155. bölüm · Hesap Günü

153. BÖLÜM: DOĞU'NUN GÖLGESİ

Keskin Kalem

Bölümler
1 Giriş 2 1 Perde| 1 BÖLÜM: KAN VE MÜREKKEP 3 2. BÖLÜM: KURDUN SOFRASI, TİLKİNİN PLANI 4 3. BÖLÜM: GÜNEŞİN ALTINDAKİ GÖLGELER 5 4. BÖLÜM: SON VAZİFE (GASSALIN SESSİZLİĞİ) 6 5. BÖLÜM: SOĞUK ODA (İFADE TUTANAKLARI) 7 6. BÖLÜM: MAVİ İPLİĞİN DÜĞÜMÜ 8 7 BÖLÜM: KIRIK DÜŞLER SOKAĞI 9 8. BÖLÜM: ABi KARDEŞ SOFRASI 10 9. BÖLÜM: PASLI MAKAS, KESKİN HESAP 11 10. BÖLÜM: ZİFİRİ SABAH 12 11. BÖLÜM: MİRASIN GÖLGESİ 13 12. BÖLÜM: GÜNEŞİN SON ŞARKISI 14 13. BÖLÜM: NEON ALTINDAKİ ENGEREK 15 14. BÖLÜM: MAVİ VE KIRMIZI 16 15. BÖLÜM: BÜYÜK DAVET 17 16. BÖLÜM: TER, KAN VE VEFA 18 17. BÖLÜM: GÜN ORTASINDA KIYAMET 19 18. BÖLÜM: KESKİN VİRAJ 20 19. BÖLÜM: SIRTLAN SOFRASI 21 20. BÖLÜM: KARANLIĞIN ADALETİ VE KÜÇÜK DAHİ 22 21. BÖLÜM: KURDUN ÖFKESİ 23 22. BÖLÜM: KERVANIN SONU 24 23. BÖLÜM: KİRLİ TİCARET VE KANLI GEMİLER 25 24. BÖLÜM: YARALI SIRTLANIN İNİ 26 25. BÖLÜM: SABAH ŞERİFLERİ 27 26. BÖLÜM: SABAHIN KÖRÜNDE AĞIR HESAP 28 27. BÖLÜM: PAVİLYONDA SESSİZLİK VE KIZIL GÜNEŞ 29 28. BÖLÜM: KURTLARIN SESSİZLİĞİ 30 29. BÖLÜM: BOŞ MEYDANIN HAYALETLERİ 31 30. BÖLÜM: KÖRÜN KULAĞI, MAKASIN AĞZI 32 31. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAKİ SESSİZLİK 33 32. BÖLÜM: ASLANIN ÖFKESİ, MAKASIN SOĞUKLUĞU 34 33. BÖLÜM: BEYAZ ODADAKİ SESSİZ ÇIĞLIK 35 34. BÖLÜM: SARI FIRTINA'NIN İSTANBUL SEFERİ 36 35. BÖLÜM: ÇINARIN DÖNÜŞÜ 37 36. BÖLÜM: ZİL SEYYAT'IN DÖNÜŞÜ VE KANLI SABAH 38 37. BÖLÜM: RACONUN ADALETİ 39 38. BÖLÜM: KURDUN SOFRASINDA KAN VAR 40 39. BÖLÜM: KÜL VE KANIT 41 40. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 42 41. BÖLÜM: REİS'İN SOFRASI VE KIRIK KILIÇ 43 42. BÖLÜM: SAVUNMANIN SONU 44 43. BÖLÜM: İHANETİN BEDELİ 45 44. BÖLÜM: KÖKLER VE GÖLGELER 46 45. BÖLÜM: KURDUN İNİNDE SESSİZLİK 47 46. BÖLÜM: GECE ÇÖKERKEN 48 2. PERDE | 47. BÖLÜM: BETON VE BAĞLAMA 49 48. BÖLÜM: KURDUN GÖLGESİ 50 49. BÖLÜM: KURŞUNUN HESABI 51 50. BÖLÜM: DEMİR KAPININ SOĞUK YÜZÜ 52 51. BÖLÜM: BEYAZ YAKA VE KARA DOSYA 53 52. BÖLÜM: KÖRÜN GÖZÜ, KURDUN DİŞİ 54 53. BÖLÜM: KOĞUŞTA BAYRAM HAVASI 55 54. BÖLÜM: BARUT KOKULU ÇARESSİZLİK 56 55. BÖLÜM: PAVYONDAKİ ÖFKE VE GİZLİ GÖZLER 57 56. BÖLÜM: NEZARETTEKİ SIR VE DERİN OPERASYON 58 57. BÖLÜM: GÖLGEDEKİ DİKEN VE KOĞUŞ AĞASI 59 58. