boğazında düğümlendi.
Gözleri büyüdü.
Parmakları masanın üzerinde istemsizce sıkıldı.
Çünkü görüntü bulanık olsa bile o bakışı tanıyordu.
O duruşu...
O sessizliği...
Yıllar önce yanında yürüyen, gülümserken gözlerinin kenarları hafifçe kırışan ve ona dünyanın ne kadar kötü olursa olsun her zaman bir çıkış yolu olduğunu söyleyen adamı hatırlıyordu.
Kyra'nın dudakları titredi.
İsmi zihninde çoktan belirmişti.
Ama söylemeye korkuyordu.
Sanki o ismi sesli söylerse, yıllardır kapattığı bütün yaralar yeniden açılacaktı.
Yine de fısıldamaktan kendini alamadı.
“Dean...”
Kelime odanın içinde neredeyse duyulmayacak kadar hafif yankılandı.
Kyra sandalyesinden kalktı.
Ekrana yaklaştı.
Görüntüyü durdurdu.
Adamın yüzünün daha net göründüğü birkaç saniyeyi tekrar tekrar oynattı.
Bir kez.
İki kez.
Üç kez...
Her seferinde aynı his.
Bu oydu.
Ama Kyra bunu kabul etmek istemiyordu.
Çünkü karşısındaki adam, yıllar önce tanıdığı Dean'e ait olmayan bir sessizliğe sahipti.
Bakışlarında artık eski sıcaklık yoktu.
Sanki yaşadığı yıllar, yüzünün üzerine görünmeyen bir gölge bırakmıştı.
Kyra'nın eli titredi.
Hızla masanın çekmecesini açtı, bir hafıza kartı çıkardı ve görüntüyü yedeklemeye başladı.
Dosyanın silinmesinden, görüntünün kaybolmasından ya da birilerinin ona ulaşmasından korkuyordu.
Aktarım tamamlanırken elindeki çay bardağını fark etmeden kenara itti.
Bardak masadan düştü.
Çat.
Sessiz klinikte çıkan ses, Kyra'ya beklediğinden çok daha büyük geldi.
Cam parçaları zemine dağıldı.
Kyra onlara bakakaldı.
Bir an için kırılan şeyin yalnızca bardak olmadığını düşündü.
Sanki yıllardır içinde sessizce taşıdığı bir şey de aynı anda yere düşmüş ve parçalanmıştı.
Dean'in yıllar önceki yüzü...
Riven'in hatırası...
Kendi verdiği sözler...
Hepsi birbirine karışıyordu.
Kyra gözlerini kapattı.
Derin bir nefes almaya çalıştı.
Ama göğsündeki ağırlık hafiflemiyordu.
O gerçekten Dean miydi?
Eğer öyleyse...
Neden?
Kyra'nın zihninde onlarca soru birbirinin üzerine yığıldı.
Dean onu korumak için mi bu karanlığın içine girmişti?
Yoksa yıllar onu gerçekten değiştirmiş ve bir zamanlar tanıdığı o adam artık geride mi kalmıştı?
Belki de Dean hâlâ aynı kişiydi.
Belki de sadece çıkamadığı bir dünyanın içine sıkışmıştı.
Kyra ayağa kalktı.
Sonra ofisin arka tarafındaki küçük odaya doğru ilerledi.
Burası diğer odalardan farklıydı.
Daha sessizdi.
Daha kişiseldi.
Kyra'nın geçmişinden kalan birkaç eşyanın bulunduğu, yıllardır kimsenin dokunmadığı küçük bir alan...
Riven'in günlüğünü sakladığı yer de burasıydı.
Kyra eski kutuyu dikkatlice çıkardı.
Kapağını açtı.
Günlüğü eline aldığında parmakları bir an durdu.
Kapağı açtı.
Sayfaları çevirmeye başladı.
Yılların arasından eski cümleler çıkıyordu.
Bazıları silikleşmişti.
Bazılarının mürekkebi dağılmıştı.
Ama bir sayfada bulunan küçük not hâlâ okunabiliyordu.
Kyra'nın gözleri yazıya takıldı.
“Kendini asla kaybetme.
Karanlığa dönersen, geri dönemezsin.
Ama biri ışık olursa… belki yolu hatırlarsın.
Unutma, biz ölene kadar dostuz.”
Kyra'nın gözleri doldu.
Parmak uçları yazının üzerinde yavaşça gezindi.
O cümleleri yıllar önce okuduğunda yalnızca bir dostun bıraktığı son sözler olduğunu düşünmüştü.
Şimdi ise başka bir anlam taşıyorlardı.
Çünkü karşısında, karanlığın içinde kaybolmuş olabilecek başka biri vardı.
