39. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler38.bolum
Bölümler 63Şu an: 38.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime · Okuduğun bölüm
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
- Sessizliğin İçindeki Direniş-
O günlerin ardından, karanlık odadaki hava her geçen saat biraz daha ağırlaşmış, duvarların arasına sinen sessizlik artık yalnızca bir sessizlik olmaktan çıkıp Riven'in üzerine çöken görünmez bir baskıya dönüşmüştü; dışarıda hayat devam ediyor, insanlar sokaklarda yürüyor, şehir kendi gürültüsü içinde yaşamını sürdürüyordu, fakat bu odanın içinde zaman sanki durmuş ve her yeni gün birbirinin aynısı olan uzun, yorucu bir bekleyişe dönüşmüştü.
Riven bir süreliğine yumuşak davranmayı seçmişti.
Silas'ın öfkesini yatıştırabileceğini, onun kendisine duyduğu şüpheyi azaltabileceğini ve belki de bu sayede hem kendisi hem de Kyra için daha güvenli bir yol açabileceğini düşünmüştü; fakat Riven'in sakinliği ve uyumlu görünmeye başlaması, Silas'ın bunu bir geri çekilme olarak değil, kendi kontrolünün kanıtı olarak görmesine neden olmuştu.
Silas, Riven'in değiştiğine inanmıştı.
Riven'in sonunda direncini kaybettiğini, kendisine karşı koymak yerine onun kurduğu düzenin içerisinde yaşamayı kabul ettiğini düşünmüştü.
Fakat bunun yalnızca bir oyun olduğunu anladığı gün, odanın içindeki hava bir anda değişti.
Kapı sertçe açıldı.
Silas içeri girdiğinde yüzünde alışılmış soğukkanlılığından eser yoktu; adımları kontrollü olmasına rağmen her hareketinde bastırılmış bir öfkenin ağırlığı hissediliyor, bakışları Riven'in üzerinde gezinirken sanki karşısındaki insanı değil, kendisine meydan okuyan bir problemi çözmeye çalışan birini andırıyordu.
Riven başını kaldırdı.
Silas birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden ona baktı.
Sonra yanına gelip onu bulunduğu yerden sertçe kaldırdı.
“Hah!”
Sesi odanın duvarlarında yankılandı.
“Sen benimle oyun mu oynuyordun, Riven?”
Riven bir an dengesini toparlamakta zorlandı, fakat bakışlarını Silas'tan kaçırmadı.
Silas'ın yüzündeki öfke giderek daha belirgin hâle geliyordu.
“Beni gerçekten kandırabileceğini mi düşündün?”
Riven cevap vermedi.
Çünkü cevap vermek, Silas'a istediği şeyi vermek olabilirdi.
Tepki.
Korku.
Pişmanlık.
Riven bunların hiçbirini göstermek istemiyordu.
Silas'ın sesi daha da alçaldı.
“Bunca zaman boyunca uslu durduğunu, söylediklerimi kabul ettiğini ve sonunda kırıldığını düşündüm.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Meğer bütün bunlar yalnızca bir oyundan ibaretmiş.”
Riven'in yüzünde çok hafif bir ifade değişikliği oldu.
Silas bunu gördü.
Ve bu küçük değişiklik bile onun öfkesini artırmaya yetti.
Riven'i tekrar yerine doğru ittiğinde Riven dengesini kaybederek yere çöktü; başı kısa süreliğine dönerken gözlerini kapattı, birkaç saniye boyunca yalnızca nefesini düzenlemeye çalıştı, fakat yeniden gözlerini açtığında bakışlarında hâlâ aynı şey vardı.
Direnç.
Silas bunu gördüğünde yüzündeki öfke daha da sertleşti.
“Buradan çıkamayacaksın.”
Sesi artık yüksek değildi.
Tam tersine, sakinleşmişti.
Ve Riven, Silas'ın bağırmasından çok bu sakinlikten korkulması gerektiğini biliyordu.
“Buradaki hayatının nasıl olacağına ben karar veririm,” dedi Silas. “Ne zaman konuşacağını, ne zaman susacağını, neyi göreceğini ve neyi bilmeyeceğini ben belirlerim.”