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER, YENİ BELALAR 60 59. BÖLÜM: MAHKEME ARFESİ VE BÜYÜK HESAP 61 60. BÖLÜM: KARDEŞ KOKUSU VE İNTİKAM YEMİNİ 62 61. BÖLÜM: RİNG ARACININ KARANLIĞI 63 62. BÖLÜM: AVCININ AV OLDUĞU AN 64 63. BÖLÜM: AVLUDADAKİ PUSLU HESAPLAŞMA 65 64. BÖLÜM: KİRLİ PAZARLIK VE ÖLÜM EMRİ 66 65 . BÖLÜM: KOĞUŞTA KIZIL KIYAMET 67 66. BÖLÜM: HASTANE ABLUKASI VE SOKAKTAKİ TELAŞ 68 67. BÖLÜM: ŞEHRİN KANLI RENGİ 69 68. BÖLÜM: KANLI ŞAFAK 70 69. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ VE BÜYÜK SORU 71 70. BÖLÜM: KURŞUNUN AĞIRLIĞI 72 71. BÖLÜM: KALEMİN KIRILMADIĞI GÜN 73 72. BÖLÜM: KURDUN İNİNE DÖNÜŞÜ 74 73. BÖLÜM: MOTOR SESLERİ VE ESKİ GÜNLER 75 74. BÖLÜM: HESAPTA DURAN RAKAM 76 75. BÖLÜM: GÖLGELERİN İZİNDE 77 76. BÖLÜM: TEMİZ BİR SAYFA 78 77. BÖLÜM: DUYULAN FISILTILAR 79 78. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAN 80 79. BÖLÜM: PARANIN KOKUSU 81 80. BÖLÜM: SINIRIN ÖTESİ 82 81. BÖLÜM: ADLİYENİN SOĞUK KORİDORLARI 83 82. BÖLÜM: YEDDİLERİN İNİ 84 83. BÖLÜM: ALTININ ÖFKESİ 85 84. BÖLÜM: DUMAN ALTI 86 85. BÖLÜM: YERALTININ SATRANCI 87 86. BÖLÜM: YAS VE BARUT 88 87. BÖLÜM: KAHVEDEKİ SESSİZLİK VE İLK KAN 89 88. BÖLÜM: BÜYÜK SEVKİYAT 90 89. BÖLÜM: MEYDANIN ALEVİ 91 90. BÖLÜM: ERİYEN KRALLIK 92 91. BÖLÜM: İKİ YÜZLÜ SÜSÜ 93 92. BÖLÜM: BÜYÜK HESAPLAŞMANIN EŞİĞİ 94 93. BÖLÜM: KALAN KÜLLER VE ANILAR 95 94. BÖLÜM: TOPRAĞIN SOĞUKLUĞU 96 95. BÖLÜM: ŞEYTANIN AVUKATI 97 96. BÖLÜM: KALE YIKILIMI 98 97. BÖLÜM: NEFES NEFESE 99 ÜÇÜNCÜ PERDE\ 98. BÖLÜM: YENİ DÜZEN / SİSLİ SABAH 100 99. BÖLÜM: ACEM TOPRAĞINDAN GELEN RÜZGAR 101 100. BÖLÜM: DOMUZLARIN ARASINDAKİ ASİLZADE 102 101. BÖLÜM: YENİ MERKEZ, YENİ NİZAM 103 102 BÖLÜM: CAMDAN KALE VE SAKLI HESAPLAR 104 103 BÖLÜM: KANLI HESAPLAŞMA VE İNTİKAMIN SOĞUK YÜZÜ 105 104 BÖLÜM: TAVANARASINDAKİ AYAZ 106 105 BÖLÜM: SOĞUK BİFTEK VE KANLI EMRİVAKİ 107 106 BÖLÜM: KÜL VE VİCDAN 108 107 Bölüm : KANLI HAZİNE 109 108 Bölüm : YEMİN VE BARUT 