7.bolum

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 63Şu an: 7.bolum
  1. 1 1-bolum1.620 kelime
  2. 2 2.bolum2.090 kelime
  3. 3 3.bölüm1.489 kelime
  4. 4 4.bolum1.342 kelime
  5. 5 5.bölüm1.139 kelime
  6. 6 6.bölüm1.094 kelime
  7. 7 7.bolum796 kelime · Okuduğun bölüm
  8. 8 8.bolum1.068 kelime
  9. 9 9.bolum960 kelime
  10. 10 10.bolum1.428 kelime
  11. 11 KARAKTERLER
  12. 12 11.bolum1.023 kelime
  13. 13 12.bölüm1.196 kelime
  14. 14 13.bolum954 kelime
  15. 15 14.bolum992 kelime
  16. 16 15.bolum1.470 kelime
  17. 17 16.bolum1.092 kelime
  18. 18 17.bolum1.096 kelime
  19. 19 18.bolum1.269 kelime
  20. 20 19.bolum891 kelime
  21. 21 20.bolum1.125 kelime
  22. 22 21.bolum474 kelime
  23. 23 22.bolum421 kelime
  24. 24 23.bolum531 kelime
  25. 25 24.bolum357 kelime
  26. 26 25.bolum1.269 kelime
  27. 27 26.bolum377 kelime
  28. 28 27.bolum1.193 kelime
  29. 29 28.bolum420 kelime
  30. 30 29.bolum394 kelime
  31. 31 30.bolum348 kelime
  32. 32 31.bolum421 kelime
  33. 33 32.bolum1.217 kelime
  34. 34 33.bolum1.103 kelime
  35. 35 34.bolum319 kelime
  36. 36 35.bolum273 kelime
  37. 37 36.bolum305 kelime
  38. 38 37.bolum697 kelime
  39. 39 38.bolum1.165 kelime
  40. 40 39.bolum306 kelime
  41. 41 40.bolum333 kelime
  42. 42 41.bolum282 kelime
  43. 43 42.bolum543 kelime
  44. 44 43.bolum346 kelime
  45. 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
  46. 46 45.bolum317 kelime
  47. 47 46.bolum514 kelime
  48. 48 46.5344 kelime
  49. 49 47.bolum470 kelime
  50. 50 48.bolum429 kelime
  51. 51 49.bolum648 kelime
  52. 52 50.bolum811 kelime
  53. 53 51.bolum396 kelime
  54. 54 52.bolum538 kelime
  55. 55 53.bolum482 kelime
  56. 56 54.bolum334 kelime
  57. 57 55.bolum296 kelime
  58. 58 56.bolum506 kelime
  59. 59 57.bolum284 kelime
  60. 60 58.bolum320 kelime
  61. 61 59.bolum814 kelime
  62. 62 60.bolum337 kelime
  63. 63 61.bolum264 kelime

Kimin Dünyasında Yaşıyoruz?

Güneş yavaş yavaş batıyordu.
Gökyüzü, günün son ışıklarıyla turuncu ve kızıl tonlara bürünürken Dean ve Kyra, parkın taş yolunda yan yana yürüyordu.
Konuşmuyorlardı.
Ama bu sessizlik rahatsız edici değildi.
Aksine…
İkisinin de birbirinin yanında susabilmesi bile huzur vericiydi.
Kyra, Dean’in yaptığı bir şakaya daha güldü.
Tam o sırada, uzaktan yaklaşan siyah bir araç dikkatini çekti.
Parlak ve gösterişliydi.
Camları koyu renkti.
Araç yaklaştıkça Dean’in yüzündeki gülümseme yavaşça silindi.
Önce gülmeyi bıraktı.
Sonra yürümeyi.
Ardından gözleri daraldı.
Kyra, onun değişen ifadesini fark etti.
“Dean?”
Dean cevap vermedi.
Gözlerini araçtan ayırmıyordu.
