106. bölüm · Hesap Günü

104 BÖLÜM: TAVANARASINDAKİ AYAZ

Keskin Kalem

Bölümler
1 Giriş 2 1 Perde| 1 BÖLÜM: KAN VE MÜREKKEP 3 2. BÖLÜM: KURDUN SOFRASI, TİLKİNİN PLANI 4 3. BÖLÜM: GÜNEŞİN ALTINDAKİ GÖLGELER 5 4. BÖLÜM: SON VAZİFE (GASSALIN SESSİZLİĞİ) 6 5. BÖLÜM: SOĞUK ODA (İFADE TUTANAKLARI) 7 6. BÖLÜM: MAVİ İPLİĞİN DÜĞÜMÜ 8 7 BÖLÜM: KIRIK DÜŞLER SOKAĞI 9 8. BÖLÜM: ABi KARDEŞ SOFRASI 10 9. BÖLÜM: PASLI MAKAS, KESKİN HESAP 11 10. BÖLÜM: ZİFİRİ SABAH 12 11. BÖLÜM: MİRASIN GÖLGESİ 13 12. BÖLÜM: GÜNEŞİN SON ŞARKISI 14 13. BÖLÜM: NEON ALTINDAKİ ENGEREK 15 14. BÖLÜM: MAVİ VE KIRMIZI 16 15. BÖLÜM: BÜYÜK DAVET 17 16. BÖLÜM: TER, KAN VE VEFA 18 17. BÖLÜM: GÜN ORTASINDA KIYAMET 19 18. BÖLÜM: KESKİN VİRAJ 20 19. BÖLÜM: SIRTLAN SOFRASI 21 20. BÖLÜM: KARANLIĞIN ADALETİ VE KÜÇÜK DAHİ 22 21. BÖLÜM: KURDUN ÖFKESİ 23 22. BÖLÜM: KERVANIN SONU 24 23. BÖLÜM: KİRLİ TİCARET VE KANLI GEMİLER 25 24. BÖLÜM: YARALI SIRTLANIN İNİ 26 25. BÖLÜM: SABAH ŞERİFLERİ 27 26. BÖLÜM: SABAHIN KÖRÜNDE AĞIR HESAP 28 27. BÖLÜM: PAVİLYONDA SESSİZLİK VE KIZIL GÜNEŞ 29 28. BÖLÜM: KURTLARIN SESSİZLİĞİ 30 29. BÖLÜM: BOŞ MEYDANIN HAYALETLERİ 31 30. BÖLÜM: KÖRÜN KULAĞI, MAKASIN AĞZI 32 31. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAKİ SESSİZLİK 33 32. BÖLÜM: ASLANIN ÖFKESİ, MAKASIN SOĞUKLUĞU 34 33. BÖLÜM: BEYAZ ODADAKİ SESSİZ ÇIĞLIK 35 34. BÖLÜM: SARI FIRTINA'NIN İSTANBUL SEFERİ 36 35. BÖLÜM: ÇINARIN DÖNÜŞÜ 37 36. BÖLÜM: ZİL SEYYAT'IN DÖNÜŞÜ VE KANLI SABAH 38 37. BÖLÜM: RACONUN ADALETİ 39 38. BÖLÜM: KURDUN SOFRASINDA KAN VAR 40 39. BÖLÜM: KÜL VE KANIT 41 40. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 42 41. BÖLÜM: REİS'İN SOFRASI VE KIRIK KILIÇ 43 42. BÖLÜM: SAVUNMANIN SONU 44 43. BÖLÜM: İHANETİN BEDELİ 45 44. BÖLÜM: KÖKLER VE GÖLGELER 46 45. BÖLÜM: KURDUN İNİNDE SESSİZLİK 47 46. BÖLÜM: GECE ÇÖKERKEN 48 2. PERDE | 47. BÖLÜM: BETON VE BAĞLAMA 49 48. BÖLÜM: KURDUN GÖLGESİ 50 49. BÖLÜM: KURŞUNUN HESABI 51 50. BÖLÜM: DEMİR KAPININ SOĞUK YÜZÜ 52 51. BÖLÜM: BEYAZ YAKA VE KARA DOSYA 53 52. BÖLÜM: KÖRÜN GÖZÜ, KURDUN DİŞİ 54 53. BÖLÜM: KOĞUŞTA BAYRAM HAVASI 55 54. BÖLÜM: BARUT KOKULU ÇARESSİZLİK 56 55. BÖLÜM: PAVYONDAKİ ÖFKE VE GİZLİ GÖZLER 57 56. BÖLÜM: NEZARETTEKİ SIR VE DERİN OPERASYON 58 57. BÖLÜM: GÖLGEDEKİ DİKEN VE KOĞUŞ AĞASI 59 58. