1-bolum

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 63Şu an: 1-bolum
  1. 1 1-bolum1.620 kelime · Okuduğun bölüm
  2. 2 2.bolum2.090 kelime
  3. 3 3.bölüm1.489 kelime
  4. 4 4.bolum1.342 kelime
  5. 5 5.bölüm1.139 kelime
  6. 6 6.bölüm1.094 kelime
  7. 7 7.bolum796 kelime
  8. 8 8.bolum1.068 kelime
  9. 9 9.bolum960 kelime
  10. 10 10.bolum1.428 kelime
  11. 11 KARAKTERLER
  12. 12 11.bolum1.023 kelime
  13. 13 12.bölüm1.196 kelime
  14. 14 13.bolum954 kelime
  15. 15 14.bolum992 kelime
  16. 16 15.bolum1.470 kelime
  17. 17 16.bolum1.092 kelime
  18. 18 17.bolum1.096 kelime
  19. 19 18.bolum1.269 kelime
  20. 20 19.bolum891 kelime
  21. 21 20.bolum1.125 kelime
  22. 22 21.bolum474 kelime
  23. 23 22.bolum421 kelime
  24. 24 23.bolum531 kelime
  25. 25 24.bolum357 kelime
  26. 26 25.bolum1.269 kelime
  27. 27 26.bolum377 kelime
  28. 28 27.bolum1.193 kelime
  29. 29 28.bolum420 kelime
  30. 30 29.bolum394 kelime
  31. 31 30.bolum348 kelime
  32. 32 31.bolum421 kelime
  33. 33 32.bolum1.217 kelime
  34. 34 33.bolum1.103 kelime
  35. 35 34.bolum319 kelime
  36. 36 35.bolum273 kelime
  37. 37 36.bolum305 kelime
  38. 38 37.bolum697 kelime
  39. 39 38.bolum1.165 kelime
  40. 40 39.bolum306 kelime
  41. 41 40.bolum333 kelime
  42. 42 41.bolum282 kelime
  43. 43 42.bolum543 kelime
  44. 44 43.bolum346 kelime
  45. 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
  46. 46 45.bolum317 kelime
  47. 47 46.bolum514 kelime
  48. 48 46.5344 kelime
  49. 49 47.bolum470 kelime
  50. 50 48.bolum429 kelime
  51. 51 49.bolum648 kelime
  52. 52 50.bolum811 kelime
  53. 53 51.bolum396 kelime
  54. 54 52.bolum538 kelime
  55. 55 53.bolum482 kelime
  56. 56 54.bolum334 kelime
  57. 57 55.bolum296 kelime
  58. 58 56.bolum506 kelime
  59. 59 57.bolum284 kelime
  60. 60 58.bolum320 kelime
  61. 61 59.bolum814 kelime
  62. 62 60.bolum337 kelime
  63. 63 61.bolum264 kelime

1. Bölüm — Yeni Başlangıç

Okulun ilk günüydü.

Kyra, sabahın erken saatlerinden beri süren uzun ve yorucu yolculuğun ardından nihayet okulun devasa demir kapılarının önünde durmuş, karşısında yükselen görkemli yapıya sessizce bakıyordu. Burası şehrin en köklü, en prestijli ve yalnızca belirli çevrelerden gelen öğrencilerin eğitim gördüğü seçkin liselerinden biriydi. Yüksek taş duvarları, kusursuz düzenlenmiş bahçeleri, birbirinden büyük binaları ve uzaktan bile kendini belli eden ihtişamıyla okuldan çok küçük bir şehir görüntüsü veriyordu.

Her şey fazlasıyla kusursuzdu.

Binaların dış cephesinden yürüyüş yollarına, bahçedeki ağaçların düzeninden öğrencilerin üzerindeki pahalı üniformalara kadar burada bulunan her şey, Kyra'ya kendi hayatından ne kadar farklı bir dünyanın içine adım attığını hatırlatıyordu.

Burası zengin ailelerin çocuklarının eğitim gördüğü, geleceğin başarılı insanlarının yetiştirildiği söylenen bir okuldu.

