20. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler19.bolum
Bölümler 63Şu an: 19.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karanlığın Ta Kendisi
Depo sessizdi.
Duvarlardan yükselen nem kokusu, paslanmış metalin ağır kokusuyla birbirine karışıyor, tavandan aralıklarla düşen su damlaları geniş ve boş mekânın içinde yankılanıyordu. Her damla, sessizliğin üzerine düşen küçük bir saat sesi gibiydi. Dışarıdaki şehirden burada hiçbir şey duyulmuyordu; ne araç sesleri ne insanların konuşmaları ne de gecenin sıradan gürültüsü…
Sanki bu yer, dünyanın geri kalanından tamamen koparılmıştı.
Deponun ortasında bir adam dizlerinin üzerinde duruyordu. Elleri arkasında bağlıydı ve yüzündeki yorgunluk, uzun süredir içinde bulunduğu durumun ağırlığını belli ediyordu. Korkuyordu. Bunu saklamaya çalışsa da gözlerindeki endişe her geçen saniye daha belirgin hâle geliyordu.
Gölgelerin arasından bir siluet ortaya çıktı.
Dean.
Adımları yavaştı.
Ama kararlıydı.
Üzerinde koyu renk, sade kıyafetler vardı ve yüzündeki ifade neredeyse tamamen donuktu. Bir zamanlar bakışlarında merak, öfke, hatta zaman zaman sıcaklık taşıyan o gözlerde şimdi başka bir şey vardı.
Boşluk.
Dean elindeki metal çubuğu yanında tutarak adamın karşısında durdu.
Deponun diğer ucunda ise Silas vardı.
Sırtını duvara yaslamış, kollarını göğsünde birleştirmişti.
Müdahale etmiyordu.
Dean'i durdurmaya çalışmıyordu.
Sadece izliyordu.
Çünkü Silas için asıl mesele karşısındaki adam değildi.
Asıl mesele Dean'in neye dönüştüğünü görmekti.
Dean adamın önünde durduktan sonra yavaşça eğildi ve göz hizasına geldi.
Bir zamanlar olsa, karşısındaki kişinin korkusunu gördüğünde geri çekilirdi.
Şimdi ise yalnızca bakıyordu.
Sesi soğuk ve sakindi.
“Artık konuşacak bir şey kalmadı.”
Adam yutkundu.
“Ben…”
Dean'in bakışları değişmedi.
Adam birkaç saniye sustuktan sonra sonunda konuşmaya başladı.
Rakip çeteye bilgi verdiğini kabul etti.
Sözleri titriyordu.
Dean onu dinlerken yüzünde hiçbir duygu belirmedi.
Bir zamanlar böyle bir durumda öfke hissedebilirdi.
Şimdi ise yalnızca görevin bitmesini bekliyordu.
Depoda kısa bir sessizlik oluştu.
Ardından birkaç sert hareket ve metalin yankılanan sesi duyuldu.
Dean'in hareketleri mekanikti.
Sanki yaptığı şeyi düşünmesine gerek yokmuş gibi davranıyordu.
Silas ise uzaktan onu izliyordu.
Sonunda başını hafifçe eğdi.
Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
“İyi iş.”
Sesi sakindi.
“Temizle ve çık.”
Dean cevap vermedi.
Elini cebine götürdü.
Bir an durdu.
Sonra karşısındaki adamla son kez göz göze geldi.
Adamın yüzündeki ifade değişti.
Sanki Dean'in yüzünde bir zamanlar tanıdığı başka birini arıyordu.
Sonunda kısık bir sesle konuştu:
“Sen…”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Bir zamanlar iyi biriydin, değil mi?”
Dean'in yüzü değişmedi.
Fakat o cümle, içinde uzun zamandır kapalı duran bir kapıya dokunmuştu.
Bir zamanlar…
Dean'in zihninde eski hayatından görüntüler belirdi.
Kyra'nın gülüşü.
Velhurst'in koridorları.
Ailesi.
Kendisinin daha önce olduğu kişi.
Bir anlığına gözlerinin içinde bir şey kıpırdadı.
Ama hemen kayboldu.
Dean arkasını döndü.
Geride kalan sessizlik, verilen kararın ağırlığını taşıyordu.
Ve Dean depodan çıktığında yüzünde hiçbir ifade yoktu.
Şehrin Dışındaki Buluşma
Aynı gece, şehirden uzakta başka bir noktada yeniden toplandılar.
Eski bir sanayi bölgesinin kenarında bulunan geniş arazide Silas'ın adamları bekliyordu.
Dean de onların arasındaydı.
Karşılarında rakip grubun üyeleri duruyordu.
İki taraf arasındaki mesafe kısa olsa da kimse konuşmuyordu.
Hava, fırtına başlamadan hemen önceki o ağır sessizliğe benziyordu.
