107. bölüm · Hesap Günü
105 BÖLÜM: SOĞUK BİFTEK VE KANLI EMRİVAKİ
Raci Sırhan'ın malikanesinin o devasa salonunda, kristal avizelerin altında sanki bir cenaze sessizliği vardı. Raci, önündeki porselen tabakta duran kanlı bifteğini, büyük bir iştahla, adeta bir düşmanı parçalarcasına kesiyordu. Tam o sırada 40 yıllık sadık adamı Oray, ağır adımlarla kapıya yaklaştı.
Oray: "Efendim, Sani geldi. Kapıda bekletiyorum."
Raci, ağzındaki lokmayı yavaşça çiğnedi, çatalını bıraktı ve ağzını peçeteyle kuruladı.
Raci: "Al içeri Oray. Bekletme, adamı gergin tutmayalım."
Oray, kapıyı araladı ve "Makas" lakaplı Sani'yi içeri aldı. Sani, üzerine tam oturan lacivert ceketi ve ifadesiz yüzüyle içeri girdi. Raci'nin tam karşısında durup hafifçe eğildi.
Sani: "İyi günler efendim."
Raci: (Elini bir koltuğa doğru savurdu) "Otur Sani, otur. Öyle ayakta kalıp bacaklarını yorma. Bir şeyler yermisin? Mutfakta güzel bir şeyler hazırlamışlar."
Sani: "Hayır efendim, sağ olun. İşimiz başımızdan aşkın zaten."
Raci, masadaki şarabından bir yudum aldı, gözlerini Sani'nin üzerine dikti. Artık biftekten ziyade, odadaki hava ağırlaşmıştı.
Raci: "Sani, bu işler iyice çığırından çıktı. Biri oradan mal satıyor, öteki buradan piyasayı karıştırıyor. Ben seni bu uyuşturucu işlerinin başına boşuna mı koydum? Benim tezgahımda başkası nasıl at koşturur?"
Sani, gözlerini bir an bile kırpmadan Raci'nin otoriter bakışlarına karşılık verdi. Sesi düz, ancak bir o kadar da soğuktu.
Sani: "Bilirsiniz efendim, ben kimsenin ekmeğine kan doğramam. Ama bu karışıklık benimle ilgili değil, piyasada el altından iş çeviren köstebeklerle ilgili."
Raci, masaya doğru hafifçe eğildi. Biftek tabağındaki kan, tabağın kenarına doğru süzülüyordu.
Raci: "Bak Sani, ben sana milletin ekmeğini çal, milleti soy demiyorum. Ama senin işine el koymak isteyenin kellesini alacaksın, bu kadar basit. Kendi itibarını da, benim itibarımı da kurtaracaksın. Bu gece... Evet, bu gece tam üç kişiyi istiyorum."
Sani, ciddiyetini bozmadan sordu: "Kim bunlar efendim?"
Raci: "Farklı yerlerde uyuşturucu atölyeleri kurup kendi krallıklarını ilan eden o üç fare. Yerlerini Oray sana verecek. Üçünün de kellesini istiyorum Sani. Bu işi bu gece hallet, yarın sabah uyandığımda o atölyelerin yerinde yeller essin, o adamların da sesi soluğu çıkmasın. Bu piyasada sadece benim borum öter, anladın mı?"
Sani, ayağa kalktı. Söyleyecek başka söz kalmamıştı.
Sani: "Anlaşıldı efendim. Şafak sökmeden hepsi bitmiş olur."
Raci, Sani arkasını dönüp giderken tekrar bifteğinden bir parça kesti. Sani kapıdan çıkarken, Raci'nin çatalının tabaktaki sesi, odadaki tek gürültüydü. İnfaz emri verilmişti; İstanbul'un karanlığı bu gece üç kişi için daha da derinleşecekti.
Sani'nin mekanındaki gerginlik, saat gece yarısını vurunca yerini çelik bir disipline bıraktı. Sani, elindeki koca bahçe bıçağını deri kılıfına yerleştirirken yanındaki iki sadık adamına işaret verdi. Dışarıda, Sani'nin özel timi bekliyordu. Hedefler belliydi; Boran, Cemil ve Derhan. Raci Sırhan'ın "kellesini al" dediği üç isim, artık ölü adamdı.
BİRİNCİ İNFAZ: BORAN
Boran'ın deposu, çevresinde dönen silahlı korumalarla bir kale gibi korunuyordu. Sani ve adamları, siyah araçlarından indikleri an geceyi mermilerin sesi böldü.
Çatışma: Sani'nin adamları depoya giren yolu çapraz ateşe tuttu. Mermiler duvarları parçalarken, Sani mermilerin arasından, bir terzi titizliğiyle yürüyerek ilerledi. Korumalar tek tek yere seriliyordu.
İnfaz: Sani depoya daldığında, Boran iki korumasıyla arkaya kaçmaya çalışıyordu. Sani, Boran'ın korumalarından birini kolundan vurdu, diğerini ise tek hamlede saf dışı bıraktı. Boran köşeye sıkışmıştı.
Boran: "Abi, dur! Yapma, yanlış anladın!"
Sani: (Bıçağı kınından çıkardı) "Dikiş tutmaz artık."
Sani, Boran'ın göğsüne bıçağı sapladı, Boran'ın "Abi..." diye inleyişi duvarlarda yankılandı.
İKİNCİ İNFAZ: CEMİL
Cemil'in rezidansındaki korumalar, binanın girişini tutmuştu. Sani'nin adamları lobideki güvenlik görevlilerini susturmak için sis bombası kullandı.
Çatışma: İçerisi duman altıydı. Sani'nin adamları, korumaların üzerine mermi yağdırırken, Sani asansör boşluğundan binanın üst katına çıktı.
İnfaz: Cemil, yatak odasının kapısını kilitlemişti. Sani kapıyı omuz atıp kırdı. Cemil karşısında Sani'yi görünce donup kaldı.
Cemil: "Abi, ne olur... Allah aşkına yapma!"
Sani: "Allah affeder ben affetmem."
Sani, elindeki bahçe bıçağını Cemil'in omuz başından sapladı. Cemil yere yığıldı, Sani üzerine eğilip bıçağı tek hamlede çekti. Odanın içi sessizliğe büründü.
ÜÇÜNCÜ İNFAZ: DERHAN
Derhan, otoparkın en dip köşesindeydi, çevresinde beş tane eli silahlı koruma vardı. Bu, işin en kanlı kısmıydı.
Çatışma: Sani'nin adamları otoparkın ışıklarını vurdu. Zifiri karanlıkta sadece namlu ağızlarından çıkan ateşler geceyi aydınlatıyordu. Sani'nin adamları korumaları biçerken, Sani karanlığın içinden bir gölge gibi ilerledi.
İnfaz: Sani, Derhan'ın üzerine çullanmaya çalışan son korumayı da etkisiz hale getirip Derhan'ın tepesine dikildi. Derhan, köşeye büzülmüş, titreyerek bakıyordu.
Derhan: "Abi, etme! Ben bi hata ettim, bağışla!"
Sani: "Kumaşın bozuk."
Sani, bıçağı Derhan'ın kalbine doğru düz bir hat şeklinde indirdi. Derhan'ın son nefesi beton zeminde buz kesti.
Sani, otoparktan çıkarken ellerini temiz bir bezle sildi. Adamları yanına geldi, hepsi Sani'ye "Abi" diye selam durdu. İş bitmişti. Raci Sırhan'ın istediği temizlik gerçekleşmişti. Sani, geceye karışırken tek bir cümle kurdu:
Sani: "Piyasayı yeniden biçtik."
