36. bölüm · Hesap Günü

35. BÖLÜM: ÇINARIN DÖNÜŞÜ

Keskin Kalem

Bölümler
1 Giriş 2 1 Perde| 1 BÖLÜM: KAN VE MÜREKKEP 3 2. BÖLÜM: KURDUN SOFRASI, TİLKİNİN PLANI 4 3. BÖLÜM: GÜNEŞİN ALTINDAKİ GÖLGELER 5 4. BÖLÜM: SON VAZİFE (GASSALIN SESSİZLİĞİ) 6 5. BÖLÜM: SOĞUK ODA (İFADE TUTANAKLARI) 7 6. BÖLÜM: MAVİ İPLİĞİN DÜĞÜMÜ 8 7 BÖLÜM: KIRIK DÜŞLER SOKAĞI 9 8. BÖLÜM: ABi KARDEŞ SOFRASI 10 9. BÖLÜM: PASLI MAKAS, KESKİN HESAP 11 10. BÖLÜM: ZİFİRİ SABAH 12 11. BÖLÜM: MİRASIN GÖLGESİ 13 12. BÖLÜM: GÜNEŞİN SON ŞARKISI 14 13. BÖLÜM: NEON ALTINDAKİ ENGEREK 15 14. BÖLÜM: MAVİ VE KIRMIZI 16 15. BÖLÜM: BÜYÜK DAVET 17 16. BÖLÜM: TER, KAN VE VEFA 18 17. BÖLÜM: GÜN ORTASINDA KIYAMET 19 18. BÖLÜM: KESKİN VİRAJ 20 19. BÖLÜM: SIRTLAN SOFRASI 21 20. BÖLÜM: KARANLIĞIN ADALETİ VE KÜÇÜK DAHİ 22 21. BÖLÜM: KURDUN ÖFKESİ 23 22. BÖLÜM: KERVANIN SONU 24 23. BÖLÜM: KİRLİ TİCARET VE KANLI GEMİLER 25 24. BÖLÜM: YARALI SIRTLANIN İNİ 26 25. BÖLÜM: SABAH ŞERİFLERİ 27 26. BÖLÜM: SABAHIN KÖRÜNDE AĞIR HESAP 28 27. BÖLÜM: PAVİLYONDA SESSİZLİK VE KIZIL GÜNEŞ 29 28. BÖLÜM: KURTLARIN SESSİZLİĞİ 30 29. BÖLÜM: BOŞ MEYDANIN HAYALETLERİ 31 30. BÖLÜM: KÖRÜN KULAĞI, MAKASIN AĞZI 32 31. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAKİ SESSİZLİK 33 32. BÖLÜM: ASLANIN ÖFKESİ, MAKASIN SOĞUKLUĞU 34 33. BÖLÜM: BEYAZ ODADAKİ SESSİZ ÇIĞLIK 35 34. BÖLÜM: SARI FIRTINA'NIN İSTANBUL SEFERİ 36 35. BÖLÜM: ÇINARIN DÖNÜŞÜ 37 36. BÖLÜM: ZİL SEYYAT'IN DÖNÜŞÜ VE KANLI SABAH 38 37. BÖLÜM: RACONUN ADALETİ 39 38. BÖLÜM: KURDUN SOFRASINDA KAN VAR 40 39. BÖLÜM: KÜL VE KANIT 41 40. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 42 41. BÖLÜM: REİS'İN SOFRASI VE KIRIK KILIÇ 43 42. BÖLÜM: SAVUNMANIN SONU 44 43. BÖLÜM: İHANETİN BEDELİ 45 44. BÖLÜM: KÖKLER VE GÖLGELER 46 45. BÖLÜM: KURDUN İNİNDE SESSİZLİK 47 46. BÖLÜM: GECE ÇÖKERKEN 48 2. PERDE | 47. BÖLÜM: BETON VE BAĞLAMA 49 48. BÖLÜM: KURDUN GÖLGESİ 50 49. BÖLÜM: KURŞUNUN HESABI 51 50. BÖLÜM: DEMİR KAPININ SOĞUK YÜZÜ 52 51. BÖLÜM: BEYAZ YAKA VE KARA DOSYA 53 52. BÖLÜM: KÖRÜN GÖZÜ, KURDUN DİŞİ 54 53. BÖLÜM: KOĞUŞTA BAYRAM HAVASI 55 54. BÖLÜM: BARUT KOKULU ÇARESSİZLİK 56 55. BÖLÜM: PAVYONDAKİ ÖFKE VE GİZLİ GÖZLER 57 56. BÖLÜM: NEZARETTEKİ SIR VE DERİN OPERASYON 58 57. BÖLÜM: GÖLGEDEKİ DİKEN VE KOĞUŞ AĞASI 59 58. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER, YENİ BELALAR 60 59. BÖLÜM: MAHKEME ARFESİ VE BÜYÜK HESAP 61 60. BÖLÜM: KARDEŞ KOKUSU VE İNTİKAM YEMİNİ 62 61. BÖLÜM: RİNG ARACININ KARANLIĞI 63 62. BÖLÜM: AVCININ AV OLDUĞU AN 64 63. BÖLÜM: AVLUDADAKİ PUSLU HESAPLAŞMA 65 64. BÖLÜM: KİRLİ PAZARLIK VE ÖLÜM EMRİ 66 65 . BÖLÜM: KOĞUŞTA KIZIL KIYAMET 67 66. BÖLÜM: HASTANE ABLUKASI VE SOKAKTAKİ TELAŞ 68 67. BÖLÜM: ŞEHRİN KANLI RENGİ 69 68. BÖLÜM: KANLI ŞAFAK 70 69. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ VE BÜYÜK SORU 71 70. BÖLÜM: KURŞUNUN AĞIRLIĞI 72 71. BÖLÜM: KALEMİN KIRILMADIĞI GÜN 73 72. BÖLÜM: KURDUN İNİNE DÖNÜŞÜ 74 73. BÖLÜM: MOTOR SESLERİ VE ESKİ GÜNLER 75 74. BÖLÜM: HESAPTA DURAN RAKAM 76 75. BÖLÜM: GÖLGELERİN İZİNDE 77 76. BÖLÜM: TEMİZ BİR SAYFA 78 77. BÖLÜM: DUYULAN FISILTILAR 79 78. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAN 80 79. BÖLÜM: PARANIN KOKUSU 81 80. BÖLÜM: SINIRIN ÖTESİ 82 81. BÖLÜM: ADLİYENİN SOĞUK KORİDORLARI 83 82. BÖLÜM: YEDDİLERİN İNİ 84 83. BÖLÜM: ALTININ ÖFKESİ 85 84. BÖLÜM: DUMAN ALTI 86 85. BÖLÜM: YERALTININ SATRANCI 87 86. BÖLÜM: YAS VE BARUT 88 87. BÖLÜM: KAHVEDEKİ SESSİZLİK VE İLK KAN 89 88. BÖLÜM: BÜYÜK SEVKİYAT 90 89. BÖLÜM: MEYDANIN ALEVİ 91 90. BÖLÜM: ERİYEN KRALLIK 92 91. BÖLÜM: İKİ YÜZLÜ SÜSÜ 93 92. BÖLÜM: BÜYÜK HESAPLAŞMANIN EŞİĞİ 94 93. BÖLÜM: KALAN KÜLLER VE ANILAR 95 94. BÖLÜM: TOPRAĞIN SOĞUKLUĞU 96 95. BÖLÜM: ŞEYTANIN AVUKATI 97 96. BÖLÜM: KALE YIKILIMI 98 97. BÖLÜM: NEFES NEFESE 99 ÜÇÜNCÜ PERDE\ 98. BÖLÜM: YENİ DÜZEN / SİSLİ SABAH 100 99. BÖLÜM: ACEM TOPRAĞINDAN GELEN RÜZGAR 101 100. BÖLÜM: DOMUZLARIN ARASINDAKİ ASİLZADE 102 101. BÖLÜM: YENİ MERKEZ, YENİ NİZAM 103 102 BÖLÜM: CAMDAN KALE VE SAKLI HESAPLAR 104 103 BÖLÜM: KANLI HESAPLAŞMA VE İNTİKAMIN SOĞUK YÜZÜ 105 104 BÖLÜM: TAVANARASINDAKİ AYAZ 106 105 BÖLÜM: SOĞUK BİFTEK VE KANLI EMRİVAKİ 107 106 BÖLÜM: KÜL VE VİCDAN 108 107 Bölüm : KANLI HAZİNE 109 108 Bölüm : YEMİN VE BARUT 110 