6. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler6.bölüm
Bölümler 63Şu an: 6.bölüm
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
6. Bölüm — Bir Günlüğüne Normal
Bir hafta geçmişti.
Kyra, Ravencroft Tıp Merkezi'nde geçirdiği birkaç günün ardından sonunda taburcu edilmişti. Doktorların önerdiği şekilde dinlenmeye çalışıyor, okuldan uzak kaldığı bu kısa süreyi mümkün olduğunca sakin geçiriyordu.
Yüzündeki morlukların rengi biraz açılmıştı.
Ancak yaşadığı olayın bıraktığı yorgunluk hâlâ tamamen geçmemişti.
Bazen aynaya baktığında yüzündeki izleri görüyor ve o geceyi hatırlıyordu. Yağmurun sesi, karanlık sokak, yerde kaldığı an ve ardından duyduğu o ses...
"Dayan. Geliyorum."
Dean'in sesi.
Kyra ne zaman o geceyi düşünse, Dean'in gerçekten gelip onu bulmuş olması aklına geliyordu.
O gün ise odasında sessizce kitabını okuyordu.
Pencereden içeri giren sonbahar ışığı odanın zeminine düşüyor, dışarıdaki rüzgâr ağaçların yapraklarını hafifçe sallıyordu.
Kyra birkaç sayfa daha okuduktan sonra telefonunun çaldığını duydu.
Telefonunu eline aldı.
Ekranda tanıdık bir isim vardı.
Dean Tyven.
Kyra'nın yüzünde istemsizce küçük bir gülümseme oluştu.
Aramayı cevapladı.
"Efendim?"
Telefonun diğer ucundan Dean'in enerjik sesi geldi.
"Aç aç!"
Kyra hafifçe güldü.
"Ne istiyorsun, Bay Tyven?"
Dean hiç beklemeden cevap verdi.
"Hava güzel."
Kısa bir duraksama.
"Sen hayattasın."
Bir başka duraksama.
"Ben de sıkıldım."
Kyra kaşlarını kaldırdı.
"Ve?"
Dean son derece ciddi bir ses tonuyla konuştu.
"Bu ikisini birleştirince harika bir plan ortaya çıkıyor."
Kyra başını iki yana salladı.
"Nasıl bir plan?"
"Hafta sonu."
Dean'in sesi neşeliydi.
"Sen. Ben. Dışarısı."
Kyra birkaç saniye sustu.
Dean hemen ekledi:
"Tabii hâlâ 'kafes dışına çıkmak' yasaklı değilse."
Kyra istemeden gülümsedi.
Dean'in önceki konuşmaları aklına geldi.
Altın kafes.
Babasının çizdiği sınırlar.
Tyven soyadının Dean'in hayatında oluşturduğu baskı...
Belki de Dean'in bu yüzden sıradan şeylerden bu kadar keyif aldığını artık daha iyi anlıyordu.
Kyra pencerenin dışına baktı.
"Nereye gitmeyi düşünüyorsun?"
Dean hiç düşünmeden cevap verdi.
"Bilmem."
Sonra heyecanla ekledi:
"Belki kaçak bir dondurma."
Kyra güldü.
"Kaçak mı?"
"Evet."
"Nasıl yani?"
"Çok gizli."
Dean sesini alçaltarak devam etti:
"Belki parka otururuz. Etraftaki herkese gizli gizli isim takarız."
Kyra gözlerini devirdi.
"Çocuk gibi."
Dean'in cevabı bu kez daha sakin geldi.
"Çünkü seninle olmak böyle hissettiriyor."
Kyra bir an sustu.
Cümlenin altında farklı bir anlam aramak yerine yalnızca Dean'in yanında kendisini daha rahat hissettiğini düşündü.
Sonunda hafifçe konuştu.
"Tamam."
Dean'in sesi bir anda yükseldi.
"Gerçekten mi?"
"Evet."
"Harika!"
