79. bölüm · Hesap Günü

77. BÖLÜM: DUYULAN FISILTILAR

Keskin Kalem

Bölümler
1 Giriş 2 1 Perde| 1 BÖLÜM: KAN VE MÜREKKEP 3 2. BÖLÜM: KURDUN SOFRASI, TİLKİNİN PLANI 4 3. BÖLÜM: GÜNEŞİN ALTINDAKİ GÖLGELER 5 4. BÖLÜM: SON VAZİFE (GASSALIN SESSİZLİĞİ) 6 5. BÖLÜM: SOĞUK ODA (İFADE TUTANAKLARI) 7 6. BÖLÜM: MAVİ İPLİĞİN DÜĞÜMÜ 8 7 BÖLÜM: KIRIK DÜŞLER SOKAĞI 9 8. BÖLÜM: ABi KARDEŞ SOFRASI 10 9. BÖLÜM: PASLI MAKAS, KESKİN HESAP 11 10. BÖLÜM: ZİFİRİ SABAH 12 11. BÖLÜM: MİRASIN GÖLGESİ 13 12. BÖLÜM: GÜNEŞİN SON ŞARKISI 14 13. BÖLÜM: NEON ALTINDAKİ ENGEREK 15 14. BÖLÜM: MAVİ VE KIRMIZI 16 15. BÖLÜM: BÜYÜK DAVET 17 16. BÖLÜM: TER, KAN VE VEFA 18 17. BÖLÜM: GÜN ORTASINDA KIYAMET 19 18. BÖLÜM: KESKİN VİRAJ 20 19. BÖLÜM: SIRTLAN SOFRASI 21 20. BÖLÜM: KARANLIĞIN ADALETİ VE KÜÇÜK DAHİ 22 21. BÖLÜM: KURDUN ÖFKESİ 23 22. BÖLÜM: KERVANIN SONU 24 23. BÖLÜM: KİRLİ TİCARET VE KANLI GEMİLER 25 24. BÖLÜM: YARALI SIRTLANIN İNİ 26 25. BÖLÜM: SABAH ŞERİFLERİ 27 26. BÖLÜM: SABAHIN KÖRÜNDE AĞIR HESAP 28 27. BÖLÜM: PAVİLYONDA SESSİZLİK VE KIZIL GÜNEŞ 29 28. BÖLÜM: KURTLARIN SESSİZLİĞİ 30 29. BÖLÜM: BOŞ MEYDANIN HAYALETLERİ 31 30. BÖLÜM: KÖRÜN KULAĞI, MAKASIN AĞZI 32 31. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAKİ SESSİZLİK 33 32. BÖLÜM: ASLANIN ÖFKESİ, MAKASIN SOĞUKLUĞU 34 33. BÖLÜM: BEYAZ ODADAKİ SESSİZ ÇIĞLIK 35 34. BÖLÜM: SARI FIRTINA'NIN İSTANBUL SEFERİ 36 35. BÖLÜM: ÇINARIN DÖNÜŞÜ 37 36. BÖLÜM: ZİL SEYYAT'IN DÖNÜŞÜ VE KANLI SABAH 38 37. BÖLÜM: RACONUN ADALETİ 39 38. BÖLÜM: KURDUN SOFRASINDA KAN VAR 40 39. BÖLÜM: KÜL VE KANIT 41 40. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 42 41. BÖLÜM: REİS'İN SOFRASI VE KIRIK KILIÇ 43 42. BÖLÜM: SAVUNMANIN SONU 44 43. BÖLÜM: İHANETİN BEDELİ 45 44. BÖLÜM: KÖKLER VE GÖLGELER 46 45. BÖLÜM: KURDUN İNİNDE SESSİZLİK 47 46. BÖLÜM: GECE ÇÖKERKEN 48 2. PERDE | 47. BÖLÜM: BETON VE BAĞLAMA 49 48. BÖLÜM: KURDUN GÖLGESİ 50 49. BÖLÜM: KURŞUNUN HESABI 51 50. BÖLÜM: DEMİR KAPININ SOĞUK YÜZÜ 52 51. BÖLÜM: BEYAZ YAKA VE KARA DOSYA 53 52. BÖLÜM: KÖRÜN GÖZÜ, KURDUN DİŞİ 54 53. BÖLÜM: KOĞUŞTA BAYRAM HAVASI 55 54. BÖLÜM: BARUT KOKULU ÇARESSİZLİK 56 55. BÖLÜM: PAVYONDAKİ ÖFKE VE GİZLİ GÖZLER 57 56. BÖLÜM: NEZARETTEKİ SIR VE DERİN OPERASYON 58 57. BÖLÜM: GÖLGEDEKİ DİKEN VE KOĞUŞ AĞASI 59 58. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER, YENİ BELALAR 60 59. BÖLÜM: MAHKEME ARFESİ VE BÜYÜK HESAP 61 60. BÖLÜM: KARDEŞ KOKUSU VE İNTİKAM YEMİNİ 62 61. BÖLÜM: RİNG ARACININ KARANLIĞI 63 62. BÖLÜM: AVCININ AV OLDUĞU AN 64 63. BÖLÜM: AVLUDADAKİ PUSLU HESAPLAŞMA 65 64. BÖLÜM: KİRLİ PAZARLIK VE ÖLÜM EMRİ 66 65 . BÖLÜM: KOĞUŞTA KIZIL KIYAMET 67 66. BÖLÜM: HASTANE ABLUKASI VE SOKAKTAKİ TELAŞ 68 67. BÖLÜM: ŞEHRİN KANLI RENGİ 69 68. BÖLÜM: KANLI ŞAFAK 70 69. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ VE BÜYÜK SORU 71 70. BÖLÜM: KURŞUNUN AĞIRLIĞI 72 71. BÖLÜM: KALEMİN KIRILMADIĞI GÜN 73 72. BÖLÜM: KURDUN İNİNE DÖNÜŞÜ 74 73. BÖLÜM: MOTOR SESLERİ VE ESKİ GÜNLER 75 74. BÖLÜM: HESAPTA DURAN RAKAM 76 75. BÖLÜM: GÖLGELERİN İZİNDE 77 76. BÖLÜM: TEMİZ BİR SAYFA 78 77. BÖLÜM: DUYULAN FISILTILAR 79 78. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAN 80 79. BÖLÜM: PARANIN KOKUSU 81 80. BÖLÜM: SINIRIN ÖTESİ 82 81. BÖLÜM: ADLİYENİN SOĞUK KORİDORLARI 83 82. BÖLÜM: YEDDİLERİN İNİ 84 83. BÖLÜM: ALTININ ÖFKESİ 85 84. BÖLÜM: DUMAN ALTI 86 85. BÖLÜM: YERALTININ SATRANCI 87 86. BÖLÜM: YAS VE BARUT 88 87. BÖLÜM: KAHVEDEKİ SESSİZLİK VE İLK KAN 89 88. BÖLÜM: BÜYÜK SEVKİYAT 90 89. BÖLÜM: MEYDANIN ALEVİ 91 90. BÖLÜM: ERİYEN KRALLIK 92 91. BÖLÜM: İKİ YÜZLÜ SÜSÜ 93 92. BÖLÜM: BÜYÜK HESAPLAŞMANIN EŞİĞİ 94 93. BÖLÜM: KALAN KÜLLER VE ANILAR 95 94. BÖLÜM: TOPRAĞIN SOĞUKLUĞU 96 95. BÖLÜM: ŞEYTANIN AVUKATI 97 96. BÖLÜM: KALE YIKILIMI 98 97. BÖLÜM: NEFES NEFESE 99 ÜÇÜNCÜ PERDE\ 98. BÖLÜM: YENİ DÜZEN / SİSLİ SABAH 100 99. BÖLÜM: ACEM TOPRAĞINDAN GELEN RÜZGAR 101 100. BÖLÜM: DOMUZLARIN ARASINDAKİ ASİLZADE 102 101. BÖLÜM: YENİ MERKEZ, YENİ NİZAM 103 102 BÖLÜM: CAMDAN KALE VE SAKLI HESAPLAR 104 103 BÖLÜM: KANLI HESAPLAŞMA VE İNTİKAMIN SOĞUK YÜZÜ 105 104 BÖLÜM: TAVANARASINDAKİ AYAZ 106 105 BÖLÜM: SOĞUK BİFTEK VE KANLI EMRİVAKİ 107 106 BÖLÜM: KÜL VE VİCDAN 108 107 Bölüm : KANLI HAZİNE 109 108 Bölüm : YEMİN VE BARUT 