5. bölüm / 63
Parçalanmış kalpler5.bölüm
Bölümler 63Şu an: 5.bölüm
- 1 1-bolum1.620 kelime
- 2 2.bolum2.090 kelime
- 3 3.bölüm1.489 kelime
- 4 4.bolum1.342 kelime
- 5 5.bölüm1.139 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6.bölüm1.094 kelime
- 7 7.bolum796 kelime
- 8 8.bolum1.068 kelime
- 9 9.bolum960 kelime
- 10 10.bolum1.428 kelime
- 11 KARAKTERLER
- 12 11.bolum1.023 kelime
- 13 12.bölüm1.196 kelime
- 14 13.bolum954 kelime
- 15 14.bolum992 kelime
- 16 15.bolum1.470 kelime
- 17 16.bolum1.092 kelime
- 18 17.bolum1.096 kelime
- 19 18.bolum1.269 kelime
- 20 19.bolum891 kelime
- 21 20.bolum1.125 kelime
- 22 21.bolum474 kelime
- 23 22.bolum421 kelime
- 24 23.bolum531 kelime
- 25 24.bolum357 kelime
- 26 25.bolum1.269 kelime
- 27 26.bolum377 kelime
- 28 27.bolum1.193 kelime
- 29 28.bolum420 kelime
- 30 29.bolum394 kelime
- 31 30.bolum348 kelime
- 32 31.bolum421 kelime
- 33 32.bolum1.217 kelime
- 34 33.bolum1.103 kelime
- 35 34.bolum319 kelime
- 36 35.bolum273 kelime
- 37 36.bolum305 kelime
- 38 37.bolum697 kelime
- 39 38.bolum1.165 kelime
- 40 39.bolum306 kelime
- 41 40.bolum333 kelime
- 42 41.bolum282 kelime
- 43 42.bolum543 kelime
- 44 43.bolum346 kelime
- 45 44.bolum biraz +18 ama biraz706 kelime
- 46 45.bolum317 kelime
- 47 46.bolum514 kelime
- 48 46.5344 kelime
- 49 47.bolum470 kelime
- 50 48.bolum429 kelime
- 51 49.bolum648 kelime
- 52 50.bolum811 kelime
- 53 51.bolum396 kelime
- 54 52.bolum538 kelime
- 55 53.bolum482 kelime
- 56 54.bolum334 kelime
- 57 55.bolum296 kelime
- 58 56.bolum506 kelime
- 59 57.bolum284 kelime
- 60 58.bolum320 kelime
- 61 59.bolum814 kelime
- 62 60.bolum337 kelime
- 63 61.bolum264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
5. Bölüm — Gitmeyeceğim
Yağmur başlamıştı.
Şehir, gecenin karanlığıyla birleşen yağmurun altında bambaşka bir hâle bürünmüştü. Sokak lambalarının solgun ışıkları ıslak kaldırımlara vuruyor, geçen arabaların farları su birikintilerinde dağılarak titreşen gölgeler oluşturuyordu.
Velhurst Akademisi'nin ışıkları artık çok geride kalmıştı.
Kyra'nın her gün yürüdüğü yollar, gecenin içinde tanınmaz hâle gelmişti. Gri kaldırımlar, kapalı dükkânlar ve rüzgârın taşıdığı yağmur kokusu...
Her şey yabancıydı.
Her şey sessizdi.
Ve kader, kimsenin fark etmediği bir anda yönünü değiştirmişti.
Dean ise o sırada çoktan koşmaya başlamıştı.
Telefonu hâlâ elindeydi.
Az önce duyduğu o tek kelime zihninde dönüp duruyordu.
"Saldırı..."
Dean'in kalbi göğsünde hızla çarpıyordu.
Telefonun diğer ucundan gelen sesin ardından Kyra'nın ortadan kaybolması, onun için düşünülmesi gereken bir ihtimal değildi.
Onu bulmalıydı.
Hemen.
Nerede olduğunu bilmiyordu.
Hangi sokakta olduğunu bilmiyordu.
Ama durmaya da niyeti yoktu.
Yağmur kısa sürede saçlarını ve kıyafetlerini ıslatmıştı. Nefesi hızlanmış, adımları giderek ağırlaşmıştı. Buna rağmen durmadı.
Çevresindeki sokaklara bakıyor, telefon ekranını kontrol ediyor, tekrar koşmaya devam ediyordu.
İçinde daha önce hiç hissetmediği bir korku vardı.
Dean hayatı boyunca birçok şeyden korkmuştu.
Babasıyla yaşadığı baskıdan...
Geleceğinden...
Tyven soyadının taşıdığı sorumluluklardan...
Ama bunların hiçbiri şu an hissettiği korkuya benzemiyordu.
Çünkü bu kez korktuğu şey kendisi değildi.
Kyra'ydı.
"Dayan..."
Bunu kendi kendine fısıldadı.
"Ne olur dayan."
Bir süre daha koştuktan sonra sokağın ilerisinde bir hareket fark etti.
Dean'in adımları yavaşladı.
