4. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler4.bolum
Bölümler 63Şu an: 4.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
4. Bölüm — Altın Kafesin İçindeki Çocuk
Velhurst Akademisi’nin taş koridorları o sabah her zamanki gibi sessizdi.
Sabahın ilk saatlerinde okulun geniş koridorlarına henüz öğrencilerin tamamı dolmamıştı. Yüksek pencerelerden içeri süzülen solgun güneş ışığı, taş zeminin üzerine uzun gölgeler bırakıyor; duvarlarda asılı olan eski okul portreleri, yıllardır değişmeyen ciddi ifadeleriyle koridorları izliyordu.
Ayak sesleri boşlukta yankılanıyordu.
Bir öğrenci hızlı adımlarla sınıfına yetişmeye çalışıyor, başka biri dolabının önünde kitaplarını düzenliyor, birkaç kişi ise koridorun diğer ucunda sessizce konuşuyordu.
Her şey ölçülüydü.
Her şey kontrollüydü.
Velhurst Akademisi’nde insanlar bile sanki okulun kurallarına göre hareket ediyordu.
Kyra ise dolabının önünde durmuş, kitaplarını sırayla yerleştiriyordu.
Bir kitabı çantasına koyduktan sonra kısa bir süre durdu.
Son günlerde hayatının tuhaf bir şekilde değiştiğini hissediyordu.
Okula ilk geldiğinde tek istediği şey görünmez olmaktı.
Derslerine girmek, kimseyle sorun yaşamamak, mezun olmak ve ailesinin yanına dönebilmek...
Hepsi bu kadardı.
Fakat şimdi...
Dean vardı.
Kyra bunu kendisine itiraf etmek istemese de Dean'in hayatına girmesiyle okul eskisi kadar sessiz görünmemeye başlamıştı.
Her gün bir şekilde karşısına çıkıyor, bazen anlamsız şakalar yapıyor, bazen onu sinirlendiriyor, bazen de Kyra'nın istemeden gülümsemesine neden oluyordu.
Üstelik Dean'in yüzü ve sesi hâlâ Kyra'nın zihninde Riven'la birbirine karışıyordu.
Bu yüzden Dean'den uzak durması gerektiğini düşünüyordu.
Ama nedense bunu başaramıyordu.
Tam dolabın kapağını kapatacağı sırada arkasından tanıdık bir kahkaha duyuldu.
Net.
Kendinden emin.
Ve her zamanki gibi fazlasıyla rahat.
"Kyra!"
Kyra gözlerini kapattı.
Daha arkasını dönmeden kimin olduğunu anlamıştı.
Dean.
Sesindeki o rahatlık, okulun ağır atmosferine hiç uymuyordu.
Kyra yavaşça arkasını döndü.
Dean birkaç adım ötede duruyordu.
Sırt çantası tek omzuna asılmış, saçları her zamanki gibi hafifçe dağılmıştı. Yeşil gözlerinde ise o tanıdık, alaycı ışıltı vardı.
Dudaklarında rahat bir gülümseme vardı.
Kyra'ya doğru birkaç adım attı.
"Biliyor musun..."
Kısa bir süre düşündü.
"Bu okulda sana gülümsemeyi öğreten bir ders yok."
Kyra kaşlarını hafifçe kaldırdı.
Dean gülümsemesini genişletti.
"Belki birlikte seçmeli açtırmalıyız."
Kyra birkaç saniye ona baktı.
Sonra hiçbir şey olmamış gibi tekrar dolabına döndü.
"Belki de bazıları gülümsemek zorunda değildir."
Dean'in kaşları hafifçe kalktı.
Kyra'nın sesinde eskisi kadar çekingenlik yoktu.
Bu, Dean'in dikkatinden kaçmadı.
"Vay."
Kyra kitabını çantasına koydu.
Dean onun yanında yürümeye başladı.
"Demek cevap vermeyi öğreniyorsun."
Kyra ona bakmadan konuştu.
"Senin yanında insan mecburen öğreniyor."
Dean kısa bir kahkaha attı.
"Bu iltifat mıydı?"
"Değildi."
"Ben iltifat olarak kabul edeceğim."
Kyra gözlerini devirdi.
Dean onun bu hareketini görünce gülümsedi.
Artık Kyra'nın keskin cevaplarına alışmıştı.
İlk tanıştıklarında Kyra'nın her kelimeyi düşünerek söylediğini fark etmişti. Sanki yanlış bir cümle kurarsa başına kötü bir şey gelecekmiş gibi davranıyordu.
Şimdiyse...
Kendisine karşı daha rahat konuşuyordu.
Dean bunu küçük ama önemli bir değişiklik olarak görüyordu.
Birlikte koridorda yürümeye başladılar.
Dean birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra yeniden konuştu.
"Yani sen..."
Kyra ona baktı.
Dean ciddi bir ifadeyle başını salladı.
