19. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler18.bolum
Bölümler 63Şu an: 18.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kırılmış Ama Yeniden Doğmuş
Bir yıl daha geçmişti.
Zaman, Kyra'nın hayatından sessizce akıp giderken geride bıraktığı her şeyin izlerini tamamen silememişti; bazı anılar hâlâ gecenin en sessiz saatlerinde yeniden ortaya çıkıyor, bazı isimler yıllar geçse bile kalbin derinliklerinde aynı ağırlığı koruyordu, fakat Kyra artık geçmişin onu yönlendirmesine izin vermemeyi öğrenmişti.
Artık bir üniversite öğrencisiydi.
Uzun zamandır istediği bölümü kazanmıştı.
Psikoloji.
İnsanların zihinlerini, duygularını, davranışlarını ve hayatlarında yaşadıkları kırılmaların onları nasıl değiştirdiğini anlamak istiyordu. İnsanların neden sustuğunu, neden bazı acıları yıllarca içinde taşıdığını, neden sevdiği insanlardan uzaklaşabildiğini ve bazen yardım istemek yerine kendi içinde kaybolmayı tercih ettiğini öğrenmek istiyordu.
Belki de bütün bunların altında daha kişisel bir sebep vardı.
Kyra, başkalarının zihnini anlamaya çalışırken aslında kendi zihninin içinde yıllardır cevaplanmayı bekleyen sorulara ulaşmak istiyordu.
Kendi korkularını.
Kendi kayıplarını.
Kendi sessizliğini.
Ve belki de en çok, hiçbir zaman tam olarak iyileşmeyen yaralarını.
O sabah kampüs her zamankinden daha hareketliydi.
Güneş, binaların arasından yükselirken üniversitenin geniş bahçesine yumuşak bir ışık yayıyor, öğrenciler ellerindeki kitaplarla dersliklere yetişmeye çalışıyor, bazıları banklarda oturup kahvelerini içerken bazıları ise arkadaşlarıyla yüksek sesle konuşup gülüyordu.
Kahkahalar birbirine karışıyor, ayakkabı sesleri taş zeminde yankılanıyor, uzaktan bir yerlerden gelen müzik kampüsün canlı atmosferine eşlik ediyordu.
Kyra ise bütün bu kalabalığın ortasında tek başına bir bankta oturuyordu.
Elinde kahvesi vardı.
Yanında birkaç ders kitabı ve not defteri duruyordu.
Dışarıdan bakıldığında oldukça sakin görünüyordu.
Fakat içinde bambaşka bir sessizlik vardı.
Bu sessizlik artık eskisi gibi korkutucu değildi.
Bir zamanlar yalnız kaldığında düşüncelerinin içinde boğulurdu.
Şimdi ise yalnızlıkla yaşamayı öğrenmişti.
Dean'in hayatından bir anda çıkıp gitmesi, ilk zamanlarda Kyra'yı neredeyse tamamen parçalamıştı.
Onu günlerce aramıştı.
Sonra haftalarca.
Önce telefonunun çalmasını beklemiş, ardından her mesaj bildiriminde kalbi hızlanmış, telefonun ekranına baktığında başka birinin adını gördüğünde ise içinde oluşan umut sessizce sönmüştü.
Dean'den hiçbir cevap gelmemişti.
Ne bir açıklama.
Ne bir veda.
Ne de geride bırakılmış tek bir cümle.
Sanki Dean bir gün hayatına girmiş ve sonra hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu.
Ama Kyra biliyordu ki bu doğru değildi.
Çünkü bazı insanlar hayatımızdan gitse bile geride bıraktıkları izler kolay kolay silinmezdi.
Dean de öyleydi.
İlk zamanlarda Kyra bu boşluğu doldurmak için kendisini derslere vermişti.
Sonra dersler bir kaçış olmaktan çıkıp gerçekten istediği bir şeye dönüşmüştü.
Psikoloji okumaya başladığında insanların davranışlarının ardındaki nedenleri araştırırken kendisini de anlamaya başladığını fark etmişti.
Artık yalnızca “neden gitti?” diye sormuyordu.
“İnsanlar neden gitmek zorunda hisseder?” diye de düşünüyordu.
Artık yalnızca kendi acısını sorgulamıyordu.
Başkalarının acılarının da görünmeyen taraflarını fark etmeye başlamıştı.
Bu yüzden sınıfta dikkatliydi.
Dersleri ciddiye alıyordu.
Profesörlerin anlattığı her ayrıntıyı not ediyor, anlamadığı bir konu olduğunda saatlerce araştırıyor ve özellikle travma, kayıp ve insan davranışları üzerine yapılan çalışmalara büyük ilgi duyuyordu.