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER, YENİ BELALAR 60 59. BÖLÜM: MAHKEME ARFESİ VE BÜYÜK HESAP 61 60. BÖLÜM: KARDEŞ KOKUSU VE İNTİKAM YEMİNİ 62 61. BÖLÜM: RİNG ARACININ KARANLIĞI 63 62. BÖLÜM: AVCININ AV OLDUĞU AN 64 63. BÖLÜM: AVLUDADAKİ PUSLU HESAPLAŞMA 65 64. BÖLÜM: KİRLİ PAZARLIK VE ÖLÜM EMRİ 66 65 . BÖLÜM: KOĞUŞTA KIZIL KIYAMET 67 66. BÖLÜM: HASTANE ABLUKASI VE SOKAKTAKİ TELAŞ 68 67. BÖLÜM: ŞEHRİN KANLI RENGİ 69 68. BÖLÜM: KANLI ŞAFAK 70 69. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ VE BÜYÜK SORU 71 70. BÖLÜM: KURŞUNUN AĞIRLIĞI 72 71. BÖLÜM: KALEMİN KIRILMADIĞI GÜN 73 72. BÖLÜM: KURDUN İNİNE DÖNÜŞÜ 74 73. BÖLÜM: MOTOR SESLERİ VE ESKİ GÜNLER 75 74. BÖLÜM: HESAPTA DURAN RAKAM 76 75. BÖLÜM: GÖLGELERİN İZİNDE 77 76. BÖLÜM: TEMİZ BİR SAYFA 78 77. BÖLÜM: DUYULAN FISILTILAR 79 78. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAN 80 79. BÖLÜM: PARANIN KOKUSU 81 80. BÖLÜM: SINIRIN ÖTESİ 82 81. BÖLÜM: ADLİYENİN SOĞUK KORİDORLARI 83 82. BÖLÜM: YEDDİLERİN İNİ 84 83. BÖLÜM: ALTININ ÖFKESİ 85 84. BÖLÜM: DUMAN ALTI 86 85. BÖLÜM: YERALTININ SATRANCI 87 86. BÖLÜM: YAS VE BARUT 88 87. BÖLÜM: KAHVEDEKİ SESSİZLİK VE İLK KAN 89 88. BÖLÜM: BÜYÜK SEVKİYAT 90 89. BÖLÜM: MEYDANIN ALEVİ 91 90. BÖLÜM: ERİYEN KRALLIK 92 91. BÖLÜM: İKİ YÜZLÜ SÜSÜ 93 92. BÖLÜM: BÜYÜK HESAPLAŞMANIN EŞİĞİ 94 93. BÖLÜM: KALAN KÜLLER VE ANILAR 95 94. BÖLÜM: TOPRAĞIN SOĞUKLUĞU 96 95. BÖLÜM: ŞEYTANIN AVUKATI 97 96. BÖLÜM: KALE YIKILIMI 98 97. BÖLÜM: NEFES NEFESE 99 ÜÇÜNCÜ PERDE\ 98. BÖLÜM: YENİ DÜZEN / SİSLİ SABAH 100 99. BÖLÜM: ACEM TOPRAĞINDAN GELEN RÜZGAR 101 100. BÖLÜM: DOMUZLARIN ARASINDAKİ ASİLZADE 102 101. BÖLÜM: YENİ MERKEZ, YENİ NİZAM 103 102 BÖLÜM: CAMDAN KALE VE SAKLI HESAPLAR 104 103 BÖLÜM: KANLI HESAPLAŞMA VE İNTİKAMIN SOĞUK YÜZÜ 105 104 BÖLÜM: TAVANARASINDAKİ AYAZ 106 105 BÖLÜM: SOĞUK BİFTEK VE KANLI EMRİVAKİ 107 106 BÖLÜM: KÜL VE VİCDAN 108 107 Bölüm : KANLI HAZİNE 109 108 Bölüm : YEMİN VE BARUT 