10. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler10.bolum
Bölümler 63Şu an: 10.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tahta Kale ve Beton Krallık
Kyra ve Riven aynı mahallede büyümüşlerdi.
Çocukluklarının geçtiği o mahalle, dışarıdan bakıldığında pek de özel görünmezdi. Dar sokaklar, eski apartmanlar, duvarlarında yılların izini taşıyan boyalar ve yazın güneş altında ısınan kaldırımlar…
Ama Kyra ile Riven için orası koskoca bir dünyaydı.
Günlerini sokaklarda geçirir, saatlerce eve dönmeden oyun oynarlardı. Ellerindeki birkaç tahta parçasını yan yana getirip kendilerine kaleler yapar, plastik topların peşinden koşarken düşüp dizlerini yaralar, sonra da hiçbir şey olmamış gibi birbirlerine bakıp gülerlerdi.
Bazen bütün mahalle onların oyun alanı olurdu.
Bazen de eski bir karton kutu, hayallerindeki en büyük saraya dönüşürdü.
Kyra her zaman daha sessiz olan taraftı.
Bir köşeye oturup etrafı izlemeyi, düşüncelerinin içinde kaybolmayı severdi. İnsanların söylemediği şeyleri bile anlamaya çalışır, çoğu zaman hislerini kelimelere dökmek yerine içinde saklardı.
Riven ise tam tersiydi.
Gürültülüydü.
Hayat doluydu.
Sanki dünyadaki hiçbir şey onu susturamayacakmış gibi sürekli konuşur, güler, koşar, yeni bir macera bulurdu.
Kyra'nın sessizliğini Riven doldururdu.
Riven'in taşkınlığını ise Kyra sakinleştirirdi.
Biri kendi dünyasına sığınırken, diğeri dünyanın bütün seslerini yanına getirirdi.
Ve zaman geçtikçe birbirlerinden başka kimseleri kalmadı.
Çocuklukları büyüdükçe mahalle küçülmeye başladı.
Tahta kaleler yerini eski duvarlara, plastik toplar yerini uzun gecelerde yapılan konuşmalara bıraktı.
Ama ikisinin arasındaki bağ değişmedi.
Bir akşam, ikisi eski mezarlığın duvarına oturmuş gökyüzünü izliyordu.
Hava serindi.
Mahallenin ışıkları uzaktan belli belirsiz görünürken, gökyüzündeki yıldızlar bütün gürültünün üzerinde sessizce parlıyordu.
Riven uzun süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra başını yavaşça Kyra'ya çevirdi.
“Biz var ya…”
Kyra ona baktı.
Riven küçük bir gülümsemeyle devam etti.
“…ölene kadar dost kalacağız. Tamam mı?”
Kyra cevap vermedi.
Sadece başını salladı.
Ama o küçücük hareketin içinde söyleyemediği onlarca şey vardı.
Tamam.
Ne olursa olsun.
Sen gidersen ben de seni bulurum.
O gece ikisi de bunun yalnızca çocukça verilmiş bir söz olduğunu düşündü.
Oysa bazı sözler, söylendiği anda insanın hayatına görünmez bir ip gibi bağlanır.
Ve yıllar sonra bile kopmaz.
Yıllar Sonra
Hayat değişti.
Kyra derslerine daha fazla zaman ayırmaya başladı.
Geleceğini düşünüyordu.
Başka bir hayatın mümkün olduğuna inanmak istiyordu.
Bir gün bu mahalleden çıkabileceğini, daha iyi bir yerde yaşayabileceğini, kendisine ait bir hayat kurabileceğini düşünüyordu.
Riven ise giderek uzaklaştı.
Önce eve daha geç gelmeye başladı.
Sonra bazı geceler hiç görünmedi.
Kyra ne zaman nerede olduğunu sorduğunda Riven omuzlarını silkip gülüyordu.
“Bir şey yok.”
Ama vardı.
Kyra bunu hissediyordu.
Riven'in yüzündeki yorgunlukta, saklamaya çalıştığı morluklarda, birdenbire sessizleştiği anlarda…
Bir şeyler vardı.
Kyra sormak istedi.
Ama Riven anlatmadı.
Kyra da ısrar etmedi.
Çünkü bazen en yakın olduğumuz insanların bile bize kapattığı kapılar vardır.
Ve Riven'in kapısının ardında Noctem Kardeşliği vardı.
Bir yeraltı örgütü.
Karanlık işlerle çevrili, insanların adını bile fısıltıyla söylediği bir dünya.
Riven o dünyanın içine çoktan girmişti.
Ama Kyra'nın bunu bilmesini istemiyordu.
Çünkü Kyra öğrenirse, onun da hedef haline gelebileceğini biliyordu.
Bu yüzden sustu.
Yalan söyledi.
Ve Kyra'yı koruduğunu düşünerek ondan uzaklaşmaya başladı.
O Gece
O gece mahalle normalden daha sessizdi.
Sokak lambalarının solgun ışıkları kaldırıma düşüyor, rüzgâr eski binaların arasında dolaşıyordu.
Kyra, Riven'i bulmak için dışarı çıkmıştı.