Kyra telefonun diğer ucundan gelen heyecanlı sesi duyunca yeniden gülümsedi.
Onun "tamam" demesi bir zafer değildi.
Bir meydan okuma da değildi.
Sadece küçük bir güven işaretiydi.
Ve Dean için, Kyra'nın kendisine duyduğu bu güven, alabileceği en değerli cevaplardan biriydi.
Hafta Sonu
Buluşacakları gün hava beklenenden daha güzeldi.
Sonbaharın serinliği kendisini hissettiriyordu ama hava rahatsız edici değildi.
Kyra, sessiz bir semtte bulunan küçük bir parkın girişinde durdu.
Etraf oldukça sakindi.
Birkaç çocuk parkta oynuyor, yaşlı insanlar banklarda oturuyor, rüzgâr ağaçların dallarındaki sarı ve turuncu yaprakları yavaşça savuruyordu.
Kyra banklardan birine oturdu.
Ellerini cebine koyarak etrafı izlemeye başladı.
Bir süre sonra uzaktan gelen tanıdık bir ses duydu.
"Bay Sincap Tyven geliyor!"
Kyra başını kaldırdı.
Dean elinde iki karton dondurmayla ona doğru koşuyordu.
Fakat normal şekilde koşmak yerine, anlamsız bir şekilde sağa sola zıplıyor, sanki gerçekten bir sincapmış gibi davranıyordu.
Kyra birkaç saniye boyunca ona baktı.
Dean bankın önüne geldiğinde dondurmalardan birini gururla havaya kaldırdı.
"Bay Sincap Tyven, dondurma görevini başarıyla tamamladı efendim!"
Kyra gözlerini devirdi.
"Gerçekten mi?"
Dean başını gururla salladı.
"Evet."
"Sincap?"
Dean hiç tereddüt etmedi.
"Elbette."
Kyra başını iki yana salladı.
"Sen gerçekten tuhafsın."
Dean dondurmayı ona uzattı.
"Hadi ama. Eğer kendini yeterince küçümsersen hayatta daha az hayal kırıklığına uğrarsın."
Kyra kaşlarını kaldırdı.
"Bu nasıl bir mantık?"
"Strateji."
Dean son derece ciddi bir ifadeyle cevap verdi.
"Benim hayatta kalma stratejim."
Kyra istemeden güldü.
Dean'in yüzünde zafer kazanmış gibi bir ifade oluştu.
"İşte!"
Kyra gülümsemesini gizlemeye çalıştı.
"Ne?"
"Güldün."
"Hayır."
"Gördüm."
"Yanlış gördün."
Dean birkaç saniye ona baktı.
Sonra hiçbir şey söylemeden yere doğru eğildi ve kendisini kuru yaprakların üzerine bıraktı.
Kyra şaşkınlıkla ona baktı.
"Dean!"
Dean yüzünü yaprakların arasından kaldırdı.
"Ne?"
"Kalk!"
"Neden?"
"Çünkü biri seni görecek!"
Dean omuzlarını silkti.
"Bırak görsünler."
Sonra yaprakların arasından başını kaldırıp ciddi bir ifadeyle konuştu:
"Belki sanat performansıdır."
Kyra kahkahayı bastı.
"Sen gerçekten delisin."
Dean hemen ayağa kalktı.
"İşte bu!"
Kyra gülmeye devam ediyordu.
Dean'in yüzünde geniş bir gülümseme vardı.
"Sesli güldün!"
Kyra bir anda utandı.
Gülümsemesini gizlemek için başını çevirdi.
Dean ise birkaç saniye onu izledi.
Sonra üstündeki yaprakları silkeledi.
"Tamam."
Kyra ona baktı.
"Sırada ne var?"
Dean düşünüyormuş gibi yaptı.
"Belki ördekleri taklit ederim."
Kyra hemen itiraz etti.
"Hayır."
"Ya da kendimi yere atıp 'sanat performansı' diye bağırırım."