110 109 Bölüm: HESAPSIZ BİR AKŞAM 111 110 Bölüm: İRAN'DAN GELEN GÖLGE 112 111 BÖLÜM: GÖLGE VE GÜNEŞ 113 112 BÖLÜM: GECE VE ZEHİR - ZİL SEYYAT'IN MEKANI 114 113 BÖLÜM: KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ 115 114 BÖLÜM: MASADAKİ İHANET VE KÖRÜN ÖFKESİ 116 115 BÖLÜM: YEŞİLİN İHANETİ VE KÖY YOLU 117 116 BÖLÜM: SON YIKANAN ONUR 118 117 BÖLÜM: KURŞUNUN SESSİZLİĞİ 119 118 BÖLÜM: GÖLGE DÜŞEN OFİS 120 119 BÖLÜM: KURŞUNUN RÜZGARI 121 120 BÖLÜM: REİSİN GÖLGESİNDE 122 121. BÖLÜM: PASLI DİŞLİLER VE KOD ADLI GÖLGELER 123 122. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER - İHSAN ASLANLI'NIN İLK ADIMI 124 123. BÖLÜM: TOPRAĞIN GİZLİ MİRASI 125 124. BÖLÜM: EKRANDAKİ ÇÜRÜME 126 125. BÖLÜM: ESKİ MASA, YENİ İNFAZLAR (1988) 127 126. BÖLÜM: KIZIL ALARM 128 127. BÖLÜM: PAVYONUN GÜLLERİ, MAZOTUN KOKUSU 129 128. BÖLÜM: SABAHIN KESKİN SESSİZLİĞİ 130 129. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 131 130. BÖLÜM: BOŞLUKTA KALAN SESLER 132 131. BÖLÜM: GECEYİ BEKLEYENLER 133 132. BÖLÜM: HASAT ZAMANI 134 133. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ 135 134. BÖLÜM: SOFRADAKİ KİRLİ PARA 136 135. BÖLÜM: GÖLGELERİN EFENDİSİ Bodrum katının o ağır, rutubeti 137 136. BÖLÜM: KIZILCIK SOPASI 138 137. BÖLÜM: BARAUDUN SONU 139 138. BÖLÜM: SABAHIN KİRİ 140 139. BÖLÜM: YOLUN SONUNDAKİ İZ 141 140. BÖLÜM: İZ BIRAKMAYANLAR 142 141. BÖLÜM: GERİ DÖNÜŞ VE TEK BİR İSİM 143 142. BÖLÜM: MEZAR BAŞINDAKİ HESAP 144 143. BÖLÜM: KÜL VE SESSİZLİK 145 144. BÖLÜM: TAKSİDEKİ HAYALET 146 145. BÖLÜM: KÖRÜN SEZGİSİ 147 146. BÖLÜM: SON DANS VE KANLI VEDA 148 147. BÖLÜM: SESSIZLIĞIN ÇIĞLIĞI 149 148. BÖLÜM: GÖLGELERİN HESABI 150 149. BÖLÜM: SON KALANIN SESSİZLİĞİ 151 150. BÖLÜM: KAPILAR AÇILIRKEN 152 151. BÖLÜM: BİR AVUKATIN GÖZYAŞLARI 153 152. BÖLÜM: YOLUN SONU MU, YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI? 154 153. BÖLÜM: DOĞU'NUN GÖLGESİ 155 154. BÖLÜM: GÖLGE TAKİBİ 156 155. BÖLÜM: GÖLGENİN HÜKMÜ 157 156. BÖLÜM: KESİLEN NEFES 158 157. BÖLÜM: ZIRH VE BARUT 159 158. BÖLÜM: SESSİZ GÜÇ 160 159. BÖLÜM: ORMANIN ÇIĞLIĞI 161 160. BÖLÜM (FİNAL): KRALIN SONU