109 Bölüm: HESAPSIZ BİR AKŞAM 111 110 Bölüm: İRAN'DAN GELEN GÖLGE 112 111 BÖLÜM: GÖLGE VE GÜNEŞ 113 112 BÖLÜM: GECE VE ZEHİR - ZİL SEYYAT'IN MEKANI 114 113 BÖLÜM: KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ 115 114 BÖLÜM: MASADAKİ İHANET VE KÖRÜN ÖFKESİ 116 115 BÖLÜM: YEŞİLİN İHANETİ VE KÖY YOLU 117 116 BÖLÜM: SON YIKANAN ONUR 118 117 BÖLÜM: KURŞUNUN SESSİZLİĞİ 119 118 BÖLÜM: GÖLGE DÜŞEN OFİS 120 119 BÖLÜM: KURŞUNUN RÜZGARI 121 120 BÖLÜM: REİSİN GÖLGESİNDE 122 121. BÖLÜM: PASLI DİŞLİLER VE KOD ADLI GÖLGELER 123 122. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER - İHSAN ASLANLI'NIN İLK ADIMI 124 123. BÖLÜM: TOPRAĞIN GİZLİ MİRASI 125 124. BÖLÜM: EKRANDAKİ ÇÜRÜME 126 125. BÖLÜM: ESKİ MASA, YENİ İNFAZLAR (1988) 127 126. BÖLÜM: KIZIL ALARM 128 127. BÖLÜM: PAVYONUN GÜLLERİ, MAZOTUN KOKUSU 129 128. BÖLÜM: SABAHIN KESKİN SESSİZLİĞİ 130 129. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 131 130. BÖLÜM: BOŞLUKTA KALAN SESLER 132 131. BÖLÜM: GECEYİ BEKLEYENLER 133 132. BÖLÜM: HASAT ZAMANI 134 133. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ 135 134. BÖLÜM: SOFRADAKİ KİRLİ PARA 136 135. BÖLÜM: GÖLGELERİN EFENDİSİ Bodrum katının o ağır, rutubeti 137 136. BÖLÜM: KIZILCIK SOPASI 138 137. BÖLÜM: BARAUDUN SONU 139 138. BÖLÜM: SABAHIN KİRİ 140 139. BÖLÜM: YOLUN SONUNDAKİ İZ 141 140. BÖLÜM: İZ BIRAKMAYANLAR 142 141. BÖLÜM: GERİ DÖNÜŞ VE TEK BİR İSİM 143 142. BÖLÜM: MEZAR BAŞINDAKİ HESAP 144 143. BÖLÜM: KÜL VE SESSİZLİK 145 144. BÖLÜM: TAKSİDEKİ HAYALET 146 145. BÖLÜM: KÖRÜN SEZGİSİ 147 146. BÖLÜM: SON DANS VE KANLI VEDA 148 147. BÖLÜM: SESSIZLIĞIN ÇIĞLIĞI 149 148. BÖLÜM: GÖLGELERİN HESABI 150 149. BÖLÜM: SON KALANIN SESSİZLİĞİ 151 150. BÖLÜM: KAPILAR AÇILIRKEN 152 151. BÖLÜM: BİR AVUKATIN GÖZYAŞLARI 153 152. BÖLÜM: YOLUN SONU MU, YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI? 154 153. BÖLÜM: DOĞU'NUN GÖLGESİ 155 154. BÖLÜM: GÖLGE TAKİBİ 156 155. BÖLÜM: GÖLGENİN HÜKMÜ 157 156. BÖLÜM: KESİLEN NEFES 158 157. BÖLÜM: ZIRH VE BARUT 159 158. BÖLÜM: SESSİZ GÜÇ 160 159. BÖLÜM: ORMANIN ÇIĞLIĞI 161 160. BÖLÜM (FİNAL): KRALIN SONU