Gözleri karanlığa alışmaya çalışıyordu.
Sonra onu gördü.
Sokağın kenarında, yağmurun altında yerde oturan bir beden vardı.
Dean'in nefesi kesildi.
Birkaç saniye boyunca olduğu yerde kaldı.
Sonra bütün gücüyle ona doğru koştu.
"Kyra!"
Yanına çömeldi.
Kyra gözlerini güçlükle açık tutuyordu.
Yüzünde yaşadığı olayın izleri vardı ve oldukça bitkin görünüyordu.
Dean'in kalbi daha da hızlandı.
"Kyra..."
Bu kez sesi çok daha alçaktı.
Ellerini ona doğru uzattı ama ne yapacağını bilemedi.
Bir an için hareket etmeye bile korktu.
Sanki yanlış bir şey yaparsa Kyra'yı daha da kötü bir duruma sokacakmış gibi hissediyordu.
Ceketini çıkarıp Kyra'nın üzerine örttü.
Sonra onun elini tuttu.
Kyra'nın eli soğuktu.
Dean'in parmakları da titriyordu.
Ama elini bırakmadı.
"Buradayım."
Sesi ilk kez bu kadar ciddi çıkmıştı.
"Tamam mı? Artık yalnız değilsin."
Kyra'nın gözleri hafifçe aralandı.
Yağmur damlaları yüzünden süzülürken dudakları güçlükle hareket etti.
"...geldin."
Dean bir an cevap veremedi.
O iki kelime, içinde bir şeyleri yerinden oynatmıştı.
Bütün o şakalar...
Koridordaki konuşmalar...
Kyra'yı güldürmeye çalıştığı anlar...
Hepsi bir anda önemsizleşmişti.
Şu anda önemli olan tek şey Kyra'nın karşısında olmasıydı.
Dean yutkundu.
Sonra sessizce cevap verdi.
"Tabii ki geldim."
Kyra'nın elini biraz daha sıkı tuttu.
"Sen benim arkadaşımsın."
Bu cümleyi söylemek kolaydı.
Fakat Dean'in içinde bundan çok daha karmaşık düşünceler vardı.
Onu kaybetmek istemiyordu.
Bu düşünceyi ilk kez bu kadar açık biçimde fark ediyordu.
Ve bunu fark etmek bile Dean'i korkutuyordu.
Uzaklardan siren sesleri duyulmaya başladı.
Dean başını kaldırıp sokağın sonuna baktı.
Kısa süre sonra sağlık ekipleri olay yerine ulaştı.
Paramedikler Kyra'nın yanına geldiğinde Dean geri çekilmek zorunda kaldı.
Ama Kyra'nın elini son ana kadar bırakmadı.
Görevliler Kyra'yı güvenli şekilde ambulansa götürmeye hazırlanırken Dean ayağa kalktı.
"Ben de geliyorum."
Sesi kesin ve kararlıydı.
Kimse ona itiraz etmedi.
Çünkü Dean'in yüzündeki ifade, bunun bir rica olmadığını açıkça gösteriyordu.
Ravencroft Tıp Merkezi
Ravencroft Tıp Merkezi, şehrin dış çeperinde bulunan büyük ve modern bir özel hastaneydi.
Geceleri bile koridorları aydınlık, giriş bölümü sessiz ve düzenliydi.
Kyra içeri alındığında Dean de hemen ardından hastaneye girdi.
Üzerindeki kıyafetler hâlâ yağmurdan ıslanmıştı.
Ceketini Kyra'nın üzerine örttüğü için üzerinde yalnızca ıslak kıyafetleri kalmıştı.
Ama Dean bunun farkında bile değildi.
Gözleri sürekli hastane koridorunun sonunda kaybolan sedyeyi takip ediyordu.
Bir doktor ve birkaç hemşire Kyra'yı muayene için içeri götürdüğünde Dean kapının önünde kaldı.
İlk kez ne yapacağını bilmiyordu.
Ellerine baktı.
Parmakları hâlâ titriyordu.
Bir süre sonra bir hemşire yanına geldi.
"Yakını mısınız?"
Dean birkaç saniye durdu.
"Arkadaşıyım."
Hemşire başını salladı.
"Durumu şu an stabil. Yaşadığı olay nedeniyle oldukça yorgun, fakat ilk değerlendirmede ciddi bir sorun görünmüyor. Doktorlar gerekli kontrolleri yapacak."
Dean derin bir nefes aldı.
Başını salladı.
"Teşekkür ederim."
Hemşire uzaklaştığında Dean yeniden kapıya baktı.
Sanki o kapı açılana kadar nefes almayacakmış gibiydi.
Gece
Saatler ilerliyordu.
Fakat Dean için zaman durmuş gibiydi.
Bekleme odasındaki saatın tik takları sessizliği bölüyor, hastanenin uzak koridorlarından zaman zaman ayak sesleri duyuluyordu.
Dean koltuğa oturmuştu.
Telefonu elindeydi.
Ama ekranına bakmıyordu.