İstanbul'un kenar mahallelerinden birinde, yüksek duvarlarla çevrili, ağır bir tütsü ve kaliteli tütün kokusunun sindiği o ihtişamlı köşkte, İranlı Rahim Sırdani masasında oturuyordu. Karşısında, üzerinde Raci Sırhan'ın mührünün bulunduğu gümüş bir tepside, dumanı tüten kahvesi duruyordu. Pencereden dışarıya, şehrin grileşen siluetine bakarken gözlerinde derin bir huzursuzluk vardı.

Kapı tıklandı. En güvendiği adamı, telaşlı adımlarla içeri girdi.

Adam: "Ağam, durumlar hiç iyi değil. Raci Sırhan gitti, diğerleri desen zaten toprak oldu. Masa bomboş kaldı. Bizim eroinler gümrükte tıkandı, sınır geçişi bekliyor. Amerika'daki alıcılar 'mal nerede?' diye yakamıza yapıştı. Raci'yle anlaşmıştık, parayı verdik, malın yarısı depolarda çürüyor!"

Rahim Sırdani, kahvesinden ağır bir yudum aldı. Gözlerini adamının üzerinden ayırmadan, sakin ama bir o kadar da tehlikeli bir tonla konuştu.

Rahim Sırdani: "Sabr کن (Sabr kon - Sabret). Şeitaana... Acele işe sadece şeytan karışır. Raci gitti, evet. Ama bu piyasa boşluk kabul etmez. Yine de bu sessizlik... Çe qadar saket... Bu sessizlik hiç hayra alamet değil. Fırtına öncesi sessizliğe benziyor."

Adam: "Ağam, piyasa allak bullak! Herkes birbirini vuruyor. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Ne yapacağız bu malları? Sınırı geçiremezsek, hem para hem itibar kaybederiz."

Rahim Sırdani ayağa kalktı, odada ağır adımlarla yürümeye başladı. Elleri arkasında birleşmişti.

Rahim Sırdani: "Söyle bana, bu curcunada kim öne çıkıyor? Raci'nin koltuğuna kim göz dikti?"

Adam: (Yutkunarak) "Ağam, herkes fısıldaşıyor. Yeni bir isim var. Murat Saygın diyorlar. Yıllar önce gitmişti, şimdi hapisten dönmüş. İstanbul'un yeni reisi o olacakmış, herkes onun emrine giriyor dedikoduları dönüyor."

Rahim Sırdani, duyduğu ismin ağırlığıyla bir an duraksadı. İsmi yavaşça dilinin ucunda evirip çevirdi.

Rahim Sırdani: "Murat Saygın... Esme-şo naşnide-am (Adını duymadım). Yeni bir efendi mi? İn İstanbul, hemişe mahzere... (Bu İstanbul, her zaman bir oyun alanı). Madem yeni reis bu Murat Saygın, o zaman onunla tanışmak gerekir. Raci'yle olan hesabımızı yeni defterde nasıl tutarız, ona bakacağız."

Adam: "Ağam, riskli değil mi? İhsan denen bir deli de piyasada, her yeri patlatıyor. İki ateş arasında kalmayalım?"

Rahim Sırdani: (Sert bir bakış fırlattı) "Biz ateşin içinde doğduk evlat. Man haraş na-mi-tarsam. (Ben kavgadan korkmam). İhsan, sadece bir piyon. Murat Saygın ise... Eğer o gerçekten bu şehrin yeni reisi ise, malımızı sınırdan geçirecek tek anahtar da o demektir. Hemen haber uçurun. İstanbul'un yeni reisiyle bir akşam yemeğinde buluşmak istediğimi iletin. Eğer gelmezse, o zaman kendi yolumuzu çizeriz."

Adam: "Peki ya İhsan ağa? Ya bizim malları o ele geçirirse?"

Rahim Sırdani: "İhsan... O kendi cenazesiyle uğraşıyor. Murat Saygın'a söyleyin; Rahim Sırdani'nin selamı var. Züd bibaşid (Çabuk olun). Eğer İstanbul yeni bir reise hazırlanıyorsa, o reis benimle olan ticaretini bozmamayı iyi öğrenmeli."

Rahim Sırdani, odadaki loş ışıkta, masasının üzerindeki mühürlü kağıtlara baktı. İstanbul, eski bir oyuncuyu daha sahneye çağırıyordu. Ama Rahim için önemli olan isimler değil, o malların Amerika'ya ulaşmasıydı. Eğer Murat Saygın bu oyunu bozarsa, Rahim Sırdani'nin İstanbul'a geliş sebebi sadece "ticaret" olmayacaktı.

Rahim Sırdani ve adamları, karartılmış camlı siyah cipin arka koltuğunda şehrin sanayi bölgesine doğru ilerliyordu. Depo, şehrin en pis, en unutulmuş noktalarından birindeydi. Rahim, camdan dışarıdaki yıkık dökük binaları izlerken, parmaklarıyla dizini ritmik bir şekilde dövüyordu.