"Dean, lütfen..."
Dean iki elini yana açtı.
"Çünkü insanlık buna hazır değil ama ben hazırım!"
Kyra yeniden gülmeye başladı.
Tam o sırada yan taraftaki bankta oturan yaşlı bir kadın onlara bakıyordu.
Dean bunu fark edince kadına döndü.
"Teyze!"
Kadın şaşkınlıkla ona baktı.
Dean ciddi bir yüz ifadesi takındı.
"Biz kardeşiz."
Kyra'nın gözleri büyüdü.
"Dean..."
Dean devam etti:
"Gerçekten."
Sonra Kyra'yı işaret etti.
"Sadece çok farklı beslenmişiz."
Yaşlı kadın gülümserken Kyra artık kendisini tutamadı.
Yüzünü ellerinin arasına kapatarak kahkahaya boğuldu.
Dean de gülmeye başladı.
O an parkın sessizliği onların kahkahalarıyla bölünmüştü.
Kyra uzun zamandır kendisini bu kadar hafif hissetmemişti.
Ne okul vardı o anda.
Ne Kane.
Ne insanların bakışları.
Ne burslu olduğu için duyduğu utanç.
Ne de geçmişin ağır gölgesi.
Sadece bir park vardı.
Bir dondurma.
Ve saçma sapan davranan Dean.
Kyra içinden geçirdi:
Ne zaman ciddileşmek istesem, o saçmalıyor.
Ne zaman yeniden duvar örmeye kalksam, bir şekilde beni o duvarın arkasından çıkarıyor.
Ve belki de en garip olanı...
Dean'in yanında olduğu zaman geçmiş bir süreliğine sessizleşiyordu.
Sanki yaşadığı bütün kötü şeyler birkaç saatliğine ondan uzaklaşıyordu.
Kyra uzun zamandır ilk kez kendisini normal hissediyordu.
Sadece bir günlüğüne bile olsa...
Gün yavaş yavaş sona yaklaşırken ikisi parkın diğer tarafındaki taş köprüye doğru yürümeye başladı.
Güneş batmak üzereydi.
Gökyüzü turuncu ve soluk sarı tonlara bürünmüş, ağaçların arasından süzülen ışık taş yolun üzerine düşmüştü.
Dean bir süre sessiz kaldı.
Kyra bunu hemen fark etti.
"Ne oldu?"
Dean başını iki yana salladı.
"Bir şey yok."
Kyra ona baktı.
"Yalan söylüyorsun."
Dean hafifçe gülümsedi.
"Sen de artık beni tanımaya başladın."
Kyra cevap vermedi.
Dean birkaç saniye boyunca yürüdü.
Sonra gözlerini ona çevirdi.
"Sadece..."
Bir an durdu.
"Seni böyle görmek güzel."
Kyra şaşkınlıkla baktı.
Dean devam etti:
"Gülümseyince dünyaya biraz daha ait görünüyorsun."
Kyra'nın adımları yavaşladı.
Bu cümle beklemediği bir yerden gelmişti.
Dean'in yüzünde bu kez şaka yoktu.
Yalnızca samimi bir ifade vardı.
Kyra bir süre sessiz kaldı.
Sonra gözlerini önüne çevirdi.
Dudaklarından yalnızca birkaç kelime çıktı.
"Belki de..."
Sesi çok hafifti.
"...sadece senin dünyana."
Dean cevap vermedi.
İkisi bir süre yan yana yürümeye devam etti.
Fakat o kısa cümle, ikisinin de zihninde uzun süre yankılanacaktı.
Çünkü Kyra'nın hayatında ilk kez bir insan, onun geçmişinden kaçmasına değil, bugünün içinde kalmasına yardım ediyordu.
Ve belki de bazı yaralar hemen iyileşmezdi.
Ama insan bazen iyileşmeye...
yeniden gülümsemeyi öğrenerek başlardı.
Bölüm etkileşimi