"Mutsuzluk bursuyla mı geldin bu okula?"
Kyra'nın adımları durdu.
Kaşlarının arasında ince bir çizgi oluştu.
Dean'in yüzüne baktı.
"Yine sınıf farkıyla mı dalga geçiyoruz, Bay Tyven?"
Dean iki elini havaya kaldırdı.
"Sakin ol."
Masum görünmeye çalışıyordu.
"Asla."
Kyra şüpheyle baktı.
Dean devam etti:
"Sadece mizah yapıyorum."
Sonra son derece ciddi bir ifadeyle ekledi:
"Mizah... fakir-zengin tanımaz."
Kyra cevap vermedi.
Dean başını yana eğdi.
"Evrensel bir dil."
Kyra istemeden güldü.
Çok kısa sürdü.
Neredeyse belli olmayacak kadar küçük bir gülümsemeydi.
Ama Dean gördü.
Gözleri bir anlığına parladı.
Kyra hemen yüzünü toparlayıp tekrar ciddi hâline döndü.
Fakat Dean'in içinde çoktan küçük bir zafer duygusu oluşmuştu.
İşte bu.
İçinden geçirdi.
İlk çatlak.
Kyra'nın etrafına ördüğü duvarın içinde ilk kez küçücük bir boşluk oluşmuştu.
Ve Dean o boşluğu görmekten beklediğinden daha fazla mutlu olmuştu.
Bir süre sessizce yürüdüler.
Koridorun sonuna yaklaştıklarında Kyra aniden durdu.
"Dean."
Dean de durdu.
"Buyur."
Kyra birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra gözlerini kaçırdı.
"Neden..."
Sesi yavaşladı.
"Neden bu kadar iyi davranıyorsun bana?"
Dean'in yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.
Bir anda koridordaki bütün sesler uzaklaşmış gibi oldu.
Az önce şaka yapan çocuk gitmiş, yerine çok daha sessiz biri gelmişti.
Dean birkaç saniye cevap vermedi.
Yeşil gözlerindeki alaycı ifade tamamen silinmişti.
Kyra onun yüzündeki değişimi fark etti.
Dean başını hafifçe eğdi.
Sanki söyleyeceği şeyleri nasıl ifade edeceğini düşünüyordu.
Sonunda sessiz bir sesle konuştu.
"Çünkü..."
Bir an durdu.
"Sen buraya ait değilsin."
Kyra'nın bakışları değişti.
Dean gözlerini kaldırdı.
"Ben de değilim."
Kyra şaşkınlıkla ona baktı.
"Ama sen buradasın."
Sesindeki tereddüt belirgindi.
"Paranın var. Soyadın var. Baban var..."
Dean kısa ve yorgun bir gülümseme gösterdi.
"İşte sorun da bu."
Kyra sustu.
Dean koridorun penceresinden dışarı baktı.
Okulun geniş bahçesi aşağıda uzanıyordu.
Her şey kusursuz görünüyordu.
Ama Dean'in gözlerinde o kusursuzluğun içinde hiçbir sıcaklık yoktu.
"Bazen en büyük kafes..."
Sesi alçaldı.
"...altın kaplamalı olur."
Kyra sessizce dinledi.
Dean devam etti.
"Dışarıdan bakınca herkes seni kıskanır."
Kısa bir nefes aldı.
"Paran vardır. Gücün vardır. İstediğin her şeye sahip olabileceğini düşünürler."
Gözleri uzaklara kaydı.
"Ama içeride..."
Bir an durdu.
"...çürürsün."
Kyra'nın yüzündeki ifade değişti.
Çünkü Dean ilk kez gerçekten kendisinden bahsediyordu.
Şaka yapmıyordu.
Rol yapmıyordu.
Ve Kyra o an onun zenginliğinin ardında başka bir şey olduğunu gördü.
Yalnızlık.
Dean tekrar ona baktı.
Yeşil gözleri Kyra'nın gözlerinde sabitlendi.
"Ve sen..."
Sesi yumuşadı.
"Sen özgür görünüyorsun."
Kyra'nın kalbi hafifçe sıkıştı.
Özgür müydü?
Gerçekten özgür müydü?
Yoksa yalnızca kaybedecek fazla şeyi olmadığı için mi öyle görünüyordu?
Kyra cevap vermedi.
Dean de onu zorlamadı.
Birkaç saniye boyunca ikisi yalnızca birbirlerine baktılar.
Sonra Dean sessizliği bozdu.
"Belki seni anlamaya çalışıyorum."
Kyra'nın gözleri hafifçe büyüdü.
Dean'in yüzünde küçük, bu kez alaysız bir gülümseme belirdi.
"Belki..."
Bir an durdu.
"...bir parçan olmak istiyorum."
Kyra'nın kalbi hızlandı.
Bu cümleyi beklemiyordu.
Dean'in ona yaklaşmasından korkması gerektiğini düşünmüştü.