Ve Kyra...

Bir burs öğrencisiydi.

Elindeki çantasının askısını biraz daha sıkı kavrayarak okulun kapısına baktı. İçeri girmek için yalnızca birkaç adım atması gerekiyordu fakat nedense o birkaç adım, hayatındaki en uzun mesafe gibi görünüyordu.

Kalbinin içinde garip bir sıkışma vardı.

Bir yanı geri dönmek, bu kapıdan hiç içeri girmemek ve kendisini bekleyen bütün bakışlardan kaçmak istiyordu. Diğer yanı ise önündeki fırsatın ne kadar değerli olduğunu biliyordu. Burası onun için yalnızca bir okul değildi.

Belki de hayatını değiştirebilecek tek şanstı.

Ailesinin içinde bulunduğu şartları düşündü.

Küçük kardeşinin yüzü gözlerinin önüne geldi.

Onun gülümsemesini, kendisine güvenerek baktığı o gözleri ve Kyra'nın eve her döndüğünde ondan beklediği küçük umutları hatırladı.

"Dayanmalıyım."

Bunu içinden defalarca tekrarladı.

"Ne olursa olsun dayanmalıyım."

Derin bir nefes aldı.

Ciğerlerini dolduran havayı birkaç saniye tuttuktan sonra yavaşça dışarı verdi ve nihayet ilk adımını attı.

Sonra bir adım daha.

Ve bir tane daha...

Böylece Kyra, hayatının belki de en zorlu döneminin başlayacağından habersiz bir şekilde okulun kapısından içeri girdi.

---

Koridorlar henüz fazla kalabalık değildi.

Kyra, elindeki kâğıtta yazılı sınıf numarasına bakarak uzun koridorlarda ilerlerken çevresindeki öğrencileri dikkatlice inceliyordu. Bazıları kahkahalarla konuşuyor, bazıları birbirlerine hafta sonu yaptıkları şeyleri anlatıyor, bazılarıysa telefonlarından bir şeyler göstererek arkadaşlarıyla eğleniyordu.

Hepsinin ortak bir noktası vardı.

Birbirlerini tanıyorlardı.

Birbirlerine aittiler.

Kyra ise onların arasında yürürken kendisini yanlışlıkla başka bir dünyanın içine düşmüş gibi hissediyordu.

Sonunda sınıfını buldu.

Kapının önünde birkaç saniye durduktan sonra içeri baktı.

Sınıf bomboştu.

Erken gelmişti.

Bu durum Kyra'nın istemsizce rahatlamasına neden oldu. En azından şimdilik kimse ona bakmıyor, kimse onu sorgulamıyor, kimse nereden geldiğini ya da neden burada olduğunu merak etmiyordu.

Sessizce içeri girdi.

Pencerelerden süzülen sabah güneşi sıraların üzerine uzun ışık çizgileri bırakıyordu. Tahtanın üzerinde henüz hiçbir yazı yoktu ve sınıfın içindeki sessizlik, dışarıdaki kalabalıktan tamamen farklı bir dünya yaratıyordu.

Kyra arka taraflardaki sıralardan birine geçti ve çantasını yanına bırakarak oturdu.

Bir süre hiçbir şey yapmadan pencereden dışarı baktı.

Bahçede birkaç öğrenci görünüyordu.

Hepsi mutlu gibiydi.

Kyra ise ellerini dizlerinin üzerinde birleştirerek sessizce bekliyordu.

İçinde hem garip bir huzur hem de açıklayamadığı bir huzursuzluk vardı.

Yalnızdı.

Fakat bu yalnızlık şu an için kötü değildi.

Tam tersine, yalnız olmak ona güvenli geliyordu.

Kimsenin onu fark etmediği, kimsenin onunla konuşmadığı bu birkaç dakika boyunca Kyra kendisini biraz olsun normal hissedebiliyordu.

Başını sıraya yaslayarak gözlerini kısa süreliğine kapattı.

"Her şey yoluna girecek."

Kendisine bunu söylemeye çalıştı.

