72. bölüm · Hesap Günü

71. BÖLÜM: KALEMİN KIRILMADIĞI GÜN

Keskin Kalem

Bölümler
1 Giriş 2 1 Perde| 1 BÖLÜM: KAN VE MÜREKKEP 3 2. BÖLÜM: KURDUN SOFRASI, TİLKİNİN PLANI 4 3. BÖLÜM: GÜNEŞİN ALTINDAKİ GÖLGELER 5 4. BÖLÜM: SON VAZİFE (GASSALIN SESSİZLİĞİ) 6 5. BÖLÜM: SOĞUK ODA (İFADE TUTANAKLARI) 7 6. BÖLÜM: MAVİ İPLİĞİN DÜĞÜMÜ 8 7 BÖLÜM: KIRIK DÜŞLER SOKAĞI 9 8. BÖLÜM: ABi KARDEŞ SOFRASI 10 9. BÖLÜM: PASLI MAKAS, KESKİN HESAP 11 10. BÖLÜM: ZİFİRİ SABAH 12 11. BÖLÜM: MİRASIN GÖLGESİ 13 12. BÖLÜM: GÜNEŞİN SON ŞARKISI 14 13. BÖLÜM: NEON ALTINDAKİ ENGEREK 15 14. BÖLÜM: MAVİ VE KIRMIZI 16 15. BÖLÜM: BÜYÜK DAVET 17 16. BÖLÜM: TER, KAN VE VEFA 18 17. BÖLÜM: GÜN ORTASINDA KIYAMET 19 18. BÖLÜM: KESKİN VİRAJ 20 19. BÖLÜM: SIRTLAN SOFRASI 21 20. BÖLÜM: KARANLIĞIN ADALETİ VE KÜÇÜK DAHİ 22 21. BÖLÜM: KURDUN ÖFKESİ 23 22. BÖLÜM: KERVANIN SONU 24 23. BÖLÜM: KİRLİ TİCARET VE KANLI GEMİLER 25 24. BÖLÜM: YARALI SIRTLANIN İNİ 26 25. BÖLÜM: SABAH ŞERİFLERİ 27 26. BÖLÜM: SABAHIN KÖRÜNDE AĞIR HESAP 28 27. BÖLÜM: PAVİLYONDA SESSİZLİK VE KIZIL GÜNEŞ 29 28. BÖLÜM: KURTLARIN SESSİZLİĞİ 30 29. BÖLÜM: BOŞ MEYDANIN HAYALETLERİ 31 30. BÖLÜM: KÖRÜN KULAĞI, MAKASIN AĞZI 32 31. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAKİ SESSİZLİK 33 32. BÖLÜM: ASLANIN ÖFKESİ, MAKASIN SOĞUKLUĞU 34 33. BÖLÜM: BEYAZ ODADAKİ SESSİZ ÇIĞLIK 35 34. BÖLÜM: SARI FIRTINA'NIN İSTANBUL SEFERİ 36 35. BÖLÜM: ÇINARIN DÖNÜŞÜ 37 36. BÖLÜM: ZİL SEYYAT'IN DÖNÜŞÜ VE KANLI SABAH 38 37. BÖLÜM: RACONUN ADALETİ 39 38. BÖLÜM: KURDUN SOFRASINDA KAN VAR 40 39. BÖLÜM: KÜL VE KANIT 41 40. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 42 41. BÖLÜM: REİS'İN SOFRASI VE KIRIK KILIÇ 43 42. BÖLÜM: SAVUNMANIN SONU 44 43. BÖLÜM: İHANETİN BEDELİ 45 44. BÖLÜM: KÖKLER VE GÖLGELER 46 45. BÖLÜM: KURDUN İNİNDE SESSİZLİK 47 46. BÖLÜM: GECE ÇÖKERKEN 48 2. PERDE | 47. BÖLÜM: BETON VE BAĞLAMA 49 48. BÖLÜM: KURDUN GÖLGESİ 50 49. BÖLÜM: KURŞUNUN HESABI 51 50. BÖLÜM: DEMİR KAPININ SOĞUK YÜZÜ 52 51. BÖLÜM: BEYAZ YAKA VE KARA DOSYA 53 52. BÖLÜM: KÖRÜN GÖZÜ, KURDUN DİŞİ 54 53. BÖLÜM: KOĞUŞTA BAYRAM HAVASI 55 54. BÖLÜM: BARUT KOKULU ÇARESSİZLİK 56 55. BÖLÜM: PAVYONDAKİ ÖFKE VE GİZLİ GÖZLER 57 56. BÖLÜM: NEZARETTEKİ SIR VE DERİN OPERASYON 58 57. BÖLÜM: GÖLGEDEKİ DİKEN VE KOĞUŞ AĞASI 59 58. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER, YENİ BELALAR 60 59. BÖLÜM: MAHKEME ARFESİ VE BÜYÜK HESAP 61 60. BÖLÜM: KARDEŞ KOKUSU VE İNTİKAM YEMİNİ 62 61. BÖLÜM: RİNG ARACININ KARANLIĞI 63 62. BÖLÜM: AVCININ AV OLDUĞU AN 64 63. BÖLÜM: AVLUDADAKİ PUSLU HESAPLAŞMA 65 64. BÖLÜM: KİRLİ PAZARLIK VE ÖLÜM EMRİ 66 65 . BÖLÜM: KOĞUŞTA KIZIL KIYAMET 67 66. BÖLÜM: HASTANE ABLUKASI VE SOKAKTAKİ TELAŞ 68 67. BÖLÜM: ŞEHRİN KANLI RENGİ 69 68. BÖLÜM: KANLI ŞAFAK 70 69. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ VE BÜYÜK SORU 71 70. BÖLÜM: KURŞUNUN AĞIRLIĞI 72 71. BÖLÜM: KALEMİN KIRILMADIĞI GÜN 73 72. BÖLÜM: KURDUN İNİNE DÖNÜŞÜ 74 73. BÖLÜM: MOTOR SESLERİ VE ESKİ GÜNLER 75 74. BÖLÜM: HESAPTA DURAN RAKAM 76 75. BÖLÜM: GÖLGELERİN İZİNDE 77 76. BÖLÜM: TEMİZ BİR SAYFA 78 77. BÖLÜM: DUYULAN FISILTILAR 79 78. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAN 80 79. BÖLÜM: PARANIN KOKUSU 81 80. BÖLÜM: SINIRIN ÖTESİ 82 81. BÖLÜM: ADLİYENİN SOĞUK KORİDORLARI 83 82. BÖLÜM: YEDDİLERİN İNİ 84 83. BÖLÜM: ALTININ ÖFKESİ 85 84. BÖLÜM: DUMAN ALTI 86 85. BÖLÜM: YERALTININ SATRANCI 87 86. BÖLÜM: YAS VE BARUT 88 87. BÖLÜM: KAHVEDEKİ SESSİZLİK VE İLK KAN 89 88. BÖLÜM: BÜYÜK SEVKİYAT 90 89. BÖLÜM: MEYDANIN ALEVİ 91 90. BÖLÜM: ERİYEN KRALLIK 92 91. BÖLÜM: İKİ YÜZLÜ SÜSÜ 93 92. BÖLÜM: BÜYÜK HESAPLAŞMANIN EŞİĞİ 94 93. BÖLÜM: KALAN KÜLLER VE ANILAR 95 94. BÖLÜM: TOPRAĞIN SOĞUKLUĞU 96 95. BÖLÜM: ŞEYTANIN AVUKATI 97 96. BÖLÜM: KALE YIKILIMI 98 97. BÖLÜM: NEFES NEFESE 99 ÜÇÜNCÜ PERDE\ 98. BÖLÜM: YENİ DÜZEN / SİSLİ SABAH 100 99. BÖLÜM: ACEM TOPRAĞINDAN GELEN RÜZGAR 101 100. BÖLÜM: DOMUZLARIN ARASINDAKİ ASİLZADE 102 101. BÖLÜM: YENİ MERKEZ, YENİ NİZAM 103 102 BÖLÜM: CAMDAN KALE VE SAKLI HESAPLAR 104 103 BÖLÜM: KANLI HESAPLAŞMA VE İNTİKAMIN SOĞUK YÜZÜ 105 104 BÖLÜM: TAVANARASINDAKİ AYAZ 106 105 BÖLÜM: SOĞUK BİFTEK VE KANLI EMRİVAKİ 107 106 BÖLÜM: KÜL VE VİCDAN 108 107 Bölüm : KANLI HAZİNE 109 108 Bölüm : YEMİN VE BARUT 