37.bolum

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 63Şu an: 37.bolum
  1. 1 1-bolum1.620 kelime
  2. 2 2.bolum2.090 kelime
  3. 3 3.bölüm1.489 kelime
  4. 4 4.bolum1.342 kelime
  5. 5 5.bölüm1.139 kelime
  6. 6 6.bölüm1.094 kelime
  7. 7 7.bolum796 kelime
  8. 8 8.bolum1.068 kelime
  9. 9 9.bolum960 kelime
  10. 10 10.bolum1.428 kelime
  11. 11 KARAKTERLER
  12. 12 11.bolum1.023 kelime
  13. 13 12.bölüm1.196 kelime
  14. 14 13.bolum954 kelime
  15. 15 14.bolum992 kelime
  16. 16 15.bolum1.470 kelime
  17. 17 16.bolum1.092 kelime
  18. 18 17.bolum1.096 kelime
  19. 19 18.bolum1.269 kelime
  20. 20 19.bolum891 kelime
  21. 21 20.bolum1.125 kelime
  22. 22 21.bolum474 kelime
  23. 23 22.bolum421 kelime
  24. 24 23.bolum531 kelime
  25. 25 24.bolum357 kelime
  26. 26 25.bolum1.269 kelime
  27. 27 26.bolum377 kelime
  28. 28 27.bolum1.193 kelime
  29. 29 28.bolum420 kelime
  30. 30 29.bolum394 kelime
  31. 31 30.bolum348 kelime
  32. 32 31.bolum421 kelime
  33. 33 32.bolum1.217 kelime
  34. 34 33.bolum1.103 kelime
  35. 35 34.bolum319 kelime
  36. 36 35.bolum273 kelime
  37. 37 36.bolum305 kelime
  38. 38 37.bolum697 kelime · Okuduğun bölüm
  39. 39 38.bolum1.165 kelime
  40. 40 39.bolum306 kelime
  41. 41 40.bolum333 kelime
  42. 42 41.bolum282 kelime
  43. 43 42.bolum543 kelime
  44. 44 43.bolum346 kelime
  45. 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
  46. 46 45.bolum317 kelime
  47. 47 46.bolum514 kelime
  48. 48 46.5344 kelime
  49. 49 47.bolum470 kelime
  50. 50 48.bolum429 kelime
  51. 51 49.bolum648 kelime
  52. 52 50.bolum811 kelime
  53. 53 51.bolum396 kelime
  54. 54 52.bolum538 kelime
  55. 55 53.bolum482 kelime
  56. 56 54.bolum334 kelime
  57. 57 55.bolum296 kelime
  58. 58 56.bolum506 kelime
  59. 59 57.bolum284 kelime
  60. 60 58.bolum320 kelime
  61. 61 59.bolum814 kelime
  62. 62 60.bolum337 kelime
  63. 63 61.bolum264 kelime

RİVEN VE SİLAS

Yıllar önce o karanlık sokakta kurşun yiyen Riven’in bedeni asla bulunamamıştı. Onu her yerde arayan Kyra, nereye başvursa, bir ize bile rastlayamamıştı.
Karanlık, kirli ve tozlu bir odada, yatağa zincirlenmiş, yaraları temizlenip sarılmış Riven aniden gözlerini açtı. Başındaki zonklayan ağrıyla mırıldandı:

“Neredeyim? Neler oluyor? Burası da neresi?”
Aklına hemen Kyra geldi. Yüzüne panik yayıldı. “Hayır… Kyra!” dedi, sesi kısık ama öfkeliydi. “Siktir lan! Son hatırladığım… vurulmuştum, evet. Ama nasıl buradayım, anlamıyorum. Kahretsin, neredeyim ben?”
Korkunç düşünceler arasında boğulurken kapı aniden açıldı. İçeri giren Silas’ın yüzünde soğuk ve zaferli bir ifade vardı.

“Sonunda uyanmışsın,” dedi, alaycı bir sırıtışla.
Riven güçlükle doğrulmaya çalıştı, zincirler sertçe tıkırdadı. “Ben neden buradayım, Silas? Neler oluyor?” diye sordu, sesi titriyordu.

Silas bir adım daha yaklaştı, sesini alçaltıp iğneleyici bir tona bürüdü: “Şşş… Sakin ol, Riven. Seni gerçekten öldüreceğimi mi sandın? Sadece bir uyarı olsun istedim. Bunu öyle al, anla.”

Riven’in gözlerinde öfke kıvılcımları çaktı, dudaklarından taşıyordu: “Sen ne demek istiyorsun? Kyra nerede? Ona ne yaptın?” hırladı. “Eğer ona bir şey yaptıysan, seni kendi ellerimle bitiririm, anladın mı, seni piç kurusu!”
Silas’ın kahkahası odada soğuk bir yankı bıraktı. Gerilim tırmanırken, Riven zincirlerin içinde nefesini topladı; hem bedeni hem de aklı yaralıydı, ama öfkesi yeni körükleniyordu.

