16. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler15.bolum
Bölümler 63Şu an: 15.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karanlığa Atılan İlk Adım
Dean, Silas’ın teklifini kabul ettiği günden beri geceleri uyuyamıyordu; gözlerini her kapattığında karşısına aynı görüntüler çıkıyor, Kyra’nın sınıfta ona baktığı o son an, gözlerindeki kırgınlık ve Dean’in hiçbir şey yapmadan başını çevirmek zorunda kalışı zihninde tekrar tekrar canlanıyordu. Silas’ın söyledikleri ise bütün bunların üzerine ağır bir gölge gibi çöküyor, Dean ne kadar uzaklaşmaya çalışırsa çalışsın aynı cümleler düşüncelerinin arasında yankılanıyordu.
Benimle çalış.
Kyra yaşasın.
Dean için en korkunç olan şey, bu sözlerin yalnızca bir tehdit olmamasıydı; Silas, Dean’in en zayıf noktasını bulmuş ve onu kendi istediği yere çekmek için Kyra’yı bir koz haline getirmişti. Dean bunun bir tuzak olduğunu biliyordu, fakat Kyra'nın zarar görme ihtimali söz konusu olduğunda mantığıyla korkuları arasında seçim yapmak her geçen gün daha da zorlaşıyordu.
Kyra’dan vazgeçmek, ilk bakışta onu korumanın tek yolu gibi görünüyordu.
Ama Dean bunun gerçek anlamını da biliyordu.
Kyra’dan uzaklaşmak, yalnızca bir arkadaşından vazgeçmek değildi; onun hayatına girdiği günden beri içinde yeniden filizlenen güven duygusundan, birlikte geçirdikleri küçük anlardan, Kyra’nın nadiren de olsa yüzünde beliren gülümsemelerden ve en önemlisi, kendi içinde yıllardır susturduğu bir parçadan vazgeçmek anlamına geliyordu.
Ve Dean, kendi ruhundan bir parçayı koparıp atmanın gerçekten birini korumak olup olmadığını artık bilmiyordu.
Siyah Zarf
Bir gece Dean odasında tek başına otururken pencerenin ardından görünen şehir ışıkları, uzaklarda titreyen solgun yıldızlar gibi görünüyordu; yüksek binaların arasından süzülen ışıklar gecenin karanlığını tamamen dağıtamıyor, aksine şehrin üzerine daha soğuk ve yabancı bir görüntü bırakıyordu.
Dean masasının başında hareketsiz oturuyordu.
Elinde küçük, siyah bir zarf vardı.
Silas’ın ona verdiği zarf.
İçinde şirketin derinliklerinde saklanan bazı belgeler, erişim bilgileri ve Dean’in babasının yıllar boyunca Silas Vore ile yürüttüğü ilişkilerin izlerini taşıyan kayıtlar bulunuyordu. Dean henüz bütün belgeleri incelememişti, fakat gördükleri bile yeterince rahatsız ediciydi; babasının ona yıllardır anlattığı dünya ile bu belgelerin gösterdiği dünya arasında büyük bir boşluk vardı.
Dean zarfı masanın üzerine bıraktıktan sonra iki elini saçlarının arasından geçirdi ve başını öne eğdi.
“Bütün bunlar nasıl bu kadar uzun süre saklandı?” diye fısıldadı kendi kendine.
Cevap yoktu.
Tam o sırada telefonunun titreşimi odadaki sessizliği böldü.
Dean ekrana baktı.
Arayan kişinin adı görünür görünmez yüzündeki ifade değişti.
Silas Vore.
Dean birkaç saniye boyunca telefonu elinde tuttu, sonra tereddüt etmeden çağrıyı kabul etti.
“Ne istiyorsun?”
Silas’ın sesi karşı taraftan sakin bir şekilde geldi.
“İlk adımı atma zamanın geldi.”
Dean gözlerini kapattı.
