13. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler12.bölüm
Bölümler 63Şu an: 12.bölüm
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kırmızı Kapı
Gece çoktan yarısını geçmişti.
Şehrin büyük bir kısmı uykuya çekilmiş, yüksek binaların pencerelerindeki ışıklar birer birer sönmüştü. Tyven ailesinin büyük evinde ise hâlâ tek bir odanın ışığı yanıyordu.
Dean’in odası.
Masanın üzerindeki küçük lamba, karanlığı tamamen dağıtmaya yetmeyen sarı bir ışık yayıyordu. O ışığın altında bilgisayar ekranı açık kalmıştı.
Ekranda tek bir isim vardı.
Silas Vore.
Dean uzun zamandır ekrana bakıyordu.
Dosyalar, fotoğraflar, bağlantılar ve isimler…
Hepsi birbirine karışmıştı.
Ama Dean artık hiçbirini okumuyordu.
Aklında yalnızca Kyra vardı.
Kyra'nın gözlerindeki kırgınlık.
Sınıfta ona baktığı o son an.
Dean'in hiçbir şey yapmadan geri çekilmesi.
Ve babasının sözleri.
“Ona yaklaşırsan, onu kaybedersin.”
Dean gözlerini kapattı.
İlk defa babasının kurduğu dünyanın içinde otururken kendisini gerçekten çaresiz hissetti.
Ama çaresizlik…
Uzun süre taşınabilecek bir duygu değildi.
Bir noktadan sonra yerini öfkeye bırakırdı.
Dean yavaşça sandalyesinden kalktı.
Bilgisayarın ekranını kapattı.
Odanın içindeki tek ışık da söndü.
Bir süre karanlıkta durdu.
Sonra dolabına yöneldi.
Siyah montunu aldı, üzerine geçirdi. Telefonunu cebine koydu. Anahtarlarını aldı.
Kapıya doğru yürürken bir an durdu.
Elini kapı kolunun üzerinde tuttu.
Belki geri dönmeliydi.
Belki babasının söylediklerini dinlemeliydi.
Belki hiçbir şeye karışmamalıydı.
Ama aklına Kyra geldi.
Dean'in yüzündeki ifade değişti.
“Artık yeter.”
Kapıyı açtı.
Ve evden çıktı.
Şehrin Diğer Yüzü
Dean o gece şehrin uzak bir ucuna gitti.
Arabasını daha güvenli sokaklarda bırakıp yoluna yürüyerek devam etti.
Burası Tyven ailesinin yaşadığı dünyadan tamamen farklıydı.
Parlak vitrinler yoktu.
Lüks restoranlar yoktu.
Sessiz ve temiz kaldırımların yerini çatlamış asfaltlar almıştı.
Bazı binaların tabelaları yarı yarıya kopmuş, duvarlardaki boyalar yıllar önce solmuştu.
Sokak lambalarının bazıları yanıyor, bazıları ise karanlıkta kalıyordu.
Rüzgâr eski teneke çatılara çarpıyor, uzaktan gelen motor sesleri dar sokakların arasında yankılanıyordu.
Dean yürürken başını hafifçe öne eğdi.
Burada soyadının hiçbir anlamı yoktu.
Tyven.
Bu kelimeyi burada söylemenin bile dikkat çekebileceğini biliyordu.
Çünkü burası insanların zenginliğe hayranlık duyduğu bir yer değildi.
Burada para bazen güç anlamına gelirdi.
Ama yanlış kişiye karşı kullanıldığında, insanı korumak yerine hedef haline getirebilirdi.
Dean çevresine baktı.
İçinde garip bir his vardı.
İlk kez kendi dünyasının dışında yürüyordu.
Ve ilk kez, babasının yıllardır sakladığı şeylerin gerçekten ne kadar karanlık olabileceğini anlamaya başlıyordu.
Dean'in bu mahallede tanıdığı tek bir kişi vardı.
Rako.
Babasıyla bir dönem çalışmıştı.
Sonrasında Tyven ailesinin çevresinden tamamen uzaklaşmış, şehrin görünmeyen tarafına karışmıştı.
Gündüzleri eski bir tamir dükkânı işletiyor gibi görünüyordu.
Geceleri ise şehirde kimsenin adını yüksek sesle söylemek istemediği insanlarla bağlantıları vardı.