İçinde kötü bir his vardı.
Riven'in telefonuna ulaşamıyordu.
Nereye gittiğini kimse bilmiyordu.
Kyra dar sokaklardan birinden geçerken önüne iki kişi çıktı.
Gölgeden ayrılan siluetler, yolunu kapattı.
Noctem Kardeşliği'nin adamlarıydılar.
İkisinin de yüzünde küçümseyen bir ifade vardı.
“Yalnız mısın, bebeğim?”
Kyra birkaç adım geriledi.
Kalbi hızla çarpmaya başlamıştı.
Ama korkusunu belli etmemeye çalıştı.
“Çekilin önümden.”
Adamlardan biri önünü kapattı.
Diğeri koluna uzandı.
Kyra kendisini geri çekmeye çalıştı.
“Bırak!”
Sesi karanlık sokakta yankılandı.
Ve tam o anda…
Bir gölge karanlığın içinden çıktı.
Riven.
Adımları hızlıydı.
Yüzündeki ifade, Kyra'nın daha önce hiç görmediği kadar sertti.
“Siz…”
Riven'in sesi alçaktı.
“Onun yanına bir daha yaklaşmayacaksınız.”
Adamlar ona döndü.
Sonrasında yaşananlar çok kısa sürdü.
Riven kendisini Kyra'nın önüne attı ve saldırganları uzaklaştırdı. Sokak bir anda bağırışlarla doldu. Kyra birkaç adım geride kalmış, ne yapacağını bilemeden olanları izliyordu.
Riven sonunda onların uzaklaştığından emin olduğunda nefesini toparlamaya çalıştı.
Sonra hemen Kyra'ya döndü.
Öfkesinin yerini korku almıştı.
“Sana dokundular mı?”
Kyra cevap vermedi.
Gözleri Riven'in üzerindeydi.
Ama bu kez gördüğü kişi yalnızca çocukluk arkadaşı değildi.
İlk defa Riven'in sakladığı dünyanın bir parçasını görüyordu.
“Seni… nereden tanıyorlar?”
Riven sustu.
Kyra'nın sesi daha da titredi.
“Sen… sen onlardan mısın?”
Uzun bir sessizlik oldu.
Riven başını eğdi.
“Sana yalan söyledim.”
Kyra'nın gözleri doldu.
Riven devam etti.
“Ama seni hep korumaya çalıştım.”
Kyra'nın içinde aynı anda onlarca duygu yükseldi.
Kızgınlık.
Korku.
Hayal kırıklığı.
Ama hepsinin altında hâlâ çocukluğundan beri değişmeyen o bağ vardı.
Kyra hiçbir şey söylemeden Riven'e sarıldı.
Riven de kollarını onun etrafında kapattı.
İkisi de biliyordu.
Bazı gerçekler kolayca affedilmezdi.
Ama bazı yalanlar, yanlış olsa bile koruma isteğinden doğardı.
O gece ikisi de henüz farkında değildi.
Hayatlarının yönü çoktan değişmişti.
Ve bu…
Sonun başlangıcıydı.
Bir Yıl Sonra
Noctem Kardeşliği'nin başında Silas Vore vardı.
Soğuk ve otoriter bir adamdı.
Onun dünyasında sadakat bir zorunluluk, ihanet ise affedilmeyen bir suçtu.
Riven'in bir yıl önce kendi adamlarına karşı çıkması, Silas'ın gözünde açık bir ihanetti.
Ve Silas bunu unutmamıştı.
Bir gece Kyra ve Riven birlikte yürürken sokağın başında siyah bir araç durdu.
Araçtan birkaç kişi indi.
Kyra'nın kalbi hızla çarpmaya başladı.
Riven'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Kyra…”
Kyra etrafına baktı.
Sokağın çıkışları kapanıyordu.
“Riven… kaç!”
Riven başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Sonra Kyra'yı kendisinden uzaklaştırdı.
“Bu benim yüzümden.”
“Riven!”
“Koş!”
İkisi dar sokaklara doğru ilerledi.
Ay ışığı binaların arasında kayboluyor, mahalle giderek karanlık bir labirente dönüşüyordu.
Riven önde, Kyra hemen arkasındaydı.
Ama nereye giderlerse gitsinler peşlerindeki adımlar uzaklaşmıyordu.
Sonunda dar bir geçidin sonunda durmak zorunda kaldılar.
Karşılarında yüksek bir duvar vardı.
Yan taraflarında çıkış yoktu.
Arkalarından gelen ayak sesleri ise giderek yaklaşıyordu.
Riven bir süre sessiz kaldı.
Sonra Kyra'ya döndü.
“Git.”
Kyra başını hızla iki yana salladı.
“Hayır.”
“Kyra…”
“Hayır! Beraber geldik, beraber çıkarız!”
Riven'in yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
Gözleri dolmuştu.
Ama sesi sakindi.
“Hatırlıyor musun?”
Kyra anlamadı.
Riven ona baktı.
“Eski mezarlığın duvarını…”
Kyra'nın nefesi kesildi.
Riven devam etti.
“‘Ölene kadar dost kalacağız’ demiştik.”