Silas devam etti; artık Dean’in karar vermesi gerektiğini, Kyra ile arasındaki bağın tamamen sona ermesi gerektiğini ve onu kendi dünyasının dışında tutmanın tek yolunun Dean’in ondan uzaklaşması olduğunu söyledi. Söyledikleri tehdit gibi görünmese bile her kelimenin arkasında aynı uyarı vardı: Dean itaat etmezse Kyra’nın güvenliği yeniden tehlikeye girecekti.
Dean uzun süre sustu.
Sonunda sesi soğuklaştı.
“Tamam.”
Silas birkaç saniye konuşmadı.
Dean devam etti.
“Onu bırakacağım.”
Bu cümleyi söylemek, düşündüğünden çok daha ağırdı.
“Kyra’yla bir daha görüşmeyeceğim, onunla konuşmayacağım ve bana ulaşmaya çalışsa bile cevap vermeyeceğim.”
Dean’in sesi dışarıdan bakıldığında son derece kararlıydı; fakat telefonun diğer tarafındaki Silas’ın duyamayacağı kadar derinlerde, Dean’in içindeki her şey bu sözlere karşı çıkıyordu.
Çünkü Dean aslında Kyra’dan vazgeçmiyordu.
Onu koruyabilmek için kendisinden uzaklaştırıyordu.
Silas’ın memnun olduğu belliydi.
“Doğru karar,” dedi sakin bir sesle. “Bu yol uzun olacak, Dean, fakat sonunda gücün ne anlama geldiğini anlayacaksın.”
Dean cevap vermedi.
Silas sözlerini sürdürdü.
“Kontrolü eline aldığında bazı şeylerin neden kaçınılmaz olduğunu göreceksin.”
Dean’in yüzü sertleşti.
Silas’ın bahsettiği kaderin içinde Kyra’nın da olduğunu biliyordu.
Ve bu düşünce Dean’in içini daha da ağırlaştırıyordu.
Telefon görüşmesi sona erdiğinde Dean telefonu yavaşça masanın üzerine bıraktı.
Oda yeniden sessizliğe gömüldü.
Dean bir süre hiçbir şey yapmadan karanlığa baktı.
Sonra gözlerini kapattı.
Kendi kendine, neredeyse duyulmayacak bir sesle konuştu:
“Bunu seni korumak için yapıyorum, Kyra.”
Ama bu cümleyi söylerken bile bunun gerçekten doğru olup olmadığından emin değildi.
Ertesi Gün
Ertesi gün Velhurst Akademisi'nin koridorları her zamanki gibi kalabalıktı; öğrenciler derslere yetişmeye çalışıyor, öğretmenler sınıflara giriyor, koridorlarda konuşmalar ve ayak sesleri birbirine karışıyordu, fakat Dean bütün bu gürültünün içinde yalnızca tek bir kişiyi görüyordu.
Kyra.
Sınıfa girdiğinde Kyra çoktan yerine oturmuştu.
Dean onu gördü.
Bir an için gözleri istemsizce Kyra’ya kaydı.
Kyra da onu fark etti.
Bakışları kesişmek üzereydi.
Ama Dean hemen başını çevirdi.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi yürüyüp kendi yerine oturdu.
Kyra birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra sessizce adını söyledi.
“Dean?”
Dean cevap vermedi.
Kyra tekrar seslendi.
“Dean, sana söylüyorum.”
Dean ellerini masasının üzerinde birleştirdi ve gözlerini önündeki deftere indirdi.
“Duyuyor musun?”
Dean duyuyordu.
Hem de fazlasıyla.
Ama cevap verirse her şeyin daha zor olacağını biliyordu.
Kyra sonunda sustu.
O an yüzündeki ifade değişti.
Dean bunu göz ucuyla gördü.
Kyra'nın yüzünde şaşkınlık vardı, ardından kırgınlık geldi.
Dean içinden ona bakmak için büyük bir istek duydu.