Dean sonunda dükkânı buldu.
Eski, dar ve loş bir yerdi.
Kapının üzerinde doğru düzgün bir tabela bile yoktu.
Dean kapıyı itti.
İçeri girer girmez ağır yağ kokusu ve sigara dumanı yüzüne çarptı.
Raflarda eski metal parçaları duruyordu.
Duvarlarda yıllardır değiştirilmemiş araç gereçler asılıydı.
Arka taraftan metal bir ses geldi.
Sonra bir sandalye gıcırdadı.
Rako başını kaldırdı.
Dean'i gördüğü anda kaşını kaldırdı.
Dudaklarının kenarında alaycı bir gülümseme oluştu.
“Zengin çocuk burada ne arıyor?”
Dean kapıyı arkasından kapattı.
Hiçbir şey söylemeden masaya doğru yürüdü.
Rako onu dikkatle izliyordu.
Dean'in üzerinde pahalı kıyafetler yoktu.
Ama duruşu, konuşma biçimi ve bakışları onu ele veriyordu.
Bu mahallede bile kim olduğunu gizlemek kolay değildi.
Dean masanın karşısında durdu.
Sesi sakindi.
“Silas Vore'un nerede olduğunu biliyorsun.”
Rako'nun gülümsemesi biraz daha büyüdü.
“Öyle mi?”
“Bana söyle.”
Rako kısa bir kahkaha attı.
“Senin babanla iş yapan insanların sana bilgi vereceğini nereden çıkardın?”
Dean'in yüzünde en ufak bir değişiklik olmadı.
“Verecekler.”
Rako sandalyesine yaslandı.
“Niye?”
Dean elini montunun cebine attı.
Küçük bir kayıt cihazı çıkardı.
Cihazı masanın üzerine bıraktığında odadaki hava değişti.
Rako'nun gözleri cihazın üzerine kaydı.
Dean konuştu.
“Babamın Silas'la yaptığı anlaşmaların kayıtları.”
Rako'nun yüzündeki alay yavaşça silindi.
Dean devam etti.
“Bazıları yasa dışı.”
Sessizlik.
“Ve eğer bunlar doğru kişilerin eline geçerse…”
Dean gözlerini Rako'ya dikti.
“Senin adın da ortaya çıkar.”
Rako birkaç saniye boyunca konuşmadı.
Sonra cihazı eline aldı.
Dean'in yüzüne baktı.
“Bunu nereden buldun?”
“Önemli değil.”
“Sen ne yaptığının farkında mısın?”
Dean'in sesi bu kez daha sertti.
“Evet.”
Rako uzun süre ona baktı.
Sonunda cihazı masaya bıraktı.
“Aptalsın.”
Dean cevap vermedi.
Rako hafifçe gülümsedi.
“Ama cesursun.”
Silas'ın Yeri
Rako sonunda yerini söyledi.
Ama bunu yaparken bile Dean'e birkaç kez düşünmesini önerdi.
Şehrin en arka sokaklarından birini tarif etti.
Sonra eski bir depo binasından bahsetti.
“Binanın arkasına geç.”
Dean dikkatle dinliyordu.
“Orada bir kapı göreceksin.”
“Ne renk?”
Rako'nun yüzündeki ifade değişti.
“Kırmızı.”
Dean'in kaşları hafifçe çatıldı.
Rako devam etti.
“Boyası eski. Yer yer dökülmüş. Üzerinde hiçbir tabela yok.”
Dean sessizce başını salladı.
“Silas orada mı?”
Rako derin bir nefes aldı.
“Silas kolay kolay yer değiştirmez.”
Sonra öne doğru eğildi.
“Ama seni içeri almaz.”
Dean cevap vermedi.
Rako'nun sesi daha ciddi bir tona dönüştü.
“Oraya gidersen iki ihtimalin var.”
Dean bekledi.
“Ya geri dönersin…”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Ya da içeri girip bir daha aynı kişi olarak çıkamazsın.”
Dean'in gözleri karardı.
“Yine de gideceğim.”
Rako başını iki yana salladı.
“Sen gerçekten babanın oğlusun.”
Dean arkasını döndü.
Kapıya doğru yürürken Rako son kez seslendi.
“Dean.”
Dean durdu ama arkasına dönmedi.
