28. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler27.bolum
Bölümler 63Şu an: 27.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gölgenin Ardındaki Çocuk
Gece çoktan şehrin üzerine çökmüş, sokak lambalarının solgun ışıkları yağmurla ıslanan kaldırımlarda bulanık yansımalar oluşturmaya başlamıştı. Şehir dışarıdan bakıldığında hâlâ canlı görünüyordu; uzaklarda ilerleyen araçların farları, yüksek binaların pencerelerindeki ışıklar ve rüzgârın arasında kaybolup gelen sesler, hayatın devam ettiğini gösteriyordu. Fakat Kyra için o gece şehir, sanki bütün seslerini kaybetmiş gibiydi.
Elindeki küçük kâğıda bir kez daha baktı.
Lucas'ın verdiği adres.
Karşısında yıllardır kullanılmadığı belli olan terk edilmiş bir bina yükseliyordu. Pencerelerinin bazıları kırılmış, duvarlarının büyük bölümü yağmur ve zaman tarafından yıpratılmıştı. Giriş kapısı ise hafifçe aralık bırakılmıştı.
Kyra birkaç saniye boyunca kapının önünde durdu.
İçeriden hiçbir ses gelmiyordu.
Bu sessizlik, ona huzur vermek yerine içindeki şüpheyi daha da büyütüyordu.
Yine de geri dönmedi.
Çünkü burada Dean hakkında bir cevap bulabileceğine inanıyordu.
Belki de yıllardır aradığı gerçeğin yalnızca küçük bir parçası bu binanın içinde saklıydı.
Kapıyı itti.
Gıcırdayan metal sesi, boş binanın içerisinde uzun süre yankılandı.
Kyra içeri girdi.
Hava ağır ve soğuktu. Rutubet kokusu duvarlara sinmiş, tavandan sızan su zeminde küçük birikintiler oluşturmuştu. Telefonunun ışığını açarak etrafına baktı ve birkaç adım ilerledi.
Merdivenleri gördüğünde nefesini tuttu.
Lucas'ın söylediği şey hâlâ zihnindeydi.
"Üst kata çık. Orada seni bekleyen biri olacak."
Kyra o kişinin kim olduğunu biliyordu.
En azından tahmin ediyordu.
Merdivenleri çıkmaya başladı.
Bir basamak...
Bir basamak daha...
Ayak sesleri boş koridorda yankılanıyordu.
Tam köşeyi döndüğü anda arkasından gelen hareketi fark etti.
Bir el omzuna uzandı.
Kyra refleksle döndü.
Fakat artık çok geçti.
Karanlığın içinden birkaç adam çıkmıştı.
Bir anda etrafı sarıldı.
Silahlar doğrultulmuştu.
Kyra'nın gözleri adamlardan birinden diğerine kaydı.
Kalbi hızla çarpıyordu ama yüzündeki ifadeyi mümkün olduğunca sakin tutmaya çalıştı.
“Beni buraya siz çağırdınız.”
Karşısındaki adamlardan biri hafifçe başını eğdi.
Yüzünde hiçbir duygu yoktu.
“Beklenmeyen misafir...” dedi soğuk bir sesle. “Bakalım neden geldin?”
Kyra geri çekilmeye çalıştı.
“Dean'i görmek istiyorum.”
Adamların bakışları birbirine kaydı.
Sanki duydukları isim, odadaki havayı bir anda değiştirmişti.
Kyra bir çıkış aradı.
Ama etrafı tamamen kapanmıştı.
Kısa süren direnişinin ardından etkisiz hâle getirildi ve elleri bağlandı.
Fakat garip olan bir şey vardı.
Gözlerini bağlamamışlardı.
Kyra bunu fark ettiğinde içindeki huzursuzluk daha da arttı.
Neden?
Neden ona her şeyi gösteriyorlardı?
Belki de korkmasını istiyorlardı.
Belki de gördüklerini unutamayacağını bilmelerini istiyorlardı.
Ya da...
Bütün bunların başka bir sebebi vardı.
Kyra cevap bulamadan adamlar onu koridordan içeri doğru götürdü.
Kapı açıldı.
Karşısına çıkan oda neredeyse tamamen karanlıktı.
Geniş bir salon...
Duvarlarda yalnızca birkaç zayıf ışık vardı.