“Siktir! Ne istiyorsun benden? Çöz beni hemen, seni orospu çocuğu!” diye bağırdı Riven, zincirlerin kesik sesiyle birlikte göğsü daralıyordu.
Silas soğuk bir kahkaha attı, adımlarını yavaşça ona doğru yaklaştırdı. “Bu olmayacak, Riven. Asla. Buradan ve benden kurtulmayı kafandan çıkarırsan iyi edersin,” dedi, sesinde tehdit ve oyunculuk karışımı vardı.

Bir an durdu, gözleri Riven’in gözlerine saplandıktan sonra alayla devam etti: “Bu arada, arkadaşın Kyra yaşıyor. Merak etme, onu öldürmedim... HENÜZ.”
Riven’in yüzü bembeyaz kesildi; yüreği göğsünden fırlayacak gibi oldu. “Hayır, hayır! Ona zarar verme, sakin ol, Silas! Onun hiçbir suçu yok. Bana ne yapacaksan yap ama lütfen ona dokunma!” diye yalvardı, sesi boğuk ve kırılgandı.

Silas’ın dudaklarında şeytani bir gülümseme yayıldı. “O küçük piç kurusu senin için ne kadar değerli, göreceğiz Riven. Mesela ona ulaşmaya çalışırsan, ona en ufak bir işaret, yaşadığına dair tek bir iz bile verirsen… onu ölmüş bil,” dedi, her kelimesini vurgulayarak.

Riven öfkeyle karşılık verdi, tüyleri diken diken olmuştu: “Biliyorsun, bunu yapmak istesem beni durdurabilecek kimse yok!” diye bağırdı.
Silas omuz silkerek yaklaştı, sesi sakin ama ölümcül bir soğukluktaydı: “Sen uslu durduğun sürece ona zarar vermeyeceğim. Şimdilik.”

Kapı tekrar kapandığında Silas’ın son sözü odada buz gibi bir suskunluk bıraktı. Riven zincirlere bakarken dehşet ve çaresizlik arasında kıvranıyordu.
Ertesi sabah.

Oda hâlâ karanlıktı, sadece pencerenin kırık camlarından sızan solgun ışık yerde titreyen gölgeler yaratıyordu. Paslı kapı ağır bir gıcırtıyla açıldı. Silas, elinde bir tepsiyle içeri girdi.
“Günaydın, Riven,” dedi sinsi bir tebessümle. “Düşündüm de… açsındır. Sana biraz yemek getirdim.”
Riven başını çevirdi, Silas'a bile bakmadı. Zincir sesleri hafifçe duyuldu. Sessizce, nefretle dişlerini sıktı.

Silas tepsiyi yatağın kenarına koydu. “Hadi, yemek ye. Güçlü olman lazım, zayıf düşmeni istemem.”
“Defol.” Riven’in sesi buz gibiydi. “Ne yediğim, ne de yaşadığım umurunda değil. Bu oyunu oynamayacağım.”

Silas’ın gözleri kısıldı. Hafifçe başını salladı, sonra bir adım yaklaştı. “Bak, Riven. Bu inatçılığın sana bir şey kazandırmayacak. Dedim ya, sen burada benim misafirimsin. Ve misafirlerim masadaki yemeği reddetmez.”

Riven, dudaklarını sıkarak başını tekrar çevirdi. Tabağa bir kez bile bakmadı. “Ne olursa olsun, senin elinden hiçbir şey yemem.”
Silas’ın yüzündeki sahte nezaket kayboldu. Tepsiyi bir kenara itti, ani bir hareketle Riven’in kolunu kavradı ve onu kendine doğru çekti. Zincirler gerildi, Riven dengeyi kaybetti.
“Sen hâlâ kuralları anlamadın galiba!” diye tısladı Silas.

Bir eli Riven’in kolundaydı, diğeri ise boğazına doğru kaydı. Parmakları Riven’in boynuna dolanırken, nefesi yakından hissediliyordu. “Direnmenin seni kahraman yapacağını mı sanıyorsun? Burada kimse seni duymuyor, Riven. Kimse seni kurtarmayacak. Ne Kyra... ne de başka biri.”

Riven gözlerini Silas’ın gözlerine dikti. Solukları kesilmişti ama bakışları hâlâ inatçıydı, yıkılmamıştı. “Ne yaparsan yap… ruhumu seninle paylaşmayacağım. O tabağı da yemem, senin tehditlerini de yutmam.”
Bir anlığına ikisi de sustu. Sessizliğin içinde sadece Riven’in ağırlaşan nefesi vardı.

Silas yavaşça elini çekti, gülümsedi. O sahte, sinsice gülümseyiş yine yüzüne oturmuştu. “Güzel. Direncin hoşuma gidiyor. Ama bakalım ne kadar sürecek.”
Kapıya yöneldi, çıkmadan önce arkasına dönüp ekledi: “Unutma, her direnişinin Kyra’ya nasıl yansıdığını sen bilemezsin. İyi düşün, Riven.”
Kapı kapanırken Riven yere çöktü, boğazı hâlâ Silas’ın elinin izini hissediyordu. Ama gözlerinde tek bir şey vardı: İntikam.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.