110 109 Bölüm: HESAPSIZ BİR AKŞAM 111 110 Bölüm: İRAN'DAN GELEN GÖLGE 112 111 BÖLÜM: GÖLGE VE GÜNEŞ 113 112 BÖLÜM: GECE VE ZEHİR - ZİL SEYYAT'IN MEKANI 114 113 BÖLÜM: KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ 115 114 BÖLÜM: MASADAKİ İHANET VE KÖRÜN ÖFKESİ 116 115 BÖLÜM: YEŞİLİN İHANETİ VE KÖY YOLU 117 116 BÖLÜM: SON YIKANAN ONUR 118 117 BÖLÜM: KURŞUNUN SESSİZLİĞİ 119 118 BÖLÜM: GÖLGE DÜŞEN OFİS 120 119 BÖLÜM: KURŞUNUN RÜZGARI 121 120 BÖLÜM: REİSİN GÖLGESİNDE 122 121. BÖLÜM: PASLI DİŞLİLER VE KOD ADLI GÖLGELER 123 122. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER - İHSAN ASLANLI'NIN İLK ADIMI 124 123. BÖLÜM: TOPRAĞIN GİZLİ MİRASI 125 124. BÖLÜM: EKRANDAKİ ÇÜRÜME 126 125. BÖLÜM: ESKİ MASA, YENİ İNFAZLAR (1988) 127 126. BÖLÜM: KIZIL ALARM 128 127. BÖLÜM: PAVYONUN GÜLLERİ, MAZOTUN KOKUSU 129 128. BÖLÜM: SABAHIN KESKİN SESSİZLİĞİ 130 129. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 131 130. BÖLÜM: BOŞLUKTA KALAN SESLER 132 131. BÖLÜM: GECEYİ BEKLEYENLER 133 132. BÖLÜM: HASAT ZAMANI 134 133. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ 135 134. BÖLÜM: SOFRADAKİ KİRLİ PARA 136 135. BÖLÜM: GÖLGELERİN EFENDİSİ Bodrum katının o ağır, rutubeti 137 136. BÖLÜM: KIZILCIK SOPASI 138 137. BÖLÜM: BARAUDUN SONU 139 138. BÖLÜM: SABAHIN KİRİ 140 139. BÖLÜM: YOLUN SONUNDAKİ İZ 141 140. BÖLÜM: İZ BIRAKMAYANLAR 142 141. BÖLÜM: GERİ DÖNÜŞ VE TEK BİR İSİM 143 142. BÖLÜM: MEZAR BAŞINDAKİ HESAP 144 143. BÖLÜM: KÜL VE SESSİZLİK 145 144. BÖLÜM: TAKSİDEKİ HAYALET 146 145. BÖLÜM: KÖRÜN SEZGİSİ 147 146. BÖLÜM: SON DANS VE KANLI VEDA 148 147. BÖLÜM: SESSIZLIĞIN ÇIĞLIĞI 149 148. BÖLÜM: GÖLGELERİN HESABI 150 149. BÖLÜM: SON KALANIN SESSİZLİĞİ 151 150. BÖLÜM: KAPILAR AÇILIRKEN 152 151. BÖLÜM: BİR AVUKATIN GÖZYAŞLARI 153 152. BÖLÜM: YOLUN SONU MU, YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI? 154 153. BÖLÜM: DOĞU'NUN GÖLGESİ 155 154. BÖLÜM: GÖLGE TAKİBİ 156 155. BÖLÜM: GÖLGENİN HÜKMÜ 157 156. BÖLÜM: KESİLEN NEFES 158 157. BÖLÜM: ZIRH VE BARUT 159 158. BÖLÜM: SESSİZ GÜÇ 160 159. BÖLÜM: ORMANIN ÇIĞLIĞI 161 160. BÖLÜM (FİNAL): KRALIN SONU