Riven cevap vermedi.
Silas birkaç saniye daha ona baktıktan sonra geri çekildi.
“Beni hafife alma.”
Kapıya doğru yürürken son kez durdu.
“Çünkü seni serbest bırakacağımı düşünüyorsan, hâlâ hiçbir şey anlamamışsın.”
Kapı kapandı.
Riven yalnız kaldı.
Odanın sessizliği geri döndü.
Fakat bu kez Riven'in zihnindeki sessizlik eskisi gibi değildi.
Çünkü artık Silas'ın gerçek yüzünü daha net görmeye başlamıştı.
Takip eden günler birbirinden çok farklı görünmesine rağmen aslında aynı oyunun farklı bölümlerinden ibaretti.
Silas, Riven'i yalnızca fiziksel olarak bulunduğu yerde tutmakla yetinmiyordu; asıl amacı onun düşüncelerini, umutlarını ve geleceğe dair beklentilerini kontrol etmekti.
Bazen Riven'i uzun süre yalnız bırakıyor, ardından aniden ortaya çıkıp hiçbir şey olmamış gibi konuşuyordu.
Bazen dışarıdan bir haber geldiğini söyleyerek Riven'in içinde küçücük bir umut oluşmasına izin veriyor, ardından bunun doğru olmadığını söyleyerek o umudu tekrar söndürüyordu.
Bazen ise beklenmedik şekilde sakin davranıyor, Riven'in kendisini anlamaya başladığını düşünmesini sağlıyor ve tam Riven gardını düşürmeye yaklaşırken yeniden mesafeli ve sert bir tavra bürünüyordu.
Bütün bunların amacı açıktı.
Riven'in neye güveneceğini bilememesini sağlamak.
Çünkü insanın ne zaman neyle karşılaşacağını bilmediği bir yerde, en büyük mücadele dışarıdaki düşmanla değil, kendi zihniyle verdiği mücadeleydi.
Silas bunu biliyordu.
Ve bu yüzden Riven'in bedeninden çok zihnine ulaşmaya çalışıyordu.
Fakat Silas'ın hesaba katmadığı bir şey vardı.
Riven, onun düşündüğünden çok daha dikkatliydi.
İlk günlerde yaşananları yalnızca dayanılması gereken bir kabus olarak görmüştü.
Fakat zaman geçtikçe her şeyi gözlemlemeye başladı.
Kapıların ne zaman kilitlendiğini...
Koridorda hangi saatlerde ayak seslerinin duyulduğunu...
Hangi görevlinin ne zaman nöbet değiştirdiğini...
Silas'ın hangi saatlerde ortaya çıktığını...
Hangi konular konuşulduğunda öfkelendiğini...
Ve en önemlisi, ne zaman kendisini kontrol edemeyecek kadar kibirli hâle geldiğini...
Riven bütün bunları zihninde sessizce biriktiriyordu.
Dışarıdan bakıldığında giderek daha sessizleşiyordu.
Daha az konuşuyor, daha az tepki veriyor, Silas'ın karşısında eskisi kadar açık bir şekilde direnmek yerine çoğu zaman yalnızca başını eğip bekliyordu.
Silas bunu kendi zaferi olarak görüyordu.
Riven'in kırıldığını düşünüyordu.
Oysa Riven'in sessizliği teslimiyet değildi.
Hazırlıktı.
Her susuşunda bir ayrıntıyı daha hatırlıyor, her geri çekilişinde Silas'ın davranışlarını biraz daha dikkatli gözlemliyor ve bütün bunları zihninde görünmez bir haritaya dönüştürüyordu.
Bir keresinde Silas odadan çıkarken kapının kilitlenme biçimini fark etti.
Başka bir gün, koridordaki nöbet değişiminin birkaç dakika sürdüğünü gördü.
Bir başka gece ise Silas'ın öfkelendiğinde her zaman aynı cümleleri kullandığını fark etti.
Küçük ayrıntılar...
Başkasının gözünde hiçbir anlam taşımayan önemsiz ayrıntılar...
Fakat Riven için bunların her biri birer bilgi kırıntısıydı.
Ve Riven bilgi biriktirmeyi iyi biliyordu.