Hocaları onun disiplinini fark etmişti.
Arkadaşları ise onu sakin, güvenilir ve gerektiğinde dinlemeyi bilen biri olarak tanıyordu.
Kyra artık insanların konuşurken yalnızca kelimelerini değil, sustukları yerleri de dinlemeyi öğreniyordu.
Çünkü kendisi de uzun süre susmuştu.
Ve bazen insanın söylemediği şey, söylediği her şeyden daha fazla anlam taşıyordu.
Yine de bütün bunların arasında kalbinin bir köşesinde hâlâ kapanmayan bir boşluk vardı.
Sessizdi.
İnatçıydı.
Ve Kyra ne kadar ilerlerse ilerlesin, bazı geceler kendisini yeniden o boşluğun karşısında buluyordu.
Travmatik Kayıplar
Bir gün ders sırasında profesör tahtaya doğru yürüdü.
Sınıftaki konuşmalar yavaş yavaş kesilirken profesör eline tebeşiri aldı ve tahtaya büyük harflerle tek bir cümle yazdı:
“Travmatik kayıplar, kişiliğin dönüşümünde nasıl rol oynar?”
Kyra'nın kalemi bir anda durdu.
Tahtaya bakarken nefesi birkaç saniyeliğine kesilmiş gibi oldu.
Sınıftaki sesler uzaklaştı.
Yanındaki öğrencilerin sayfaları çevirmesi, sandalyelerin hareket etmesi ve profesörün konuşmaya başlaması bile Kyra'ya çok uzaktan geliyordu.
Çünkü o cümle, onun hayatına doğrudan dokunmuştu.
Kayıp.
Bu kelime onun için yalnızca bir psikoloji kavramı değildi.
Riven geldi aklına.
Çocukluğundan beri tanıdığı, aynı sokaklarda büyüdüğü, birlikte güldüğü ve bir gün onu sonsuza kadar yanında tutacağını düşündüğü kişi…
Sonra Dean geldi.
Hayatta olduğunu bildiği hâlde ulaşamadığı, aynı şehirde nefes aldığını düşündüğü fakat sanki dünyasının çok uzağında yaşayan kişi…
Kyra'nın parmakları kalemin etrafında daha sıkı kapandı.
Zihninin içinde iki yüz yan yana belirdi.
Riven.
Dean.
Biri artık hayatta değildi.
Diğeri ise hayattaydı ama Kyra'nın hayatında yoktu.
Ve belki de ikinci kayıp, birincisinden farklı olarak daha fazla soru bırakıyordu.
Çünkü ölüm kesin bir sondu.
Ama sessizlik…
Sessizlik insana sürekli ihtimaller bırakıyordu.
Kyra başını hafifçe eğdi.
İçinde bir düşünce yankılandı.
“Ben iki kişiyi kaybettim…”
Kalbi ağırlaştı.
“Biri artık hayatta değil.”
Bir an durdu.
“Diğeri ise varmış gibi davranmıyor.”
Gözlerini kapattı.
“Ama ikisini de hâlâ içimde taşıyorum.”
Bu düşünceyi defterine yazmadı.
Sadece zihninde tuttu.
Çünkü bazı cümleleri insan kâğıda dökerse onları gerçek hâle getirmekten korkardı.
Gecenin Sessizliği
O gece yurt odası her zamankinden daha sessizdi.
Oda arkadaşları dışarıdaydı.
Koridordan ara sıra ayak sesleri geliyor, ardından yeniden sessizlik çöküyordu.
Kyra yatağının kenarında oturmuş, dizlerinin üzerinde duran deftere birkaç satır yazıyordu.
Kalemi yavaş hareket ediyordu.
Yazdığı her kelimeyle zihnindeki düşünceleri biraz olsun düzene sokmaya çalışıyordu.
Bazen bir cümle yazıyor, uzun süre ona bakıyor, sonra üzerini çiziyordu.
Çünkü bazı duyguların kelimelere sığmadığını artık biliyordu.
Sonunda defteri kapattı.
Lambaya baktı.
Bir süre sonra elini uzatıp ışığı kapattı.
Oda karanlığa gömüldü.
Kyra yatağına uzandı.
Ama uyku gelmedi.
Gözlerini kapattığında geçmiş yeniden ortaya çıktı.
Dean'in yüzü…
Gülüşü…
O saçma şakaları…
Birlikte geçirdikleri sıradan günlerin neden bu kadar değerli olduğunu ancak onları kaybettikten sonra anlaması…
Dean'in yanında olduğu zamanlarda dünyanın biraz daha hafif geldiğini hatırladı.