Rahim Sırdani: (Adamına dönerek, sert bir tonda) "Söyle bakalım, deponun başında kaç kişi var? Çera kassi-ni-midanad? (Neden kimse bir şey bilmiyor?) Malların başında duranlar hâlâ canlı mı, yoksa onlar da Raci'nin kaderini mi paylaştı?"

Adam: "Ağam, deponun başında beş kişi bıraktık. Ama sabahtan beri telsizden ses çıkmıyor. Korkarım ki birileri kokuyu aldı. Oraya gitmek bizim için intihar olabilir ama malları öylece bırakıp gidemeyiz."

Rahim, oturduğu yerde dikleşti. Gözlerinden yayılan buz gibi bakış, arabanın içindeki havayı ağırlaştırdı.

Rahim Sırdani: "İntihar mı? Marg bar to! (Ölüm sana!). Biz bu malları getirene kadar kaç gece dağlarda, kaç gün çöllerde kaldık, biliyor musun? Eğer o eroinler orada çürürse, o deponun başında duran o beş kişiyi, malların üzerine gömerim. Bebin, man şoğli-ro mi-hastam! (Bak, ben işimi istiyorum!)."

Cip, deponun önüne gıcırdayarak durdu. Etrafta derin bir sessizlik vardı; sanki kuşlar bile bu deponun üzerinden uçmaya korkuyordu. Rahim, kapıyı açıp indi. Adımları ağır ve kendinden emindi. Yanındaki dört koruması silahlarını çekmiş, tetikte bekliyordu.

Deponun büyük metal kapısı aralıktı. Rahim, kapıyı ayağıyla sonuna kadar itti. İçerisi, tozu dumana karışmış, ağır bir küf kokusuyla doluydu.

Rahim Sırdani: "Hey! Kimse var mı?"

Sesin yankısı deponun içinde kayboldu. Rahim, köşede duran büyük eroin çuvallarının yanına gitti. Çuvallar yerli yerinde duruyordu, ellediğinde sertliğini hissetti.

Rahim Sırdani: "Mallar burada. Hoda-ra şokr! (Çok şükür). Ama adamlar nerede? Kocast-and in-ha? (Neredeler bunlar?)"

O sırada, deponun loş köşesindeki büyük rafın arkasından bir inilti duyuldu. Rahim, adamlarına işaret etti. Bir koruma koşarak rafın arkasına geçti ve bağırdı: "Ağam! Burada biri var, ama... ama yaşamıyor!"

Rahim yanlarına gitti. Depoda bekleyen beş adamı da birbirine bağlanmış, ağızları bantlanmış bir şekilde, sanki bir mesaj verir gibi öldürülmüştü.

Adam: (Dehşet içinde) "Ağam, bunları kim yaptı? Herkesin kafasında tek bir delik var. Çok profesyonel..."

Rahim Sırdani, cesetlerin üzerindeki bir işarete odaklandı. Duvarın üzerine kanla küçük, kırmızı bir kuş figürü çizilmişti. Bu, "Şirket"in imzasından başka bir şey değildi.

Rahim Sırdani: (Dişlerinin arasından tıslayarak) "Bize mesaj veriyorlar. İn har-kasi-e... (Bu her kimse)... bizim mallara dokunmamışlar, ama sahiplerine dokunmuşlar. Demek Raci'nin boşluğunu dolduranlar, bizi de bu oyunun bir parçası yapmaya çalışıyor."

Rahim, çuvallardan birini eline aldı ve sertçe yere fırlattı.

Rahim Sırdani: "Malları yükleyin. Hemen! Bu deponun kapısından çıktığımız an, İstanbul'un haritası değişecek. Murat Saygın mı, İhsan mı, yoksa o Şirket denen o yılanlar mı... Kim olursa olsun, Rahim Sırdani'nin mallarına el uzatmanın bedelini kanla ödeyecek. Gom şavid! (Hadi kaybolun buradan!)."

Depodaki adamlar, cansız bedenleri görmezden gelerek malları taşımaya başladı. Rahim ise deponun çıkışında, karanlık sokaklara bakarak sigarasını yaktı. İstanbul, onun için artık sadece ticaret değil, bir savaş alanıydı. Ve o, bu savaşın en kanlı cephesini bizzat açmaya hazırdı.