Fakat garip bir şekilde korkmadı.
Çünkü Dean'in gözlerinde sahip olduğu bütün zenginlikten daha güçlü bir şey vardı.
Yalnızlık.
Kyra ilk kez birinin ona gerçekten yaklaşmaya çalıştığını hissetti.
Ve ilk kez...
Birinin yanında kendisini savunmak zorunda olmadığını düşündü.
O Gece
Velhurst Akademisi'nin ışıkları çoktan sönmüştü.
Gündüzleri öğrencilerin kahkahaları ve konuşmalarıyla dolan koridorlar artık sessizdi.
Okulun yüksek duvarlarının ardında gece ağırlaşmış, şehir ışıkları uzaklarda titremeye başlamıştı.
Kyra ise eve doğru yürüyordu.
Her zamanki gibi yalnızdı.
Fakat o gece bir şey farklıydı.
Kulaklığını takmamıştı.
Belki de gün boyunca Dean'in söyledikleri hâlâ zihninde yankılandığı için müzik dinlemek istememişti.
"Ben de buraya ait değilim."
Dean'in sesi zihninde yeniden canlandı.
"Altın kafes..."
Kyra başını hafifçe eğdi.
Dean'in gerçekten ne kadar yalnız olduğunu düşünüyordu.
Tam o sırada arkasından bir ses duydu.
Bir ayak sesi.
Kyra yürümeye devam etti.
Sonra bir tane daha.
Adımların kendisine ait olmadığını fark etti.
Yavaşladı.
Arkasına bakmadı.
Birkaç saniye sonra başka bir ayak sesi daha duyuldu.
Sonra bir diğeri.
Kyra'nın kalbi hızlandı.
Adımlar çoğalıyordu.
Havanın ağırlığı değişmişti.
Sokak eskisinden daha sessiz görünüyordu.
Kyra'nın içinden kötü bir his geçti.
Adımlar yaklaşmaya devam etti.
Tam arkasını dönmek üzereyken biri omzundan sertçe çekti.
Kyra dengesini kaybetti.
Ne olduğunu anlamaya çalışırken bir başkası çantasına uzandı.
Kyra refleksle çantasını kendisine çekti.
"Hayır!"
Sesindeki korkuyu kendisi bile duyabiliyordu.
Direnmeye çalıştı.
Fakat olaylar o kadar hızlı gelişiyordu ki ne yapacağını düşünemedi.
Bir darbe aldı.
Dünya bir anda bulanıklaştı.
Kyra yere düştü.
Etrafındaki sesler birbirine karıştı.
Kalbi korkuyla çarparken elleriyle kendisini korumaya çalıştı.
Sonra...
Cebinden bir titreşim sesi geldi.
Telefonu.
Ekran aydınlandı.
Bir isim görünüyordu.
Dean Tyven.
Kyra'nın gözleri o isme takıldı.
Parmakları titreyerek telefona uzandı.
Ekrana dokundu.
Aramayı açtı.
Konuşamadı.
Sadece nefes alabiliyordu.
Telefonun diğer ucundan Dean'in her zamanki rahat sesi duyuldu.
"Kyra?"
Kısa bir sessizlik.
Dean güldü.
"Sana bugün bir şaka daha yapacaktım."
Kyra'nın dudakları hareket etti.
Ama sesi çıkmadı.
Dean birkaç saniye bekledi.
Sonra karşı taraftaki sessizliği fark etti.
Gülüşü kayboldu.
"Kyra?"
Cevap yoktu.
Dean'in sesi değişti.
"Kyra, iyi misin?"
Telefonun diğer ucunda yalnızca rüzgârın uğultusu ve düzensiz nefesler duyuluyordu.
Dean'in kalbi hızlandı.
"Kyra?"
Bu kez sesi çok daha endişeliydi.
"Kyra, ses ver!"
Kyra gözlerini açık tutmaya çalıştı.
Dudaklarından yalnızca tek bir kelime çıktı.
"...saldırı..."
Dean'in nefesi kesildi.
"Neredesin?"
Kyra cevap vermeye çalıştı.
Fakat gücü tükeniyordu.
Telefon parmaklarının arasından kaydı.
Yere düştü.
Ekran çatladı.
Dean'in sesi hâlâ duyuluyordu.
"Kyra!"
Kyra gözlerini kapatırken duyduğu son şey Dean'in sesiydi.
Bu kez o sesin içinde hiçbir şaka yoktu.
Hiçbir alay yoktu.
Yalnızca korku vardı.
"Dayan. Geliyorum."
Telefonun ekranı karanlığa gömüldü.
Gece yeniden sessizleşti.
Ama o geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Çünkü bazı insanlar hayatımıza yalnızca bizi güldürmek için girmez.
Bazıları, en karanlık anımızda elimizden tutmak için gelir.
Ve bazı bağlar...
Kanla değil,
korkuyla kurulur.
Bölüm etkileşimi