110 109 Bölüm: HESAPSIZ BİR AKŞAM 111 110 Bölüm: İRAN'DAN GELEN GÖLGE 112 111 BÖLÜM: GÖLGE VE GÜNEŞ 113 112 BÖLÜM: GECE VE ZEHİR - ZİL SEYYAT'IN MEKANI 114 113 BÖLÜM: KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ 115 114 BÖLÜM: MASADAKİ İHANET VE KÖRÜN ÖFKESİ 116 115 BÖLÜM: YEŞİLİN İHANETİ VE KÖY YOLU 117 116 BÖLÜM: SON YIKANAN ONUR 118 117 BÖLÜM: KURŞUNUN SESSİZLİĞİ 119 118 BÖLÜM: GÖLGE DÜŞEN OFİS 120 119 BÖLÜM: KURŞUNUN RÜZGARI 121 120 BÖLÜM: REİSİN GÖLGESİNDE 122 121. BÖLÜM: PASLI DİŞLİLER VE KOD ADLI GÖLGELER 123 122. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER - İHSAN ASLANLI'NIN İLK ADIMI 124 123. BÖLÜM: TOPRAĞIN GİZLİ MİRASI 125 124. BÖLÜM: EKRANDAKİ ÇÜRÜME 126 125. BÖLÜM: ESKİ MASA, YENİ İNFAZLAR (1988) 127 126. BÖLÜM: KIZIL ALARM 128 127. BÖLÜM: PAVYONUN GÜLLERİ, MAZOTUN KOKUSU 129 128. BÖLÜM: SABAHIN KESKİN SESSİZLİĞİ 130 129. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 131 130. BÖLÜM: BOŞLUKTA KALAN SESLER 132 131. BÖLÜM: GECEYİ BEKLEYENLER 133 132. BÖLÜM: HASAT ZAMANI 134 133. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ 135 134. BÖLÜM: SOFRADAKİ KİRLİ PARA 136 135. BÖLÜM: GÖLGELERİN EFENDİSİ Bodrum katının o ağır, rutubeti 137 136. BÖLÜM: KIZILCIK SOPASI 138 137. BÖLÜM: BARAUDUN SONU 139 138. BÖLÜM: SABAHIN KİRİ 140 139. BÖLÜM: YOLUN SONUNDAKİ İZ 141 140. BÖLÜM: İZ BIRAKMAYANLAR 142 141. BÖLÜM: GERİ DÖNÜŞ VE TEK BİR İSİM 143 142. BÖLÜM: MEZAR BAŞINDAKİ HESAP 144 143. BÖLÜM: KÜL VE SESSİZLİK 145 144. BÖLÜM: TAKSİDEKİ HAYALET 146 145. BÖLÜM: KÖRÜN SEZGİSİ 147 146. BÖLÜM: SON DANS VE KANLI VEDA 148 147. BÖLÜM: SESSIZLIĞIN ÇIĞLIĞI 149 148. BÖLÜM: GÖLGELERİN HESABI 150 149. BÖLÜM: SON KALANIN SESSİZLİĞİ 151 150. BÖLÜM: KAPILAR AÇILIRKEN 152 151. BÖLÜM: BİR AVUKATIN GÖZYAŞLARI 153 152. BÖLÜM: YOLUN SONU MU, YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI? 154 153. BÖLÜM: DOĞU'NUN GÖLGESİ 155 154. BÖLÜM: GÖLGE TAKİBİ 156 155. BÖLÜM: GÖLGENİN HÜKMÜ 157 156. BÖLÜM: KESİLEN NEFES 158 157. BÖLÜM: ZIRH VE BARUT 159 158. BÖLÜM: SESSİZ GÜÇ 160 159. BÖLÜM: ORMANIN ÇIĞLIĞI 161 160. BÖLÜM (FİNAL): KRALIN SONU

