21. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler20.bolum
Bölümler 63Şu an: 20.bolum
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sessizliğin İçindeki Yeni Hayat
Zaman, her şeyi unutturmazdı.
Bazen yalnızca acının sesini kısardı.
İlk başlarda insanın içinde fırtınalar koparan anılar, yıllar geçtikçe daha seyrek ortaya çıkmaya başlar; yüzler, sesler ve yaşanmışlıklar gündelik hayatın gürültüsünün altında kaybolur gibi olurdu. Fakat bazı anılar vardı ki ne kadar zaman geçerse geçsin tamamen silinmezdi. Yalnızca sessizleşir, insanın içinde görünmeyen bir yere çekilir ve ara sıra, hiç beklenmedik bir anda yeniden kendisini hatırlatırdı.
Kyra'nın hayatı da yıllar boyunca böyle bir sessizliğin içinde şekillenmişti.
Artık eskisi gibi değildi.
Çocukluğunun yükünü taşıyan, geçmişte yaşadıklarının altında ezilen o genç adamın yerini, başkalarının acılarını anlamayı öğrenmiş bir yetişkin almıştı.
Kyra artık bir travma terapistiydi.
Yıllar önce kendi yaralarından öğrendiği şeyleri şimdi başkalarının iyileşmesine yardımcı olmak için kullanıyordu. Gençlerle, savaş mağdurlarıyla, çocukluklarında ağır deneyimler yaşamış insanlarla ve yaşadıkları acıları kelimelere dökmekte zorlanan danışanlarla çalışıyordu.
Onların korkularını dinliyor, sessizliklerini anlamaya çalışıyor ve çoğu zaman söylenmeyen şeylere, söylenenlerden daha fazla dikkat ediyordu.
Çünkü Kyra, acının dilini öğrenmişti.
Bazı insanlar bağırarak acı çekerdi.
Bazıları ağlayarak.
Bazıları öfkelenerek.
Ama bazıları…
Hiçbir şey söylemeden.
Kyra artık o son grubun dilini de anlayabiliyordu.
Sessizliğin dilini.
Belki de onu diğerlerinden farklı yapan şey buydu.
Çünkü insanların acılarını yalnızca kitaplardan öğrenmemişti.
Kendisinin de geçmişte o acının içinde yaşadığı zamanlar olmuştu.
Bu yüzden bir danışanı karşısında sessizce oturduğunda, onun konuşmak için doğru kelimeyi bulmasını bekleyebiliyordu.
Acele etmiyordu.
Zorlamıyordu.
Çünkü bazı yaraların açılması için önce güven gerekiyordu.
Nova Vitae
Kyra artık şehrin gürültüsünden uzak, daha sakin bir bölgede yaşıyordu.
Evi sade ve düzenliydi.
Büyük pencerelerden gün ışığı içeri doluyor, açık renkli duvarların üzerinde yumuşak gölgeler oluşturuyordu. Pencere kenarlarında yeşil bitkiler vardı; bazıları küçük saksılarda, bazıları ise odanın köşelerinde büyüyordu.
Evin içinde gereksiz eşya yoktu.
Her şeyin bir yeri vardı.
Her şey sakin görünüyordu.
Huzurlu.
Düzenli.
Güvenli.
Dışarıdan bakan biri için Kyra'nın hayatı artık olması gerektiği hâline gelmiş gibi görünürdü.
İyi bir işi vardı.
Kendi evinde yaşıyordu.
Sevdiği bir mesleği vardı.
İnsanlara yardım ediyordu.
Ve hayatında artık geçmişin kaosu yoktu.
Fakat bazı şeyler insanın hayatından çıktığında, hatıraları da beraberinde götürmezdi.
Kyra'nın evinde bunun küçük bir kanıtı vardı.
Çalışma masasının yanındaki çekmecenin en arkasında, yıllardır dokunulmadan duran küçük bir eşya bulunuyordu.
Eski, kırık bir anahtarlık.
Dean'in ona verdiği anahtarlık.
Zamanla rengi solmuş, kenarlarında küçük çizikler oluşmuş ve üzerinde ince bir toz tabakası birikmişti.