2017 yılının sessiz, puslu bir sabahıydı. İhsan Aslanlı, gözlerini güneşin doğuşuyla açtı. Yatağından bir hamlede doğruldu, gecenin ağırlığını üzerinden atmak için soğuk suyun altına girdi. Duştan çıktığında aynadaki yansımasına baktı; yüzündeki çizgiler, yediği kurşun izleri, her biri bir hikayeydi. Mutfak tezgahına geçti, beyaz bir peynir kalıbını ekmeğin arasına öylece koydu. Bir ısırık aldı. Peynirin tuzu, diliyle damağı arasında erirken, 2017 yılının modern mutfağı bir anda buharlaşıp yerini 2007 yılının Hakkari kırsalındaki o derme çatma, çatlak duvarlı karargaha bıraktı.

2007 - Irak Sınırı, Sabah 06:30

Dışarıda kar fırtınası uğuldayarak barakanın ahşap kapısını zorluyordu. İçeride, İhsan ve tim arkadaşları yere serilmiş bir battaniyenin etrafına toplanmış, zar zor ısınmış bir çaydanlığın etrafında kahvaltı etmeye çalışıyorlardı. Duvarın sıvası yer yer dökülmüş, çatlaklar harita gibi birleşmişti.

Genç Asker: "Komutanım, şu duvarların haline bak hele... Çatlaklardan içeri kar doluyor, yemekhanenin içine kar yağıyor resmen! İnsan bir alçı çeker, bir yama yapar değil mi?"

Yaşlı Komutan: (Çayından bir yudum aldı, sakallarındaki kırağıyı eliyle silkeledi) "Oğlum, bizim zamanımızda yemekhane mi vardı? Yemekhaneyi bırak, baraka bile yoktu. Dağın taşın, kayanın kovuğunun arasıydı bizim soframız. Yağmur yağardı, ekmeği yorganın altına saklardık ıslanmasın diye."

İhsan (23 yaşında): "Komutanım, siz de hep aynı şeyi anlatıyorsunuz. 'Bizim zamanımızda o yoktu, bu yoktu'... E ne vardı peki? İnsan o şartlarda neyle ayakta kalıyordu?"

Komutan, elindeki çatalı bırakıp İhsan'ın gözlerinin içine baktı. Bakışları o kadar derin ve durgundu ki, barakanın içindeki uğultu bir anlığına kesildi.

Yaşlı Komutan: "Ne vardı biliyor musun İhsan? Sevgi vardı, saygı vardı. Kardeşlik vardı. Yediğimiz bir dilim bayat ekmeği dört kişi bölüşürken, kimse 'benim payım küçük' demezdi. Zorluk vardı, evet... Aç kaldık, susuz kaldık ama kimse kimseyi yarı yolda bırakmadı. Şimdi... Şimdi ben sizin gözlerinize bakıyorum, aynısını sizde görüyorum. Sen o ekmeği bölerken, yanındaki çocuğun gözüne bakıyorsun ya, işte o bizim o zamanlar kurduğumuz düzenin aynısı."

İhsan, elindeki ekmeği sıktı. O soğukta, o çatlak duvarların arasında ilk defa içini ısıtan bir duygu hissetti.

İhsan (23 yaşında): "Biz de sizi yarı yolda bırakmayız komutanım. Dağlar bizi unutsa da, biz birbirimizi unutmayız."

Komutan hafifçe gülümsedi, elindeki çayı yuduladı. Tam o sırada masadaki metal çaydanlığın kapağı, içerideki basınçla titreyerek tık tık tık diye vurdu. İhsan, o metal sesine odaklandı...

Tık... Tık... Tık...

İhsan bir an irkildi. Gözlerini açtığında, 2007 yılının o soğuk barakasında değil, 2017 yılının modern ve lüks mutfağındaydı. Elinde tuttuğu peynirli ekmeği masaya bıraktı. Mutfaktaki çay makinesinin kapağı, kaynadığı için aynı ritimle vuruyordu.

İhsan, elini yüzüne götürdü; avuç içleri terlemişti. 10 yıl önceki o dondurucu dağ ayazını, o küçücük barakanın ocağında hala hissedebiliyordu. Pencereden dışarı, İstanbul'un gri sabahına baktı. O günkü kardeşlikten geriye ne kalmıştı? İhsan, mutfaktaki sessizliğin içinde, kendi kendine mırıldandı:

"Sevgi... Saygı... Kardeşlik... Hepsi o dağlarda, o çatlak duvarların arasında kaldı galiba."

İhsan, mutfağın soğuk mermerine dayanmış, 2007'nin dağ ayazından 2017'nin İstanbul sıcağına yeni yeni alışırken, tezgâhın üzerinde duran telefonu hırçın bir şekilde çalmaya başladı. Ekrandaki isim Vuran'dı. İhsan, derin bir nefes alıp telefonu açtı, sesi sabahın mahmurluğuyla değil, bir kılıcın keskinliğiyle çıktı.

İhsan: "Söyle Vuran, hayırdır?"

Vuran (Telefonda): "Abi, rahatsız ettim kusura bakma ama bir mevzu var. Bizim kapıya bir herif geldi. 'Refik Dayı'nın yeğeniyim' diyor, içeri girmek için ısrar ediyor. Ne yapayım, paketleyip atayım mı yoksa?"

İhsan'ın gözleri bir anlığına kısıldı, mutfaktaki pencereden dışarı, boş sokağa baktı. Refik Dayı... Yıllar önce işlenen o kanlı hesabın, kapanan o defterin ismiydi.

İhsan: "Refik Dayı'nın yeğeni mi? Öyle mi dedi?"

Vuran: "Aynen abi. 'Amcamın emanetini devralmaya geldim' diyor, tipinde de bir hayır yok ama lafı uzatıyor."