Bir damla yaş yanağından aşağı süzüldü.
Kyra eliyle gözlerini kapattı.
Sonra karanlığın içinde çok düşük bir sesle konuştu.
“Acaba…”
Cümlesi yarıda kaldı.
Bir süre sustu.
“Gerçekten gitti mi?”
Sesindeki kırılma, kendisine bile yabancı geldi.
“Yoksa…”
Nefesini tuttu.
“Beni korumak için mi sustu?”
Bu sorunun cevabını bilmiyordu.
Belki Dean onu unutmuştu.
Belki hayatına devam etmişti.
Belki başka bir dünyada, başka insanlarla yeni bir hayat kurmuştu.
Belki de hâlâ bir yerlerdeydi.
Belki de Kyra'yı hatırlıyordu.
“Beni unuttu mu…”
Sesi gittikçe küçüldü.
“Yoksa hâlâ…”
Kelimenin devamı dudaklarında kaldı.
Kyra gözlerini kapattı.
Cümleyi tamamlayamadı.
Çünkü bazen insan cevabı bilmediği için değil, cevaptan korktuğu için susardı.
Ve o gece odada yalnızca sessizlik kaldı.
Yeni Kyra
Sabah olduğunda güneş yeniden doğdu.
Ve Kyra, önceki gecenin ağırlığına rağmen yatağından kalktı.
Yüzünde uykusuzluğun izleri vardı.
Gözleri yorgundu.
Fakat bakışlarında başka bir şey de vardı.
Kararlılık.
Üzerini giyindi.
Kitaplarını aldı.
Ve dersine gitti.
Çünkü hayatın devam ettiğini biliyordu.
Bazen insanın kalbi geride kalırken bedeni ilerlemek zorunda kalırdı.
Kyra da ilerliyordu.
Üniversitedeki eğitimine devam ederken zamanının bir bölümünü gönüllü çalışmalara ayırmaya başladı.
Özellikle travma yaşamış gençlerle yapılan projelerde yer alıyor, onların konuşmasına izin veriyor ve çoğu zaman çözüm sunmaya çalışmak yerine yalnızca dinliyordu.
Çünkü bazen bir insanın ihtiyacı olan ilk şey cevap değildi.
Birinin onu gerçekten dinlemesiydi.
Kyra bunu çok iyi biliyordu.
Çünkü kendisi de bir zamanlar anlaşılmayı beklemişti.
Birinin gelip “Korkma” demesini değil, neden korktuğunu gerçekten anlamasını istemişti.
Bu yüzden başkalarının yaralarına dokunurken kendi geçmişinden de bir şeyler öğreniyordu.
Belki hâlâ eksikti.
Belki geceleri bazı isimleri düşünmeden uyuyamıyordu.
Belki Dean'in bıraktığı boşluk hâlâ kalbinin bir köşesinde duruyordu.
Belki Riven'in anısı hiçbir zaman tamamen silinmeyecekti.
Ama artık bunların onu durdurmasına izin vermiyordu.
Kyra kırılmıştı.
Fakat kırıldığı yerlerden yeniden güç toplamayı öğrenmişti.
Kaybetmişti.
Ama kaybettikleriyle birlikte yaşamayı öğrenmişti.
Ve belki de yeniden doğmak, geçmişi tamamen unutmak değildi.
Geçmişin hâlâ canını acıtabileceğini kabul ederken, yine de geleceğe doğru yürümeyi seçmekti.
Kyra kampüsün kalabalığında yürürken bir an durdu.
Güneş yüzüne vurdu.
Gözlerini hafifçe kıstı.
Sonra derin bir nefes aldı.
Artık geleceği bilmiyordu.
Dean'in nerede olduğunu bilmiyordu.
Onun bir gün geri dönüp dönmeyeceğini de bilmiyordu.
Fakat ilk kez bütün cevaplara sahip olmak zorunda olmadığını düşünüyordu.
Çünkü hayat bazen cevaplardan çok, insanın yoluna devam edebilme cesaretiyle ilgiliydi.
Kyra çantasını omzuna taktı ve yürümeye devam etti.
Arkasında geçmişi vardı.
Önünde ise henüz yazılmamış bir hayat.
Ve o gün, belki farkında bile olmadan, kendisi için yeni bir sayfa açtı.
Kırılmıştı.
Ama artık kırıklarından utanmıyordu.
Kaybetmişti.
Ama kayıplarının onu tanımlamasına izin vermiyordu.
Ve her şeye rağmen…
yeniden doğmayı öğreniyordu.
Bölüm etkileşimi