110 109 Bölüm: HESAPSIZ BİR AKŞAM 111 110 Bölüm: İRAN'DAN GELEN GÖLGE 112 111 BÖLÜM: GÖLGE VE GÜNEŞ 113 112 BÖLÜM: GECE VE ZEHİR - ZİL SEYYAT'IN MEKANI 114 113 BÖLÜM: KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ 115 114 BÖLÜM: MASADAKİ İHANET VE KÖRÜN ÖFKESİ 116 115 BÖLÜM: YEŞİLİN İHANETİ VE KÖY YOLU 117 116 BÖLÜM: SON YIKANAN ONUR 118 117 BÖLÜM: KURŞUNUN SESSİZLİĞİ 119 118 BÖLÜM: GÖLGE DÜŞEN OFİS 120 119 BÖLÜM: KURŞUNUN RÜZGARI 121 120 BÖLÜM: REİSİN GÖLGESİNDE 122 121. BÖLÜM: PASLI DİŞLİLER VE KOD ADLI GÖLGELER 123 122. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER - İHSAN ASLANLI'NIN İLK ADIMI 124 123. BÖLÜM: TOPRAĞIN GİZLİ MİRASI 125 124. BÖLÜM: EKRANDAKİ ÇÜRÜME 126 125. BÖLÜM: ESKİ MASA, YENİ İNFAZLAR (1988) 127 126. BÖLÜM: KIZIL ALARM 128 127. BÖLÜM: PAVYONUN GÜLLERİ, MAZOTUN KOKUSU 129 128. BÖLÜM: SABAHIN KESKİN SESSİZLİĞİ 130 129. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 131 130. BÖLÜM: BOŞLUKTA KALAN SESLER 132 131. BÖLÜM: GECEYİ BEKLEYENLER 133 132. BÖLÜM: HASAT ZAMANI 134 133. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ 135 134. BÖLÜM: SOFRADAKİ KİRLİ PARA 136 135. BÖLÜM: GÖLGELERİN EFENDİSİ Bodrum katının o ağır, rutubeti 137 136. BÖLÜM: KIZILCIK SOPASI 138 137. BÖLÜM: BARAUDUN SONU 139 138. BÖLÜM: SABAHIN KİRİ 140 139. BÖLÜM: YOLUN SONUNDAKİ İZ 141 140. BÖLÜM: İZ BIRAKMAYANLAR 142 141. BÖLÜM: GERİ DÖNÜŞ VE TEK BİR İSİM 143 142. BÖLÜM: MEZAR BAŞINDAKİ HESAP 144 143. BÖLÜM: KÜL VE SESSİZLİK 145 144. BÖLÜM: TAKSİDEKİ HAYALET 146 145. BÖLÜM: KÖRÜN SEZGİSİ 147 146. BÖLÜM: SON DANS VE KANLI VEDA 148 147. BÖLÜM: SESSIZLIĞIN ÇIĞLIĞI 149 148. BÖLÜM: GÖLGELERİN HESABI 150 149. BÖLÜM: SON KALANIN SESSİZLİĞİ 151 150. BÖLÜM: KAPILAR AÇILIRKEN 152 151. BÖLÜM: BİR AVUKATIN GÖZYAŞLARI 153 152. BÖLÜM: YOLUN SONU MU, YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI? 154 153. BÖLÜM: DOĞU'NUN GÖLGESİ 155 154. BÖLÜM: GÖLGE TAKİBİ 156 155. BÖLÜM: GÖLGENİN HÜKMÜ 157 156. BÖLÜM: KESİLEN NEFES 158 157. BÖLÜM: ZIRH VE BARUT 159 158. BÖLÜM: SESSİZ GÜÇ 160 159. BÖLÜM: ORMANIN ÇIĞLIĞI 161 160. BÖLÜM (FİNAL): KRALIN SONU

