15. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler14.bolum
Bölümler 63Şu an: 14.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm — Gecenin Ziyareti
Gece çoktan yarısını geçmişti.
Dean'in evinin üzerindeki sessizlik, alışılmış bir sessizlik değildi.
Sanki bütün ev nefesini tutmuştu.
Dışarıda rüzgâr esiyor, bahçedeki ağaçların dalları birbirine sürtünüyordu. Pencerenin aralığından giren soğuk hava, perdeleri yavaşça hareket ettiriyordu. Sokak lambasının solgun ışığı odanın zeminine vuruyor, duvarlarda belli belirsiz gölgeler oluşturuyordu.
Saat gece yarısını geçmişti.
Dean hâlâ masasının başındaydı.
Önündeki bilgisayar açıktı ama ekranına bakmıyordu.
Dosyalar, notlar ve isimler birbirine karışmıştı.
Riven.
Silas Vore.
Noctem Kardeşliği.
Babası.
Ve en sonunda…
Kyra.
Dean iki elini birbirine kenetledi.
Son birkaç gündür yaşananları düşünüyordu.
Silas'ın söylediklerini.
Babasının geçmişini.
Kyra'nın yıllardır taşıdığı korkuyu.
Riven'in kayboluşunu.
Her şey birbirine bağlanıyor, fakat ortaya çıkan tablo Dean'in görmek istediğinden çok daha karanlık bir hâl alıyordu.
Bir süre sonra gözlerini kapattı.
Tam o sırada…
Bir hareket fark etti.
Dean'in gözleri aniden açıldı.
Pencerenin dışındaki ışıkta, odasının kapısının önünde bir gölge vardı.
Dean'in kalbi hızlandı.
Yavaşça sandalyesinden doğruldu.
Bir an boyunca hiçbir şey olmadı.
Sonra…
Klik.
Kapının kilidi döndü.
Dean'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Ne…?”
Kapı yavaşça açıldı.
Dean ayağa kalktı.
Ve kapının ardındaki kişiyi gördüğü anda nefesi kesildi.
Silas.
Gecenin Davetsiz Misafiri
Silas kapının eşiğinde duruyordu.
Üzerinde koyu renk takım elbisesi vardı.
Yüzündeki o tanıdık, soğuk tebessüm ise Dean'in birkaç gün önce gördüğü hâlinden farklı değildi.
Sanki gece yarısı başka birinin evine girmek son derece sıradan bir şeymiş gibi sakindi.
Dean'in elleri yumruk oldu.
“Senin burada ne işin var?”
Silas ellerini cebine soktu.
“ Sakin ol, Dean.”
Sesi o kadar rahattı ki bu, Dean'in öfkesini daha da artırdı.
“Sadece konuşmaya geldim.”
Dean kapıyı gösterdi.
“Konuşacak bir şey yok.”
Sesi sertleşti.
“Defol git buradan, Silas.”
Silas başını hafifçe yana eğdi.
Dudaklarının kenarında küçük bir tebessüm oluştu.
“Ah…”
Bir adım attı.
“Ama dinlemek isteyeceksin.”
Dean'in bakışları sertleşti.
Silas devam etti.
“Yoksa…”
Kısa bir sessizlik.
“Önce Kyra'nın evine mi gitmeliyim, Dean?”
Dean'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
Öfkesi, yerini çok daha keskin bir korkuya bıraktı.
“Onun adını bile ağzına alma.”
Silas sustu.
Dean bir adım öne çıktı.
“Ondan uzak dur.”
Sesi titremiyordu.
“Beni duyuyor musun?”
Silas'ın gözlerindeki tebessüm biraz daha belirginleşti.
“Pekâlâ.”
Son derece sakin bir şekilde başını salladı.
“Gidiyorum.”
Arkasını döndü.
Kapıya doğru yürüdü.
Dean onun gerçekten çıkacağını düşündüğü anda Silas kapının önünde durdu.
Elini kapı koluna koydu.
Koridorun ışığı, odanın karanlığına ince bir mavi çizgi gibi sızıyordu.
Silas o ışığın içinde birkaç saniye hareketsiz kaldı.
Sonra başını yavaşça çevirdi.
Yüzündeki tebessüm kaybolmuştu.
Artık ifadesinde hiçbir sıcaklık yoktu.
Silas kapıdan çıkmak yerine yeniden odaya girdi.
Kapı arkasında açık kaldı.
Dean'in nefesi sıklaştı.
Silas ağır adımlarla ona doğru yürüdü.
Bir adım.
Sonra bir adım daha.
Ayakkabılarının zemine vuran sesi, odadaki sessizliği parçalıyor gibiydi.
Dean geri çekilmedi.
Silas birkaç adım kala durdu.
Sonra biraz eğildi.
Sesi alçaldı.
Neredeyse fısıltıyla konuşuyordu.
Ama söylediği her kelime Dean'in zihnine ağır bir yük gibi oturdu.
“Bana katıl, Dean.”
Dean'in gözleri sertleşti.
“Benimle çalış.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Ve Kyra yaşasın.”
Dean'in yüzündeki bütün renk çekildi.
Silas devam etti.
“Eğer onun sonunun Riven gibi olmasını istemiyorsan…”
Başını hafifçe kaldırdı.
“Benimle çalış.”
Teklif
O anda Dean'in zihni tamamen sustu.
Sanki dünya bir anlığına durmuştu.
Silas'ın sesi uzaklardan geliyormuş gibiydi.