Hastanenin o keskin dezenfektan kokusu, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yerini barut ve takım elbise kumaşının o ağır kokusuna bırakıyordu. İhsan Aslanlı, yatağının kenarında oturmuş, günlerdir üzerinde olan o soluk hastane önlüğünden kurtulmuştu. Vuran'ın getirdiği kömür karası takım elbiseyi üzerine geçirdiğinde, aynadaki yorgun ama keskin yüzüne baktı. Artık İhsan Aslanlı geri dönüyordu.

"Koridordaki Karşılaşma"
Odanın kapısı açıldı; dışarıda nöbet tutan iki asker içeriye işaret verdi. İhsan, ceketinin düğmesini ilikleyip dik bir duruşla dışarı adım attı. Tam o sırada, koridorun karşı ucunda tekerlekli sandalyede götürülen, her yanı sargılı birini gördü. Bu, cezaevindeki o kanlı gecede İhsan'a gelen bıçağın önüne kendini atan Merdan'dı. Merdan iyileşmişti ama gideceği yer yine o dört duvardı; jandarmalar onu cezaevine geri götürmek için hazırlık yapıyordu.

İhsan Aslanlı: (Askerlere dönerek) "Komutanım, iki dakika müsaade edin. Bu aslan parçası benim canımı kurtardı, bir helalleşelim."

Askerler birbirine baktı, İhsan'ın o sarsılmaz duruşu karşısında hafifçe başlarını sallayıp geri çekildiler.

"Can Borcu ve Söz"
İhsan, Merdan'ın yanına kadar yürüdü ve önünde hafifçe eğildi. Merdan, solgun yüzüyle gülümsedi; gözlerinde sadakatin o saf ışığı vardı.

İhsan Aslanlı: "Bak hele bizim aslana... Ayakta duracak halin yok ama gözlerin hala çakmak çakmak. Merdan, sen o gece benim için kendini bıçağın önüne attın ya... Ben bu iyiliğini, bu delikanlılığını asla unutmayacağım. Sen artık benim öz kardeşimsin."

Merdan: (Kısık bir sesle) "Feda olsun reisim... Senin canın sağ olsun da, biz gerekirse bin kere daha yatarız o bıçağın altına."

İhsan, Merdan'ın omzuna elini koydu ve kulağına doğru eğilerek, sadece onun duyabileceği bir tonda fısıldadı:

İhsan Aslanlı: "Merak etme evlat, bu hastane odasından sonra o beton duvarlar sana dar gelecek. Sözüm söz; üç aydan önce çıkacaksın o delikten. Ben dışarıdayken kimse seni orada çürütemez. Şimdi git, başını dik tut."

Merdan'ın gözleri parladı. İhsan Aslanlı bir söz verdiyse, o sözün tutulacağını bu alemde herkes bilirdi. Jandarmalar Merdan'ı asansöre doğru götürürken, Merdan arkasına bakıp başıyla selam verdi.

"Adalete Doğru"
İhsan, derin bir nefes alıp yanındaki askerlere döndü.

İhsan Aslanlı: "Tamamdır beyler, gidebiliriz. Bakalım şu mahkeme salonunda kalemimizi kim kırmış, kim birleştirmiş görelim."

Vuran ve Refik Dayı, hastanenin çıkış kapısında siyah zırhlı araçlarla bekliyorlardı. İhsan, hastanenin otomatik kapısından dışarı adımını attığında, güneş gözlerini kamaştırdı ama o durmadı. Artık önünde ne hastane yatağı ne de cezaevi ranzası vardı; sadece hesaplaşılması gereken bir şehir ve diz çökertilmesi gereken düşmanlar vardı.

Siren sesleri eşliğinde konvoy, İstanbul Adliyesi'ne doğru yola çıktı. İhsan, arabanın camından dışarıdaki şehre bakarken mırıldandı:

İhsan Aslanlı: "Bekle beni İstanbul... Sahibi geldi."

Adliye koridorunun soğuk mermerlerinde yankılanan her adım, İhsan'ın bileklerindeki kelepçenin metalik sesiyle birleşiyordu. Yanındaki iki askerin gölgesinde yürürken, İhsan'ın bakışları duvardaki eski bir saate takıldı ve o an zaman kırıldı. 2026'nın o puslu sabahı, yerini 1998'in kavurucu sıcağına bıraktı.