Çünkü hayatta kalmak bazen güçlü olmaktan çok, beklemeyi bilmekti.
Günler geçtikçe Riven kendi içine daha fazla çekildi.
Silas bunu zayıflık olarak yorumladı.
Riven ise bunun tam tersini biliyordu.
Kendini geri çekerek düşüncelerini koruyordu.
Çünkü konuşmadığında Silas'ın onun hakkında daha az şey öğrenmesine izin veriyordu.
Tepki vermediğinde Silas'ın hangi davranışının işe yaradığını anlamasını zorlaştırıyordu.
Ve her şeye rağmen sakin kalabildiğinde, kontrolün tamamının Silas'ın elinde olmadığını kendisine hatırlatıyordu.
Riven'in bedeni yorulmuştu.
Zihni ise eskisinden daha keskindi.
Geceleri yalnız kaldığında gözlerini kapatıyor ve Kyra'yı düşünüyordu.
Kyra'nın yüzünü...
Gülüşünü...
Çocukken birlikte geçirdikleri günleri...
Ve yıllar önce verdikleri sözü...
“Ölene kadar dost kalacağız.”
Riven bazen bu cümleyi zihninde tekrar ettiğinde gözlerini kapatıp uzun süre sessiz kalıyordu.
Çünkü artık hayatta kalmasının yalnızca kendisiyle ilgili olmadığını biliyordu.
Kyra hâlâ dışarıdaydı.
Ve Silas'ın ona zarar vermesini engellemenin tek yolu, burada yaptığı her hamlede dikkatli olmaktı.
Bu yüzden Riven acele etmeyecekti.
Kaçmaya çalışıp başarısız olmak istemiyordu.
Silas'ı küçümsemiyordu.
Onun gücünü, sabrını ve kontrol takıntısını biliyordu.
Ama aynı zamanda onun en büyük zaafını da görmeye başlamıştı.
Kibiri.
Silas her şeyi kontrol ettiğine inandıkça dikkatsizleşiyordu.
Kendisini yenilmez gördükçe küçük ayrıntıları önemsemiyordu.
Riven ise o küçük ayrıntıların içinde bir çıkış yolu arıyordu.
Bir gün...
Sadece doğru anı bekliyordu.
O an geldiğinde, yıllardır içinde biriktirdiği bütün sessizliğin anlamı ortaya çıkacaktı.
Riven yatağın kenarında otururken ellerini birbirine kenetledi.
Başını kaldırıp odanın kapısına baktı.
Sonra çok alçak bir sesle konuştu.
“Dayan, Kyra.”
Gözlerini kapattı.
“Ben de dayanacağım.”
Yüzündeki yorgunluğa rağmen bakışlarında yeniden o eski kararlılık belirdi.
“Beni burada tutabilir.”
Kısa bir sessizlikten sonra devam etti.
“Beni susturabilir.”
Derin bir nefes aldı.
“Ama ne düşündüğümü kontrol edemez.”
Riven'in dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Çünkü Silas'ın kazanmış olduğuna inandığı her gün, aslında Riven'in onun hakkında biraz daha fazla şey öğrenmesini sağlıyordu.
Ve Riven artık biliyordu:
Bu savaş güçle kazanılmayacaktı.
Sabırla kazanılacaktı.
Silas'ın en büyük hatasını yapacağı anı bekleyecekti.
Kibirin, dikkatsizliğin ve kontrol etme arzusunun onu bir anlığına savunmasız bırakacağı o küçücük anı...
Ve o an geldiğinde Riven hazır olacaktı.
Çünkü karanlık bir odada zincirlenmiş olmak, insanın özgürlüğünü tamamen kaybettiği anlamına gelmezdi.
Bazen özgürlük önce zihinde başlardı.
Ve Riven'in zihni hâlâ ona aitti.
İçinde hâlâ sönmeyen bir ateş vardı.
Bu yalnızca hayatta kalma arzusu değildi.
Kyra'ya geri dönme isteğiydi.
Ve bir gün Silas'ın karşısına yeniden çıktığında, Riven'in sessizliği artık bir savunma olmayacaktı.
O sessizlik, yıllardır biriktirdiği bütün cevapların başlangıcı olacaktı.
Bölüm etkileşimi