Rako'nun sesi bu kez daha düşüktü.
“Silas'la konuşmaya gitmiyorsun.”
Dean sessiz kaldı.
“Onun dünyasına giriyorsun.”
Dean birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sonra kapıyı açtı.
“Biliyorum.”
Ve dışarı çıktı.
Kırmızı Kapı
Gece yarısı çoktan geçmişti.
Şehir daha da sessizleşmişti.
Dean'in yürüdüğü sokaklarda neredeyse hiç insan yoktu.
Uzaklardan bir tren sesi duyuluyor, rüzgâr eski demir kapılara çarpıyordu.
Sonunda Rako'nun tarif ettiği binayı gördü.
Büyük ve terk edilmiş görünüyordu.
Camlarının bazıları kırılmıştı.
Duvarlarında yılların kiri vardı.
Dean binanın arkasına geçti.
Ve onu gördü.
Kırmızı kapı.
Gerçekten de kırmızıydı.
Ama canlı, parlak bir kırmızı değildi.
Boyası yıllar içinde solmuş, bazı yerleri dökülmüştü.
Üzerinde isim yoktu.
Tabela yoktu.
Uyarı yoktu.
Sadece ağır metalden yapılmış eski bir kapı…
Ve kapının arkasından gelen boğuk müzik.
Dean birkaç metre ötede durdu.
Etrafına baktı.
Burası gerçekten de kimsenin tesadüfen gelmeyeceği bir yerdi.
Telefonunu cebinden çıkardı.
Ekrana baktı.
Bir an için Kyra'nın ismi aklına geldi.
Onu aramak istedi.
Ama aramadı.
Çünkü bu gece Kyra'yı bu işin içine daha fazla çekmeyecekti.
Telefonu yeniden cebine koydu.
Derin bir nefes aldı.
Gözlerini kapattı.
“Kyra için…”
Sesi neredeyse fısıltıydı.
Sonra gözlerini açtı.
Karşısındaki kırmızı kapıya baktı.
Elini kaldırdı.
Tık.
Bir kez.
Sonra tekrar.
Tık.
İçerideki müzik sustu.
Dean bekledi.
Birkaç saniye boyunca hiçbir şey olmadı.
Ardından içeriden ağır adımlar duyuldu.
Yaklaşıyorlardı.
Kapının kilidi açıldı.
Metal bir ses geceyi böldü.
Kapı yavaşça açıldı.
Dean'in karşısında uzun boylu, siyah ceketli bir adam duruyordu.
Adamın yüzünde hiçbir ifade yoktu.
Dean'i baştan aşağı süzdü.
Sanki karşısındaki kişinin kim olduğunu değil, ne kadar dayanabileceğini anlamaya çalışıyordu.
Bir süre konuşmadı.
Sonra soğuk bir sesle sordu:
“Ne istiyorsun?”
Dean'in bakışları değişmedi.
“Silas Vore.”
Adamın yüzünde belli belirsiz bir hareket oldu.
“Sen kimsin?”
Dean cevap vermeden önce kısa bir an durdu.
“Onunla konuşmaya geldim.”
Adam kapının kenarına yaslandı.
“Buraya giren herkes konuşmaya geldiğini söyler.”
Dean sessiz kaldı.
Adam birkaç saniye daha onu inceledi.
Sonra kenara çekildi.
Ama geçmeden önce son bir kez konuştu.
“İçeri giriyorsan…”
Dean adım atmak üzereyken durdu.
Adamın sesi buz gibiydi.
“…çıkışını unut.”
Dean'in gözleri karanlık kapının ardına kaydı.
Orada ne olduğunu bilmiyordu.
Silas'ın içeride olup olmadığını bile bilmiyordu.
Ama artık geri dönmek için çok geçti.
Dean başını hafifçe eğdi.
Ve hiçbir şey söylemeden kırmızı kapının eşiğini geçti.
Kapı arkasından ağır bir sesle kapandı.
Güm.
Dışarıdaki dünya bir anda geride kaldı.
Dean artık Silas Vore'un dünyasındaydı.
Ve henüz bilmiyordu…
Bu kapıdan içeri attığı adımın yalnızca Silas'a değil, kendi ailesinin yıllardır sakladığı gerçeklere de açılan bir kapı olduğunu.
Bölüm etkileşimi