"Buraya okumaya geldim. Başka hiçbir şey önemli değil."

Sadece derslerine çalışacak, sorun çıkarmayacak, kimseyle kavga etmeyecek ve mümkün olduğunca görünmez kalacaktı.

Mezun olduğunda elinde iyi bir gelecek olacaktı.

En azından umudu buydu.

---

Yaklaşık bir saat sonra sınıfın sessizliği tamamen bozuldu.

Öğrenciler birer birer içeri girmeye başlamış, birkaç dakika içinde sınıf kahkahalar, konuşmalar ve sandalye sesleriyle dolmuştu.

Kyra başını kaldırdığında onlarca farklı yüzün arasında kendisini fazlasıyla küçük hissetti.

Bazı öğrenciler onu fark etmiş ve birkaç saniye boyunca bakmıştı.

Kimileri yalnızca merakla süzmüş, kimileri ise yanındaki arkadaşına bir şeyler fısıldamıştı.

Kyra bunu görmezden gelmeye çalıştı.

Başını önüne eğdi.

Fakat sınıftaki bakışların üzerinde olduğunu hissedebiliyordu.

Tam o sırada öğretmen içeri girdi.

Elindeki dosyaları masanın üzerine bıraktıktan sonra sınıfa göz gezdirdi ve öğrencilerin yerine oturmasını bekledi. Gürültü bir süre devam etti ancak öğretmen yüksek sesle konuşmaya başladığında sınıftaki uğultu yavaş yavaş azaldı.

"Evet çocuklar, bugün aramıza yeni bir arkadaş katıldı."

Öğretmenin bakışları doğrudan Kyra'ya yöneldi.

Kyra'nın kalbi bir anda hızlandı.

"Lütfen tahtaya gel ve kendini tanıt."

Bir anda bütün sınıfın dikkati ona çevrildi.

Kyra'nın parmakları istemsizce birbirine kenetlendi.

Ayağa kalkması gerektiğini biliyordu.

Fakat vücudu birkaç saniye boyunca onu dinlemedi.

Sonunda derin bir nefes aldı ve ağır adımlarla sırasından kalktı.

Her adımında üzerindeki bakışları daha fazla hissediyordu.

Tahtanın önüne geldiğinde yüzünün ısındığını fark etti. Ellerinin hafifçe titremesine engel olamıyordu.

Boğazındaki düğümü güçlükle yuttu.

Öğretmen ona cesaret verircesine başını salladı.

Kyra dudaklarını araladı.

"Benim adım Kyra."

Sesi düşündüğünden daha kısık çıkmıştı.

Sınıfta birkaç saniyelik sessizlik oluştu.

Ardından fısıltılar başladı.

Önce yalnızca birkaç kişinin sesi duyuldu.

"Ne biçim isim bu böyle?"

"Hiç bizim çevreden birine benzemiyor."

"Yeni öğrenciymiş."

"Alt sınıftan biri olduğu belli."

"Bursla gelmiş diyorlar."

"Gerçekten mi?"

"Bizim okula burslular da mı alınıyor artık?"

Birileri hafifçe güldü.

Başka biri daha yüksek sesle konuştu:

"Şansa bak..."

Ardından birkaç kahkaha daha yükseldi.

Kyra'nın yüzündeki ifade değişmedi.

En azından değişmemesi için kendisini zorladı.

İçinde ise her kelime bir başka yere dokunuyor, kendisine yöneltilen her küçümseyici bakış biraz daha ağırlaşıyordu.

"Burslu."

Bu kelime kulağında yankılandı.

Sanki herkes onu artık yalnızca bu kelimeyle tanımlıyordu.

Kyra gözlerini yere indirdi.

Kendisine kızıyordu.

Ağlamamalıydı.

Sinirlenmemeliydi.

Karşılık vermemeliydi.

Çünkü burada hata yaparsa yalnızca kendisi zarar görmeyecekti.

Ailesi vardı.

Küçük kardeşi vardı.

Onun geleceği vardı.

Bu yüzden sessiz kalmalıydı.