1998: Omuzda Taşınan Hayat
On dört yaşındaki İhsan, okul forması yerine üzerine geçirdiği eski bir tişörtle sokaklardaydı. Elinde ağır bir su damacanasıyla yokuş yukarı kan ter içinde yürüyordu. Kimse ona hakaret etmezdi; semtin esnafı da sakinleri de bu küçük dev adamın ekmek kavgasını bilirdi. Okuldan çıkar çıkmaz su satmaya başlar, her kuruşu eve götürürdü.

Bakkal Mümtaz: "Yorulmadın mı be aslanım? Bırak o damacanayı, gel bir soluklan."

İhsan (14): "Olmaz Mümtaz Amca... Akşama sofraya katık lazım. Durmak yok bize."

Omuzları ağrısa da yüzünde bir gurur vardı. Eve giderken bakkaldan bir kangal salam aldı. Ne de olsa bugün satış iyiydi, kendine bir ödül verebilirdi.

Issız Bir Ev, Sessiz Bir Ziyafet
Eve girdiğinde içerisi her zamanki gibi deterjan kokuyordu. Annesi yine gündelik temizliğe gitmişti. İhsan, boş odalarda biraz gezindi; babası İlyas Aslanlı'nın duvarda asılı duran boks eldivenlerine baktı. Babası, ringde kalbinden vurulduğundan beri ev daha da sessizleşmişti.

Mutfaktaki ahşap masaya oturdu. Salamı özenle dilimledi, taze ekmeğin arasına koyup büyük bir iştahla yedi. Dramatik bir sessizlik hakimdi; sadece saatin tik takları ve dışarıdan gelen çocuk sesleri... O an dünyanın en mutlu insanı gibi hissetse de, içindeki o eksiklik hep oradaydı.

Karanlığın Çöküşü: İkinci Kurşun
Tam son lokmasını yutarken kapı sertçe çalındı. Gelen kapı komşusu Neriman Abla'ydı; gözleri kan çanağı gibiydi.

Neriman Abla: "İhsan... Evladım... Annen... Temizlik yaptığı evin camını silerken..."

İhsan'ın elindeki ekmek parçası yere düştü. Annesi, babasının ardından tutunduğu tek dal, yüksek bir binanın camından düşüp hayatını kaybetmişti. Önce boksör babası ringin ortasında kalbinden vurulmuştu, şimdi ise annesi beton zeminde can vermişti. O on dört yaşındaki çocuğun kalbi, o gün bir daha iyileşmemek üzere nasır tuttu.

2017: Mahkeme Kapısı
Kelepçelerin birbirine çarpma sesi İhsan'ı tekrar o soğuk koridora döndürdü. Askerler "Geldik" dediğinde, devasa mahkeme kapısının önündeydi. İhsan, derin bir nefes alıp omuzlarını dikleştirdi. Bakışları, 1998'deki o yalnız çocuğun bakışlarından çok daha keskindi.

İhsan Aslanlı (İçinden): "Babamı ringde, annemi bir cam kenarında bıraktım... Ama bu sefer değil. Bu sefer kaybetmeyeceğim. Bu mahkemeden ya İhsan Aslanlı olarak çıkarım ya da bu şehri üstüme yıkarım."

Kapılar gıcırdayarak açıldı. İhsan, kelepçeli elleriyle kürsüye doğru yürürken, zihninde hala annesinin temizlediği camların kokusu ve babasının yere düşen kanı vardı.

Adliye koridorundaki uğultu, mübaşirin kapıyı açıp o gür sesiyle bağırmasıyla bıçak gibi kesildi:
"Sanık İhsan Aslanlı! Getirilsin!"

İhsan, iki jandarmanın arasında, bileklerindeki kelepçelerin metalik senfonisi eşliğinde içeri girdi. Salon buz kesti. En ön sırada Vuran, Refik Dayı, Kaya, Kerem ve Artist Faruk adeta bir duvar gibi dizilmişlerdi. Aralarında, nezaretten yeni çıkmış, gözlerinin altı morarmış Sipsi de vardı. Hepsinin gözü İhsan'daydı. Savcı Yarkan'ın koltuğu boştu; yerine vekaleten bakan genç bir savcı dosyaları karıştırıyordu. Raci Sırhan'ın sözü, adliyenin koridorlarında sessizce yürürlüğe girmişti.

"İddianame ve Suçlamalar"
Hakim, gözlüklerinin üzerinden İhsan'a sert bir bakış attı ve önündeki kalın dosyayı açtı.