Ama bakmadı.
Çünkü bakarsa, bütün kararının çökeceğinden korkuyordu.
O gün Kyra birkaç kez Dean’e ulaşmaya çalıştı.
Mesaj attı.
Aradı.
Fakat Dean hiçbirine cevap vermedi.
Telefonu her çaldığında ekranına baktı.
Ve her seferinde Kyra'nın ismini görmek, verdiği kararı biraz daha zorlaştırdı.
Bir noktada telefonu ters çevirdi.
Çünkü onun sesini duymaya dayanamayacağını biliyordu.
İçinden geçen tek cümle şuydu:
Onu kaybetmemek için vazgeçtim.
Fakat hemen ardından başka bir düşünce yükseliyordu.
Ya bu vazgeçiş onu gerçekten kaybetmekse?
Silas’ın Talimatları
Silas, Dean’in kararını yeterli görmedi.
Onun için Dean’in Kyra’dan uzaklaşması yalnızca ilk adımdı.
Asıl amaç, Dean’i yavaş yavaş kendi dünyasının içine çekmekti.
İlk görev basitti.
Şirket içinde saklanan bazı bilgileri bulması ve Silas’a ulaştırması gerekiyordu.
Dean bunu yaptığında, elindeki belgelerin düşündüğünden çok daha büyük bir ağın yalnızca küçük bir parçasını oluşturduğunu fark etti.
Sonraki görevde babasının şirketindeki bazı gizli anlaşmaların izini sürmesi istendi.
Dean her yeni belgeye ulaştığında, babasının geçmişiyle ilgili bildiği her şey biraz daha anlamını yitiriyordu.
Bir zamanlar kusursuz gördüğü Tyven Corporation artık ona devasa bir binadan çok, duvarlarının içinde saklanan sırlarla dolu bir labirent gibi görünüyordu.
Ve Dean bu labirentin içinde ilerledikçe, Silas’ın istediği şeye de yaklaşmaya başladığını hissediyordu.
En zor görev ise Kyra ile ilgiliydi.
Silas, Kyra’ya ulaşmaya çalışan kişileri öğrenmesini ve gerektiğinde onları durdurmasını istiyordu.
Dean bu emri duyduğunda uzun süre sessiz kaldı.
Çünkü artık iş yalnızca şirket sırlarını araştırmaktan çıkmıştı.
Bu kez konu doğrudan Kyra'nın hayatına dokunuyordu.
Dean her görevden sonra biraz daha değiştiğini hissediyordu.
Dışarıdan bakıldığında daha soğuk, daha kontrollü ve daha güçlü görünmeye başlamıştı.
İnsanlar onun artık eskisi gibi olmadığını fark ediyordu.
Fakat kimse, geceleri odasına döndüğünde bütün o gücün altında ne kadar yorulduğunu bilmiyordu.
Çünkü güç kazandıkça içindeki boşluk büyüyordu.
Silas'ın verdiği kontrol duygusu bir süreliğine ona güven veriyor, fakat hemen ardından suçluluk ağır bir gölge gibi geri dönüyordu.
İntikam arzusu ile pişmanlık birbirine karışıyor, Dean hangi duygunun kendisine ait olduğunu bile anlamakta zorlanıyordu.
Yine de geceleri yalnız kaldığında, bütün o karanlığın arasında tek bir isim zihninde kalıyordu.
Kyra.
Dean gözlerini kapatıyor ve onun sesini hatırlıyordu.
Bazen bir gülüş.
Bazen küçük bir şaka.
Bazen yalnızca yanında sessizce oturduğu bir an.
Ve Dean, bütün bunların üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, Kyra'nın hayatından çıkmadığını fark ediyordu.
Sadece kendisini onun hayatından çıkarmıştı.
Kyra’nın Sessizliği
Kyra ise zamanla kendisini derslerine vermeye başladı.