Kyra onu hiçbir zaman atmamıştı.
Bazen çekmeceyi açıp anahtarlığı eline aldığında parmakları üzerinde birkaç saniye boyunca hareketsiz kalırdı.
Ve o küçücük eşya, yıllar öncesinden kalan bir kapıyı yeniden aralardı.
Dean'in yüzü.
Ses tonu.
Birlikte geçirdikleri günler.
Söylenmeyen cümleler.
Yarım kalan bir hikâye.
Kyra artık geçmişi eskisi kadar acıyla düşünmüyordu.
Ama bazı anlarda kalbi yine de aynı şekilde sıkışıyordu.
Çünkü o anahtarlık yalnızca bir eşya değildi.
Geçmişe duyulan bir yasın küçük bir hatırasıydı.
Ve belki de tamamen unutulmamış bir sevginin sessiz kanıtıydı.
Kyra bunu kendisine itiraf etmese bile biliyordu.
Bazı insanlar hayatımızdan gider.
Ama kalbimizden aynı hızla çıkmaz.
Lyra
Kyra'nın hayatındaki en büyük dayanaklardan biri ise artık kız kardeşi Lyra'ydı.
Lyra on yedi yaşındaydı.
Zeki, özgür ruhlu ve fazlasıyla meraklıydı.
Bazen Kyra'nın sabrını zorlayacak kadar asi davranıyor, kendi kararlarını vermekte ısrar ediyor ve kendisini korumaya çalışan abisine karşı zaman zaman küçük tartışmalara giriyordu.
Ama bütün bunların altında Kyra'nın çok iyi tanıdığı bir kalp vardı.
Kırılgan ama güçlü.
Tıpkı kendisininki gibi.
Kyra, Lyra'ya baktığında bazen kendi hayatının ikinci bir şansını görüyordu.
Kendi çocukluğunda sahip olamadığı bazı şeyleri ona verebilmek istiyordu.
Güvenli bir ev.
Güvenebileceği bir insan.
Yanında olduğunu bilen biri.
Bu yüzden Lyra için çalışıyor, onun geleceği için çabalıyor ve her sabah yataktan kalkmak için kendisine yeni bir neden buluyordu.
Belki geçmişini değiştiremezdi.
Riven'i geri getiremezdi.
Dean'in nereye gittiğini öğrenemezdi.
Ama Lyra'nın geleceğinin geçmişi kadar karanlık olmasına izin vermemeye kararlıydı.
Kyra'nın çalıştığı merkezin adı Nova Vitae idi.
Latince'de “Yeni Hayat” anlamına geliyordu.
Bu isim onun için yalnızca hoş bir isim değildi.
Bir anlamı vardı.
Çünkü Kyra kendi hayatını da bir şekilde yeniden kurmuştu.
Kırılmış bir yerden.
Sessiz bir yerden.
Geçmişin içinden.
Ofisin kapısından giren herkes ilk olarak duvarda yazılı cümleyi görüyordu:
“Bazı acılar sessizce bağırır.
Biz onları duymayı seçiyoruz.”
Kyra bu cümleyi özellikle seçmişti.
Çünkü yıllar önce kendisi de sessizce bağırmıştı.
Kimse duymamıştı.
Şimdi ise başka insanların sessizliğini duymak istiyordu.
Nova Vitae'nin içi de Kyra'nın ruhuna benziyordu.
Sade.
Sessiz.
Güvenli.
Büyük pencerelerden içeri giren gün ışığı raflarda sıralanmış kitapların üzerine düşüyor, odanın köşelerindeki yeşil bitkiler mekâna sıcaklık katıyordu.
Buraya gelen danışanlar, daha ilk dakikalarda kendilerini yargılanmayacakları bir yerde hissetmeye başlıyordu.
Çünkü Kyra onları değiştirmeye çalışmıyordu.
Önce anlamaya çalışıyordu.
Bir Sabah
Bir sabah Kyra çalışma masasının başında oturmuş, elindeki kahveden küçük bir yudum alırken bilgisayarını açtı.
Ekranda günün danışan listesi vardı.
Birkaç randevuyu kontrol etti.
Notlarını gözden geçirdi.