Araç, yanlarına geldiğinde sert bir frenle durdu.
Lastiklerin taş zeminde çıkardığı ses, parkın sessizliğini bir anda böldü.
Kapı açıldı.
İçinden Dean’in babası indi.
Üzerinde kusursuz bir siyah takım elbise vardı.
Yüzü ifadesizdi.
Sanki karşısındaki insanlar değil de çözülmesi gereken bir mesele vardı.
Arkasından iki adam daha indi.
Koruma mıydılar?
Yoksa sadece onun gölgesi mi?
Kyra anlayamadı.
Dean istemsizce bir adım geri çekildi.
Ancak adamlar çoktan yanına ulaşmıştı.
Kollarından tuttular.
Nazik görünüyorlardı.
Ama tutuşlarında itiraz kabul etmeyen bir kesinlik vardı.
Dean kendini kurtarmaya çalışırken babasına baktı.
“Baba… ne yapıyorsun?”
Adam yalnızca elini kaldırdı.
Dean’e bakmadı bile.
Bakışlarını doğrudan Kyra’ya çevirdi.
Soğuk.
Keskin.
Yukarıdan bakan bir bakıştı.
Kyra o bakışı görünce içinde tanıdık bir his oluştu.
Korku değildi.
Daha önce karşılaştığı bir şeydi bu.
Tehdit.
Adam birkaç adım yaklaşarak Kyra’nın karşısında durdu.
Sesi alçaktı.
Neredeyse fısıldıyordu.
Ama her kelimesi taş kadar ağırdı.
“Bu oyun burada bitiyor.”
Kyra bir an ne demek istediğini anlayamadı.
Adam devam etti.
“Benim oğlumun, senin gibi biriyle olmasına izin veremem.”
Kyra’nın yüzündeki ifade değişti.
Adamın sesi hâlâ sakindi.
Fakat söyledikleri hiç de öyle değildi.
“Hayatını mahvetmek gibi bir niyetim yok.”
Kısa bir süre sustu.
“Ama aileni düşün.”
Kyra’nın gözleri büyüdü.
“Onlara ne kadar bağlı olduğunu biliyorum.”
Adam bir adım daha yaklaştı.
“Eğer onların iyi olmasını istiyorsan…”
Kyra nefesini tuttu.
“Eğer onların hastane kapılarında, polis dosyalarında geçmesini istemiyorsan…”
Adamın bakışları sertleşti.
“Dean’i unut.”
Kyra’nın yüzü soldu.
Dean hâlâ adamların arasında kurtulmaya çalışıyordu.
“Baba!”
Sesindeki öfke artık gizlenemiyordu.
“Onu bırak!”
Adam tepki vermedi.
Dean yeniden bağırdı.
“Onunla böyle konuşma!”
Bu kez babası oğluna döndü.
Yüzünde hâlâ hiçbir ifade yoktu.
“Bir gün bana teşekkür edeceksin.”
Dean’in gözleri öfkeyle doldu.
“Etmeyeceğim.”
Adam cevap vermedi.
Yalnızca yeniden Kyra’ya baktı.
“Hayatına devam et.”
Sesi bu kez daha sakindi.
“Bu aranızdaki şey…”
Kısa bir sessizlik oldu.
“…hiç başlamamış gibi olsun.”
Adam elini indirdi.
İki adam Dean’i arabaya doğru götürmeye başladı.
Dean son bir kez Kyra’ya baktı.
“Kyra!”
Sesi parkın içinde yankılandı.
“Sakın dinleme onu!”
Adamlar onu arabaya bindirmeye çalışırken Dean tekrar bağırdı.
“Sakın!”
Kapı kapandı.
Kyra ise olduğu yerde kaldı.
Tek kelime edemiyordu.
Yalnızdı.
Sessizdi.
Ve o an, yaşananların bir tehditten çok daha fazlası olduğunu anladı.