Adımlarının sesi tavanda yankılanıyor, ardından karanlığın içinde kayboluyordu.
Odanın ortasında büyük bir masa bulunuyordu.
Masanın çevresinde birkaç kişi sessizce duruyordu.
Fakat hiçbiri konuşmuyordu.
Kyra'nın gözleri odanın en uzak köşesine takıldı.
Orada bir koltuk vardı.
Ve koltukta biri oturuyordu.
Yüzü gölgelerin arasında kalmıştı.
Kyra'nın kalbi bir anda daha hızlı atmaya başladı.
Bunu hissetmişti.
O sessizliği...
O varlığı...
Bir zamanlar tanıdığı birinin yanında hissedilen o garip huzuru değil, artık bambaşka bir şey taşıyan bir sessizliği.
Adam yavaşça ayağa kalktı.
Ayakkabılarının zemine vuran sesi odada yankılandı.
Bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Gölgelerin arasından çıktığında Kyra'nın nefesi kesildi.
Dean.
Ama karşısındaki adam, Kyra'nın hatırladığı Dean değildi.
Üzerinde kusursuz biçimde dikilmiş tamamen siyah bir takım elbise vardı. Boynunun yanında dövmesinin bir kısmı görünüyordu. Saçları eskisinden daha sert bir biçimde şekillenmişti ve yüzündeki ifade, Kyra'nın yıllar önce tanıdığı sıcak gülümsemeden tamamen uzaktı.
En korkutucu olan ise gözleriydi.
Donuk.
Mesafeli.
Sanki yıllar önce o gözlerde bulunan bütün ışık, çok uzaklarda bir yerde bırakılmıştı.
Dean birkaç adım daha attı.
Kyra ona bakarken gözleri doldu.
Yıllardır zihninde sakladığı yüz, şimdi karşısında duruyordu.
Ama o yüzün arkasındaki insanı bulamıyordu.
Dean durdu.
Ses tonu soğuktu.
“Sana kaç kez söyledim...”
Kyra başını kaldırdı.
“Bu oyunlara bulaşma diye.”
Kyra'nın dudakları titredi.
“Dean...”
Adamın yüzünde hiçbir değişiklik olmadı.
Kyra onun gözlerinin içine baktı.
“Bu sen değilsin.”
O cümle odada yankılandı.
Bir an için hiçbir şey olmadı.
Sonra Dean'in çenesi hafifçe gerildi.
Bakışlarında belli belirsiz bir değişiklik oldu.
Fakat yalnızca bir saniye sürdü.
Ardından yüzündeki ifade yeniden sertleşti.
“Ben Dean değilim.”
Kyra'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
Dean bir adım daha yaklaştı.
“Ben Specter'ım.”
Odanın içindeki insanlar sessizce onları izliyordu.
Dean'in sesi artık daha sertti.
“Ve sen burada düşmansın.”
Kyra başını hafifçe salladı.
“Hayır.”
Dean'in kaşları çatıldı.
Kyra'nın sesi titriyordu ama geri adım atmıyordu.
“Sen kendine ne isim verirsen ver... Ben seni tanıyorum.”
Dean hiçbir şey söylemedi.
Kyra devam etti.
“Beni korkutmaya çalışabilirsin. Bana düşman olduğunu söyleyebilirsin. Hatta beni buradan gönderebilirsin... ama gözlerinin içine baktığımda hâlâ onu görüyorum.”
Dean'in bakışları sertleşti.
“Yeter.”
“Hayır.”
Kyra ilk kez sesini yükseltti.
“Seni geri almaya geldim.”
Odada kısa bir sessizlik oluştu.
Kyra'nın sesi kırıldı.
“Çünkü hâlâ... içindeki o çocuk yaşıyor.”
Dean bir anda sustu.
İşte o anda Kyra gördü.
Çok küçük bir şeydi.
Bir anlık tereddüt.
Bakışlarında beliren küçücük bir kırılma...
Kyra o an, yıllar önce tanıdığı Dean'in tamamen kaybolmadığını düşündü.
Belki de gerçekten hâlâ oradaydı.
Karanlığın altında.
Sessizliğin arkasında.
Sadece çıkış yolunu bulamıyordu.
Fakat Dean bu tereddüdün fark edilmesine izin vermedi.
Bakışlarını yeniden sertleştirdi.