İhsan: (Sesi buz gibiydi, alaycı bir gülüşle karışık) "Peki bunca zaman neredeymiş? Biz Refik Dayı'nın intikamını alırken, o herif hangi delikte saklanıyormuş? Biz ocağına ateş düşürenin cezasını keserken, o neredeymiş?"

Vuran: "Bilmiyorum abi, valla pek öteceğini de sanmıyorum. Kapıda bekletiyorum, senin iki dudağının arasına bakıyorum."

İhsan: (Telefonu sıkıca kavradı) "Tamam, kimseye dokunma. Sakın hareket çekmesin, elini kolunu bağlamasın. Geliyorum, o 'yeğen' kimmiş, amcasının hesabını sormaya mı gelmiş, yoksa başka bir hesap görmeye mi, yüzüne karşı göreceğiz. Kapat."

İhsan telefonu masaya fırlattı. Üzerine siyah deri ceketini geçirdi, belindeki silahı kontrol etti. Ayna karşısında durduğunda, yansımasında 2007'nin o kararlı askerini değil, 2017'nin her şeye hazırlıklı, gözü kara adamını görüyordu. Refik Dayı'nın yeğeni... Eğer bu bir oyunsa, İhsan bu oyunu daha başlamadan bitirmeye kararlıydı.

Evden çıkarken arkasında bıraktığı sessizlik, yaklaşan fırtınanın habercisi gibiydi. Kapıyı kilitlediğinde, İstanbul'un sabah trafiğinin gürültüsü onu bekliyordu; ama onun kafasında tek bir isim vardı: Refik.

İhsan, arabanın gazına yüklendiğinde İstanbul'un gri asfaltı tekerleklerinin altında eriyor gibiydi. Aklı, Refik Dayı'nın hastane odasındaki son anlarındaydı; o gün hastane koridorlarında yemin etmişti, "Seni bu yatakta bırakmayacağım Dayı, hesabını bu şehre tek tek ödeteceğim" demişti. Öyle de yapmıştı. O gece, Refik'in kanına giren kim varsa, İhsan hepsinin sonunu getirmişti.

Vuran'ın beklediği depo binasının önüne geldiğinde frenleri sertçe sıktı. Vuran hemen kapıyı açtı, yüzünde endişeli bir ifade vardı.

Vuran: "Abi, içeride. Adamın üzerinde bir şey yok, aradık. Ama bakışları değişik, sanki intikam için gelmemiş de... Başka bir şey söylemeye gelmiş gibi."

İhsan: (Arabadan indi, ceketin önünü ilikledi) "İntikam için gelse zaten kapıya değil, namlunun ucuna gelirdi Vuran. Bakalım bu 'yeğen' hangi masalı anlatacak."

İhsan, deponun ağır demir kapısını tek hamlede itti. İçeride, loş ışığın altında bir adam ayakta bekliyordu. Gençti, Refik Dayı'ya hiç benzemiyordu ama gözlerindeki o hırçınlık, o tanıdık "dayı" bakışı İhsan'ı bir an için duraksattı. Adam, İhsan'ı görünce hafifçe gülümsedi. Bu bir saygı gülüşü değildi; bu, bir sırrı bilen adamın rahatlığıydı.

İhsan: (Adama doğru ağır adımlarla yürüdü, sesi deponun içinde yankılandı) "Refik Dayı'nın yeğeni... Öyle mi? Ben onunla onca yıl ekmek yedim, su içtim. Bir kere bile senden bahsettiğini duymadım. Şimdi söyle bakalım, Refik toprağa gireli yıllar oldu, sen hangi rüzgarla, hangi borcu tahsil etmeye geldin?"

Adam, İhsan'ın gözlerinin içine korkusuzca baktı.

Adam: "Amcamın intikamını aldığını herkes biliyor İhsan Aslanlı. O geceki o yedi babayı nasıl indirdiğini, kanı nasıl temizlediğini cümle alem biliyor. Ama amcamın hastanede ölmeden önce sakladığı şeyi... Onu sadece ben biliyorum."

İhsan durdu. Deponun içindeki sessizlik ağırlaştı. İhsan, "emanet" meselesinin sadece kan davası olmadığını, işin içinde Refik'in sakladığı başka bir defter olduğunu hissetti.

İhsan: "Sakladığı şey mi? Refik'in tek emaneti bendim. Konuş... Yoksa o emaneti sana yediririm."

İhsan, adamın üzerine doğru bir adım daha attı. Depodaki gerilim, bıçakla kesilecek kadar sertleşmişti. Refik Dayı'nın ölümüyle kapanan o kanlı defter, şimdi bu adamın tek bir cümlesiyle tekrar açılıyordu.