Dışarıda güneş yükseliyordu.
Ev sessizdi.
Ta ki mutfaktan gelen neşeli bir ses bu sessizliği bozuncaya kadar.
“Abi!”
Kyra başını kaldırdı.
“Saçım böyle iyi mi? Okulda sunumum var!”
Kyra istemsizce gülümsedi.
Sandalyeden kalkıp mutfağa doğru yürüdü.
Lyra aynanın karşısında saçlarını düzeltmeye çalışıyordu. Üzerinde okul kıyafetleri vardı ve yüzünde alışılmış heyecanı duruyordu.
Kyra birkaç saniye onu izledi.
Sonra gülümseyerek konuştu.
“Harika olmuş.”
Lyra aynadan ona baktı.
“Gerçekten mi?”
Kyra başını salladı.
“Bir dön bakayım.”
Lyra döndü.
Kyra birkaç saniye dikkatlice baktıktan sonra gülümsedi.
“Evet. Mükemmel.”
Lyra rahat bir nefes aldı.
Kyra hafifçe güldü.
“Şans seninle olsun.”
Lyra çantasını omzuna taktı.
Kapıya doğru ilerledi.
Ama tam çıkacakken durdu.
Bir an arkasını döndü.
Gözleri Kyra'nın gözleriyle buluştu.
“İyi ki varsın.”
Sadece dört kelimeydi.
Basit.
Kısa.
Ama Kyra için çok daha fazlasını ifade ediyordu.
Gülümsedi.
“Sen de iyi ki varsın.”
Lyra kapıyı açtı.
Sonra dışarı çıktı.
Kapı kapandığında ev yeniden sessizliğe gömüldü.
Kyra birkaç saniye boyunca kapıya baktı.
Ardından elindeki kahve fincanına döndü.
Fakat gülümsemesi yavaşça kayboldu.
Çünkü Lyra'nın söylediği o cümle, geçmişten başka bir cümleyi hatırlatmıştı.
Bir zamanlar başka birinin hayatında kalmasını istemişti.
Başka birinin gitmemesini istemişti.
Ve o kişi gitmişti.
Dean'in adı hiç söylenmemişti.
Ama bazı insanların adını söylemeye gerek yoktu.
Varlıkları zaten odanın içinde sessizce dolaşırdı.
Kyra derin bir nefes aldı.
Sonra gözleri çalışma masasının yanındaki küçük çekmeceye kaydı.
Bir süre çekmeceyi izledi.
Ardından gidip açtı.
En arkada o küçük anahtarlık duruyordu.
Kyra onu eline aldı.
Parmaklarını üzerinde gezdirdi.
Yıllar geçmişti.
Ama bazı anılar hâlâ aynı yere dokunuyordu.
Kyra gözlerini kapattı.
Bir an için Dean'in sesini hatırladı.
Sonra gözlerini açtı.
Anahtarlığı tekrar çekmeceye bıraktı.
Ve çekmeceyi kapattı.
Bu kez daha kararlıydı.
Çünkü geçmişi unutmak zorunda olmadığını biliyordu.
Onu yanında taşıyabilir, fakat onun tarafından yönetilmek zorunda kalmayabilirdi.
Yeni danışanı birazdan gelecekti.
Kyra masasına geri döndü.
Bilgisayar ekranını açtı.
Dışarıda gün ışığı daha da güçlenmişti.
Nova Vitae'nin pencerelerinden içeri dolan güneş, odanın her köşesini aydınlatıyordu.
Ve Kyra, geçmişin gölgesinin hâlâ kalbinin bir köşesinde yaşadığını bilmesine rağmen yaşamaya devam ediyordu.
Çünkü artık biliyordu:
Bazı gölgeler tamamen yok olmazdı.
Ama insan onların içinde yaşamayı öğrenmek zorunda da değildi.
Bazen yeni bir hayat, geçmişi unutmakla değil; onunla yaşamayı öğrenip yine de ileriye bakabilmekle başlardı.
Kyra kapıya baktı.
Yeni danışanı gelmek üzereydi.
Gülümsedi.
Ve hayatına devam etti.
Bölüm etkileşimi
