7. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler7.bolum
Bölümler 63Şu an: 7.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kimin Dünyasında Yaşıyoruz?
Güneş yavaş yavaş batıyordu.
Gökyüzü, günün son ışıklarıyla turuncu ve kızıl tonlara bürünürken Dean ve Kyra, parkın taş yolunda yan yana yürüyordu.
Konuşmuyorlardı.
Ama bu sessizlik rahatsız edici değildi.
Aksine…
İkisinin de birbirinin yanında susabilmesi bile huzur vericiydi.
Kyra, Dean’in yaptığı bir şakaya daha güldü.
Tam o sırada, uzaktan yaklaşan siyah bir araç dikkatini çekti.
Parlak ve gösterişliydi.
Camları koyu renkti.
Araç yaklaştıkça Dean’in yüzündeki gülümseme yavaşça silindi.
Önce gülmeyi bıraktı.
Sonra yürümeyi.
Ardından gözleri daraldı.
Kyra, onun değişen ifadesini fark etti.
“Dean?”
Dean cevap vermedi.
Gözlerini araçtan ayırmıyordu.
Araç, yanlarına geldiğinde sert bir frenle durdu.
Lastiklerin taş zeminde çıkardığı ses, parkın sessizliğini bir anda böldü.
Kapı açıldı.
İçinden Dean’in babası indi.
Üzerinde kusursuz bir siyah takım elbise vardı.
Yüzü ifadesizdi.
Sanki karşısındaki insanlar değil de çözülmesi gereken bir mesele vardı.
Arkasından iki adam daha indi.
Koruma mıydılar?
Yoksa sadece onun gölgesi mi?
Kyra anlayamadı.
Dean istemsizce bir adım geri çekildi.
Ancak adamlar çoktan yanına ulaşmıştı.
Kollarından tuttular.
Nazik görünüyorlardı.
Ama tutuşlarında itiraz kabul etmeyen bir kesinlik vardı.
Dean kendini kurtarmaya çalışırken babasına baktı.
“Baba… ne yapıyorsun?”
Adam yalnızca elini kaldırdı.
Dean’e bakmadı bile.
Bakışlarını doğrudan Kyra’ya çevirdi.
Soğuk.
Keskin.
Yukarıdan bakan bir bakıştı.
Kyra o bakışı görünce içinde tanıdık bir his oluştu.
Korku değildi.
Daha önce karşılaştığı bir şeydi bu.
Tehdit.
Adam birkaç adım yaklaşarak Kyra’nın karşısında durdu.
Sesi alçaktı.
Neredeyse fısıldıyordu.
Ama her kelimesi taş kadar ağırdı.
“Bu oyun burada bitiyor.”
Kyra bir an ne demek istediğini anlayamadı.
Adam devam etti.
“Benim oğlumun, senin gibi biriyle olmasına izin veremem.”
Kyra’nın yüzündeki ifade değişti.
Adamın sesi hâlâ sakindi.
Fakat söyledikleri hiç de öyle değildi.
“Hayatını mahvetmek gibi bir niyetim yok.”
Kısa bir süre sustu.
“Ama aileni düşün.”
Kyra’nın gözleri büyüdü.
“Onlara ne kadar bağlı olduğunu biliyorum.”
Adam bir adım daha yaklaştı.
“Eğer onların iyi olmasını istiyorsan…”
Kyra nefesini tuttu.
“Eğer onların hastane kapılarında, polis dosyalarında geçmesini istemiyorsan…”
Adamın bakışları sertleşti.
“Dean’i unut.”
Kyra’nın yüzü soldu.
Dean hâlâ adamların arasında kurtulmaya çalışıyordu.
“Baba!”
Sesindeki öfke artık gizlenemiyordu.
“Onu bırak!”
Adam tepki vermedi.
Dean yeniden bağırdı.
“Onunla böyle konuşma!”
Bu kez babası oğluna döndü.
Yüzünde hâlâ hiçbir ifade yoktu.
“Bir gün bana teşekkür edeceksin.”
Dean’in gözleri öfkeyle doldu.
“Etmeyeceğim.”
Adam cevap vermedi.
Yalnızca yeniden Kyra’ya baktı.
“Hayatına devam et.”
Sesi bu kez daha sakindi.
“Bu aranızdaki şey…”
Kısa bir sessizlik oldu.
“…hiç başlamamış gibi olsun.”
Adam elini indirdi.