Hastanenin üzerine çöken o kasvetli gece, yerini İstanbul'un nemli ve parlak sabah güneşine bırakmıştı. Koridordaki o ağır Mirza havası dağılmış, yerini hastane telaşına bırakmıştı. İhsan, kafasını duvara yaslamış, sandalyede sızıp kalmışken; Vuran ise koridorun başında karton bardakta soğumuş kahvesini yudumluyordu.

"Gözünüz Aydın!"
Tam o sırada yoğun bakım ünitesinin kapısı hızla açıldı. Dün gece Mirza'nın bakışıyla donup kalan genç hemşire, bu sefer yüzünde kocaman bir tebessümle dışarı fırladı.

Hemşire: "İhsan Bey! Vuran Bey! Gözünüz aydın, Refik Amca uyandı! Değerleri normale dönüyor, bilinci yerinde!"

İhsan, sanki birisi üzerine buzlu su dökmüş gibi yerinden fırladı. Gözlerindeki o yorgun ifade bir anda silindi, yerini çocuksu bir sevince bıraktı.

İhsan: "Ne diyorsun hemşire hanım? Harbi mi? Ulan Vuran, duydun mu? Koca çınar 'yıkılmadım' diyor!"

Vuran: "Duydum abi, duydum! Vallahi bu adamın canı, yedi canlı kedi gibi! Maşallah!"

"Azrail'e Çalım Atan Adam"
Doktorlar kontrollerini bitirdikten sonra kısa süreliğine içeri girmelerine izin verdiler. İhsan ve Vuran, parmak uçlarında yürüyerek odaya girdiler. Refik Amca, burnundaki oksijen hortumuna rağmen hafifçe doğrulmuş, o meşhur "ne oluyor burada" bakışıyla etrafı süzüyordu.

İhsan: (Yatağın yanına çökerek) "Vay vay vay... Kimleri görüyoruz? Refik Efendi, İstanbul'un bütün hastanelerini ayağa kaldırdın, bir rahat vermedin be amca! Azrail'le tavla mı oynuyordun içeride, ne bu hal?"

Refik Amca: (Sesi cılız ama tonu hala sert) "Ulan... İhsan... O Azrail dediğin arkadaşına söyle, zar tutmasın. Tavlayı kapattım eline verdim, geri gönderdim herifi. Ama bu hastane yemeği ne böyle? Bir bardak demli çay getirseniz ciğerim soldu burada."

Vuran: "Amca, çay kolay! Sen bir ayağa kalk, sana Karaköy'ün en kral çayını içirmezsem namerdim. Ama baksana, vuran kurşun sanki gıdıklamış seni, maşallah rengin gelmiş."

Refik Amca: "Beni kurşun değil, sizin bu dırdırınız bitirecek. İhsan, omuzun ne alemde evlat? Benim yüzümden..."

İhsan: (Sözünü keserek) "Bırak şimdi benim omuzu amca. Sen şu an dünyanın en sağlam adamısın. Bak, Seyfo denen o çakal artık yok. Şehir temizlendi. Bir tek şu Mirza denen sarı bir çocuk türedi ama o da senin duanla vız gelir tırıs gider."

"Yallah Dışarı!"
İhsan ve Vuran, Refik Amca'yla gülüşürken kapı sertçe açıldı. İçeriye elinde dosyalarla orta yaşlı, titizliği yüzünden okunan doktor girdi. Manzarayı görünce kaşlarını çattı.

Doktor: "Beyler, ne yapıyorsunuz siz? Burası kahvehane mi? Hasta daha yeni kendine geldi, lütfen hemen dışarı! Adamın tansiyonunu zıplatacaksınız."

İhsan: "Doktor bey, tansiyonu biz değil sevincimiz zıplatır. Bak, adamın yüzüne renk geldi biz girince."

Doktor: "Lütfen İhsan Bey... Rica ediyorum, hastayı rahatsız etmeyin. Dinlenmesi lazım. Yoksa sizi güvenlik zoruyla çıkarmak zorunda kalacağım."

Vuran: (Refik Amca'ya göz kırparak) "Tamam hocam, kızma. Gidiyoruz. Amca, bak doktor amcanın sözünü dinle, o hortumları da çekip çıkarma sakın. Akşama sana kaçak çay getireceğim, çaktırmadan içeriz."

Refik Amca: (Hafifçe gülerek) "Hadi kaybolun... Başım şişti valla. Doktor evladım, al şunları başımdan, huzur ver biraz."

İhsan ve Vuran, doktorun söylenmeleri eşliğinde odadan dışarı çıktılar. Koridora çıktıklarında İhsan'ın yüzündeki gülümseme yerini derin bir ciddiyete bıraktı. Mirza'nın "seni yaşatırım" dediği dünyada, Refik Amca'nın uyanışı İhsan için en büyük zırh olmuştu.

İhsan: "Vuran... Amca uyandı ya, artık ölüm vız gelir. Şimdi şu Ercüment'in ve Mirza'nın hesabını kesme vaktidir. Hazırlan."

Hastanenin otomatik kapıları iki yana açıldığında, İstanbul'un serin sabah havası İhsan'ın yüzüne çarptı. Refik Amca'nın uyanmasının verdiği o kısa süreli huzur, yerini sokağın o bildik, tetikte bekleyen gerginliğine bırakmıştı. Arkalarında dört-beş tane iri yapılı adamla merdivenlerden indiler.