Kyra'nın önünde durdu.
“O çocuk öldü.”
Kyra'nın yüzündeki umut bir anlığına dondu.
Dean eğildi ve sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.
“Ve sen hâlâ onun yasını tutuyorsan...”
Bir an durdu.
“...kendi mezarını kazıyorsun, Kyra.”
Kyra'nın gözleri doldu.
Ama yine de bakışlarını kaçırmadı.
Çünkü Dean'in sözleri ne kadar sert olursa olsun, o kısa tereddüt hâlâ zihnindeydi.
Dean hâlâ oradaydı.
Bundan artık emindi.
Dean aniden doğruldu ve arkasındaki adamlara döndü.
Sesi yeniden soğudu.
“Atın onu dışarı.”
Adamlar hareket etti.
Dean'in son cümlesi odanın içinde yankılandı.
“Bu mahallede bir daha görünürse...”
Kısa bir sessizlik oldu.
“...onu buraya bir daha getirmeyin.”
Adamlar Kyra'yı dışarı çıkarmaya başladı.
Kyra giderken son kez arkasına baktı.
Dean hâlâ olduğu yerde duruyordu.
Bakışları Kyra'nın üzerinde değildi.
Ama yüzündeki sertlik, birkaç saniyeliğine kırılmıştı.
Kimsenin fark etmediği kadar küçük bir değişimdi bu.
Dudakları hafifçe titredi.
Sonra hemen toparlandı.
Kyra kapıdan çıkarılırken Dean gözlerini kapattı.
Ve o an, yıllardır susturduğu bir düşünce zihninin derinliklerinden yükseldi.
Kyra.
Fakat bunu kimse duymadı.
Kapı arkasından kapandığında Kyra kendisini yağmurun altında buldu.
Gökyüzü saatlerdir yağıyormuş gibi görünüyordu.
Soğuk damlalar saçlarına, yüzüne ve kıyafetlerine düşüyordu.
Kyra birkaç adım attı.
Sonra durdu.
Üzerindeki kıyafetler kısa sürede sırılsıklam olmuştu.
Dizleri titriyordu.
Fakat düşmedi.
Başını kaldırıp terk edilmiş binaya baktı.
Orada Dean vardı.
Yıllardır kayıp sandığı insan.
Ama artık ona ulaşmak, eskisinden çok daha zordu.
Kyra gözlerini kapattı.
Dean'in sözleri zihninde tekrar tekrar yankılanıyordu.
“O çocuk öldü.”
Kyra başını iki yana salladı.
“Hayır...”
Sesi yağmurun altında kayboldu.
“Hayır, ölmedi.”
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra yüzünü binaya çevirdi.
Gözlerindeki yaş, yağmur damlalarından ayırt edilemiyordu.
Ama bu kez ağlamıyordu.
Karar veriyordu.
“Bu sen değilsin.”
Sesi alçak ama kararlıydı.
“Belki kendine Specter diyorsun... belki herkes senden korkuyor... belki bütün dünya senin artık başka biri olduğuna inanıyor.”
Bir adım attı.
“Ama ben inanmıyorum.”
Kyra derin bir nefes aldı.
“Artık seni olduğun yerde bırakmayacağım.”
Gökyüzüne baktı.
Yağmur yüzüne düşmeye devam ediyordu.
“Cehennemin içine kadar girdim...”
Gözlerini kapattı.
Ve son sözleri, yağmurun uğultusuna karışarak gecenin içinde kayboldu.
“Şimdi seni oradan çıkarmak için yanmaya hazırım, Dean.”
Terk edilmiş bina sessizliğe gömüldü.
Fakat içeride, karanlık odanın ortasında hâlâ ayakta duran Specter, Kyra'nın söylediği son cümleyi zihninden silemiyordu.
“Bu sen değilsin.”
Dean gözlerini kapattı.
Ve yıllardır gömdüğünü sandığı o eski ses, karanlığın en derin yerinden bir kez daha yükseldi.
Kyra...
Bu kez Specter'ın yüzündeki sertlik biraz daha uzun süre dayanamadı.
Çünkü ne kadar derine saklanırsa saklansın, bazı insanlar geçmişten kaçamazdı.
Ve bazı isimler...
karanlığın içinde bile unutulmazdı.
Bölüm etkileşimi