Kyra'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Evet…”
“Öyleyse…”
Riven derin bir nefes aldı.
“Bu kez sen git.”
Kyra'nın başını sallaması daha da hızlandı.
“Hayır.”
“Lütfen.”
“Bunu yapma.”
Riven bir adım yaklaşıp elini Kyra'nın göğsüne koydu.
“Yaşa.”
Kyra'nın gözleri büyüdü.
“Riven…”
“Ne olursa olsun, yaşa.”
Ardından karanlığın içinde bir silah sesi yankılandı.
Kyra irkildi.
Riven'in bedeni sarsıldı.
Bir an sonra dizlerinin üzerine çöktü.
“Riven!”
Kyra onu yakaladı.
İkisi birlikte yere düştüler.
Kyra'nın elleri titriyordu.
“Hayır…”
Riven'e bakarken nefesi düzensizleşti.
“Hayır, hayır… Riven…”
Kyra onun yüzünü ellerinin arasına aldı.
“Bana bak.”
Cevap yoktu.
“Riven, lütfen…”
Sesi giderek kırılıyordu.
“Bana bak.”
Sonra çocukluklarından kalan o söz aklına geldi.
“Hatırlıyor musun?”
Kyra'nın gözyaşları durmuyordu.
“Ölene kadar dost kalacağız demiştin…”
Sesi artık neredeyse duyulmuyordu.
“Ama bu… bu o demek değildi.”
Riven'in gözleri yavaşça kapandı.
Dudaklarından güçlükle tek bir kelime çıktı.
“…özür…”
Sonra sessizlik oldu.
Kyra'nın dünyası o anda sustu.
Arkasından gelen ayak seslerini bile duymadı.
Silas Vore gölgelerin arasından ortaya çıktı.
Adamlarından biri Riven'i oradan götürdü.
Kyra ise olduğu yerde kalmıştı.
Sanki bedeni hâlâ oradaydı ama zihni çoktan başka bir yere gitmişti.
Silas onun karşısında durdu.
Sesi sakindi.
“Bugün hayattasın.”
Kyra başını kaldırdı.
Silas gözlerini ondan ayırmadan konuşmaya devam etti.
“Ama bunu bir hediye sanma.”
Bir an durdu.
“Senin sıran da gelecek.”
Kyra'nın yüzündeki korku daha da belirginleşti.
Silas arkasını döndü.
“Ama şimdi değil.”
Son sözleri karanlığın içinde yankılandı.
“Sadece bekle.”
Ve ardından uzaklaştı.
Kyra dizlerinin üzerinde kaldı.
Sokak yeniden sessizleşmişti.
Ama bu kez sessizlik huzur vermiyordu.
İçinde kocaman bir boşluk vardı.
Ve o boşluğun içinde yalnızca tek bir cümle dönüp duruyordu:
Ölene kadar dost kalacağız.
Boş Bir Mezar Taşı
O günden sonra Kyra bir daha eskisi gibi olmadı.
İnsanlara güvenmek onun için kolay değildi artık.
Çünkü hayatta en çok güvendiği kişi, onu korumak uğruna hayatını kaybetmişti.
Ama daha kötüsü vardı.
Riven'in bedeni hiçbir zaman bulunamadı.
Bu yüzden Kyra'nın elinde gerçek bir mezar bile yoktu.
Yine de sık sık eski mezarlığa gitti.
Çocukluklarında oturdukları o duvarın yanına.
Bazen saatlerce hiçbir şey söylemeden oturuyordu.
Bazen gökyüzüne bakıyordu.
Bazen de çocukken yaptıkları tahta kaleyi hatırlıyordu.
O zamanlar küçücük elleriyle kurdukları kalenin onları her şeyden koruyabileceğine inanmışlardı.
Şimdi ise Kyra, büyüdükçe gerçek dünyanın hiçbir tahta kaleye sığmayacak kadar büyük olduğunu anlamıştı.
Duvarın arkasında, yıllardır silinmeyen küçük bir yazı vardı.
İki harf.
Ve bir söz.
“Ölene kadar dost kalacağız.”
— R. & K.
Kyra parmaklarını yazının üzerinde gezdirdi.
Gözlerini kapattı.
Bir an için Riven'in gülüşünü duyduğunu sandı.
O eski, sıcak sesi…
Çocukluklarının sokaklarını…
Tahta kalelerini…
Ve o gece verilen sözü…
Ama gözlerini açtığında yanında kimse yoktu.
Sadece rüzgâr vardı.
Ve yıllar önce yazılmış birkaç kelime.
Kyra başını gökyüzüne kaldırdı.
Belki bazı insanlar hayatımızdan giderdi.
Ama bıraktıkları izler gitmezdi.
Riven artık yanında değildi.
Fakat çocukluklarının o küçük dünyası hâlâ bir yerlerde yaşıyordu.
Bir duvarın üzerinde.
İki harfin arasında.
Ve Kyra'nın kalbinin en derin yerinde.
Çünkü bazı dostluklar ölümle sona ermez.
Sadece…
sessizliğe dönüşür.
Bölüm etkileşimi