"Gözümüzü Dört Açacağız"
İhsan, adımlarını yavaşlatmadan yanındaki Vuran'a eğildi. Sesi alçak ama bıçak gibi keskindi.

İhsan: "Bak Vuran, Refik Amca uyandı diye gevşemek yok. Bu Mirza denen herif Seyfo'ya benzemez. Adamın bakışında başka bir hesap var. Bundan sonra tuvalete bile tek gitmeyeceksiniz. Her köşe başında, her gölgede bir bit yeniği arayacağız."

Vuran: "Haklısın abi. Herif hastaneye kadar gelip o lafı ettiyse, belli ki boş durmayacak. Çocuklara tembihledim, herkes tetikte."

Siyah zırhlı arazi aracının önüne geldiklerinde, bu sefer direksiyonda Vuran değil, İhsan'ın eski ve sadık adamlarından Cavit oturuyordu. Vuran öne, Cavit'in yanına geçti; İhsan ise her zamanki yerine, arka sağ koltuğa yerleşti.

İhsan: "Sür Cavit... Şöyle sahil yolundan git, biraz nefes alalım."

"Gülüşün Solduğu An"
Araba sessizce akarken, İhsan camı hafifçe aralayıp dışarıyı izlemeye başladı. Refik Amca'nın şakaları hala aklındaydı, yüzünde belli belirsiz bir tebessüm vardı. Vuran da önde Cavit'le şakalaşıyor, "Ulan Cavit, vitesi bile korkarak atıyorsun, bas şu gaza" diye takılıyordu.

Tam o sırada Vuran'ın telefonu, arabanın içindeki neşeyi bıçak gibi kesen o tiz sesle çalmaya başladı. Vuran ekrana baktı, yüzündeki o abili kardeşli gülüş bir anda buz kesti.

Vuran: (Sesi titreyerek) "Efendim... Ne? Lan ne diyorsun sen? Ne zaman oldu?"

İhsan, dikiz aynasından Vuran'ın ensesindeki damarların şiştiğini fark etti. Araba bir anda sessizliğe gömüldü. Vuran telefonu yavaşça indirdi, rengi kireç gibi olmuştu.

İhsan: "Ne oldu Vuran? Kimmiş?"

Vuran: (Zor yutkunarak arkasına döndü) "Abi... Mekanı kurşunlamışlar."

"Restoran Yerle Bir"
İhsan'ın kaşları çatıldı, gözleri birer namluya dönüştü.

İhsan: "Hangi mekanı lan? Hangisini?"

Vuran: "Restoranı abi... Kadıköy'deki ocağı... 'Kimse sağ kalmasın' der gibi taramışlar şerefsizler. Cam çerçeve ne varsa aşağı indirmişler."

İhsan: (Sesi buz kesti) "Ölen var mı? Doğruyu söyle!"

Vuran: "Can kaybı yok çok şükür ama yaralılar var. Garson çocuklardan biri ağır, mutfaktaki çocukların da bacaklarına gelmiş. Tam kahvaltı saati girişmişler içeri."

"Sarı Belanın İlk İmzası"
İhsan arkasına yaslandı, derin bir nefes aldı. Yumruğunu yanındaki koltuğa öyle bir vurdu ki Cavit direksiyonu sıkıca kavradı. İhsan, Mirza'nın hastane koridorundaki o soğukkanlı yüzünü hatırladı: "Seni öldürmem, yaşatırım, pişman ederim."

İhsan: "Mirza..." diye mırıldandı. "Herif dediğini yaptı. Öldürmedi, canımızı acıttı. Evimizden, ekmeğimizden vurdu bizi."

Vuran: "Abi, hemen gidelim mi oraya? Çocuklar bekliyor."

İhsan: (Gözlerini karartarak) "Yok... Cavit, mekana sürme. Önce bir tur atalım, sakinleşelim. Mirza bizi oraya çekip pusuya düşürmek istiyordur. O sarı çakal sanıyor ki biz bu faka basacağız."

İhsan, camı tamamen kapattı. Gözleri şimdi sadece kan görüyordu.

İhsan: "Vuran! Mirza'ya haber gönderen o tefeci Fatih'i bulup getirsinler bana. Madem Mirza oyun başlattı, biz de kuralına göre oynamayacağız. O restoranın her bir mermisine karşılık, Mirza'nın dünyasını başına yıkmazsam bu sokaklar bana haram olsun!"

Cavit, İhsan'ın emriyle gaza yüklendi. Araba İstanbul trafiğinde bir kara gölge gibi süzülürken, artık savaş resmen başlamıştı.