Bu gerçekti.
Araba yavaşça uzaklaştı.
Kyra arkasından bakmaya devam etti.
Parktaki kuşlar bir anda havalandı.
Kanat sesleri birkaç saniyeliğine sessizliği bozdu.
Sonra onlar da uzaklaştı.
Geriye yalnızca boş park kaldı.
Ve Kyra.
Bazı insanlar zenginlikle büyür.
Bazıları korkuyla.
Ama ikisinin arasında kalanlar…
Sadece kaybeder.
Ve bu gece…
Kaybeden bendim.
Tyven Malikânesi
Tyven Malikânesi, kentin en yüksek tepelerinden birinin üzerine kuruluydu.
Devasa demir kapılarla çevriliydi.
Yüksek duvarları, geniş bahçesi ve taş koridorlarıyla dışarıdan bakıldığında bir evden çok, insanı içine hapseden görkemli bir kale gibiydi.
Dean arabadan indirildiğinde artık direnmiyordu.
Ellerini cebine sokmuştu.
Başı öne eğikti.
Sessizce yürüdü.
Koridorlara girdiklerinde malikânenin ağır sessizliği yeniden üzerine çöktü.
Personel yanlarından geçerken gözlerini kaçırıyordu.
Kimse Dean’e bakmıyordu.
Kimse soru sormuyordu.
Sanki burada herkes ne olduğunu biliyor…
Ama hiçbiri konuşmaya cesaret edemiyordu.
Dean bu koridorları yıllardır tanıyordu.
Pahalı tabloları.
Mermer zemini.
Yüksek tavanları.
Duvarlarda asılı aile portrelerini.
Ama yine de burası onun evi değildi.
Hiçbir zaman olmamıştı.
Çünkü bir evin içinde insan kendini bu kadar yalnız hissetmemeliydi.
Dean odasının önüne geldiğinde durdu.
Babası birkaç adım gerisinde onu izliyordu.
Sonunda konuştu.
“Beni affetmene gerek yok.”
Dean başını kaldırmadı.
Adam devam etti.
“Ama anlaman gerekiyor.”
Kısa bir sessizlik.
“Bu senin iyiliğin için.”
Dean cevap vermedi.
Kapı açıldı.
İçeri girdi.
Arkasından kapı kapandı.
Kilitlenmemişti.
Ama Dean biliyordu.
Bu evde kilitler görünmezdi.
Odasının ortasında birkaç saniye öylece durdu.
Her şey yerli yerindeydi.
Kitaplığı.
Piyanosu.
Çerçeveler.
Pahalı halılar.
Özenle seçilmiş mobilyalar…
Her şey kusursuzdu.
Ama bir şey eksikti.
Kyra'nın kahkahası.
Onun konuşurken değişen ses tonu.
Yanında geçirdikleri o saçma sapan ama gerçek anlar.
Dean gözlerini kapattı.
Sanki gözlerini kapatırsa Kyra'yı yeniden görebilecekti.
Parkı.
Gün batımını.
Onun gülüşünü.
Ama hiçbir şey değişmedi.
Duvara yaslandı.
Yavaşça başını geriye bıraktı.
İçinde yükselen öfke boğazına kadar geldi.
İlk kez…
Bağırmak istedi.
Her şeyi kırmak.
Kapıyı açıp buradan çıkmak.
Babasının karşısına dikilip bütün bunların hesabını sormak istedi.
Ama yapmadı.
Sadece sustu.
Çünkü bazen insanın söyleyemediği şeyler, söylediklerinden çok daha ağırdı.
Ve o gece Dean ilk kez şunu anladı:
Bu evde sahip olduğu her şey vardı.
Ama sahip olmak istediği tek kişi…
Artık yanında değildi.
Kyra’nın iç tepkisini daha görünür kıl
Sahne geçişini daha doğal bağla
Kısa cümle tekrarlarını azalt

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.