Silas birkaç adım geride duruyor, bütün alanı dikkatle izliyordu.
Dean ise sessizce karşı tarafa bakıyordu.
Artık korku hissetmiyordu.
En azından dışarıdan öyle görünüyordu.
Bir anda gerginlik kırıldı.
Bağırışlar ve silah sesleri gecenin sessizliğini parçaladı.
İnsanlar birbirine doğru hareket ederken ortam kısa sürede kaosa dönüştü.
Dean ise bütün bu karmaşanın içinde şaşırtıcı derecede sakindi.
Hareketleri hızlı ve hesaplıydı.
Karşısına çıkan kişileri etkisiz hâle getiriyor, bir sonraki hamlesine hiç tereddüt etmeden geçiyordu.
Bir noktada yere düştü.
Üzerine gelen kişiyi uzaklaştırdı ve ayağa kalktı.
Karşısındaki adamın yüzünde korku vardı.
Dean ona baktı.
Eskiden olsa o bakıştaki korkuyu görür ve duraksardı.
Şimdi ise hiçbir şey hissetmedi.
Dean elindeki silahı indirdi.
Sonrasında ne yaptığı, onun için artık yalnızca tamamlanması gereken bir görevin parçasıydı.
Uzakta Silas bütün bunları izliyordu.
Yüzündeki ifade değişmemişti.
Fakat gözlerinde memnuniyet vardı.
Sanki uzun zamandır üzerinde çalıştığı bir şeyin sonunda istediği hâle geldiğini görüyordu.
Aynadaki Yabancı
Çatışmanın ardından Dean karargâha döndü.
Üzerindeki kıyafetler kirlenmiş, yüzünde birkaç çizik oluşmuştu.
Yorgundu.
Ama bunu belli etmiyordu.
Doğrudan karanlık banyoya girdi.
Kapıyı arkasından kapattı.
Bir süre yalnızca musluğun sesini dinledi.
Sonra ellerini yıkadı.
Su, ellerinden akıp giderken Dean uzun süre kıpırdamadan durdu.
Ardından başını kaldırdı.
Aynaya baktı.
Camın üzerinde oluşan buğu, yansımasını bulanıklaştırıyordu.
Dean elini kaldırmadı.
Yüzünü temizlemeye çalışmadı.
Sadece baktı.
Ama aynadaki kişiye bakarken ilk kez kendisine yabancılaştığını hissetti.
O yüz ona aitti.
O gözler onundu.
Ama içindeki kişi…
Sanki çok uzaklarda kalmıştı.
Dean başını hafifçe eğdi.
Zihninde tek bir soru yankılandı:
“Bunu neden yapıyorum?”
Cevap gelmedi.
Bir süre sonra ikinci soru ortaya çıktı.
“Kyra…”
Dean gözlerini kapattı.
“Eğer hayatta kalmak için böyle birine dönüşüyorsam…”
Nefesi ağırlaştı.
“Ben hâlâ aynı kişi miyim?”
Bu sorunun cevabını vermek istemedi.
Çünkü cevabı biliyor olmaktan korkuyordu.
Aynanın üzerindeki buğu biraz daha yayıldı.
Dean sonunda bakışlarını kaçırdı.
Musluğu kapattı.
Ve odadan çıktı.
Karanlığın İçinde
Koridora çıktığında Silas onu bekliyordu.
Duvara yaslanmıştı.
Dean'i gördüğü anda doğruldu.
Yüzünde sinsi bir gülümseme belirdi.
“Bu sadece başlangıç.”
Dean durmadı.
Silas birkaç adım onunla birlikte yürüdü.
“Artık senden korkmuyorlar.”
Dean'in yüzünde hiçbir değişiklik olmadı.
Silas'ın sesi memnuniyet taşıyordu.
“Artık sana saygı duyuyorlar.”
Dean cevap vermedi.
Yürümeye devam etti.
Koridorun loş ışıkları arkasında kalırken ayak sesleri karanlığın içinde yankılanıyordu.
Silas bir süre onu izledi.
Dean'in uzaklaşan siluetinde kendi yetiştirdiği adamı görüyordu.
Ama Dean'in içinde, kimsenin göremediği başka bir savaş devam ediyordu.
Çünkü o gece ilk kez kendisine açıkça sorduğu soru, bütün yaptıklarından daha ağırdı:
“Karanlığa mı girdim, yoksa artık karanlığın kendisi mi oldum?”
Dean'in adımları karanlığın içinde kayboldu.
Ve cevabı henüz bilmiyordu.
Belki de en korkutucu olan buydu.
Çünkü insan bazen değiştiğini, ancak eski hâline geri dönmek istediğinde anlayabilirdi.
Dean ise artık eski Dean'e nasıl geri döneceğini bile bilmiyordu.
Bölüm etkileşimi