İstanbul’un o kapalı, buz gibi havası sokağın üzerine çökmeye devam ediyordu. Yağmur çiselemeye başlamış, asfaltı ayna gibi parlatıyordu. Kör Mahsun, zırhlı aracının arka koltuğunda, gözlerindeki o koyu renkli gözlükleriyle sessizce oturuyordu. Dünyayı görmüyordu ama sokağın kokusunu, tekerleğin asfalta vuruşundaki ritmi bile milimetrik olarak hissediyordu. Yanındaki adamı direksiyonu kırıp sanayideki kendi mekanlarına doğru arabayı sürüyordu.

"Sessizliği Bozan Telefon"
Arabanın içindeki o derin sessizlik, ön konsolda titreyen ve yüksek sesle çalan telefonla bölündü. Mahsun, kafasını milimetrik bir hareketle o tarafa doğru çevirdi. Kulakları anında tetikteydi.

Kör Mahsun: "Bak bakalım aslanım... Kimmiş bu saatte bizi arayan dertli?"

Adamı uzanıp telefonu eline aldı, ekrandaki isme bakınca yutkunamadı. Sesi bir anda ciddileşti, arkaya doğru döndü.

Adam: "Raci Sırhan efendim... Büyük masa arıyor."

Kör Mahsun: "Hemen... Hemen bana ver telefonu."

Mahsun, adamının elinden telefonu aldı, kulağına götürdü. Yüzündeki o sakin ama mesafeli ifadeyi bozmadan, ses tonunu Raci Sırhan’ın ağırlığına göre ayarladı.

Kör Mahsun: "Buyrun efendim... Saygılar."

"Hattın Ucundaki Büyük Masanın Sesi"
Telefonun ucundan Raci Sırhan’ın o derinden gelen, her kelimesi insanı tartan yaşlı ama kudretli sesi duyuldu.

Raci Sırhan: "Benim gözü dünyayı görmeyip, yerin yedi kat altındaki fısıltıyı bile herkesten önce duyan dostum Mahsun... Nasılsın, ne alemdesin?"

Kör Mahsun: "Sağ olun efendim, hürmetler ederim. Çok şükür, sokağın gürültüsünü dinliyoruz her zamanki gibi. Sizin sağlığınız, keyfiniz yerindedir inşallah."

Raci Sırhan: "Sağlığa duacıyız da Mahsun, keyif bırakmıyorlar adamda. İhsan yanımdaydı az önce. Geldiler, Ercüment’in yeraltındaki o kanlı defterini önüme koydular. Şehir hareketli, sular bulanık."

Kör Mahsun: "Duyduk efendim... İhsan Reis sokağın adaletini yerine getirmiş. Ercüment hak ettiğini buldu."

Raci Sırhan: "O mevzu masada kapandı zaten. Ama şimdi daha büyük, daha derin bir mesele var. Mahsun, hemen benim mekana gel. Malikâneye geç, acil bir konu hakkında baş başa konuşmalıyız. Senin o duyan kulaklarına, sokağın altını bilen aklına ihtiyacım var bu ara."