Ne kadar canı yanarsa yansın, burada ayakta kalmalıydı.

Öğretmen sonunda sınıftaki uğultuya müdahale etti.

"Şşş! Bu kadar yeter."

Sınıf yavaş yavaş sustu.

Öğretmen Kyra'ya dönerek daha sakin bir ses tonuyla konuştu.

"Aramıza hoş geldin Kyra. Yerine geçebilirsin."

Kyra başını hafifçe salladı.

"Teşekkür ederim."

Sonra tahtanın önünden ayrılarak sırasına geri döndü.

Oturduğu anda derin bir nefes verdi.

Kimsenin fark etmemesi için ellerini sıranın altında sakladı.

Hâlâ titriyorlardı.

---

Ders sona erdiğinde sınıf bir anda hareketlendi.

Sandalyeler geriye çekildi, öğrenciler arkadaşlarının yanına toplandı ve koridorlardan gelen sesler giderek yükseldi.

Kyra ise bir süre yerinden kalkmadı.

Midesi açlıktan gurulduyordu.

Sabah aceleden doğru düzgün bir şey yiyememişti.

Çantasını aldı ve yavaşça sınıftan çıktı.

Koridora adım attığında kalabalık onu yeniden içine çekti.

Bir yanda kahkahalar, diğer yanda koşuşturan öğrenciler vardı.

Kyra ise başını eğerek kalabalığın arasından geçmeye çalışıyordu.

Tam köşeyi dönmek üzereyken arkasından bir ses geldi.

"Pişt! Yeni çocuk, nereye gidiyorsun?"

Kyra'nın adımları durdu.

Bir an bunun kendisine söylenmediğini düşündü.

Ama birkaç saniye sonra tekrar aynı sesi duydu.

"Hey, sana söylüyorum."

Kyra yavaşça arkasını döndü.

Karşısında sınıftaki öğrencilerden biri duruyordu.

Çocuk kendinden fazlasıyla emin görünüyordu. Omuzları dik, yüzünde küçümseyici bir ifade vardı. Etrafındaki birkaç kişi de onun arkasında durmuş, olup biteni izliyordu.

Kyra çekingen bir sesle cevap verdi.

"Yemek yemeye gidiyorum."

Çocuk kısa bir kahkaha attı.

"Ne? Yemek mi yiyeceksin?"

Kyra ne söylemesi gerektiğini bilemedi.

Çocuk kollarını göğsünde birleştirdi.

"Buradaki yemekler ucuz değil, biliyor musun? Paran yeter mi ki?"

Arkadan birkaç kişinin güldüğü duyuldu.

Kyra'nın yüzündeki gülümseme silindi.

Bir an boyunca hiçbir şey söylemedi.

Sonra yalnızca başını hafifçe eğdi.

Çocuk bunu bir meydan okuma olarak algılamış olacak ki dudaklarının kenarında sinsi bir gülümseme belirdi.

"İstersen sana ben alabilirim."

Kyra başını kaldırdı.

"Teşekkür ederim... istemem."

Sesi olabildiğince nazikti.

Fakat karşısındaki çocuğun yüzündeki ifade bir anda değişti.

Az önceki alaycı gülümseme kayboldu.

Bakışları sertleşti.

"İstemiyorsun demek..."

Kyra'nın kalbi hızlandı.

Çocuk birkaç saniye boyunca ona baktıktan sonra sesini alçalttı.

"Bir daha sana bir şey söylediğimde beni geri çevirirsen..."

Bir adım yaklaştı.

"...seni öldürürüm."

Kyra'nın nefesi bir anlığına kesildi.

Kalbi göğsünde hızla çarpmaya başladı.

Bu sözün bir tehdit olduğunu anlamak için düşünmesine bile gerek yoktu.

Ne söyleyeceğini bilemedi.

Gözleri büyümüş, elleri yeniden titremeye başlamıştı.

"Şey..."

Sesi neredeyse duyulmayacak kadar zayıftı.

"Özür dilerim..."

Yutkundu.

"Bir daha olmayacak."

Çocuğun yüzündeki ifade yeniden değişti.

