14. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler13.bolum
Bölümler 63Şu an: 13.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gerçeğin Yüzü
Depo binasının içi dışarıdan göründüğünden çok daha büyüktü.
Karanlık, ağır ve metalik bir havası vardı.
Tavan boyunca uzanan paslı borular, yıllardır dokunulmamış gibi duran duvarlara gölgeler düşürüyor; zemindeki kirli taş plakalar Dean'in attığı her adımda hafifçe yankılanıyordu.
Loş ışık, koridorun yalnızca belli bölümlerini aydınlatıyordu.
Geri kalan her yer karanlığın içinde kayboluyordu.
Havada ağır bir tütün kokusu vardı.
Ama Dean'i asıl rahatsız eden koku değildi.
Sessizlikti.
Fazla sessizdi.
Sanki binanın içinde kimse yokmuş gibi görünüyordu.
Ama Dean bunun bir yanılsama olduğunu biliyordu.
Burası Silas Vore'un yeriydi.
Ve böyle bir yerde hiçbir şey gerçekten boş olmazdı.
Dean yavaşça ilerledi.
Siyah montunun cebindeki ellerini sıkıca yumruk yaptı.
Bakışları sürekli hareket halindeydi.
Sağdaki kapı.
Soldaki koridor.
Tavan.
Karanlık köşeler.
Her şeyi kontrol etmeye çalışıyordu.
Ama hiçbir şey göremiyordu.
Ta ki…
Arka taraftan gelen hafif bir metal sesi duyulana kadar.
Gıcır…
Dean durdu.
Başını yavaşça çevirdi.
Koridorun sonunda büyük bir demir kapı vardı.
Kapı birkaç santim aralanmıştı.
İçeriden ışık sızıyordu.
Dean'in kalbi hızlandı.
Sonra karanlığın içinden bir ses yükseldi.
Soğuk.
Derin.
Ve en rahatsız edici olanı…
Fazlasıyla sakindi.
“Hoş geldin, Dean…”
Dean'in adımları bir anda durdu.
Gözleri kapıya kilitlendi.
İsmini biliyordu.
Hem de Dean daha kendisini tanıtmadan.
Sesin içindeki alaycı sakinlik, Dean'in zihninde alarm zillerinin çalmasına neden oldu.
Kapı ağır ağır tamamen açıldı.
Ve Dean içeriyi gördü.
Silas Vore
Burası depo binasının geri kalanından tamamen farklıydı.
Karanlık bir ofis gibi düzenlenmişti.
Duvarların bir kısmı koyu ahşapla kaplıydı.
Arka tarafta pahalı şişelerle dolu bir şarap rafı vardı.
Ortada ise büyük, siyah deri bir koltuk bulunuyordu.
Ve o koltukta bir adam oturuyordu.
Silas Vore.
Karanlık takım elbisesinin içinde son derece sakin görünüyordu.
Sanki Dean'in buraya kadar gelmesini bekliyormuş gibi.
Önündeki küçük masanın üzerinde yalnızca bir şarap kadehi vardı.
Silas kadehi parmaklarının arasında çevirirken Dean'e baktı.
Yüzünde küçük, soğuk bir tebessüm belirdi.
“Ne zamandır seni bekliyordum, biliyor musun?”
Dean dişlerini sıktı.
Silas'ın karşısına doğru birkaç adım attı.
“Riven'i sen öldürdün.”
Odadaki sessizlik bir anda ağırlaştı.
Silas'ın yüzündeki gülümseme kaybolmadı.
Aksine biraz daha belirginleşti.
Başını hafifçe yana eğdi.
“Ben kimseyi öldürmem, Dean.”
Kadehi masaya bıraktı.
“Ben yalnızca insanlara yollarını seçmeleri için fırsatlar sunarım.”
Dean'in bakışları sertleşti.
“Riven o gece kendi yolunu seçmedi.”
Silas birkaç saniye sessiz kaldı.
Dean devam etti.
“Sen onu köşeye sıkıştırdın.”
Sesi titremiyordu artık.
“Onu seçim yapamayacağı bir noktaya getirdin.”
Silas'ın gözlerinde belli belirsiz bir parıltı oluştu.
“Belki.”
Dean'in elleri yumruk haline geldi.
Ama kendisini kontrol etti.
Buraya öfkesini kaybetmek için gelmemişti.
Gerçeği öğrenmek için gelmişti.
Ve şimdi karşısında, yıllardır Kyra'nın geçmişinde gölge gibi duran adam vardı.
Dean bir adım daha attı.
“Kyra'nın başına gelen her şeyin arkasında sen varsın.”
Silas cevap vermedi.
“Riven'in kaybolması…”
Dean'in sesi biraz daha sertleşti.
“Noctem Kardeşliği…”
Bir adım daha.
“Ve Kyra'nın yıllardır taşıdığı korku…”
Dean gözlerini Silas'tan ayırmadı.
“Senin kim olduğunu artık biliyorum.”
Silas ağır ağır ayağa kalktı.
Koltuktan kalkarken yüzündeki sakinlik hiç değişmedi.
Sonra Dean'e doğru yürümeye başladı.
Bir adım.