Kör Mahsun: "Elbette efendim, baş üstüne. Lafınızın üstüne laf olmaz. Hemen yola çıkıyorum."

Raci Sırhan: "Bekliyorum, gözlerinden öperim."

"Rota Değişiyor"
Telefon kapandı. Kör Mahsun telefonu yan koltuğa bıraktı, derin bir nefes alarak gözlüklerini eliyle hafifçe düzeltti. Raci Sırhan’ın bu saatte onu bizzat ayağına çağırması, İhsan’ın yaptığı hamleden sonra sokağın kartlarının yeniden dağıtılacağının açık bir nişanesiydi.

Adam: (Dikiz aynasından Mahsun’a bakarak) "Hayırdır abi? Ne oldu, bir sıkıntı mı var?"

Kör Mahsun: (Öne doğru hafifçe eğildi, sesi çelik gibi sertti) "Dön oğlum... Rotayı hemen değiştir. Sanayiyi geç, Boğaz hattına, büyük reisin yanına, Raci Sırhan’ın malikânesine gidiyoruz. Büyük masa bizi bekler, gaza bas."

Adamı hemen direksiyonu kırdı, araba tekerlekleri hafifçe gıcırdatarak yönünü Boğaz’a doğru çevirdi. İstanbul’un o puslu sabahında, büyük masadaki fırtınaya bir büyük aktör daha dahil oluyordu.

Zırhlı araç, Raci Sırhan’ın Boğaz’a nazır malikânesinin avlusuna yanaştığında yağmur hızını iyice artırmıştı. Araçtan inen Kör Mahsun, her zamanki gibi etrafındaki hiçbir şeyi görmüyordu ama sokağın kokusunu, yağmurun mermere vuruş sesini ve kapıdaki korumaların nefes alışverişini bile milimetrik olarak seziyordu. Siyah gözlüklerinin arkasındaki o dipsiz karanlıkla, adımlarını hiç şaşırmadan büyük salona doğru ilerledi.

"Büyük Salonda Baston Sesi"
Kör Mahsun, yüksek tavanlı salonun eşiğinden içeri adımını attı. Elindeki o ağır, gümüş başlıklı abanoz bastonunu mermer zemine sertçe vurdu.

TAK!

Ses, salonun duvarlarında yankılanırken Raci Sırhan oturduğu koltukta dikleşti. Mahsun, bastonunu bir kez daha yere vurarak Raci’nin oturduğu yöne doğru döndü ve başıyla derin bir selam verdi.

Kör Mahsun: "Selamün aleyküm Raci Bey... Çağırmışsınız, emir telakki ettik, ikiletmeden geldik efendim."

Raci Sırhan: "Aleyküm selam Mahsun, hoş geldin. Geç otur şöyle şöminenin karşısına, ısın biraz. Hava leş gibi dışarıda."

Mahsun, adımları ezberindeymiş gibi gidip tam Raci’nin karşısındaki tekli koltuğa yerleşti. Bastonunu iki elinin arasına alıp dik tuttu.

Raci Sırhan: "Eee, anlat bakalım Mahsun. Önce senin şu işleri güçleri bir konuşalım. Nasıl gidiyor restoran işleri? Piyasada senin mekanların üstüne et yapan yer yok diyorlar, parayı kırıyorsun yine."

Kör Mahsun: (Hafifçe tebessüm ederek kafasını salladı) "Eksik olmayın efendim, çok şükür. Ticaret kendi tıkırtısında dönüyor. Restoranlar tıklım tıklım, lezzeti de kıvamı de yerinde. Bizim işimiz sokağı doyurmak, sokağın nabzını tutmak. Parası pulu bir yana, masanın bereketi sizden geliyor efendim."

"Yeraltından Gelen Kül Kokusu"
Raci Sırhan’ın yüzündeki o babacan ifade anında kayboldu, yerini yeraltının o soğuk ve acımasız ciddiyetine bıraktı. Elindeki tesbihi masaya bıraktı.