Hakim: "Sanık İhsan Aslanlı... Hakkındaki iddialar yenilir yutulur cinsten değil. Silah kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, organize suç örgütü kurmak ve yönetmek... Dahası, kamuoyunda infial yaratan Seyfettin Sarı, yeğeni Mirzo Sarı ve Tepeci Fatih cinayetlerinin azmettiricisi olarak buradasın. Diyecek bir şeyin var mı?"

İhsan, kürsüye bir adım yaklaştı. Kelepçeli ellerini hafifçe kaldırıp hakimin gözlerinin içine dik dik baktı. Sesi, mahkeme salonunun tavanında yankılandı.

İhsan Aslanlı: "Sayın Hakim... Şahsıma yapılan bu yakıştırmalar tamamen vasıfsızdır, hükmü yoktur. Ben hayatım boyunca ekmeğimi taştan çıkardım. Üç cinayet, silah, uyuşturucu... Hele o çete kurma masalı! Hepsi kağıt üzerinde uydurulmuş yalanlardır. Bizim kitabımızda uyuşturucuya yer olmaz, silahı da sadece namusumuzu korumak için biliriz. Bu suçlamaların altı boştur, üstü de yalandır."

"Selin'in Savunması: Zarar Gören Müvekkil"
Selin, siyah cübbesinin önünü ilikleyerek ayağa kalktı. Elindeki dosyayı kürsüye doğru uzattı. Kendinden emin, sesi pürüzsüzdü.

Avukat Selin: "Sayın Hakim, müvekkilim İhsan Aslanlı bugün burada bir sanık olarak bulunsa da, aslında dosyanın asıl mağdurudur. İddia makamının sunduğu 'çete' argümanı tamamen bir kurgudan ibarettir. Ercüment Tücarlı ve kardeşi Erkan Tücarlı, müvekkilimin yasal işlettiği mekanları defalarca basmış, canına kastetmiştir. Müvekkilim zarar veren değil, sistemli bir şekilde zarar görendir! Ercüment Tücarlı, kendi işlediği cürümleri ve şehirdeki karanlık trafiği, toplumda bir ağırlığı olan müvekkilim İhsan Aslanlı'nın üzerine yıkarak kendini aklamaya çalışmaktadır. Asıl burada olması gereken, şu an firari olan Tücarlı kardeşlerdir!"

"Kulisler ve Karar"
Hakim, Selin'in sunduğu ek delillere (belki de Raci'nin "düzenlediği" ifadelere) göz attı. Yanındaki diğer iki hakimle fısıldaşmaya başladılar. Salonda nefesler tutulmuştu. Vuran elini tespihine attı, Refik Dayı hafifçe öne eğildi. Hakimler yaklaşık üç dakika süren o bitmek bilmeyen fısıldaşmanın ardından önlerindeki kağıda bir şeyler yazdılar. Hakim tokmağı eline aldı.

Hakim: "Gereği düşünüldü! Sanık İhsan Aslanlı hakkında ileri sürülen uyuşturucu ve silah kaçakçılığı suçlamalarına dair somut ve inandırıcı delil bulunamadığından, sözü edilen cinayetlerle illiyet bağı kurulamadığından ve mevcut delillerin karartılma şüphesi ortadan kalktığından... Beraatine ve derhal tahliyesine karar verilmiştir!"

"Kelepçelerin Düşüşü"
Tokmağın sesi masaya vurduğunda, jandarma uzman çavuş İhsan'ın bileklerindeki kelepçeyi "çıt" diye açtı. İhsan, serbest kalan ellerini ovuşturdu. Arkada Vuran ve diğerleri sessizce ayağa kalktı. Sevinç çığlığı atmadılar; racon, sessiz bir vakarı gerektirirdi.

İhsan, Selin'e döndü ve hafifçe başıyla selam verdi. Ardından boş savcı koltuğuna, Yarkan'ın olmadığı o masaya baktı.

İhsan Aslanlı: (Kendi kendine, fısıldayarak) "Mahkeme bitti... Şimdi sıra kendi adaletinde."

İhsan, adliye kapısından dışarı çıktığında, güneşin altında bekleyen siyah araç konvoyuna doğru yürüdü. Ercüment için yolun sonu, İhsan için ise İstanbul'un yeniden fethi başlıyordu.