Dean.
Kyra başını eğdi.
Gözyaşları sessizce yanağından süzüldü.
“Riven...”
Sesi kırıldı.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sadece günlüğe baktı.
Ve o sessizliğin içinde Riven'in yıllar önceki sesi zihninde yeniden canlandı.
Kendini asla kaybetme.
Kyra gözlerini kapattı.
Belki de Riven'in ona bıraktığı şey yalnızca bir anı değildi.
Belki de bir görevdi.
İnsanların karanlığa düştüklerinde tamamen kaybolmadıklarını hatırlatmak...
Kyra günlüğü kapattı.
Onu tekrar yerine koydu.
Fakat bu kez kutuyu kapatırken elleri titremiyordu.
Çünkü artık bir karar vermişti.
Bir süre sonra Nova Vitae'nin kapısı kapandı.
Kyra kliniğin anahtarını cebine koydu ve gecenin serin havasına çıktı.
Şehir, gecenin ilerleyen saatlerinde bile tamamen susmuyordu.
Uzaklardan gelen araç sesleri, yüksek binaların arasındaki rüzgâr ve şehrin ışıkları, karanlığın içinde birbirine karışıyordu.
Kyra yürüdü.
Nereye gittiğini düşünmeden.
Sadece yürüdü.
Sonunda şehrin yüksek noktalarından birindeki boş bir çatıya ulaştı.
Kapıyı açıp dışarı çıktığında gece rüzgârı yüzüne çarptı.
Saçları rüzgârla savruldu.
Kyra birkaç adım attı.
Sonra şehrin ışıklarına karşı durdu.
Aşağıda milyonlarca insan kendi hayatına devam ediyordu.
Kimileri evlerine dönüyor, kimileri çalışıyor, kimileri sevdikleri insanlarla konuşuyor, kimileri ise yarın ne yapacağını düşünüyordu.
Fakat Kyra'nın dünyasında yıllar önce kapanmış sandığı bir kapı yeniden açılmıştı.
Ve o kapının ardında Dean vardı.
Belki düşmanı olarak.
Belki bir gölge olarak.
Belki de hâlâ kurtarılmayı bekleyen eski Dean olarak...
Kyra gökyüzüne baktı.
Yıldızlar bulutların arasında güçlükle görünüyordu.
Derin bir nefes aldı.
Sonra gözlerini kapatıp sessizce konuştu.
“Eğer gerçekten kaybolduysan...”
Sesi rüzgârın arasında dağıldı.
“...seni orada yalnız bırakmayacağım.”
Bir an sustu.
Sonra gözlerini açtı.
Bu kez bakışlarında korkudan daha güçlü bir şey vardı.
Kararlılık.
“Eğer hâlâ içindeki o çocuk hayattaysa...”
Kyra'nın sesi biraz daha yükseldi.
“...seni ondan geri alacağım, Dean.”
Rüzgâr yeniden esti.
Şehrin ışıkları gözlerinin önünde titreşirken Kyra son kez arkasına baktı.
Nova Vitae uzakta, karanlığın içinde küçük bir ışık gibi görünüyordu.
Ve Kyra o an anladı:
Bazı insanlar karanlığa kendi isteğiyle girmezdi.
Bazıları oraya sürüklenirdi.
Bazıları ise çıkış yolunu bulamadığı için yıllarca orada kalırdı.
Fakat bir zamanlar sevdiğin bir insanın karanlıkta olduğunu biliyorsan, onu yalnızca uzaktan izlemek de bir seçenek değildi.
Kyra'nın önünde uzun ve tehlikeli bir yol vardı.
Dean'i bulması gerekiyordu.
Ama daha da önemlisi...
Dean'in hâlâ Dean olup olmadığını öğrenmesi gerekiyordu.
Uzaklarda, şehrin başka bir köşesinde karanlık bir araç gecenin içine doğru ilerliyordu.
Aracın içindeki adam sessizce camdan dışarı bakıyordu.
Sırtındaki yılan dövmesi gömleğinin altında belli belirsiz görünüyordu.
Yüzü karanlıktaydı.
Ama o da uzun zamandır düşünmediği bir ismi zihninde taşıyordu.
Kyra.
İki insan, aynı gecenin altında, birbirlerinden habersiz şekilde aynı geçmişe doğru ilerliyordu.
Biri karanlığın içinden çıkmaya çalışıyordu.
Diğeri ise karanlığın içinde kaybettiği birini bulmaya hazırlanıyordu.
Ve henüz ikisi de bilmiyordu...
Bu karşılaşma yalnızca yıllar önce yarım kalan bir hikâyeyi yeniden başlatmayacaktı.
Bölüm etkileşimi