Sonra bir adım daha.
Dean geri çekilmedi.
Silas onun karşısında durdu.
Aralarında yalnızca birkaç adım vardı.
Silas başını hafifçe eğdi.
“Peki sorun şu, Dean…”
Kısa bir sessizlik.
“Sen kimsin?”
Dean'in kaşları çatıldı.
Silas devam etti.
“Bir çocuğun duygularıyla mı geldin buraya?”
Bir an Dean'in gözlerine baktı.
“Yoksa gerçekten kendi kararlarını verecek kadar büyüdüğünü mü düşünüyorsun?”
Dean cevap vermedi.
Silas'ın bakışları değişti.
“Kyra için mi geldin?”
Dean'in yüzündeki ifade bir anlığına sertleşti.
Silas bunu fark etti.
Ve gülümsedi.
“Demek doğru.”
Dean hiçbir şey söylemedi.
Silas birkaç saniye onu izledikten sonra geri çekildi.
Sonra asıl cümleyi söyledi.
“Babandan çok şey öğrendin mi peki?”
Dean'in gözleri büyüdü.
O an odadaki bütün sesler kesilmiş gibiydi.
Babası.
Silas.
Tyven ailesi.
Hepsi aynı cümlenin içinde birleşmişti.
Silas bunu bilerek söylemişti.
Dean'in yüzündeki değişimi görmek istiyordu.
Ve başarmıştı.
“Babamın bununla ne ilgisi var?”
Silas hafifçe güldü.
“Çok şey.”
Dean'in kalbi hızlandı.
Silas birkaç adım geriye çekildi.
“O senin uğruna savaşacağını sandığın sistemin dışında duran biri değil.”
Bir an durdu.
“Tam tersine…”
Gözlerini Dean'e dikti.
“O sistemin parçası olan adamlardan yalnızca biri.”
Dean'in yüzündeki ifade dondu.
Babasıyla ilgili duyduğu şüpheler yeniden zihnine doldu.
Eski ofis.
Çocukluğunda gördüğü Silas.
Babasının sesi.
“İşimiz temiz yürümeli…”
Dean'in nefesi ağırlaştı.
Silas bunu izliyordu.
Sonra sakin bir sesle ekledi:
“Ve Kyra…”
Dean'in bakışları bir anda ona döndü.
Silas'ın yüzündeki gülümseme küçüldü.
“Kyra hâlâ hayatta.”
Bir an sustu.
“Çünkü ben öyle istedim.”
Dean'in gözlerinde öfke belirdi.
Ama Silas devam etti.
“Bunu bir lütuf olarak görme.”
Dean sessiz kaldı.
“Henüz onun hikâyesinin bittiğine karar vermedim.”
Bu cümle Dean'in içinde bir şeyleri yeniden harekete geçirdi.
Artık burada kalmamalıydı.
Çünkü Silas'ın söylediklerinin her kelimesi bir tehditten çok daha fazlasını taşıyordu.
Bir mesajdı.
Kyra'nın hayatı hâlâ Silas'ın gölgesindeydi.
Silas arkasını döndü.
Sanki konuşma bitmiş gibi koltuğuna geri yürüdü.
Oturdu.
Kadehini eline aldı.
Bir yudum aldıktan sonra Dean'e bakmadan konuştu.
“Şimdi düşün, Dean.”
Kadehi masaya bıraktı.
“Beni gerçekten karşına almaya hazır mısın?”
Başını kaldırdı.
“Yoksa bu yalnızca…”
Dudaklarında hafif bir tebessüm oluştu.
“…çocukça bir kahramanlık mı?”
Dean uzun süre cevap vermedi.
Silas onu bekledi.
Ama Dean artık burada kalmayacaktı.
Yavaşça arkasını döndü.
Kapıya doğru yürümeye başladı.
Bir adım.
İki adım.
Üç adım.
Silas arkasından hiçbir şey söylemedi.
Dean kapının önüne geldiğinde durdu.
Elini kapının koluna koydu.
Sonra başını hafifçe çevirdi.
“Ben…”
Sesi sakindi.
“…senin gibi bir adamın parçası değilim.”
Silas'ın bakışları ona döndü.
Dean devam etti.
“Babam bile olsa…”
Kısa bir sessizlik oldu.
Dean'in gözleri sertleşti.
“Seni durduracağım.”
Silas hiçbir şey söylemedi.
Dean kapıyı açtı.
Ve dışarı çıktı.
Kapı ağır bir sesle kapandı.
Güm.
Koridorda Dean'in ayak sesleri giderek uzaklaştı.
Silas ise koltuğunda hareketsiz oturmaya devam etti.
Kadehini eline aldı.
Bir süre kapıya baktı.
Sonra dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme belirdi.
“Göreceğiz.”
Odadaki sessizlik yeniden yerine oturdu.
Ama bu kez o sessizlikte başka bir şey vardı.
Bir savaşın ilk adımı.
Ve Dean henüz bilmiyordu…
Silas'ın söyledikleri arasında en tehlikeli olan şeyin Riven'in geçmişi değil, kendi ailesinin bu geçmişteki yeri olduğunu.
Bölüm etkileşimi