Dean yalnızca birkaç kelimeyi duyabiliyordu.
Kyra.
Riven.
Yaşasın.
İçinde aynı anda onlarca duygu yükseldi.
Öfke.
Korku.
Çaresizlik.
Ve en kötüsü…
Kararsızlık.
Çünkü Silas'ın teklifinde bir tehdit vardı.
Ama aynı zamanda Dean'in en büyük korkusuna dokunan bir vaat de vardı.
Kyra'nın güvende kalması.
Dean dişlerini sıktı.
“Ne istiyorsun benden?”
Silas doğruldu.
Omuzlarını umursamazca silkti.
“Senin için küçük işler.”
Dean'in bakışları değişmedi.
“Bilgiler.”
Silas devam etti.
“Önlemler.”
Bir an durdu.
“Bazı şeyleri daha başlamadan bitirmek.”
Dean sessiz kaldı.
Silas'ın sesi daha da sakinleşti.
“Beni dinlersen Kyra güvende olur.”
Sonra bakışlarını doğrudan Dean'in gözlerine dikti.
“Direnirsen…”
Kısa bir sessizlik.
“O yollar kapanır.”
Dean'in boğazı düğümlendi.
Bu bir anlaşma değildi.
Bir seçim de değildi.
Silas ona iki yol gösteriyor, ikisinin de bedelini Dean'in taşımasını bekliyordu.
Dean'in zihninde Kyra'nın yüzü belirdi.
Sınıfta ona baktığı son an.
Gözlerindeki kırgınlık.
Sessizce sorduğu sorular.
Dean'in cevap veremediği her şey.
Sonra Riven'in yüzü geldi.
Çocukluk anıları.
Eski mahalle.
Birlikte kurdukları tahta kaleler.
Ve yıllar sonra geriye kalan boşluk.
Dean gözlerini kapattı.
Silas onu izliyordu.
Dean'in sessizliği, Silas için yeterliydi.
“Düşün.”
Silas kapıya doğru yöneldi.
“Vaktin az.”
Kapıya geldiğinde durdu.
Arkasına dönmeden konuştu.
“Aklını seçersen…”
Kısa bir sessizlik.
“Kyra yaşayacak.”
Sonra çıktı.
Kapı kapandı.
Sessizlikten Sonra
Dean uzun süre hareket etmedi.
Odanın içinde yeniden sessizlik vardı.
Ama artık önceki sessizlik gibi değildi.
Az önce Silas'ın söyledikleri, duvarlara sinmiş gibiydi.
Dean yavaşça telefonuna baktı.
Ekranda Kyra'nın adı vardı.
Parmağı arama tuşunun üzerinde durdu.
Aramalı mıydı?
Sesini duymak istiyordu.
Sadece iyi olduğunu bilmek bile yeterli olabilirdi.
Ama ararsa…
Silas'ın sözlerini doğrulamış olmayacak mıydı?
Ya Silas gerçekten Kyra'yı izliyorsa?
Ya Dean'in yaptığı tek bir hareket bile Kyra'yı tehlikeye atarsa?
Dean telefonu yavaşça masaya bıraktı.
Başını eğdi.
“Hayır…”
Kendi sesini bile zor duyuyordu.
“Bunu yapamam.”
Ama Silas'ın cümlesi zihninden silinmiyordu.
Benimle çalış.
Kyra yaşasın.
Dean gözlerini kapattı.
İçinde iki farklı ses savaşıyordu.
Biri ona Kyra'yı korumasını söylüyordu.
Diğeri ise Silas'ın kurduğu oyuna girmenin, Kyra'yı gerçekten korumak anlamına gelmeyeceğini hatırlatıyordu.
Çünkü Silas'ın istediği şey yalnızca Dean'in yardımını almak değildi.
Onu kendi tarafına çekmek istiyordu.
Dean bunu biliyordu.
Ve belki de en korkutucu olan buydu.
Dean ağır adımlarla masasına döndü.
Sandalyeye oturdu.
Ellerini yüzünün üzerine kapattı.
Gece ilerledi.
Saatler geçti.
Dışarıdaki rüzgâr yavaşladı.
Şehir sessizleşti.
Ama Dean'in zihnindeki savaş durmadı.
Silas'ın yüzü…
Babası…
Riven…
Kyra…
Hepsi aynı anda zihninde dönüp duruyordu.
Sabaha karşı Dean başını kaldırdı.
Perdelerin arasından ilk ışıklar içeri süzülüyordu.
Gece bitmişti.
Ama Dean için başka bir şey başlamıştı.
Masasının üzerindeki boş kâğıda baktı.
Bir süre kalemi elinde tuttu.
Sonra yazmaya başladı.
Kısa.
Ama kendisi için bile ağır bir cümleydi.
“Bu savaşı kendi kurallarımla kazanacağım.”
Kalemi bıraktı.
Dean birkaç saniye boyunca yazdığı cümleye baktı.
Bu bir zafer sözü değildi.
Henüz değildi.
Bu, kendisine verdiği bir sözdü.
Silas'ın oyununa girmeyecekti.
Ama Kyra'yı da yalnız bırakmayacaktı.
Çünkü Dean artık bir şeyi anlamıştı:
Bazı savaşlarda taraf seçmek yetmezdi.
Kendi yolunu yaratmak gerekiyordu.
Ve o yolun sonunda Dean'in karşısında yalnızca Silas Vore değil…
Kendi ailesinin sakladığı gerçekler de duruyordu.
Bölüm etkileşimi