İki adam Dean’i arabaya doğru götürmeye başladı.
Dean son bir kez Kyra’ya baktı.
“Kyra!”
Sesi parkın içinde yankılandı.
“Sakın dinleme onu!”
Adamlar onu arabaya bindirmeye çalışırken Dean tekrar bağırdı.
“Sakın!”
Kapı kapandı.
Kyra ise olduğu yerde kaldı.
Tek kelime edemiyordu.
Yalnızdı.
Sessizdi.
Ve o an, yaşananların bir tehditten çok daha fazlası olduğunu anladı.
Bu gerçekti.
Araba yavaşça uzaklaştı.
Kyra arkasından bakmaya devam etti.
Parktaki kuşlar bir anda havalandı.
Kanat sesleri birkaç saniyeliğine sessizliği bozdu.
Sonra onlar da uzaklaştı.
Geriye yalnızca boş park kaldı.
Ve Kyra.
Bazı insanlar zenginlikle büyür.
Bazıları korkuyla.
Ama ikisinin arasında kalanlar…
Sadece kaybeder.
Ve bu gece…
Kaybeden bendim.
Tyven Malikânesi
Tyven Malikânesi, kentin en yüksek tepelerinden birinin üzerine kuruluydu.
Devasa demir kapılarla çevriliydi.
Yüksek duvarları, geniş bahçesi ve taş koridorlarıyla dışarıdan bakıldığında bir evden çok, insanı içine hapseden görkemli bir kale gibiydi.
Dean arabadan indirildiğinde artık direnmiyordu.
Ellerini cebine sokmuştu.
Başı öne eğikti.
Sessizce yürüdü.
Koridorlara girdiklerinde malikânenin ağır sessizliği yeniden üzerine çöktü.
Personel yanlarından geçerken gözlerini kaçırıyordu.
Kimse Dean’e bakmıyordu.
Kimse soru sormuyordu.
Sanki burada herkes ne olduğunu biliyor…
Ama hiçbiri konuşmaya cesaret edemiyordu.
Dean bu koridorları yıllardır tanıyordu.
Pahalı tabloları.
Mermer zemini.
Yüksek tavanları.
Duvarlarda asılı aile portrelerini.
Ama yine de burası onun evi değildi.
Hiçbir zaman olmamıştı.
Çünkü bir evin içinde insan kendini bu kadar yalnız hissetmemeliydi.
Dean odasının önüne geldiğinde durdu.
Babası birkaç adım gerisinde onu izliyordu.
Sonunda konuştu.
“Beni affetmene gerek yok.”
Dean başını kaldırmadı.
Adam devam etti.
“Ama anlaman gerekiyor.”
Kısa bir sessizlik.
“Bu senin iyiliğin için.”
Dean cevap vermedi.
Kapı açıldı.
İçeri girdi.
Arkasından kapı kapandı.
Kilitlenmemişti.
Ama Dean biliyordu.
Bu evde kilitler görünmezdi.
Odasının ortasında birkaç saniye öylece durdu.
Her şey yerli yerindeydi.
Kitaplığı.
Piyanosu.
Çerçeveler.
Pahalı halılar.
Özenle seçilmiş mobilyalar…
Her şey kusursuzdu.
Ama bir şey eksikti.
Kyra'nın kahkahası.
Onun konuşurken değişen ses tonu.
Yanında geçirdikleri o saçma sapan ama gerçek anlar.
Dean gözlerini kapattı.
Sanki gözlerini kapatırsa Kyra'yı yeniden görebilecekti.
Parkı.
Gün batımını.
Onun gülüşünü.
Ama hiçbir şey değişmedi.
Duvara yaslandı.
Yavaşça başını geriye bıraktı.
İçinde yükselen öfke boğazına kadar geldi.
İlk kez…
Bağırmak istedi.
Her şeyi kırmak.
Kapıyı açıp buradan çıkmak.
Babasının karşısına dikilip bütün bunların hesabını sormak istedi.
Ama yapmadı.
Sadece sustu.
Çünkü bazen insanın söyleyemediği şeyler, söylediklerinden çok daha ağırdı.
Ve o gece Dean ilk kez şunu anladı:
Bu evde sahip olduğu her şey vardı.
Ama sahip olmak istediği tek kişi…
Artık yanında değildi.
Kyra’nın iç tepkisini daha görünür kıl
Sahne geçişini daha doğal bağla
Kısa cümle tekrarlarını azalt
Bölüm etkileşimi