"Hah."

Sanki istediği cevabı almış gibi geri çekildi.

"Anlaştık o zaman."

Ardından arkasını dönerek arkadaşlarının yanına gitti.

Kyra ise olduğu yerde kaldı.

Koridor hâlâ kalabalıktı.

İnsanlar yanından geçiyor, konuşuyor, gülüyor ve günlük hayatlarına devam ediyordu.

Ama Kyra için sanki bütün sesler bir anda uzaklaşmıştı.

Az önce duyduğu cümle zihninde tekrar tekrar yankılanıyordu.

Neden?

Ne yapmıştı ki?

Sadece teşekkür edip teklifi kabul etmemişti.

Sadece kendi başına yemek yemek istemişti.

Bunun neresi yanlıştı?

Kyra gözlerini kapattı ve derin bir nefes almaya çalıştı.

Fakat göğsündeki sıkışma geçmiyordu.

Kendisini küçücük hissediyordu.

Yine de ağlamadı.

Ağlamayacaktı.

Çünkü burada ağlarsa insanlar onu daha da zayıf görecekti.

Ve Kyra'nın zayıf görünmeye hakkı yoktu.

Küçük kardeşinin yüzü yeniden gözlerinin önüne geldi.

Onun için güçlü olmak zorundaydı.

Ne kadar yorulursa yorulsun...

Ne kadar korkarsa korksun...

Pes edemezdi.

Tam o sırada, bütün bu gürültünün arasında başka bir ses duydu.

Tanıdık.

Sıcak.

Huzur veren bir ses.

Sanki geçmişten çıkıp zihninin en karanlık köşesine kadar ulaşmıştı.

"Kötü düşüncelere kapılma."

Kyra'nın gözleri hafifçe büyüdü.

"Sen kendine gel. Ben hep yanındayım."

Kyra olduğu yerde hareketsiz kaldı.

O sesi duyduğu anda kalbindeki korku birkaç saniyeliğine geri çekildi.

Dudakları titredi.

Çünkü o sesi çok iyi tanıyordu.

Onu unutamamıştı.

Belki de hiçbir zaman unutamayacaktı.

Kyra başını hafifçe kaldırarak koridorun sonuna baktı.

Kimse yoktu.

Sadece uzaklardan gelen ayak sesleri ve öğrencilerin konuşmaları duyuluyordu.

Gözleri doldu.

Ama yine de ağlamadı.

"Keşke burada olsaydın..."

Sesi fısıltıdan bile daha zayıftı.

"Seni çok özledim."

Bir an durdu.

"Sensiz ne yapacağımı bilmiyorum."

Başını önüne eğdi.

O an Kyra, bu okulda yalnızca yeni bir öğrencinin değil, geçmişinden taşıdığı yaralarla yeni bir hayata başlamaya çalışan birinin olduğunu fark etti.

Belki de buraya gelmek hayatını değiştirecekti.

Belki güzel şeyler olacaktı.

Belki de tam tersine, şimdiye kadar yaşadığı her şeyden daha zor günler onu bekliyordu.

Bunu henüz bilmiyordu.

Bildiği tek şey, geri dönemeyeceğiydi.

Çünkü arkasında onu bekleyen bir ailesi ve kendisine güvenen küçük bir kardeşi vardı.

Bu yüzden korksa bile yürümek zorundaydı.

Yalnız hissetse bile devam etmek zorundaydı.

Ve kimse bilmese de Kyra, o gün okulun kapısından içeri girdiği anda yalnızca yeni bir okula değil...

Hayatının geri kalanını değiştirecek olayların içine adım atmıştı.

Koridorda yürümeye başladığında arkasında bıraktığı sessizlik, aslında yaklaşan fırtınanın ilk habercisiydi.

Kyra henüz bilmiyordu.

Ama bu okulda karşılaşacağı insanlar, yaşayacağı olaylar ve öğreneceği sırlar, onun bugüne kadar bildiği hayatı tamamen değiştirecekti.

Ve hikâyesi...

Daha yeni başlıyordu.

---

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.