Başta Dean’in neden değiştiğini anlamaya çalıştı.
Onunla konuşmaya çalıştı.
Sorular sordu.
Bekledi.
Fakat Dean her defasında biraz daha uzaklaştı.
Sonunda Kyra da vazgeçmiş gibi görünmeye başladı.
Sınıfta Dean'e bakmıyor, konuşmaya çalışmıyor, göz göze gelmemek için başını önündeki defterden kaldırmıyordu.
Ders sırasında öğretmenin söylediklerini dikkatle not ediyor, teneffüslerde mümkün olduğunca yalnız kalıyor ve kimsenin onun yüzündeki değişimi fark etmesine izin vermemeye çalışıyordu.
Fakat insan gündüzleri ne kadar güçlü görünürse görünsün, geceleri kendi düşüncelerinden kaçamazdı.
Kyra da kaçamıyordu.
Odasında ışıklar kapandığında, dışarıdaki sesler azaldığında ve bütün dünya sessizliğe gömüldüğünde geçmiş yeniden kapısını çalıyordu.
Riven'in yüzü zihninde beliriyordu.
Çocuklukları…
Tozlu sokaklar…
Birlikte yaptıkları tahta kaleler…
Saatlerce süren kahkahalar…
Eski mezarlığın duvarında verilen söz…
Ve sonra o sözün yarım kalışı.
Kyra gözlerini kapattığında Riven'in sesini hatırlıyordu.
Ama artık düşünceleri yalnızca geçmişte kalmıyordu.
Bir süre sonra Dean geliyordu aklına.
Dean'in ilk gülümsemesi…
Onun kendisini diğer insanlardan farklı görmesi…
Birlikte geçirdikleri o sıradan ama değerli anlar…
Dean'in saçma şakaları…
Kyra'nın uzun zamandır unutmuş olduğu şekilde güldüğü o gün…
Bütün bunlar artık çok uzakta kalmış gibi görünüyordu.
Çünkü Dean değişmişti.
Eskisi gibi gülmüyordu.
Eskisi gibi konuşmuyordu.
Kyra'ya bakmaktan bile kaçıyordu.
Ve Kyra ne kadar anlamlandırmaya çalışırsa çalışsın, aklı ona bir cevap vermiyordu.
Kalbi ise cevabı çoktan vermişti.
Bir şeylerin ters gittiğini biliyordu.
Fakat Dean ona gerçeği söylemiyordu.
Bu yüzden Kyra geceleri yatağında tavana bakarak uzun süre düşünüyordu.
Bir gece, gözlerinden süzülen birkaç damla yaşın farkına bile varmadan kendi kendine fısıldadı:
“Belki de artık vazgeçmeliyim…”
Odanın sessizliği bu sözleri yuttu.
Kyra gözlerini kapattı.
Fakat kalbinin derinliklerinden başka bir ses yükseldi.
Sessiz.
Kırık.
Ama hâlâ direniyordu.
Kalbim buna hazır değil.
Kyra dudaklarını birbirine bastırdı.
Çünkü bazı insanlardan uzaklaşmak mümkündü.
Onlarla konuşmamak mümkündü.
Onların yanından geçerken başını çevirmek bile mümkündü.
Ama kalbin birini hâlâ bekliyorsa, ondan gerçekten vazgeçmek çok daha zordu.
Ve Kyra'nın bilmediği şey şuydu:
Dean de aynı gecede, başka bir odada aynı savaşı veriyordu.
İkisi de birbirinden uzak duruyordu.
İkisi de karşı tarafın kendisini terk ettiğine inanıyordu.
Oysa gerçek…
İkisinin de henüz bilmediği kadar karanlıktı.
Çünkü aralarındaki mesafeyi oluşturan şey sevgisizlik değil, korkuydu.
Ve korku büyüdükçe, iki insanın arasında görünmez bir duvar yükseliyordu.
Bölüm etkileşimi