Raci Sırhan: "Mekanların bereketi yerinde de Mahsun... Sokağın bereketi kaçtı. Ercüment ölmüş. Kalemini kırmışlar herifin."

Kör Mahsun, her şeyi duyan kulaklarına rağmen bu haberi Raci’nin ağzından bu kadar net duymayı beklemiyordu. Gözlüklerinin arkasından kaşlarını çattı, yüzü gerildi. Harbiden şaşırmıştı.

Kör Mahsun: "Yapma be efendim... Ercüment mi? Kim, nasıl cüret etmiş ona? Ne zaman oldu bu mevzu, nerede kıstırmışlar çakalı?"

Raci Sırhan: "Dün gece Mahsun, dün gece... İhsan Aslanlı çıkmış hapisten, durmamış. Gitmiş Ercüment’in saklandığı yeri bulmuş. Hem de nerede biliyor musun? Şehrin altında, o eski demiryolu tünellerinin, şantiyelerin yeraltı sığınaklarında. İhsan ve adamları tüneli cehenneme çevirmiş, Ercüment’i de bir tabuta çivileyip diri diri yakmışlar. Külleri bile kalmamış herifin."

Kör Mahsun: (Derin bir nefes alıp bıyıklarının altından söylendi) "Vay anam vay... İhsan harbi büyük oynamış. Ercüment yerin altına saklanıp kurtulacağını sandı demek. Ama İhsan’ın öfkesi toprağı da delmiş."

"Boş Kalan Koltuk ve İlyas Kanbeyli önerisi"
Raci Sırhan ayağa kalktı, şömineye doğru iki adım atıp alevleri seyretti. Sırtı Mahsun’a dönükken içindeki o asıl asıl büyük derdi dışarı vurdu.

Raci Sırhan: "Ercüment’in ölümü umrumda değil, hak etti ve cezasını buldu. Ama sorun şu ki Mahsun; Ercüment bizim silah işlerinin, o büyük gümrük sevkiyatlarının başındaydı. Şimdi o koltuk boş kaldı. Oraya öyle sıradan bir tetikçi, mahalle kabadayısı koyamam. Masanın düzenini bozmayacak, o gümrükteki çarkı tıkır tıkır işletecek biri lazım. Kimi koysam diye düşünüyorum sabahtan beri."

Kör Mahsun, bastonunun gümüş başlığını parmaklarıyla hafifçe tıkladı. Kafasında sokağın bütün isimlerini anında tarttı ve aranan o kusursuz ismi buldu.

Kör Mahsun: "Efendim... Eğer müsaade ederseniz, benim aklımda tam bu işe layık, o koltuğun ağırlığını kaldıracak bir isim var. Kurşunu da bilir, hesabı kitabı da."

Raci Sırhan: (Arkasına dönüp Mahsun’a baktı) "Kimmiş o? Söyle bakalım."

Kör Mahsun: "İlyas Kanbeyli efendim... Henüz 30 yaşlarında, genç bir çocuk ama kafası zehir gibi çalışır. Silah işlerinden de, gümrüğün o karmaşık bürokrasisinden de, yeraltının raconundan da çok iyi anlar. Gözü karadır ama hamle yaparken bin kere düşünür. Ercüment gibi sağı solu yakıp yıkmaz, sessiz sedasız işini yürütür. Eğer o silah ve gümrük işlerinin başına İlyas’ı koyarsanız, masanın tek bir kuruşu bile zayi olmaz efendim."

Raci Sırhan, Mahsun’un bu önerisini duyunca gözlerini kıstı. "İlyas Kanbeyli" ismini kafasında tartmaya, değerlendirmeye başladı. Mahsun’un kulakları yanılmazdı, onun önerdiği adamda mutlaka bir cevher olurdu.