Ne babasının aramalarını düşünüyordu ne de ertesi gün okulda olacakları.
Tyven Corporation...
Velhurst...
Babasının emirleri...
Hepsi birkaç saatliğine anlamını kaybetmişti.
Dean'in zihninde yalnızca Kyra vardı.
Gözlerini kapattığında onun sesini duyuyordu.
"...geldin."
Dean gözlerini tekrar açtı.
Başını koltuğun arkasına yasladı.
Neden bu kadar korktuğunu anlamaya çalışıyordu.
Başlangıçta Kyra yalnızca ilgisini çeken biriydi.
Sessizliği dikkatini çekmişti.
İnsanlardan uzak durması merak uyandırmıştı.
Sonra onunla konuşmaya başlamıştı.
Şakalar yapmıştı.
Onu güldürmeye çalışmıştı.
Ama artık bunun yalnızca merak olmadığını biliyordu.
Kyra'nın iyi olması gerekiyordu.
Çünkü onun başına bir şey gelmesi düşüncesi bile Dean'in içindeki bütün dengeleri bozuyordu.
Ve bu düşünce, Dean'in kendisine itiraf etmek istemediği bir gerçeği ortaya çıkarıyordu.
Bir şey değişmişti.
Sabahın ilk ışıkları hastanenin büyük pencerelerinden içeri süzülmeye başladığında gece nihayet sona eriyordu.
Dean hâlâ oradaydı.
Uykusuzdu.
Yorgundu.
Ama gitmemişti.
Kyra'nın odasında, yatağın yanında otururken başını yatağın kenarına yaslamıştı.
Gözleri kapalıydı.
Fakat tam anlamıyla uyuduğu söylenemezdi.
Sanki en küçük bir seste bile uyanacak gibiydi.
Bir süre sonra Kyra'nın gözleri yavaşça açıldı.
Tavanı gördü.
Başını çevirdi.
Ve onu gördü.
Dean.
Kyra birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden baktı.
Sonra zayıf bir sesle fısıldadı:
"Sen..."
Dean hareket etti.
Başını kaldırdı.
Kyra'nın uyandığını görünce yüzündeki yorgun ifade bir anda değişti.
"Uyandın."
Kyra gözlerini kırpıştırdı.
"Sen gitmemişsin."
Dean birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra yüzünde küçük, yorgun bir gülümseme oluştu.
"Gitseydim..."
Bir an durdu.
"...bir daha yüzüne bakamazdım."
Kyra ona baktı.
Odada sessizlik vardı.
Ama bu sessizlik rahatsız edici değildi.
İkisinin de söyleyemediği şeylerle doluydu.
Dean bütün gece burada kalmıştı.
Çünkü gitmek istememişti.
Çünkü Kyra'nın gözlerini yeniden açtığını görmek istemişti.
Çünkü onun yalnız uyanmasını istememişti.
Bazen insanın yanında olduğunu söylemek için uzun cümlelere ihtiyacı olmazdı.
Bazen sadece kalmak yeterdi.
Dean kalmıştı.
Kyra yeniden dinlenmeye çalışırken Dean pencerenin yanına geçti.
Dışarıda yağmur hâlâ hafifçe devam ediyordu.
Şehrin sabah ışıkları yavaş yavaş ortaya çıkıyordu.
Dean camdan dışarı baktı.
Sonra gözlerini kapattı.
İçinden geçen düşünce artık eskisi kadar belirsiz değildi.
"Ben ondan hoşlanıyorum."
Bu düşünceyi ilk kez kendisinden saklamadı.
Ne bahane üretti.
Ne de başka bir açıklama aradı.
Sadece kabul etti.
Fakat hemen ardından başka bir düşünce geldi.
"O bunu asla bilmemeli."
Dean'in yüzündeki ifade değişti.
"Öğrenirse..."
Sözleri zihninde tamamlandı.
"...beni terk eder."
Kyra'nın geçmişini bilmiyordu.
Riven'ın kim olduğunu tam olarak bilmiyordu.
Ama Kyra'nın taşıdığı acının gerçek olduğunu biliyordu.
Ve Dean, onun hayatındaki bir başka yük olmak istemiyordu.
Bu yüzden bir karar verdi.
Hislerinden bahsetmeyecekti.
Şimdilik.
Onu zorlamayacaktı.
Her şeyi olduğu gibi bırakacaktı.
Kendini değil...
Hislerini saklayacaktı.
Çünkü bazen insanın sakladığı en büyük sır, birini kaybetmemek için söyleyemediği kelimelerdir.
Dean son kez Kyra'ya baktı.
Kyra yeniden gözlerini kapatmıştı.
Dean sessizce pencerenin önünde durdu.
Ve o sabah, hayatında ilk kez bir duygunun kendisini bu kadar korkutmasına izin verdi.
Çünkü artık biliyordu:
Kyra onun için sıradan biri değildi.
Ve bu gerçeği ne kadar saklamaya çalışırsa çalışsın, kalbi çoktan kararını vermişti.
🌙
Bölüm etkileşimi
